Logo EurActiv.com.tr

Sarkozy genişleme karşıtı sert tutumunda yalnız kaldı

Bookmark and Share
(en) (fr) (de)
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy

09.07.2008
Çek Başbakan Yardımcısı Alexandr Vondra Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Lizbon anlaşmasını Çeklerin onaylamaması halinde Avrupa Birliği (AB) genişleme sürecinin durdurulması gerektiği şeklindeki uyarısını reddederek konuya diğer Avrupa liderlerinin de giderek daha fazla eleştirel yaklaştıklarını söyledi.

Arka plan:

19–20 Haziran’da Brüksel’de toplanan AB zirvesinde Sarkozy baskıları arttırmış ve Çek Cumhuriyeti ile metni bu zamana kadar reddeden diğer hükümetlerin anlaşmayı onaylamamaları durumunda 27 üyeli birliğin genişlemesinin durdurulabileceğin söylemişti.

Sarkozy’nin yorumları tepkiyle karşılanırken zirveye başkanlık ede Slovenya Başbakanı Janez Janša bundan sonraki katılımların anlaşmaya kurban edilmeyeceğini belirtmişti. Polonya Başbakanı Donald Tusk ise Sarkozy’nin yorumlarının “kabul edilemez” olduğunu belirtmişti.

Lizbon anlaşmasının yürürlüğe girmemesi durumunda birlik 27 üyeli bir AB için tasarlanmış Nice anlaşması şartlarına göre idare edilecek. Tek bir üyenin eklenmesinin bile zorlu kararların alınmasını gerekli kılacağı, AB Bakanlar Kurulu’nda nitelikli çoğunluk oylamasına gidilmesinin gerekli olacağı belirtiliyor.

Sarkozy’nin uyarısı AB genelinde özellikle de Lizbon anlaşmasının onay sürecinin güçlüklerle karşılaştığı ülkelerde tepkilere sebep oldu.

Çek Başbakan Yardımcısı Alexandr Vondra 7 Temmuz’da “Bloomberg” haber ajansına yaptığı açıklamada, “Açıkçası bu doğru değil. Genişleme anlaşma olmadan da devam edebilir” ifadesini kullandı. “Bu bir çeşit yalan. Genişleme imkânsız değil. Bu iş sadece siyasi irade gerektiriyor.”

Vondra, Çeklerin bu “siyasi iradeyi” gösterebileceklerini, güney ve güneydoğu Avrupa’ya doğru genişlemenin Ocak ayında başlayacak olan Çek dönem başkanlığı sırasında kendilerinin öncelikli konularından biri olacağını sözlerine ekledi. Ancak genişlemenin devam etmesi gerektiğini söylemek bunu eyleme dönüştürmekten daha kolay. Diplomatlar sık sık Hırvatistan’ın AB’ye kabulünün zor olmayacağını kabul ederken Hırvat katılımına birlik genelinde güçlü destek veriliyor. Ancak diğer aday ülkelerle ilgili öne çıkan görüş bu ülkeler hazır oluncaya kadar genişlemenin bekletilmesi. Bununla birlikte diğer aday ülkelerin hiçbiri orta vadede birliğe katılmaya hazır değil. Bir diplomat Sarkozy’nin bu konudaki tutumunda ısrar etmesi halinde aslında tek kurbanın Hırvatistan olacağını ve Fransa’nın tek başına kaldığını söyledi. EurActiv’e yaptığı açıklamada aynı diplomat bir yanda Paris, diğer yanda Prag ve Varşova’nın birbirlerine söyleyecek çok şeyleri olduğunu ileri sürerek tarafları genişleme konusunu rehin almak yerine kendileri bölen her ne ise onun üzerinde çalışmaları çağırısında bulundu.

Görüşler:

Avrupa Politika Merkezi (ECP) politika analisti Amanda Akçakoca EurActiv’e Sarkozy’nin genişleme sürecini durdurabileceğine inanmadığını söyledi. “Aday ülkelere verilmiş sözler vardır. Bu ülkelere İrlanda anlaşmayı onaylamadı diye eziyet etmek doğru olmaz. Sanırım böyle olabileceğine inanmak gerçeklikten oldukça uzak. İrlanda’nın ‘hayır’ oyu kullanması aday ülkelerin suçu değil. Ve bugünün sonunda ve kısa vadede sadece Hırvatistan’a bakıyor olacaksınız çünkü Türkiye’nin katılımı henüz çok uzakta, tabii o da eğer gerçekleşirse. Yani Makedonya haricinde zaten başka aday ülke de yok ve onlar da müzakere sürecinde değiller.”

Batı Balkanlar konusunda, AB’nin bölgede reform sürecini yavaşlatmasının kendi çıkarına olmadığını ifade eden Akçakoca şunları söyledi: “Sanıyorum üye ülkelerin çoğu hala devam etmekte olan genişleme sürecinin çok gerisindeler ve genişlemeyi durdurmak bir ya da iki üye ülkeden daha fazlasının çabasını gerektirecektir.”

Londra ‘da yerleşik Avrupa Reform Merkezi’nden Hugo Brady ise Sarkozy’nin Lizbon anlaşmasının onaylanmasını sağlamak amacıyla genişlemeyi yem olarak kullandığını ileri sürdü.

“Yasal olarak Hırvatistan’a doğru genişleme mümkündür. Tabii bu durumda Komisyon’un küçültülmesi sorununa çözüm gerekir çünkü Nice anlaşmasına göre AB’nin 27 üyeden daha fazlasına genişlemesi için Komisyon’un küçültülmesi gerekmektedir. Aynı şekilde Hırvatistan’ın katılımını herhangi bir üye ülke engelleyebilir. Fransızlar Çeklere Lizbon anlaşmasını onaylamaktan vazgeçmemeleri konusunda sinyal gönderiyor ve Hırvatistan’ın katılımını pazarlık aracı olarak kullanıyor.”

© EurActiv 2007-2009. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM