Logo EurActiv.com.tr

AP Seçimleri ardından oluşacak yeni Avrupa Komisyonu'na bir bakış

Bookmark and Share

Yeni Avrupa Komisyonu’nun seçilmesi hiçbir zaman siyasi görevlerin en kolayı olmadı. Bu yıl ise bu seçim her zamankinden daha karmaşık olacak. Siyaseten ve kurumsal olarak 2009 yılında Avrupa Birliği’nin (AB) yeni yürütme organına ilişkin “nasıl”, “ne zaman” ve “kim” gibi sorular sorulacak.

Kilometre taşları:

  • 4-7 Haziran 2009: Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri.
  • 18-19 Haziran 2009: AB zirvesi; AB liderlerinin seçim sonuçlarını ve potansiyel Komisyon üyelerinin görev sürelerinin uzatılmasını ele almaları bekleniyor.
  • 1 Temmuz 2009: Yeni Komisyon için Lizbon ve Nice senaryolarından birini uygulama planları olan İsveç birliğin geçici dönem başkanlığını üstleniyor.
  • Ekim 2009: İrlanda’da Lizbon Anlaşması için ikinci halk oylamasına gidilebilir.
  • 5-6 Kasım 2009: Gecikmiş AB zirvesi İrlanda referandum sonuçlarını analiz edecek ve yeni Komisyon planlarını sonuçlandıracak.

Tutum Özeti

Siyasi düzeyde kaç komiserin ikinci kez yetkilendirileceğini ve kaçının Haziran’daki Avrupa seçimlerine katılacağını göreceğiz.

Bu arada kurumsal anlamda İrlanda’nın Lizbon Anlaşması’nı tekrar oylaması gerekiyor. Sonucun belirsizliği nedeniyle yeni Komisyon’un hem ne zaman göreve başlayacağı ve kesin olarak kaç komiserin görev alacağı belirsizliğini koruyor.

Konu Başlıkları:

Uluslar düzeyinde hizmete dönüş

Ocak’ta EurActiv yeni Avrupa Komisyonu’na 20 yeni üyenin katılabileceği ve görevdeki üyelerin çoğunun ulusal politikalardaki değişiklik sonucu AB’nin yürütme organından kendi rızalarıyla ayrılacağı haberini duyurmuştu.

Komiserlerin koltuklarını görev süreleri sonunda terk ederek kendi ülkelerinde özellikle hükümette görev almaları görece olarak sık karşılaşılan bir durum. 2008’de bu anlamda öne çıkan iki isim Peter Mandelson ve Franco Frattini oldu.

Eleştirmenler bu durumun hem yönetimde süreklilik hem de kamunun algılaması açısından Komisyon’un zafiyeti olduğunu tekrar ederken geçen ay AB Bütçe ve Mali Planlama Komiseri Dalia Grybauskaitė Litvanya cumhurbaşkanlığı seçimine katılacağı gerekçesiyle Brüksel’deki görevinden ayrılacağını duyurdu.

Ancak bu yıl özellikle birçok Komisyon üyesinin Haziran’daki seçimlere katılma kararı kendilerinin ilgi odağında yer almalarına sebep olurken tanınmış siyasi şahsiyetlerin ulusal seçim listelerinde isimlerine rastlandı. Eğer bu politikacılar kendi ülkelerine dönüp etkin kampanya faaliyetlerine katılmak isterlerse Komisyon’daki görevlerini bırakmak durumunda kalacaklar. Sonuç olarak bir komiser teoride kendi ülkesinde seçim listesinin en üst sırasında yer alabilir ve kazanabilir ama daha sonra meclise gitmeme kararı alabilir. Böylece hakkını listedeki ikinci isme devredebilir.

Avrupa Sosyalistler Partisi (PES) lideri Poul Nyrup Rasmussen EurActiv’e “bazı komiserlerin kendilerini seçimde aday olarak öne çıkarmak için makamlarını kullanacaklarını; ancak bunun yanlış olduğunu ve Komisyon başkanının bu yolu seçen vekilleri görevi bırakma çağırısında bulunması gerektiğini” söyledi.

Bu tür bir uygulamaya şiddetle karşı çıkan Rasmussen “komiserlerin parti siyaseti yapmalarına rağmen resmi görevlerini siyasi faaliyetlerinden ayrı tutmaları gerektiğini” ileri sürdü. PES lideri “komiserlerin makamlarını kötüye kullandıklarını inandığı takdirde onların ipliğini pazara çıkaracağını” söyledi.

Rasmussen Komisyon’un davranış kurallarındaki pürüzlerin pek az gözden geçirildiğine inanıyor. “Komiserlerin adaylıklarını ilan ettikleri andan itibaren meclisteki görevlerini bırakmaları daha yerinde olur. Ayrıca komiserlerin yalnızca seçim kampanyaları süresince görevden ayrılmaları fikrini de tasvip etmiyorum. Eğer bir komiserin görevi yeterince önemli değilse ve komiserin yapacağı daha ilginç bir şeyler varsa görevinden vazgeçebilir.”

