Logo EurActiv.com.tr

Komisyon’un ‘karbon sızıntısı’ planı tepki gördü

Bookmark and Share
(en) (fr) (de)

28.05.2009
Avrupa’daki büyük şirketler ve çevre örgütleri Avrupa Komisyonu’nun birliğin iklim değişikliği mevzuatı nedeniyle çevre kirliliğine sebep olan sanayi dallarının dış rekabetle karşılaşma ihtimalini değerlendirmek üzere kullandığı verilere karşı çıkıyor.

Haber

ETS’nin yenilenmesi kapsamında Komisyon karbon sızıntısı ihtimali bulunan sektörler ve yüklenici firmaların listesi hazırladı. Karbon sızıntısı, şirketlerin kendi üretim tesislerini karbon emisyonuyla ilgili herhangi bir sınırlamanın uygulanmadığı üçüncü ülkelere kaydırmaları anlamına geliyor. Adı geçen sektörlerden zehirli gaz salımının engellenmesinde en iyi durumda olanlar emisyon tahsislerini 2020’ye kadar ve Kyoto Protokolü sonrasında ücretsiz olarak temin etmeye devam edecekler.

Komisyon bu uygulamanın ilk sonuçlarını 29 Nisan’da paydaşlarla düzenlenen bir toplantıda açıkladı ve listelerin Haziran’da yorumlara açık hale getirileceğini duyurdu.

Kimya sektörü mutsuz

Kimya sektörü ilk sonuçların kendilerini tatmin etmediğini bildirirken birçok yüklenici firmanın Komisyon’un karbon sızıntısı kıstasına uyduğu yani ETS planları nedeniyle uluslar arası ticaret ve maliyet artışına duyarlı oldukları belirtiliyor. Buna rağmen kimya sanayi eksik değerlendirmelerin bazı hassas yüklenici firmaları açık artırmaya katılmak durumunda bıraktığını ileri sürüyor.

Avrupa Kimya Sanayi temsilcisi CEFIC kimyasal madde üreticisi firmaların yaydıkları sera gazi miktarının ne olduğuna karar verebilmek için daha sofistike bir yöntemin gerekli olduğunu ileri sürüyor.

Yapılan yazılı açıklamada örgüt, “Kimya sanayini etkileyen her şey kullanıcıları ve tüketicileri de etkileyecektir. Kısacası, rekabet halindeki Avrupa ekonomisi kimya sanayindeki rekabete son derece sıkı sıkıya bağlıdır,” açıklamasında bulundu. Metinde ayrıca Avrupa’nın AR-GE harcamalarının dörtte birinin kimya sektörüne ayrıldığı ve bunun korunmaması halinde Avrupa’da yenilikçiliğe bir darbe indirileceği uyarısı yapıldı.

Komisyon’un değerlendirmesinde ETS’nin sebep olduğu ve tüketiciye yansıtılan yüksek elektrik fiyatları dikkate alınmadığını öne süren CEFIC Komisyon’a kimya sektörünün faaliyetlerini kısıtlamayacak şekilde tedbirler alma çağırısında bulundu.

Karbon sızıntısı söz konusu değil

Öte yandan çevreci gruplar Komisyon’un değerlendirmelerine göre karbon ticaretinden muaf tutulacak sektör sayısının çok yüksek olacağını belirtiyor. Çevreciler sektörlerin yarısının karbon sızıntısına maruz kalmalarının beklendiğini ve bunun da sanayi emisyonlarının yüzde 90’ına karşılık geldiğini savunuyor.

Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF) ise Komisyon’u uygun bilimsel bir denemede bulunmamakta suçlarken ticaret hacimlerinin büyüklüğü nedeniyle birçok şirketi karbon yayılmasıyla ilgili sorumluluklardan muaf tutarak büyük şirketlerin önünde diz çöktüğü eleştirisinde bulunuyor.

ETS planlarının ikinci büyük sektörü olan çimento sanayiyle ilgili olarak WWF uluslar arası ticaret yüzdesinin aslında çok düşük olduğuna işaret ediyor, fiyat artışı yerine Komisyon’un piyasanın yapısını dikkate alması gerektiğine dikkat çekiyor. Örgüt, genellikle bir veya iki yeni katılımcının yer aldığı bölgesel piyasaların CO2 fiyatlarını kolaylıkla tüketicilere yansıtabileceği iddiasında bulunuyor.

WWF’in ETS uzmanı Sanjeev Kumar kıstasların genellikle durumu daha da zorlaştırdığının altını çiziyor. Kumar’a göre, iş çevrelerinin en yüksek oranda ücretsiz karbon tahsisi elde edebilmek için mümkün olduğunca az kıstaslar aradığını belirtiyor.

“Sektörler karbon yoğunluklu çalışan tesisleri için teşvik talebinde bulunuyorlar,” diyen Kumar, sektörün daha çevre dostu kısımlarının daha fazla teşvik edilmemesi halinde rekabette büyük farklılıklar yaşanacağını kaydediyor.

Yasal ihlal

Kimi gözlemciler de Komisyon’un yüzde 100 açık artırma yöntemiyle ilgili şüphelerini dile getirirken ETS Yönergesi’nin ihlal edildiğini çünkü tam açık artırmanın uygulanmasına izin verilen sektörün yalnızca enerji sektörü olduğunu savunuyorlar. Sanayi kesimi buna rağmen karbon tahsislerini 2013’te ücretsiz (yüzde 100)  elde ederken bu rakam 2020’ye kadar yüzde 30 düzeyine çekilecek.

Client Earth isimli çevre grubu sektörler listesinin karbon sızıntısına karşı hassas olduğunu ve bu firmaların daha sonra AB mevzuatıyla ilgili zorluklarla karşılaşabileceklerini dile getiriyor.

Listeyle ilgili bir diğer yasal sorun ise zamanlama… Yönergeye göre, yüklenici firmalar listesinin üçüncü ülkelerin ilgili sektördeki sera gazı emisyonu taahhütleri dikkate alındıktan sonra belirlenmesi gerekiyor.

Ancak Komisyon bu listeyi Aralık’ta Kyoto Protokolü sonrası yeni bir anlaşmanın belirlenmesi için Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın sonuçlarını göz ardı etmeksizin yıl sonuna kadar onaylamak amacında.

Kumar EurActiv’ bu konuda, “Ancak uluslar arası anlaşmaya varıldıktan sonra bu sektörlerin hangileri olacağına karar verebilirsiniz ki aslında birçok insan da bu görüşü destekliyor” şeklinde bir açıklamada bulunurken, dünyanın sera gazı emisyonlarının aşağı çekilmesi konusunda partizanca bir anlaşma ile yüz yüze kaldığı bir sırada ABD, Çin ve Hindistan’a himayeci sinyaller göndermenin zamanı olmadığını sözlerine ekliyor

Çimento sanayi sektörel yaklaşım istiyor

Bu arada çimento sanayi 2012 sonrası iklim anlaşmasında emisyonların indirilmesi için sektörel yaklaşımların benimsenmesi çağırısında bulunuyor.

Çimento talebi gelişmekte olan ülkelerdeki yeni inşaatlar nedeniyle 2030’a kadar neredeyse ikiye katlanacak. Ama CO2 emisyonları rutin işlerde yalnızca dörtte bir oranında azaltılacak, diyen Howard Klee Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Gelişim (WBCSD) programı çimentoda sürdürülebilirlik girişimi (CSI) lideri.

Adı geçen girişim kapsamında dünya çimento üretiminin yüzde 40’ını karşılayan 18 büyük çimento üreticisi şirket bir araya geliyor. CSI’da sektörel hedefler belirlenmesinin küresel emisyon indiriminde en etkin yol olduğu dile getiriliyor.

Holcim Grubu’ndan Patrick Verhagen CSI’nın çimento emisyon indirim potansiyeli analizine göndermede bulunarak, “Küresel üst sınırlar belirleyebileceğimizi sanmıyorum ve bu durumda en iyi ikinci seçenek sektörel yaklaşım,” şeklinde konuşuyor.

Sektör bazında emisyon indiriminin avantajı sanayileşmiş ülkelerde üst sınır uygulaması gerçekleştirirken gelişmekte olan ülkeleri bu gayretlere ortak etmek. Bu şekilde piyasalarda daha küçük sapmalar meydana gelebilir. Ancak çimento sanayi bölgesel üst sınır uygulamasında karbon sızıntısına karşı yine de tedbir alınması gerektiğini ileri sürüyor. Örneğin bu tür şirketlerin ithal tarifeleri gibi tedbirlerle veya uygun tahsisat seçenekleriyle baş başa bırakılabilecekleri belirtiliyor.

Sektörel yaklaşımda buna rağmen çelik üretiminde yan ürün olan uçucu kül ile cürufun yer değiştirilmesinde emisyon indirimlerin teşvik vermesi beklenmiyor.

Çevreciler emisyon tahsis etme yönteminin kirliliğe sebep olan büyük sektörlere bırakılacak olmasından kaygı duyarken bu durumun düşük karbon seçenekleriyle ilgili bütün çabaları gölgede bırakabileceği uyarısında bulunuyorlar.

Arka plan:

Avrupa Komisyonu 23 Ocak 2008’de Avrupa Birliği (AB) 2013-2020 dönemine ait emisyon ticaret şemalarının yenilenmesi ve bu çerçevede birliğin sera gazı emisyonlarını 2020 yılına kadar 1990’lardaki düzeyin yüzde 20’si olacak şekilde azaltmaları teklifinde bulundu.

Daha geniş kapsamlı bir iklim ve enerji paketinin parçası olan bu teklifte emisyonların 2020’ye kadar 2005 düzeyinin yüzde 21 daha aşağısı olacak şekilde bir üst sınıra bağlanması ve şemanın kapsamına giren sanayi kollarının artırılması önerildi.

Gözden geçirilmiş emisyon ticaret şeması (ETS) çerçevesinde elektrik üreticilerinin kendi yaydıkları CO2 miktarının tamamını 2020’ye kadar satın almaları gerektiği karara bağlandı.

Ancak çimento, çelik, alüminyum ve kimya başta olmak üzere ağır sanayi sektörleri sıkı ETS planının maliyetleri artıracağını, bu nedenle üretim tesislerini AB sınırları dışında başka yerlere kaydırmak durumunda kalacaklarını ileri sürerek bu durumun çevre için herhangi bir yarar sağlamaksızın CO2 emisyonlarında “karbon sızıntısı”na sebebiyet vereceği uyarısında bulundular.

© EurActiv 2007-2010. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics