Haber
Özdalga, Protokol'e taraf olan Türkiye'nin orta ve uzun vadede önemli kazanımlar elde edeceğini, uluslararası iklim değişikliği mücadelesinde daha güçlü şekilde yer alacağını ve çevreye karşı sorumluluklarını daha etkili şekilde yerine getirebileceğini vurguladı.
Türkiye'nin kalkınma ve sanayileşme çabalarından ödün vermesinin söz konusu olmayacağına işaret eden Özdalga, ''Aksine Kyoto Protokolü, Türkiye için yeni ve gelişmiş teknolojilere çok daha kolay ve çabuk sahip olma imkanlarını sağlayacak. Türkiye'nin sanayileşmesini, rekabet gücünü artıran sonuçlar doğuracak'' dedi.
Özdalga, maliyet konusunda ise şunları söyledi: ''Protokolün ilk uygulanma dönemi sonuna kadar, yani 2012 yılı sonuna kadar Türkiye'ye bir maliyet söz konusu değildir. Türkiye'nin sera gazı emisyon azaltma yükümlülüğü olmayacaktır, bir maliyet söz konusu değildir. Biz bu işin maliyetini çok hassas ve doğru şekilde hesapladık. Bu maliyet emisyon yükümlülükleri anlamında sıfırdır. 2012'den sonrası için yeni bir sözleşme yürürlüğe girecek. Bu sözleşmenin Türkiye ve diğer ülkelere getireceği yükümlülükler henüz belli değil. Bu yükümlülükler, içinde bulunduğumuz yılda müzakere ediliyor. Bu nedenle Türkiye'nin Protokole taraf olması önem taşıyordu, bunu başarmış olduk. Bu müzakereler içinde Türkiye daha etkin ve güçlü şekilde yer alacaktır. 2013 yılı başından itibaren yürürlüğe girecek küresel iklim değişikliğiyle mücadele sözleşmesinin şartları belli değildir. Bunlar müzakere ediliyor. Bu yıl sonunda bir çerçeve belli olacak.”
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne, 1994 yılında yürürlüğe girişinin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra katılan Türkiye,
2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’ne de, 4. yılında katılmış oldu.
Bölgesel Çevre Örgütü (REC) Türkiye'den gelen açıklamaya göre TBMM’de kabul edilen yasa ile birlikte, Türkiye, 1990’lı yıllarda kaçırdığı “küresel iklim değişikliği rejiminin inşasına katılma süreçlerine”, 2012 sonrası dönem için ortak olmaktadır. 2012 sonrası tartışmalarda söz ve karar verme hakkı elde eden Türkiye aynı zamanda da uygun şekilde sorumluluk almaya hazırlıklı olmalıdır.
REC Türkiye'ye göre, gerek 2012 öncesi, gerek 2012 sonrası dönemde aşağıda sıralanan çalışmaların öncelikli olarak ele alınması gerekiyor :
- Ulusal düzeyde kamuoyunun iklim değişikliği, Kyoto protokolü ve 2012 sonrası rejimi konusunda güncel bilgiler ışığında doğru bilgilendirilmesi,
- Türkiye’nin BMİDÇS’ye taraf olma sürecinde 2001 yılında oluşturulan ve 2004 yılında 1. Ulusal Bildirim hazırlıkları nedeniyle yapısı yeniden düzenlenen İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’nun yapısının ve işleyişinin, yeni ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde düzenlenerek etkinleştirilmesi,
- Enerji ve iklim değişikliği konusunda uluslararası müzakerelerde tam yetkili olacak bir Başmüzakerecinin atanması,
- Protokol’e taraf olan tüm ülkelerle resmi müzakerelerin derinleştirilmesi, OECD bünyesinde ise teknik işbirliğinin geliştirilmesi,
- Kyoto Protokolü kapsamında Ek-I ülkeleri tarafından sunulması gereken 1990-2004 yıllarını kapsayan Gösterilebilir İlerleme Raporu’nun, gönüllü olarak Sekretarya’ya sunulması gibi adımların atılması
- 2012 sonrası dönemde 1990 yılına göre mutlak sayısal sera gazı salım azaltım hedefi yerine, farklı bir yılı referans alabilmesi ve/veya sektörel hedefler başta olmak üzere daha esnek hedefler alabilmesi için “İleri Gelişmekte olan Ülke” kavramını somutlaştırarak, halen yükümlülük almayan diğer OECD ülkeleri olan G.Kore ve Meksika başta olmak üzere, başka bir yükümlülük grubunda yer alarak 2012 sonrası için temel bir strateji belirlemesi.
REC Türkiye İklim Değişikliği Programı Proje Yöneticisi Yunus Arıkan'a göre, Türkiye'nin 2012'ye kadar sera gazı salım azaltım yükümlülüğü olmayacaksa da, ağırlıklı olarak raporlama ve yeniden yapılanma konusunda gerçekleştireceği bir takım yeni çalışmalar olacak. Tüm bu çalışmalar Türkiye'nin zaten yapması gereken veya yapabileceği çalışmalar olduğu için bu anlamdaki maliyetler ek bir maliyet olarak değerlendirilmemeli. Arıkan, eğer 2012 sonrası müzakerelerini iyi yürütebilirse Türkiye'nin bu işten ekonomik olarak da kazançlı çıkabileceği görüşünde.













