Reklam
AB liderleri, 13 Aralık tarihinde Lizbon’da düzenlenen zirvede yeni Antlaşma’yı resmi olarak imzaladı. Artık dikkatler Antlaşma’nın onaylamasına çevrildi. Başta İngiltere olmak üzere birçok ülke yeni Antlaşma’nın onaylanması için referandum baskısı ile karşı karşıya kaldı.
Son gelişmeler ve atılacak adımlar:
- Haziran 2007: AB zirvesinde kurumsal reformlardan Hükümetlerarası Konferans’ın sorumlu olmasına karar verildi
- Temmuz 2007: Portekiz Dönem Başkanlığı, yeni taslak AB “Reform Antlaşması”nın görüşüldüğü Hükümetlerarası Konferans’ı düzenledi.
- 7-8 Eylül 2007: Dışişleri Bakanları, yeni Antlaşma ile ilgili fikir alış verişinde bulundu.
- 5 Ekim 2007: Yasa uzmanları Antlaşma’nın yeni taslak metnini sundu.
- 15 Ekim 2007: Dışişleri Bakanları Lizbon Zirvesi öncesinde biraraya geldi
- 18-19 Ekim 2007: Lizbon’da toplanan gayri resmi AB Zirvesi’nde yeni Antlaşma metni üzerinde antlaşmaya varıldı.
- 13 Aralık 2007: AB liderleri Lizbon’da yeni Antlaşmayı imzaladı.
- 17 Aralık 2007: Macaristan Antlaşma’yı onaylayan ilk ülke oldu.
- Şubat 2008: Avrupa Parlamentosu’nun yeni Antlaşma’yı onaylaması bekleniyor.
- 1 Ocak 2009: “Lizbon Antlaşma”sı 27 ülkenin onaylaması durumunda yürürlüğe girecek.
- Haziran 2009: Avrupa Parlamentosu seçimleri.
Arka plan:
2005 yılında Fransa ve Hollanda’da düzenlenen referandumlarda Anayasa Antlaşması’nın reddedilmesinin ardından, Avrupa vatandaşlarını Avrupa projesi ile bağlarını yeniden kuracak ve Avrupa’nın kaderine karar vermelerini sağlayacak Avrupa’nın geleceği ile ilgili “yansıma süreci (period of reflection)” (Bakınız Anayasa Anlaşması: Yansıma Süreci, Constitutional Treaty: the reflection period) başlatıldı.
Berlin’deki AB’nin 50. yıl kutlamaları sırasında AB liderleri AB’yi “2009 yılında gerçekleştirilecek Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce yenilenmiş ortak bir zemine” oturtmak için söz verdi. (Bakınız, EurActiv 26/03/2007, İng.).
21-23 Haziran tarihleri arasında düzenlenen AB Zirvesi’nde AB liderleri, kurumsal çıkmazın üstesinden gelerek; Almanya Şansölyesi Angela Merkel tarafından AB Anayasası yerine ortaya atılan yeni AB Antlaşması üzerinde anlaşmaya vardı.
Hükümet ve devlet başkanları, Ekim 2007 tarihinde Reform Antlaşması’nın detaylarını kesinleştiren Hükümetlerarası Konferans (IGC) Direktifi’ni de (mandate, İng.) imzaladı. Lizbon (Reform) Antlaşması ise 13 Aralık 2007 tarihinde imzalandı. Antlaşma, 2009 Avrupa seçimleri öncesinde ise onaylanacak.
Gündem başlıkları:
Ana kurumsal yenilikler:
- Konsey kararlarında çifte çoğunluk (double majority) kuralı uygulanacak. Böylece bir AB yasasının kabul edilmesi için üye ülkelerin %55’inin ve AB nüfusunun da %65’inin desteği gerecek. Fakat Polonya’nın karşı çıkmasının üzerine yeni oylama sistemi 2014 yılından sonra uygulanabilecek. Ayrıca kararları engellemeyi daha da kolaylaştıracak şartların uygulamaya sokulabilmesi için 2017 yılına kadar ekstra geçiş süresi de öngörülüyor (Ioannina Bendi).
- Polonya ayrıca protokole Ioannina Bendi’ni de ekletti. Bu sayede azınlıktaki üye ülkeler, azınlıktaki engelleyici (blocking minority) muhalefetin bir talebi olmaması durumunda dahi Konsey’de nitelikli çoğunlukla alınan kararları “belli bir süreliğine” erteleyebilecek. Buna rağmen bu bend Antlaşma metininin içerisine yerleştirilmedi. Bu sayede üye ülkeler bu bendi zorlu Antlaşma değiştirme sürecinden geçmeden değiştirilebilecek.
- Nitelikli çoğunluk oylama sistemi, özellikle sığınma, göç, suçla mücadelede polis ve adli işbirliği de dahil olmak üzere 40 adet politika alanını kapsayacak şekilde genişletilecek;
· Altı ay yerine 2,5 yıllık yenilenebilir dönemler şeklinde AB Zirveleri’nin ev sahipliğini yürütecek Daimi Konsey Başkanlığı;
- AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve dış ilişkilerden sorumlu komisyon üyesinin yetkilerini bir araya getirecek “çift-şapkalı (double-hatted)” makamın oluşturulması. İngiltere’nin itirazları üzerine “AB Dışişleri Bakanı” ismi kabul edilmedi;
- AP üye sayısı, azami 750 ile sınırlanacak. Ülke başına ise en az 6 en fazla 96 üye düşecek. Fakat İtalya, İngiltere ile aynı sayıda üyeye sahip olmak adına fazladan üye sıkıştırmayı başardı (her iki ülke için de 73 üye). Yeni “750 + 1” formülü Parlamento Başkanı’nın oy kullanmayacağı seçeneğini dikkate alıyor.
- Ulusal parlamentolar, taslak AB yasalarına itiraz (turuncu kart) edebilecek.
- 2014 yılı itibarıyla Komisyon üyeleri sayısının 27’den 15’e düşürülmesi
- AB’nin tek bir yasal kişilik haline getirilmesi;
- Ulusal parlamentolara taslak AB yasalarına itiraz yetkisi tanıyarak; konumlarının güçlendirilmesi;
- Çıkış maddesi eklenerek AB üyelerine Birlik’ten ayrılmaları için imkan tanınması.
Önemli Politika değişiklikleri:
- Nitelikli çoğunluk şartı, iltica, göç, polis ve adli konularda işbirliği alanrı da dahil olmak üzere 40 politika alanını kapsayacak şekilde genişletildi.
- Özellikle Rusya’ya olan enerji bağlılığı konusunda Litvanya ve Polonya’nın dile getirdiği endişelerin ardından iklim değişikliği ve enerji dayanışması gibi yeni mücadele alanlarına atıf yapıldı.
- İngiltere için sınır kontrolleri, sığınma, göç, sivil ve suça ilişkin sorunlarda adli ve polis işbirliği gibi politika konularında yeni katılma/katılmama şartlarının uygulamaya sokulması.
Çıkarılan maddeler:
· “Anayasa” yapılan atıf çıkarıldı. Reform Antlaşması geleneksel antlaşma değiştirme yöntemiyle düzenlenecek. Böylece EC (Avrupa Topluluğu) ve AB Antlaşmalarını düzenleyecek;
· AB sembolleri ve milli marşı metinden çıkarıldı;
· Temel Haklar Şartı metinin tam metni aynı yasal değere sahip kısa versiyonu ile değiştirildi. Buna rağmen İngiltere’nin güçlü muhalefeti sayesinde Temel haklar Şartı İngiltere için bağlayıcı olmayacak;
· Fransa’nın isteği üzerine AB’nin hedeflerinden biri olarak “serbest ve çarpıtılmamış rekabet” başlığına yapılacak atıf da metinden çıkarıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, rekabetin kendi içinde bir son olmadığını ileri sürdü. Buna rağmen Komisyon’un genel rekabet alanındaki politik yeterliliği tartışma konusu olmadı (EurActiv 27/06/07, İng.).
Onaylama:
- Muhtemelen 2009 Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce 27 üye ülkenin onaylamasını takiben Reform Antlaşması yürürlüğe girecek. Birçok ülke Antlaşmayı ulusal parlamentolarında kabul edecek. Bazı ülkeler ise referandum baskısı yaşıyor. AB çapında düzenlenen TNS anketine göre; ankete katılanların %75’i Antlaşma’nın referanduma götürülmesinden veya danışılma sürecinden geçilmesinden yana.
- Referanduma anayasal olarak gitmek zorunda olan tek ülke İrlanda olmasına rağmen, diğer ülkeler onaylamak için son metni beklediklerini belirtiyor. Referandum seçeneği özellikle Danimarka ve Hollanda’da tartışılıyor.
- İngiltereBaşbakanı Gordon Brown, muhalefet partisinin referandum düzenleme doğrultusundaki baskısı altına zorlanıyor. Muhalefet yeni Antlaşma’nın reddedilen Anayasa ile aynı olduğunu savunuyor.
Görüşler:
Portekiz Başbakanı Jose Socrates: “Bu yeni Antlaşma’yla birlikte Avrupa birkaç yıldan beri süregelen tıkanıklıktan kurtulacaktır. Avrupa bu zirveden daha da güçlenerek çıkmıştır. Artık AB, küresel sorunlarla mücadelede daha güçlü olacak, dünyadaki rolünü daha güçlü oynayacak ve ekonomimize ve vatadaşlarımıza duyulan güven artacaktır”
Avrupa Komisyonu Jose Manuel Barroso: “Bize harekete geçem güçü veren bir Antlaşma’ya sahibiz artık. Vatandaşlarımız sonuç istiyor. Avrupa’nın onlara ne getireceğini görmek istiyor”
İngiltere Başbakanı Gordon Brown, kırmızı çizgilere saygı duyulduğu için memnun olduğunu ve Antlaşma için referanduma ihtiyaç duyulmadığını belirtti. Brown, “İngiltere’nin ulusal çıkarı korunmuştur” dedi.
Lizbon Zirvesi’nden önce gazetecilere açıklamada bulunan Brown, yeni Antlaşma için referandum fikrini reddettiğini söyledi. Brown yeni Antlaşma’nın eski Anayasa metnin temelde farklı olduğunu sözlerine ekledi. Brown, “Katılmadığımız noktaların, emniyet sübablarımızın dikkate alındığı çok farklı bir belge var. İngiltere ulusal çıkarlarına ters gelen temel bir değişiklik yok. Bu yüzden Antlaşma’nın tartışılacağı en iyi yer Parlamento’dur” açıklamasında bulundu.
Brown, AB liderlerine çağrıda bulunarak “artık kurumsal tartışmalardan uzaklaşarak istihdam, refah, çevresel güvenlik ve terörizme karşı güvenlik gibi ana sorunlara odaklanmak gerekir” dedi.
İtalya Başbakanı Romano Prodi: “İtalya’nın Avrupa’daki rölünün farkına varıldığı bir andayız. Avrupa tarihindeki çok uzun ve zorlu bir sürecin sonuna geldik. AB artık daha sağlam bir şekilde işlemeye devam edebilir.”
Avrupa yanlısı AP üyeleri, yeni Antlaşma’yı taslak AB Anayasası’nın temelini koruduğu için memnunlukla karşılırken; şüpheciler, AB liderlerini AB Anayasası’nı başka bir başlıkla kabul ettikleri için eleştiriyor.
Sosyalist Grup Lideri Martin Schulz, Antlaşma’nın Avrupa taraftarları için bir zafer olduğunu söyledi. Schulz, “Altı yıldan sonra nihayet AB’nin kurumsal ve yapısal sorunlarını belirledik. Şimdi artık Avrupa iş dünyasının üzerine gitmeliyiz” açıklamasında bulundu.
Zorlu bir dönemin başladığı konusunda uyarıda bulunan Schulz, Antlaşma’yı imzalayan bütün tarafların onay konusunda anlaşmaya varması gerektiğini vurguladı. “Tarafların Anayasa’da olduğundan daha iyi bir iş çıkarması gerekiyor” diyen Schulz taraflara çağrıda bulunarak vatandaşların güvenini kazanmak konusunda enerji harcamalarını ve bağlılık göstermelerini istedi. Son olarak Schulz, “Bu Antlaşma Avrupa için bir başarı ve Avrupa taraftarları için bir zaferdir. Sonuçta Avrupa karşıtları amaçlarına ulaşamamıştır” dedi.
EPP-ED Grubu Başkanı Joseph Daul: “Bu Antlaşma onayladığı zaman politik liderlerimiz ulusal seviyede ve AB seviyesinde alınacak önelemler için daha cesur ve kesin kararlar almak zorunda kalacak. Artık kendimizi “bu Brüksel’in suçudur” gibi suçlamlarda bulunmaktan kurtarmak zorundayız. Bu küreselleşmenin getirdiği zorluklarla mücadele etmenin bir yolu değildir”
Avrupa Ticaret Birliği Konfederasyonu (ETUC): “ETUC, AB Antlaşması’nın hırssız doğasını pişmanlıkla karşılamaktadır. Nitelikli oy çoğunluğu sisteminin kapasadığı alanı genişleterek, sosyal Avrupa’nın yeniden canlandırılma olanağı vardı. Ayrıca AB’nin küreselleşmenin kötü etkileriyle ve ezici finansal kapitalismle mücadele etme yateneği de arttıralabilirdi. Fakat şu an elimizde AB çerçevesinde yapılmış birkaç ortalama iyileştirmeler var. BU iyileştirmelerin de Avrupa’nın dünya çapında etkin olması yönünde sınırlı bir etkis olacak.”
Avrupa KOBİ Sahipleri Örgütü UAPME’nin Genel Sekreteri Hans-Werner Müller: “Artık büyük resme bakma zamanıdır. Reforma Antlaşması Avrupa kurumlarının hem çalışma alanını genişletecek hem de manevra hızını artıracaktır. Böylece Avrupa Birliği’nin küresel arenadaki sesi de güçlenecektir. Avrupa bir başka yavaş ve sancılı onay sürecini karşılayamaz. AB liderleri şimdiden topu yuvarlamaya başlamalı. Artık momentumu sağlamak Avrupa hükümetlerine ve vatandaşlarına kalmış bir şey. Bu hüçbir şekilde kaçırılmayacak bir fırsattır.”
Açık Avrupa Direktörü Neil O’Brien: “Üzerinede anlaşmaya varılan şeyin detaylarına bakarsanız bu metin adından başka her şeyiyle eski AB Anayasası’nın aynısıdır. Bu hiç kimseyi kandıramaz. Bu farklı ad altında aynı AB Anayasası’dır. Hükümetler referanduma gitme sözlerini tutmalıdır.”







