Logo EurActiv.com.tr

Kopenhag öncesi kim ne taahhütte bulundu?

Bookmark and Share

09.12.2009
BM organizatörlüğünde gerçekleşen 15. İklim Konferansı (COP15) olarak da bilinen Kopenhag İklim Zirvesi 192 ülkeden 15 bin kişinin katılımıyla dün başladı. Dünyayı bekleyen tehlikelerin ve çözüm yollarının masaya yatırılacağı 12 günlük zirvede her ülke kendi çıkarının peşinde koşacağa benziyor.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag, tarihin en büyük iklim toplantısına ev sahipliği yapıyor. Dün ev  sahibi Danimarka'nın Başbakanı Rasmussen'in söylediği "Dünya bu fırsatı kaçırmasın" sözünün ne kadar dikkate alındığı 12 gün boyunca gerçekleşecek görüşmeler ve toplantıların sonucunda belli olacak.

İklim savaşları olarak da adlandırılan ve  ülkelerin sera gazı salınımını azaltma ve bunun finansmanı konusunda uzlaşıya bir türlü varamaması zirveye katılan ve yakından takip edenler adına endişe yaratıyor. 

Peki hangi ülke bu konuda ne taahhütte bulunuyor? 

Avrupa Birliği 2020 itibarıyla, emisyonu 1990 seviyesinin yüzde 20'si oranında kesmeye karar verdi. Diğer gelişmiş ülkelerin benzer taahhütlerde bulunmaları halinde hedefi yüzde 30'a çıkartabileceğini bildirdi.

ABD Başkanı Barack Obama, sera gazlarının atmosfere salımını 2020'de, 2005 seviyesinin yüzde 17'si oranında kesme sözü verdi. Bu, 1990 seviyesinin yüzde 3-4'ü oranında bir azalış anlamına geliyor. ABD, 2030 itibarıyla yüzde 41, 2050 itibarıyla ise yüzde 83 azaltımı hedefliyor.

Japonya da diğer gelişmiş ülkeler benzeri taahhütlerde bulunurlarsa 2020'de, 1990 seviyelerinden yüzde 25 oranında azaltma hedefini benimsedi. 

Avustralya da sera gazı emisyonlarını 2020'de, 2000 seviyesinin yüzde 25 altına çekmeyi hedefliyor.

 Rusya, Avrupa Birliği'ne, diğer gelişmiş ülkelerin de aynısını yapmaları halinde 2020'de yüzde 25 oranında emisyonları azaltmaya hazır olduğunun işaretini verdi. 

Kanada da 2020'de emisyonları 2006 seviyesine oranla yüzde 20 kesmeyi planlıyor.

Norveç 2020'de, 1990 seviyesinin yüzde 30-40'ı oranında düşüş planlıyor.

Çin, "karbon yoğunluğunu" (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın her bir birimine karşılık gelen karbon emisyonu miktarı) 2020 itibarıyla 2005 seviyesinin yüzde 40-45'i oranında kesme sözü verdi.

Hindistan da karbon yoğunluğunu 2005'e göre yüzde 20-25 oranında azaltmayı hedeflediğini bildirdi.

Endonezya, mevcut durumda emisyonları 2020 itibarıyla yüzde 26 oranında kesme sözü verirken, finansman sağlanması halinde bu oranı yüzde 41'e kadar çıkarma sözü verdi.

Güney Kore, geçen hafta emisyonları 2005 seviyesine göre 2020'de yüzde 4 oranında azaltabileceğini açıkladı.

Brezilya, daha ziyade Amazonlardaki ormanların yok olmasını yavaşlatmak suretiyle 2020'de emisyonları yüzde 36-39 oranında azaltabileceğini bildirdi.

Meksika, 2050 itibarıyla 2000 yılı seviyesinin yüzde 50'si oranında bağlayıcı olmayan bir azaltım öngörüyor, ancak bu hedefi hayata geçirmek için mali ve teknik yardım bekliyor.  

Güney Afrika, gelecek 10 yılda emisyonları yüzde 34 oranında azaltacağını bildirdi. Bu oranın 2025'te yüzde 42'ye çıkacağını açıkladı.

Türkiye ne yapmak istiyor?

Kyoto Protokolü’ne 26 Ağustos 2009’da resmen taraf olan Türkiye, Kopenhag zirvesine  Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu başkanlığında katılıyor. Kadıoğlu'na göre Kopenhag’da bağlayıcı bir karar çıkmayacak olsa da çerçeve sözleşme imzalanabilir. Bunun da içi 2010 yılında beklenenden yüzde 11 daha az olması ve küresel ağaç dikme fonu olarak belirtiliyor. 

Arka Plan

Uluslararası İklim Müzakereleri, Aralık 1990’da başlatıldı ve 150 ülkeden müzakere heyetlerinin katılımıyla 15 ay içerisinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) hazırlandı.

Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi olarak Çerçeve Sözleşme’nin gelişmiş ülke eklerinde (Ek-I ve Ek-II) yer aldı. Ancak bunun gerektireceği yükümlülükleri yerine getiremeyeceği gerekçesiyle sözleşme yürürlüğe girdiği tarihte taraf olmadı. Türkiye bu eklerden çıkmak üzere girişimlerde bulunurken, 1997 yılında Çerçeve Sözleşme tarafları, Ek-I ülkelerine sayısal emisyon azaltım yükümlülüğü getiren Kyoto Protokolü’nü kabul etti. Protokol, gerekli çoğunluk olan küresel emisyon hacminin yüzde 55’inin temsili şartını Rusya’nın da onaylamasıyla 8 yıl sonra sağlayarak 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye’nin Çerçeve Sözleşme nezdindeki ‘gelişmiş ülke’ konumu 2001 yılında değişti. Çerçeve Sözleşme 7. Taraflar Konferansı (COP7)’nda alınan karara göre, Türkiye’nin Ek-II’den çıkartıldığı ve Ek-I’de yer alan diğer ülkelerden farklı bir durumda bulunduğu oy birliğiyle kabul edildi. Taraf ülkeler de Türkiye’nin kendine özgü şartlarını dikkate almaya davet edildi. Bu sayede finansman ve teknoloji transferi zorunluluğundan kurtulan Türkiye, 24 Mayıs 2004 tarihinde Çerçeve Sözleşme’ye taraf oldu. “Çerçeve Sözleşme’ye Yönelik Kyoto Protokolü’ne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı”, 5 Şubat 2009’da yürürlüğe girdi. Türkiye, 26 Ağustos 2009 tarihinde Kyoto Protokolü’ne resmen taraf oldu. 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics