Logo EurActiv.com.tr

REC Türkiye: Karbon siciliyle ulusal mevzuatla uyumlu ve denetlenen sistem gelecek

Bookmark and Share

23.08.2010
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından karbon ticaretine yönelik karbon sicili uygulaması başlatıldı. Bölgesel Çevre Merkezi (REC) REC Türkiye İklim Değişikliği Kıdemli Danışmanı Önder Algedik, bu sistem ile ulusal mevzuatla uyumlu ve denetlenebilir bir sistem gelecek ve bütünlük sağlanacak.

EurActiv.com.tr

Çevre ve Orman Bakanlığı, tarafından karbon ticaretine yönelik karbon sicili uygulaması başlatıldı. Uygulama sayesinde karbon ticaretine esas projelerin kayıt altına alınması planlanıyor. 
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Sera Gazı Emisyon Azaltımı Sağlayan Projelere İlişkin Sicil İşlemleri Tebliği ile sicil uygulamasını başlattı. Uygulama çerçevesinde iklim değişikliği ile mücadele kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, sınırlandırılması ve yutak alanların artırılması için Gönüllü Karbon Piyasalarına yönelik geliştirilen ve yürütülen projeler kayıt altına alınacak. 

Konuya ilişkin, Bölgesel Çevre Merkezi (REC)  REC Türkiye İklim Değişikliği Kıdemli Danışmanı Önder Algedik EurActiv Türkiye'nin sorularını yanıtladı:

 

  • Çevre ve Orman Bakanlığı, tarafından karbon ticaretine yönelik karbon sicili uygulaması başlatıldı. Uygulama sayesinde karbon ticaretini esas alan  projelerin kayıt altına alınması planlanıyor. Bu ne anlama geliyor ?

Çevre ve Orman Bakanlığı , Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yapılacak ve yapılmış olan sera gazı azaltım projelerinin gönüllü karbon piyasalarında karbon ticaretini kayıt altına alınmasına yönelik bir uygulamayı, başlatıyor. Ülkemizde özel sektör 2005 yılında gönüllü karbon piyasaları konusunda adımlar atmaya başlamıştı. Türk şirketleri, 2006 yılında ilk gönüllü karbon satışını ve 2008’de ise Gold Standart seviyesinde ilk satışı projelerinde gerçekleştirdi. Yaklaşık dört yıl boyunca rüzgar enerjisi, jeotermal enerji  ve çöp gazı enerji projeleri gibi sera gazı azaltımı sağlayan projeler, uluslararası piyasalarda  karbon tasarruflarını satabilmekte. Bunların kayıt altına alınmasi ve kamuoyu tarafından bilinmesi anlamına gelen bir adım olduğu kuşkusuz.

  • Gönüllü Karbon borsası ne demektir ?

Gönüllü Karbon Piyasaları; işletmelerin, etkinliklerin ve kar amacı gütmeyen kuruluşların sera gazı salımlarını gönüllü olarak dengeleyebilmesini kolaylaştırmak amacıyla oluşturulan bir pazardır. Borsa’dan kastedilen ise, karbon salımlarını gönüllü olarak azaltmak isteyen alıcı ile, yaptığı proje sayesinde  karbon azaltımı yapan satıcı arasında bu işlemin yapıldığı yerdir.

  • Gönüllü karbon Piyasalarına yönelik projeler neleri kapsar?

Alıcı tarafından bakarsanız eğer, dünya kupası yada bir konferansın karbon salımlarını dengelemek için (off-set) gönüllü piyasalardan karbon salımlarınızın karşılığını satın alabilirsiniz. Karbonu satan açısından baktığınızda, sera gazı azaltımına yol açan yenilenebilir enerji, enerji tasarrufu ve atık yönetimi gibi yaptığınız proje ile mevcut işe ek bir salım tasarrufu yapabildiğiniz projeleri kapsar. 

  • Türkiye’de başlatılacak bu uygulamanın daha önce karbon piyasalarına yönelik yürütülen projelere herhangi bir etkisi olacak mıdır ?

Tebliğden sonra nasıl karbon piyasasına sera gazı azaltım sertifikanızı satmanız nedeniyle bakanlığa bilgi vermeniz gerekiyorsa, daha önceki projeler de aynı işlemi yapma durumunda olacaklar.  

  • Sizce bu uygulama piyasada şeffaflığın ve bütünlüğün sağlanmasını ne derece mümkün kılacaktır ?

Doğal olarak, şirketlerin proje dökümanlarına dair beyan ettikleri bilgileri bilme ile sınırlı bir şeffaflık sağlayacaktır. Ancak, bu projelerin ulusal bir mevzuata uyumlu ve bu çerçevede denetlenebilir de olduğu bir bütünlük için adımların atılması gerekiyor. REC Türkiye olarak sürecin ilk kurulduğu dönemlerde, taraflara doğru katkı vermek için çaba sarfetmemiz sayesinde, ilk girişimleri çok yakından görebiliyorduk. Ancak, beş  yılda gelinen süreçle bu alanda ciddi bir kapasite oluştu. Bu anlamıyla, bir bütünlük sağlanması temel bir ihtiyaç ve  Çevre  ve Orman Bakanlığı’nın  bu girişimini destekliyoruz. 

  • Sizin REC olarak bu alanda özel sektör, kamu ve sivil toplum örgütleriyle yürüttüğünüz çalışmalar var mıdır?

REC Türkiye, iklim değişikliğine karşı savaşımda kamu-özel sektör-yerel yönetimler ve sivil toplumun ortak hareket etmesi gerçekliğine inandığı için, tarafsız bir kuruluş olma vasfı ile bütün paydaşlarla çalışma konusunda oldukça aktif. Gönüllü karbon piyasalarında ise 2005 yılından bu piyasanın ülkemizde hızla büyüme gösterdiği 2007 sonuna kadar çeşitli bilgilendirmeler, yayınlar ve bilgisel  destek ile sağlıklı ve tarafsız bir katkı sağladık. Gönüllü karbon piyasasının toplam karbon piyasasının içinde payının %1 olduğunu ve karbon piyasasının da düşük karbon piyasası içinde payının benzer şekilde olduğunu düşündüğümüzde, büyük resme bakmamızda fayda var. . Hem bu ekonomik veriler, hem de bilimsel gerçekler, bizlere hızla ekonominin karbonsuzlaştırılması anlamına gelen düşük karbon ekonomisine geçmeye zorlamakta. Bu nedenle REC-Türkiye olarak İklim Dostu Belediyeler kampanyasını düzenledik, iş dünyası için “İklim Platformu” projemizi hayata geçirdik.

  • AB Emisyon Ticareti Sistemi’nin işleyişine ilişkin son dönem gelişmeleri nelerdir ?

AB Emisyon Ticareti Sistemi, mevcut mevzuat ile 2012’ye kadar süreci kurgulamış durumda. 2012’den sonra AB sera gaz azaltım hedefleri çerçevesinde bir genişleme temel tartışma. Özellikle 2020 hedefinin %20’nin üstüne çıkma ihtiyacı süreci etkileyecek görünüyor. Öte yandan, 2012 sonrası bir gelişme, hem AB içi daha küçük salım kaynaklarını etkilediği gibi, AB’ye giren ürünleri de etkileyecek. Özellikle AB’ye ihracat yapan ancak yükümlülük almamış ülkeler açısından ciddi bir konu haline gelecek.

Diğer  taraftan ise, 2012 sonrası için endüstrinin salımlarında “kirlilik izinleri” ile ilgili yeni bir düzenleme getirilmesi ile ilgili tartışmalar da başladı. AB, özellikle endüstrinin kirlilik izinlerinin yarısını satın almak zorunda bırakılması ve burada açık arttırma düzenlenmesi önerisini içeren bir düzenlemeyi de, bu tartışma çerçevesinde, geçtiğimiz ay kabul etti.

  • Türkiye’nin AB Emisyon Ticareti Sistemi’nin içinde güçlü bir konumda olması için yapılması gerekenler nelerdir ?

Şu aşamada, AB üyeliğimiz gerçekleşmediği ve Kyoto Protokolü’nde taraf olmakla beraber bir yükümlülüğümüz olmadığı için, 2012’ye kadar bizi bağlayan bir durum görünmüyor. Ancak, iklim değişikliğinin geldiği noktada daha fazla ülkenin farklı da olsa sorumluluk alması tartışmaları , 2012 sonrası süreci etkileyeceği gibi, AB Emisyon Ticareti sistemini de etkileyecektir. Burada, 2012’ya çok az zamanımızın kaldığı görmek zorundayız. Bu durumda, ülkemizin 2012 iklim müzakerelerine dair sektörel politikalara kadar belirlenmiş ve hayata geçmeye başlayan politikalar ile güçlü ve yapıcı bir pozisyon alabilmesi, AB Emisyon Ticareti’nde sınırla (cap)  ve ticaretini yap (trade) noktasında daha güçlü olmasını sağlayacaktır.

 

http://euractiv.com.tr/

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics