Logo EurActiv.com.tr

EU JOBS

more offers »

Van Rompuy, üst düzey AB yetkililerinin doğrudan seçilmesine karşı çıktı

Bookmark and Share
(en) (fr)

30.11.2012
Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, 2014 AB seçimlerinde Avrupa Komisyonu Başkanı'nın doğrudan seçilmesinin 'hayalkırıklığını önceden organize etmek' anlamına geleceğini söyledi. Van Rompuy kendi yerine gelecek ismin doğrudan seçilmesinin ise 'daha da absürd' olacağını savundu. Konsey Başkanı'nın sözleri, Avrupa kurumlarında daha fazla demokrasi isteyenleri rahatsız edecek gibi görünüyor.

Van Rompuy'un Çarşamba günü Brüksel'de katıldığı bir konferansta sarf ettiği sözler, çoğunluğu Mayıs 2014'teki Avrupa seçimlerinin bir 'yüz' sahibi olmasını isteyen AB'deki başlıca siyasi grupların tutumuyla ters düşüyor.

Ancak Van Rompuy, gelecek Avrupa seçimlerinde 'Avrupa'nın en üst makam adayının' doğrudan seçilmesinden kaynaklanacak 'büyük meşruiyetin', yapıcı olmayacağı uyarısında bulundu.

Van Rompuy, Belçika Dışişleri Bakanlığı, Bertelsmann Vakfı ve King Baudouin Vakfı tarafından düzenlenen, Avrupa Birliği'nin geleceğiyle ilgili bir konferansta konuştu.

Toplantının amacı, Avrupa'nın Geleceği Grubu Son Raporu'nu, AB uzmanları, Avrupa Parlamentosu üyeleri ve sivil toplum temsilcilerinin de katıldığı daha geniş bir grupla tartışmaktı.

Avrupa'nın Geleceği Grubu, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, Portekiz ve İspanya dışişleri bakanlarından oluşuyor.

11 bakanın tekliflerine göre demokratik meşruiyeti artırmaya yönelik önemli bir adım, tüm siyasi partilerin gelecek AP seçimleri için birer aday belirlemesi ve bu adayın aynı zamanda Komisyon Başkanlığı adayı da olması. Bu fikre en büyük üç siyasi grup da destek veriyor.

'Büyük meşruiyet'

Ancak Van Rompuy, bakanları Birleşmiş Milletler'in Eylül ayındaki Genel Kurulu'nda da uyardığını belirtti.

Van Rompuy, 'Bunu New York'ta söyledim. Bu adama ya da kadına büyük bir meşruiyet sağlıyorsunuz. Ancak en üst düzeydeki makamın yetkilerini aynı tutarsanız, hayalkırıklığını önceden sağlamış olursunuz' dedi. Toplantıda söz konusu bakanlardan Almanya Dışişleri Bakanı Guio Westerwelle ve Belçikalı meslektaşı Didier Reynders de yer alıyordu.

Van Rompuy, Komisyon'un üye ülkeler karşısında daha fazla güce sahip olmaması halinde bu doğrultudaki çabaların başarısızlığa mahkum olduğunu söyledi.

'Eğer bu Komisyon'a verilecek geniş yetkilere paralel gitmeyecekse, unutun gitsin' dedi ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı'nın doğrudan seçilmesiyle ilgili de 'bazı sözler' duyduğunu ekledi.

Van Rompuy, 'Bu daha da absürd. Çünkü o zaman, kendisi de doğrudan seçilen Avrupa Komisyonu Başkanı'nın gerçek rakibi olan bir figür yaratmış oluyorsunuz. [Konsey Başkanı'nın] liderler arasında uzlaşma sağlaması gerekiyor. Siz de ona Konsey üyelerinden daha büyük bir meşruiyet zemini sağlıyorsunuz. Peki o zaman kendisi nasıl bir uzlaşma ya da fikir birliği sağlayacak?' şeklinde konuştu.

'Kurumsal edevat değişikliği'

Van Rompuy aynı zamanda Lizbon Antlaşması ile oluşturulan, kendi makamıyla ilgili söyleriyle de ortamı ısıttı.

Konsey Başkanı'nın 'Birlik'te sorunları yeni kurumlar, yeni işler yaratarak çözme eğilimimiz var. Bu yalnızca bir kez başarılı oldu: Avrupa Birliği Konseyi Başkanlığı'nın tesis edilmesi. Başka da iyi bir örnek bilmiyorum' sözleri gülüşmelere yol açtı.

Devlet ve hükümet başkanları Van Rompuy'u Kasım 2009'da Konsey Başkanı seçmişti.

Van Rompuy aynı zamanda AB antlaşmasında yeni bir değişikliğe gidilmesine de soğuk yaklaştı. Konsey Başkanı, 'Antlaşma değişikliklerinden bahsederken dikkatli olmamız gerekiyor. Elimizde bulunan kaynaklarla, Avrupa antlaşmaları içinde de pek çok şey yapabiliriz. 2014'ün ardından antlaşmalarda neyi değiştirmek istediğimizi açıkça dile getirmeli ve, keyfim kaçtığında 'kurumsal edevat değişiklikleri' dediğim şeyden kaçınmalıyız' dedi.

'Kültürel önyargılar'

Van Rompuy aynı zamanda Birlik içindeki kültürel önyargılardan ve Kuzey ve Güney Avrupa'daki psikolojik farklılıklardan da kaygılı olduğunu söyledi. Ancak Van Rompuy, 22-23 Kasım'daki son zirvede, bütçeye katkısı az ya da çok olan ülkeler arasında homojen bir grup görmediğini dile getirdi.

Van Rompuy, 'Katkısı aldığından, yalnızca sayısal olarak değil, aynı zamanda önem olarak da fazla olanların yarısı geri ödeme talep etmiyor. Aldığı miktar katkısından çok olanların da neredeyse hiçbiri, benim teklif ettiğim kesintilere karşı çıkmadı' dedi.

Konsey Başkanı aynı zamanda Kuzey olarak adlandırılan bölgede de büyük kültürel farklılıklar bulunduğunu öne sürerek, AB'nin Yunanistan'a yardım edip etmemesinin Hollanda'da büyük bir tartışma, Belçika'da ise daha az önemli bir konu olarak görüldüğünü belirtti. Van Rompuy benzer şekilde Fransa'da konu neredeyse hiç tartışılmazken, Yunanistan'a desteğin Almanya'daki siyasi tartışmaların merkezinde yer aldığını aktardı.

Van Rompuy, 'Bu iş Kuzey Güney ayrımından çok daha karışık' dedi.

AB bütçesinin çözümü

Van Rompuy, 2014-2020 bütçesi için er ya da geç bir çözüm bulunacağıyla ilgili olarak iyimser konuştu. Van Rompuy, bu işi ulusal bütçelerin kabul edilmesi sürecine benzetti. Van Rompuy'un kendi ülkesi Belçika'da 2013 bütçesi, 18 saat süren yoğun tartışmaların ardından kabul edilmişti.

Van Rompuy, 'Jean-Luc [Dehaene] ve Didier [Reynders] aynı hükümette değildi, aynı ülkedeydi. Beş, altı ortakla bütçe hazırladık. Masada 27 tarafın bulunduğu ve birkaç saat içinde bütçe hazırlamanız gereken bir ülkede olduğunuzu hayal edin' dedi ve her ülkenin bir koalisyon hükümetini temsil ettiğini ifade ederek, 'Dolayısıyla masada kaç taraf var var bilmiyorum bile' ifadelerinde bulundu.

AB bütçesinin aynı zamanda Avrupa Parlamentosu'nun da onayını alması gerekiyor ve, hiçbir ülkenin sahip olmadığı yedi yıllık bir bütçe.

Van Rompuy, 'Eğer iki aşamada bir anlaşmaya varabilirsek bunu bir başarı sayarım. Bu ihtimali gözardı etmiyorum. Yapılabilir' dedi.

27 egoist

Van Rompuy, bir siyasetçinin 'AB ülkeleri liderlerinin Türk pazarcılar gibi davrandığı' benzetmesine de karşı çıktı.

Van Rompuy, 'Masada 27 tane egoist yok. Eğer bir Başbakan ya da Devlet Başkanı iseniz, elbette ki ulusal çıkarlarınızı korumanız gerekir. Bu yüzden seçildiniz. Ancak sonunda Avrupa'nın çıkarlarını da göz önünde bulundurmanız gerek, çünkü sonuçta bu sizin de çıkarınıza. Bunu yeterince dile getirmiyoruz' dedi.

Van Rompuy aynı zamanda liderleri zirvenin, ikili görüşmelerin yapıldığı ilk gününde ve bir sonraki günde çok farklı gördüğünü söyledi.

Van Rompuy, 'Cuma günü öğlen yemeğinde masada olanların çoğu, Avrupa'nın çıkarlarının da farkındaydı. Her zaman, bu iki yaklaşımın bir karışımı olacaktır' şeklinde konuştu.

Georgi Gotev

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics