Logo EurActiv.com.tr

Kopenhag bitiyor, ama siviller "hala" rahatsız

Bookmark and Share
(en) (fr) (de)

16.12.2009
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve eski İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson, devlet ve hükümet başkanlarının iklim değişikliğini durduracak şekilde liderlik göstermemeleri halinde protestolar ve insan hakları davalarının önümüzdeki yıllarda artacağını söyledi.

Haber

2012’de sona erecek Kyoto Protokolü’nün yerine yeni bir anlaşma hazırlanabilmesi için dünya devletleri çalışmaya devam ediyor.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da devam eden iklim konferansında bu konuda siyasi mutabakata varılması bekleniyor ancak görüşmeler gelişmiş ülkelerin somut mali yardım rakamları ve CO2 emisyon miktarı belirtmemeleri nedeniyle aksıyor.

Yüzlerce insan Kopenhag’da düzenledikleri protesto ile karar yapıcıların bir anlaşmaya varmaları için baskılarını sürdürüyor.

Binlercesi ise hafta sonunda kentin sokaklarını işgal ederek iklim müzakerecilerinin küresel ısınmaya dur diyecek bir anlaşma ortaya getirmeleri için baskı yapmaya devam ediyor.

“Bu konferans dünyayı ya kurtaracak ya da batıracak: Ticaret görüşmeleri gibi bir şey değil bu,” diyen Robinson barışçıl gösterilerin halkın toplantıları izlediklerinin bir işareti olduğunu söyledi.

Robinson İklim değişikliğinin dünyanın birçok ülkesinde insan haklarını olumsuz yönde etkilediğini kaydetti. Küresel İnsani Forum geçen yıl olumsuz etkiler nedeniyle 300,000 kişinin öldüğünü tahmin ettiğini sözlerine ekledi.

“Eğer büyük bir su sıkıntısı varsa, sel baskınları artıyorsa, çölleşme milyonlarca insanın çevre mültecisi olmasına sebep oluyorsa evet, büyük bir ihtimalle çatışmalara gireceğiz."

Robinson, Afrika’nın giderek kuraklaşan ya da sellere teslim olan alçak bölgelerinde yaşayanların ne şekilde göç edeceklerinin izlenebilmesi için göç yönetimi sistemi kurulması çağırısında bulundu.

Uyum fonlarının bu zorlukları gidermede önemli rol oynayacağını belirten Robinson, Oxfam’ın doğal afetlere karşı kendilerini koruyabilmeleri için yoksul ülkelere 2012’den sonra yılda $200 milyar ve 2012’ye kadar $10 milyar yardım sağlanması çağrısına destek verdi.

“Bu rakamlar, batık bankaların kurtarılması ya da büyük ülkelerde silahlanma ile ölüm makinelerine hemen para bulunduğuna bakılırsa oldukça makul. Para orada: Soru neyin öncelik olduğu…”

İnsan hakları tehlikede: Açılan dava sayısı artıyor

İklim değişikliğine karşı hükümetler konuya ekolojik veya ekonomik bir sorun olarak yaklaşma eğilimini sürdürüyorlar. Bu güne kadar iklim değişikliğinin insan hakları ve sosyal haklar üzerindeki etkileri üzerinde düşünen pek fazla olmadı.

Son zamanlarda İngiltere Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Ed Miliband bu konunun adalet ve eşitlik sorunlarını ortaya getirdiğini söyledi: Nesiller arasında, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, zengin ve yoksul arasında ve her ülkede bu sorunun bulunduğuna dikkat çekti. “Zor olan sorumlulukların ve hakların eşit şekilde dağıtılabilmesidir.”

Eylemciler insan hakları yasalarının iklim değişikliği ile olan ilgisine giderek daha fazla vurgu yapıyor çünkü felaketler insan haklarının ihlal edilmesine sebep hazırlıyor. “Bu sorunun büyüklüğünü ve aciliyetini anlamakta hepimiz başarısız olduk” diyen Robinson iklim değişikliğinin mevcut kurumsal yapıdaki sayısız zayıflıkları ve hassasiyetleri ortaya çıkardığına dikkat çekti.

Robinson, iklim değişikliğinin etkilerinin artacağı ve buna bağlı olarak insan hakları ihlalleri davalarının artık bir norm haline geleceği öngörüsünde bulundu.

İklim değişikliği ve insan hakları arasındaki bağlantı ilk kez Aralık 2005’te açık bir şekilde ortaya koyuldu. Kanadalı Inuit ile Amerikan İnsan Hakları Komisyonu ortak dava açtılar.

Dava gerekçesi davacıların insan haklarının ihlal edildiği ve bunun büyük bir kısmının ABD’nin sera gazı emisyonlarını engellemekte başarısız olmasından kaynaklandığı iddia edildi.

Robinson’a göre bu tür davaların sayısı hızla artacak. Ama ayrıca Amerikan Çevre Koruma Ofisi nisanda yaptığı sınıflandırma ile aralarında CO2 ve metan gazlarının da bulunduğu altı ana sera gazının kamu sağlığını tehdit ettiğini duyurdu.

Robinson “Bu demektir ki adı geçen gazlar yüksek oranda emisyona sebep oluyorlar ve bu etkiyi giderecek herhangi bir önlem alınmaması halinde davalar açılabilir” uyarısında bulundu.

Siyasi liderlik gerekli

İhlal davalarında artışın ve toplu protesto eylemlerinin önüne geçebilmek için Kopenhag’da gerçek bir siyasi liderlik gerekiyor.

Robinson bu konuda "Bizi hem güvenli bir dünyaya götürecek patika üzerinde tutacak bir karara varmalı ve küresel ısınmayı 2050’ye kadar 2 Celcius derece altında tutmayı başarmalı hem de bunu yapabilecek parayı bulmalıyız. Yoksa bu bölünmüş ve ümitsiz dünyada birlikte barış içinde yaşayamayacağız” açıklamasında bulundu.

AB’nin liderlik etmemesini eleştiren Robinson “liderlik diğerlerini beklemek değildir, ama ileri yürümektir” derken yalnızca AB’ye değil aynı zamanda diğerlerinin müzakere masasına gelmesi durumunda emisyonlarda yüzde 25 kesinti yapmayı taahhüt edebileceğini belirten Japonya’ya göndermede bulunuyordu.

Eski İrlanda Cumhurbaşkanı sözlerini “Olaya biraz şahsi yaklaşıyorum, bunu hepimiz yapmalıyız. Herkes gibi benim de yaşam şeklimi değiştirmem gerekiyor” diyerek tamamladı.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics