Arka plan
Shell 7 Nisan’da Brüksel’de 2008 yılı Enerji Senaryoları’nın sunumunu yaptı.
Senaryolar iki seçenek sunuyor: “Karışıklık” ve “Planlar”. Yani artan enerji talepleriyle ilgili acı gerçeklere küresel bir cevap ile çevreyle ilgili baskıların ve kaynakların azaltılması.
Karışıklık senaryosu kömüre geri dönüşü ön plana çıkarmak ve çevre politikalarında uzgörü eksikliği ile kaynaklarla ilgili devletler arası rekabet artışı şeklinde karakterize ediliyor. Öte yandan plan senaryosu CO2 yayılmasının 2020 yılına kadar azaltılması, 2050 yılına kadar da 2000 yılındaki seviyesine geri çekilmesi.
Daha temiz kömür
Shell’in hazırladığı planlar senaryosuna göre, dünya enerji tüketiminin 2050 yılına kadar en azından yüzde 60 artması bekleniyor. Bentham ve Fries, bu durumda kamu yetkililerinin karbon tutusu ve depolanması teknolojilerinin geliştirilmesi için fonlar oluşturması gerektiğini belirttiler.
Bentham,” Hali hazırda Avrupa Birliği (AB) politikasıyla karbon tutu ve depolama (CCS) projeleri üretmemiz gerekir ama bunun için finans mekanizmasından yoksunuz gibi bir tutum izliyor. Bu işe yaramaz. Bunun için özel ve kamu finans kesimlerini bir araya getirmeniz gerekir,” diye konuştu.
Yılsonuna kadar Avrupa Komisyonu’nun CCS finansmanına ilişkin teklifler yayımlaması bekleniyor. Teklifin daha önceki Stratejik Enerji Teknoloji Planı‘nın (SET Plan) finansmanın bir parçası olacağı bildiriliyor.
Ancak AB bütçesi 2013 yılın kadar kararlaştırılmış bulunuyor. Kamu yetkilileri CCS gelişimi için gerekli miktarda parayı bir araya getirme konusunda umursamaz davranıyor. Böyle bir durum ise CO2 salımlarının tehlikeli düzeylere ulaşmasını engelleyecek teknolojinin zamanında hazır olamayacağı endişelerine sebep oluyor.
Avrupa bağlamında, Fries birkaç mali seçenek sunuyor. “Ya bütçede buna yer açarsınız ki bu pek mümkün görünmüyor, İngilizlerin yaptığı gibi ileriye dönük bütçeler hazırlarsınız ya da tüketici maliyetlerini arttırırsınız. Böylece CCS’lerin yenilenebilirlerle ilgili sorumluluklarınızı karşılamasına müsaade edersiniz. Yani yenilenebilir yerine düşük karbonlu yükümlülükler olur.”
Bütçe dışı seçenekler arasında CCS teknolojilerinin kullanımıyla CO2 depolanması işlemine daha yüksek bir piyasa değeri vermek. AB Emisyon Ticareti Planı (EU ETS) çerçevesinde enerji şirketlerine CO2 için çoklu krediler temin edilmesi halinde özel sektöre CCS araçlarının kurulumunu kendilerinin karşılamasını sağlamak.
Ancak AB bu seçeneği reddetmiş bulunuyor.
Shell’e elvada mı?
CCS finansmanına ilaveten Shell AB’nin 2013 yılında gözden geçirilmiş EU ETS yürürlüğe girdikten sonra enerji yoğun sanayileri için yeterli koruyucu önlemler almaması halinde gelecekte Avrupalı yatırımları gözden çıkarabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Şirket yetkilileri ayrıca tüm emisyon izinlerinin ücretsiz dağıtım olmaksızın açık arttırmada güçlü şirketler tarafından alınması halinde kendilerinin işlerini bir başka yere kaydırmak zorunda kalacaklarını belirtti.
8 Nisan’da Shell Fransa yöneticisi Christian Balme, “İmkânsız bir durum. Dolayısıyla Shell’in Avrupa’da bundan böyle yatırımı söz konusu olmayacak,” diye konuştu.
Komisyon uluslararası iklim değişikliği görüşmelerinin sera gazı etkilerini azaltacak küresel bir çözüm üretememeleri halinde yeterli derecede koruyucu önlemler sunacağı taahhüdünde bulunuyor. Ancak çoğu sanayi kuruluşu taahhütlerin yetersiz olduğunu ve iklim değişikliği ile ilgili yasalara ilişkin mevcut belirsizliklerin uzun süreli yatırım kararlarını zayıflattığını ifade ediyorlar.







