Logo EurActiv.com.tr

Sarkozy 79 çingeneyi sınırdışı etti, AB işin peşinde

Bookmark and Share
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy

21.08.2010
Fransız hükümeti, Fransa’da yaşayan çingenelerin ülkelerine iade edilmesine bugün başladı.Ülkelerine gönüllü olarak dönmeye razı olan 79 çingene kendilerine 300'er euro ödenerek Romanya'ya gönderildi. 700 civarındaki çingenenin de ağustos ayı sonuna kadar Fransa dışına çıkarılması planlanıyor. Avrupa Komisyonu Sarkozy'nin bu uygulamasını yakın takibe aldı ve konuyla ilgilenmesi için iki Komisyon üyesi atadı.

Haber

Fransız hükümetinin açıklamasına göre Fransa’da yaşayan çingenelerin ülkelerine iade edilmesine dün başlandı. Ülke çapına yayılmış 51 çingene kampı geçtiğimiz ay dağıtılmıştı. Geri kalan 250 kadar kamp da ekim ayına kadar  aynı kadere maruz kalacak. Ağustos sonuna dek 700 kadar çingenenin uçaklara bindirilip sınırdışı edilmesi bekleniyor.

Ülkelerine gönüllü olarak dönmeye razı olan 79 çingene kendilerine 300'er euro ödenerek Romanya'ya gönderildi. 700 civarındaki çingenenin de ağustos ayı sonuna kadar Fransa dışına çıkarılması planlanıyor.  Fransa’nın Göçmenlerden Sorumlu Bakanı Eric Besson’un Le Monde gazetesine yaptığı açıklamaya göre, adı geçen çingeneler dönmeye kendi istekleriyle karar verdi. Yetişkinler ülkeden ayrılmalarına karşılık 300 Euro nakit alırken çocuklar için 100 Euro verilecek.

Dönenlerin geri gelmesini engellemek için Fransız yetkililer ayrılan kişilerin biyometrik bilgilerini alıp muhafaza etmeyi planlıyor.

AB yasalarına göre çingenelerin Fransa’ya seyahat etme özgürlükleri var, lakin üç aydan fazla kalabilmeleri için mali durumlarının yeterli olduğunu kanıtlamaları gerek. Merkez ve Orta Avrupa’dan, özellikle de Romanya’dan gelen yaklaşık 15.000 çingenenin Fransa’da yaşadığı sanılıyor.

Kampların yıkılması, Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Temmuz sonunda duyurduğu geniş çaplı güvenlik kısıtlama politikasının bir parçası. Bu eylem açıklandığı gibi sol muhalefetten tepki çekmekle birlikte, yakın zamanda cumhurbaşkanının kendi partisi merkez sağ UMP çevrelerinde de eleştirilmeye başlandı.

İç işleri Bakanı Brice Hortefeux alınan kararı 17 Ağustos’ta yaptığı açıklamayla doğrulayarak, “Bir topluluğu damgalamış olmuyoruz, sadece insanların hukuka saygı duymasını sağlıyoruz.” dedi.

Fransız yetkililer geçen sene yaklaşık 10.000 çingenenin Fransa’dan sınırdışı edilerek Bulgaristan ve Romanya’ya yollandığına dikkat çekti.

Besson kendi adına konuşarak iade edilen bazı kişiler “yasaların buyurduğu üzere” geri dönebilecek dedi, lakin “yasal olmayan bir şekilde yerleşmelerine izin verilmeyecek, hele de para dönüşlerinin desteklenmesi söz konusu bile değil”.

Besson aynı zamanda UMP’den bir meslekdaşının yaptığı karşılaştırmayla kampların boşaltılmasının İkinci Dünya Savaşı suçlularının yakalanmasına benzetilmesine tepkide bulundu. Besson Salı günü RTL radyo istasyonunda şu ifadeleri kullandı: “İnsanlarla röportaj yapılıyor, kimlikleri doğrulanıyor ve onlara ana vatanlarına dönebilmeleri için para veriliyor. Lütfen biri bana bunun nasıl olup da İkinci Dünya Savaşı suçlularının toplanmasına benzediğini açıklasın.”

Bu arada Romanya, Fransız politikasından doğabilecek olası sorunlar konusunda endişelerini dile getirdi.

RFI Romanya’ya verdiği bir röportajda Dış İşleri Bakanı Teodor Baconschi, “Popülizme kayarak ekonomik kriz zeminine karşı belli başlı yabancı düşmanlığı tepkilerinin yaratılmasından endişe duyuyorum.” Diyerek ekledi “Eğer suçlama alışverişinde bulunursak ya da etnik grupları topluca suçlarsak, pek de hoş olmayan anıları diriltmiş oluruz. Böylece de çözüm yerine daha fazla gerginlik yaratılmış olur.”

Romanya İç İşleri Bakanlığı’ndan iki yetkili 30 Ağustos’ta çingenelerin entegrasyonu be “suçların nasıl önleneceği” konularında görüşmek için Fransa’ya gidecek.

AB yakından izliyor

Avrupa Komisyonu sözcüsü Amelia Torres tarafından 18  Ağustos'ta yapılan açıklamaya göre, AB ülkeleri kendi topraklarında yaşayan yabancılara ilişkin güvenlik önlemleri almakta servestler ancak yine de Fransa'nın bu uygulaması Komisyon'un Adalet, Temel Haklar ve Vatandaşlıktan Sorumlu üyesi Viviane Reding ile İstihdam, Sosyal İşler ve İçerimden sorumlu Üye László Andor tarafından yakından inceleniyor.

AB yasalarına göre her bir davanın kişisel olarak ele alınması gerekiyor, bu sebeple Fransa'daki bu uygulamanın yasal zemininin ne olduğu henüz netleşmiş değil. Romanya Dışişleri Bakanı Teodor Basconschi Fransa'da, hem de ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde yabancı düşmanlığını körükleyen eylemlerden endişe ettiklerini ifade etti.

Bulgaristan ise şimdilik konuya ilişkin sessiliğini koruyor. 

Prof. Dr. Ayhan Kaya: "Fransa'da yaşananların adı ırkçılıktır ve yabancı düşmanlığıdır"

Fransa'da yaşanan olayları EurActiv Türkiye için değerlendiren Bilgi Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Direktörü ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Kaya şunları kaydetti: 

"St. Aignan'da bulunan Loire Vadisinde bir Romanın jadarmanın açtığı ateş sonrasında öldürülmesiyle birlikte Romanlar ile güvenlik güçleri arasında tüm ülkeyi saran bir takım gerilimler yaşanmaya başladı. Bunun üzerine Nicolas Sarkozy'nin emri ile ülkede bulunan yaklaşık 300 kadar yasal statüye sahip olmayan Roman yerlesim biriminin dağıtılmasına ve Romanların sınır dışı edilmesine başlandı. Bu kişilerin çoğu uzun zamandır Fransa'da yaşayan 'traveller' (yolcu) denen Romanlar olup bir kısmı da Bulgaristan'ın 2007 yılında AB üyeliği ile birlikte seyahat etme özgürlüğüne sahip Bugaristan ve Romanya vatandaşı diğer bir deyişle AB vatandaşı Romanlardır. Ancak bilindigi üzere AB vatandaşlarının baska bir AB ülkesinde uzun süreli ikamet edebilmeleri icin calısma veya ikamet izni edinmeleri gerekiyor. Bulgaristan ve Romanya vatandaşı Romanlarda bu iki iznin de olmadığı görülmektedir.

Ancak durum ne olursa olsun özellikle İtalya, Yunanistan ve Fransa gibi kuzey Akdeniz ülkelerinde Romanlara yönelik ayrımcı tutum ve davranışların yüzlerce yıldır varlığını koruduğu bilinmektedir. AB Komisyonu Romanların yoğunluklu olarak yaşadığı Doğu Avrupa ülkelerine ilişkin bir takım yaptırımlar uygulamak suretiyle Romanlara karşı uygulanan ayrımcı muamelelerin büyük ölçüde önüne geçmiş ancak benzeri sorunların yaşandığı Batı ve Güney Avrupa ülkelerine ilişkin herhangi bir çalışma gerçekleştirilmemiştir.

Fransa'da yaşananların adı ırkçılıktır ve yabancı düşmanlığıdır. İnsan hakları normları gereğince herkesin barınma, yaşam ihtiuyaçlarını karşılama, eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı vardır. Fransa'da Romanlara yapılan ise açıkça insan hakları ihlalidir."

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics