EurActiv Türkiye
EurActiv: Öncelikle, halkın net olarak bilmediği bir konu, HES'lere tam olarak neden tepki gösterildiği. Sadece doğa değil ekonomik anlamda da bir zarar söz konusu mu?
Deniz Şener: HES'lerin doğal yaşama verdiği zarar tartışılmaz bir gerçektir. Havuz yöntemi ile yapılan HES'ler bölgedeki iklimi değiştirmekte. Tünel yöntemi ile yapılan HES'ler ise dere yatağı değiştirilerek kilometrelerce borular içine hapsedilmektedir. Bu da tam bir ekolojik kıyımdır. Suya bağlı endemik canlıların yok olması anlamına geldiği gibi yeraltı sularının beslenememesi anlamına da gelmektedir.
Yeraltı suları beslenemeyince denizden tuzlu su karışması söz konusu olacaktır ki bu yeraltı suyundan beslenen tarım arazilerinde verimin düşmesine de neden olacaktır.
Kaldı ki bir çok tarım arazisi HES'ler için kamulaştırılmakta, tarımla uğraşan halkın artık bölgede yaşam şansı kalmamakta ve göçe zorlanmaktadır.
Öte yandan iletim hatlarının özellikle çocuklar üzerinde kan kanseri etkisi yaratması söz konusudur. Halk ya kansere razı olup bölgede kalacak ya da göçmek zorunda kalacaktır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanını da dediği gibi baraj ve HES'ler bölgede mutlak olarak belli zararlar oluşturacaktır.
EurActiv: HES'lerin kurulmasına ilişkin uluslararası standartlar var mı, bunlar Türkiye'de uygulanıyor mu? Avrupa Birliği ülkelerindeki HES uygulamaları ve varsa onlara olan tepkilerle ilgili bir bilginiz var mı?
DŞ: HES'ler gelişmiş ülkelerin çoğunun terketmiş olduğu bir enerji üretme biçimidir. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde HES uygulamaları vardır ve bu bölgelerde de halkların dirençleri söz konusudur.
HES'ler ile ilgili çok fazla bir standart söz konusu değil ne yazık ki. Sözgelimi yüksek gerilim taşıyan enerji nakil hatlarının yerleşim alanlarından en az 600 metre uzak olması gerekliliği Kanada'da bir şart iken bu bizim ülkemizde bir kurala bağlanmamış. Yörede yaşayan insanların evlerinin üzerinden yüksek gerilim hatları geçmektedir.
EurActiv: Size göre en çok tartışılan HES projeleri hangileri? Senoz ve Loç en çok duyulanlar fakat sizin özellikle gündeme taşınmasının gerektiğini düşündüğünüz 3-4 isim var mı?
DŞ: Senoz'daki uygulamalara karşı bir tepki olarak doğduk. Ancak sorun her yerde. Direnişin olduğu bölgeler basında yer alıyor ve kamuoyunun dikkatini çekiyor.
Loç bunun için iyi bir örnek. Ancak yakında Aksu Vadisi'ni de duymaya başlayacak insanlar. Çünkü bu bölge halkı tamamen göç etmeye zorlanıyor. Aksu gibi Solaklı da şu sıralar yoğun tehdit altında. Aksu ve Solaklı yakında sık sık duyduğumuz bölgeler olacak.
İkizdere yok edildi. Çoruh Havzası kan ağlıyor. Aksu direniyor. Solaklı yıkımı gördü direnişe hazırlanıyor. Aslında tartışılsın tartışılmasın, biz tüm HES projelerinin derhal durdurulmasını, bölge halkına tazminat ödenip verilen zararların telafisi için çalışmalara hemen başlanmasını istiyoruz.
EurActiv: Özellikle Senoz ve Loç Vadisi'ne yapılacak HES'lere karşı yürüyüşler düzenlediğinizi biliyoruz. Bu ve bunun gibi eylemlerin yankısı ne boyutta oldu, amaca ne kadar ulaşıldı?
DŞ: Karadeniz İsyandadır Platformu yaptığı etkinliklerle konunun gündeme taşınmasına aracı oldu. Canı yanan insanların sesi olduk. Onlar haykırışlarının boşuna olmadığını gördü. Şimdi daha güçlü bir şekilde direnişe hazırlanıyor.
Mücadele daha yeni başladı. Karadeniz ayağa kalkıyor. Bu gücün önünde hiç bir şirket duramaz