Barroso Komisyon Başkanlığına ikinci kez talip

Temmuz 2008’de ikinci kez Komisyon Başkanlığı görevine talip olduğunu açıkladığından beri José Manuel Barroso’nun yeniden atanması kaçınılmaz görünüyor. Ancak küresel mali kriz kendisinin şöhretini bir parça kötü etkilemiş gibi.

Barroso’yu yakın zamana kadar Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Almanya Cumhurbaşkanı Angela Merkel, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker ve AP Başkanı Hans-Gert Pöttering gibi Avrupa’nın güçlü merkez-sağ liderleri yanı sıra İspanya Başbakanı José Luis Rodríguez Zapatero ve Portekiz Başbakanı José Sócrates gibi merkez-sol liderleri de destekliyordu.

Ancak Sarkozy 1Mart’ta yapılan olağanüstü AB zirvesinde eski Portekiz Başbakanı Barroso’ya destek vermeyi reddederek AB liderlerinin Komisyon başkanını seçmek için İrlanda’da yapılacak Lizbon Anlaşması referandumunu beklemelerini önerdi. Dahası, siyasi kaynaklar EurActiv’e Merkel’in Barroso’ya destek vermeye devam edeceği şeklinde basında yer alan dedikoduların aksine Alman cumhurbaşkanının finans krizin iyi yönetememesi gerekçesiyle Barroso’ya destek oyu vermekten kaçındığını açıkladılar.

Son zamanlardaki bu engellere rağmen Barroso Komisyon başkanını seçme yetkisine sahip Avrupa Konseyi’ne üye birçok ülkenin desteğine sahip. Kendisinin yeniden göreve gelmesinin önündeki tek engel Haziran’daki AP seçimleri. Avrupalı sosyalistler veya diğer sol grupların bu yılki seçimlerde çoğunluğu kazanması halinde Avrupalı liderler üzerinde merkez-soldan birini Komisyon başkanlığına getirmeleri yönünde baskıları artırmaları bekleniyor.

Lizbon etkisi: İrlanda referandumu olayları daha mı karmaşık hale getirecek?

2009 yılında her şey çok farklı. Çünkü Lizbon Anlaşmasıyla ilgili büyük bir belirsizlik söz konusu. Anlaşmanın üye ülkelerin tamamında kabul edilip edilmeyeceği belli değil ve bu da açıkçası büyük bir kurumsal karmaşaya yol açıyor.

Seçimler Nice Anlaşmasına göre yapılacağından milletvekili sayısı azaltılabilir. Bu durumda komiserleri sayısı en az birer olmak -ki 27 üyedir - üzere azaltılabilir. Avrupalı liderler yeni Komisyon başkanının seçimlerin hemen ertesinde belirlenmesi üzerinde anlaşmaya vardılar ancak yeni Komisyon’un ne zaman ve nasıl göreve geleceği belli değil.

Dolayısıyla 27 üyenin görev süresi İrlanda Ekim’de ikinci kez halk oylamasına gidinceye kadar uzatılabilir. İsveç’in AB dönem başkanlığı Avrupa Konseyi zirvesinin 5-6 Kasım tarihlerinde toplanacağını açıklamış bulunuyor. Böylece İrlanda’daki sonuçları görebilmek amacıyla oldukça geciktirilmiş bir zirve toplantısı gerçekleştirilecek.

İrlanda’nın Lizbon Anlaşması’na “evet” demesi halinde Polonya ve Çek Cumhuriyeti’nde de anlaşma kesinlikle kabul edilmiş olacak ve yeni Komisyon İrlanda’ya Aralık 2008’de söz verildiği üzere her ülkeden bir komiser olacak şekilde belirlenecek.

İrlandalıların anlaşmayı reddetmeleri durumunda ise konu biraz daha karmaşık hale geliyor. Nice Anlaşması’nın şartlarını yerine getirebilmek için yeni Komisyon üye sayısını en az bir vekil olacak şekilde azaltmak zorunda kalacak. Dolayısıyla Kasım zirvesinde ya uzlaşmaya dayalı dönem başkanlığı usulü benimsenecek veya komiser sayısı birer azaltılacak. Ortak dış ilişkiler ve güvenlik komiseri ise fiilen görev alacak.

Kimi Avrupalı politikacılar “Lizbon sorunu”nun can sıkıcı olduğunu düşünüyor ve İrlanda’nın ikinci halk oylamasında anlaşmayı reddetmesi halinde Komisyon’a komiser göndermemesi ve bu şekilde Nice Anlaşması şartının yerine getirilmesini savunuyor. Ancak böyle bir “cezalandırma taktiğinin hayata geçirilmesi ihtimali yok gibi.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics