Logo EurActiv.com.tr

Akaryakıt Sektöründe 10 Numara Yağ Sorunu “Çözüme bütüncül bir yaklaşım şart”

Bookmark and Share

Bu çalışma PETROL OFİSİ-EURACTIV.COM.TR işbirliği kapsamında Euractiv.com.tr tarafından hazırlanmıştır.

Gündeme bir süredir damgasını vuran akaryakıt zamları son birkaç yıldır başka sorunları da beraberinde getiriyor. Yasal mevzuatlardaki boşluklardan yararlanılarak baz yağlardan ve atık yağlardan elde edilen ve akaryakıt olarak kullanılabilen 10 numara yağın tüketiminde meydana gelen artış gerek sektörü gerek ekonomiyi ve çevreyi olumsuz yönde etkiliyor.

10 numara yağ, motorin piyasasına tüm ülke çapında birçok farklı marka altında ve çoğunlukla teneke ambalaj içinde (veya dökme olarak) yaygın bir biçimde motorine ikame olarak kullanılmak üzere satılan maddelerin geneline verilen isim. Akışkanlığı yüksek olan ve piyasada yer edinen 10 numara yağ günümüzde motorine alternatif olarak sunuluyor ve kullanılıyor.

Önemli bir bölümü lisanslı madeni yağ işletmesi olan üreticiler, çoğu zaman fatura karşılığında bu işlemi gerçekleştirirken; tüketiciler de bilinçli olarak daha ekonomik olan bu ürünleri, kendi inisiyatifleriyle araçlarında yakıt olarak kullanıyorlar. Bu durum gerek üretici, gerek satıcılar üzerinde hukuki yaptırımlar uygulanmasını zorlaştırıyor.

Türkiye’de özellikle 2007 yılının ortalarından itibaren gündeme gelen, büyük bir miktarı düşük viskoziteli baz yağ olan ve içine çeşitli maddeler konarak motorin yerine kullanılan hileli ürünlerin tüketimi kısa sürede yaygınlaşmış durumda.

2007-2008 yıllarında yaşanan benzer sorun vergi düzenlemesi ile önemli ölçüde azaltılmışken günümüzde sektörün kanayan yarası olan bu sorunun çözümünde tek bir kurum tarafından yapılan düzenleme değil, farklı kurum ve kuruluşların planlı ve ortak çalışmaların sonucu ortaya çıkacak kapsamlı bir çalışmanın daha büyük katkısı olacağı düşünülüyor.

Bu çalışma 10 numara yağ sorununun nedenlerini, akaryakıt sektörünün yanı sıra çevreye ve ekonomiye olan olumsuz etkilerini ele almakta ve olası çözüm önerilerini sunmaktadır.

 10 Numara Yağ Nedir?

Akaryakıttaki yüksek vergilerin neden olduğu fiyat farkı nedeniyle, tüketiciler motorin yerine ‘madeni yağ’ kullanmakta. “10 numara” adı verilen ve özellikle kış aylarında araçların hidrolik sisteminde kullanılan madeni yağı motorin yerine kullananların artan talebi, 10 numara yağ satışlarında önemli bir artışa neden oluyor.

Tek bir standarda sahip olmayan 10 numara yağın satıldığı tenekelerin içinde çeşitli karışımlar bulunuyor. 10 numara bir karışımın adı olmaktan ziyade, daha çok akaryakıt yerine kullanılan madeni yağ olarak biliniyor.

Bir grubunu, yüksek akışkanlık değeri olan düşük viskoziteli yağlar ile hakiki baz yağı ile inceltilmiş baz yağı olan solventlerin karışımının oluşturduğu 10 numara yağın bir başka grubunu atık bitkisel ve madeni yağlar ile çeşitli maddelerin karışımı oluşturuyor. Bunların dışında tenekelerde kaçak motorin ve diğer karışımlar ile tenekelerin içinde sadece kaçak mazot bulunan türleri kullanılıyor. Bu da kaçak mazotun istasyonlarda satılması mümkün değilken, bu yolla satılabilmesini sağlıyor.

Kamyon, otobüs garajları, oto sanayi siteleri, yol boylarındaki dükkan ve açık alanlarda satılan 10 numara yağın kesme yağı, inceltme yağı vb. isimler ile fatura edilebilmesi ve marka/üretici bilgilerinin mevcut olması sorunun çözümünü zorlaştırıyor.

Türkiye’nin her bölgesine yayılmış olan bu faaliyetler özellikle kamyon ve otobüslerin yoğun olarak bulunduğu sanayi siteleri, kamyon/tır garajları ve aşağıda belirtilen yol boylarında yoğunlaşıyor:

-Ankara, Konya, Afyon, Aksaray, Pozantı, Adana, Antalya ana yolları

-Samsun, Merzifon, Çarşamba, Terme, Trabzon, Rize, Artvin

-İstanbul, Merzifon, Amasya, Erbaa, Tokat, Erzincan, Sivas

-İzmit, Orhangazi, Hendek, Karacabey, Susurluk, Balıkesir, Pamukova

-İzmir, Torbalı, Aydın, Muğla

-Adana, Şanlıurfa, Gaziantep, Diyarbakır, Van, Erzurum

-Ankara, İstanbul, Adana, Antalya gibi büyükşehir merkezleri.

 

Genellikle 16-18 litrelik tenekelerde veya dökme olarak satılan 10 numara yağın teneke fiyatı 28-35 TL arasında değişiyor. Kırsal motorin ile bir litredeki fiyat farkı 1 TL civarında. Satış miktarları ise satış noktalarına göre değişiyor; kimi merkezlerde (örneğin Pamukova) günde 10 bin teneke civarında satış yapan yerler bulunuyor.

TABGİS Eski Başkanı Atıf Ketenci’nin açıklamasına göre, bu işi promosyon kampanyasına dönüştüren, astıkları afişlerle 20 teneke 10 numara alana 1 adet termos bedava gibi kampanyalar uygulayan satış tesisleri bulunuyor.

Bu sorun, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve bunu takip eden uygulamalar ile kurulan sistematiğin ciddi şekilde aldatılarak hukuksal yaptırımların zorlaştırıldığı bir zemin üzerinde geliştiğinden, sektör ve ülke çıkarları açısından büyük önem ve sorun teşkil ediyor.

 

Benzer yöntemlerin kullanıldığı bir başka sorun 2005-2006 yıllarında ‘biodizel’ adı altında

yapılan sahte piyasa faaliyetlerinde yaşanmış, biodizel üretimine lisans koşulu getirilmesi, teknik standartların tamamlanması ve aynı zamanda bitkisel yağ fiyatlarındaki artış sonucunda bu alandaki faaliyetler büyük ölçüde azalmıştı. Tüm bunlara rağmen sahte biodizel uygulaması ülkeye yaklaşık 400.000 $ civarında bir vergi kaybına neden olmuştu.

2008  yılına kadar yıllık 680.000 ton baz yağ tüketilen Türkiye’de, 2009 yılında bu rakam 830.000’e çıkmış bulunuyor. İçinde yüksek akışkanlık değeri olan baz yağlar dışında, inceltilmiş baz yağlar, atık yağlar, kaçak motorin ve diğer karışımların bulunduğu 10 numara yağın kullanımının bu kadar yaygın olmasının birden fazla nedeni var.

Yapılan araştırmalar, yurt içinde toplam madeni yağ/baz yağ tüketimi gerçek tüketimin 250-300 bin ton üzerinde olduğunu gösteriyor. Kayıt altına alınan yağ miktarının yılda 30 bin ton olduğu göz önünde bulundurulduğunda aradaki farkın ne denli çarpıcı olduğu görülüyor.

Bu büyük artışın en önemli nedeni olarak, vergi boyutunu gözler önüne sermek gerekiyor. 1,46 TL ÖTV ve 0,53 KDV’si olan motorin yağı ile 0,30 TL ÖTV ve 0,23 TL vergisi olan kaçak 10 numara yağ arasındaki büyük fiyat farkı kaçak yağın motorin olarak kullanımını artırıyor.

 Litre başına 1 TL’den fazla fark olan bu iki yağ arasında deposunu dolduran bir kamyon şoförü yaklaşık 80 TL kar elde edebiliyor.

İnsanların ekonomik gücünün düşük olması ve konulan vergilerin alım gücüyle ölçüşmemesi nedeniyle kimi “girişimciler” kaçak yağ satımını gerçekleştirebiliyorlar.

10 numara yağ adı altında satıldığı ve faturalandırıldığı için, bu kaçakçılık karşılığında kanunlardaki boşluklar nedeniyle yaptırımın yapılamaması da sorunun bir başka boyutunu oluşturuyor.

Sanayicilerin, faaliyetleri neticesinde oluşan atık yağları, ücretsiz olarak toplayan Petrol Sanayi Derneği (PETDER) yerine, bu atıklar için para öneren kişilere vermeyi tercih etmesi de sorunun büyümesine zemin hazırlıyor.

Kanunlar çerçevesinde, atık motor yağlarını Çevre ve Orman Bakanlığı’nın vermiş olduğu lisans ile o atığın statüsüne bağlı ve büyük bir kısmı da bu atıkları Avrupa’da olduğu gibi bir ikame enerji kaynağı olarak kullanan çimento tesislerine, özel reçetelerle 1000 derecenin üzerindeki sıcaklıkla yakılması için PETDER tarafından veriliyor. Avrupa’da bu atık yağları alıp tekrar en başa döndüren rafineri tesisleri olduğu biliniyor. Bugün tüm Avrupa’da 18–20 civarında olan rafinelerin sayısı dünyada 53, Türkiye’de ise 46.

PETDER Genel Sekreteri Dr. Erol Metin’e göre tüm dünyadakinden daha fazla gibi gözükse de aslında Türkiye’de rafineri adı adlında profesyonel olmayan, derme çatma kuruluşlara izin verilmesi sorunun önemli nedenini oluşturuyor ve bu ‘rafinelerin’ hepsi aslında ya ön işleme ya da depolama tesisi olarak kullanılıyor. Yani Avrupa’da 20 tane tam olarak işleyen rafineri varken, Türkiye’deki 46 rafineriden biri bile gerçek anlamda endüstriyel rafineri tesisi olarak işletilemiyor.

Ayrıca atık bitkisel yağların geri kazanıldığı ve bunlardan biyodizel elde edildiği  Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından belirtiliyor. Fakat bunun mümkün olması için EPDK’nın ( Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ) bunları toplayan kuruluşlara lisans vermesi veya lisanslı bir kuruluşun piyasaya sürmesi gerekiyor. Bu alternatif çözümde ise kayıt sorunu ortaya çıkıyor, zira EPDK’da biyodizel olarak veya otobiyodizel yakıt olarak ne kadar piyasaya sunulduğu ve kadar satıldığı konusunda bir kayıt bulunmuyor ve lisans kapsamındaki biyodizel konusunda herhangi bir denetimi veya takibi söz konusu olamıyor.

10 numara yağ kamyon ve otobüs garajlarında, oto sanayi sitelerinde ve özellikle yol boylarındaki dükkan ve açık alanlarda rahatlıkla satılabiliyor, çünkü 10 numara yağ satan kişiler yasaların boşluklarından faydalanarak, sattığı ürünü ‘yağ’ adı altında faturalandırarak suçlu durumuna düşmelerini imkansız kılıyor.

10 numara yağ özel arabalardan çok, yoğun olarak taşıma ve tarım sektöründe kullanılıyor. Sürücüler insan sağlığına ve çevreye zararlı olduğunu bilmelerine rağmen büyük fiyat farkından dolayı 10 numara yağı tercih etmeye devam ediyor.

Nakliye sektörüne bakıldığında referans fiyatının büyük bir sorun teşkil ettiğini görülüyor. Müşterilere taşıma fiyatı verildiğinde, birçok şirket mazot fiyatı yerine, daha ucuz olan 10 numara yağ fiyatını baz almakta. Bu durum mazot kullanan nakliye firmalarıyla 10 numara yağ kullanan nakliye firmaları arasında fiyat farkı doğuruyor ve müşteriler doğal olarak ucuz olan firmalarla anlaşıyor. Haksız rekabetin yarattığı bu konumdan dolayı, mazot kullanan firmada bir süre sonra 10 numara yağı kullanmaya mecbur bırakılıyor.

Bir dağıtım şirketi yetkilisi “Bu işin içine girmeyen otobüs firmaları, 50-100 tır ve kamyondan oluşan taşıma filoları, özellikle iş makineleri ve beton santralları, hizmetlerinde mağdur oluyorlar. Buna karşılık bu yağlardan kullananlar ise büyük avantaj sağlıyorlar. Örneğin, 100 bin litre baz yağ (10 numara motor yağı) tüketen bir firma, 80 milyon TL kazanmış oluyor” diyerek durumu gözler önüne seriyor.

10 numara yağ furyasının elbette beraberinde getirdiği bir çok sorun bulunuyor.

‘ Yağ ‘ faturası altında satılması nedeniyle, motorin vergisi alınamamakta ve bu da büyük bir vergi kaybı yaşanmasına neden oluyor.

10 numara yağ vb. isimler altında baz yağların, yağlama yağı müstahzarlarının, atık yağların ve diğer karışımların kayıt dışı veya farklı amaçlar ile kullanımı şeklinde oluşan piyasanın büyüklüğü yıllık 2.0-2.5 milyar TL (bir milyon tona yakın) düzeyinde. Toplam dolaylı vergi kaybı (ÖTV + KDV) yıllık 1 milyar TL boyutunda.

Vergi açısından yaşanan bu düzensizlik yasal motorin satan istasyonlara karşı haksız rekabet doğmasına ve bu sanayilerin kazançlarında büyük düşüşe neden oluyor.

10 numaralı yağ olarak bilinen baz yağının akaryakıta karıştırılması veya akaryakıt gibi kullanılması vergi kaybına ve petrol piyasasında  haksız rekabete yol açarken, konunun bir de çevre boyutu bulunuyor.

10 numara şemsiyesi altında tenekelerin içindeki çeşitli maddelerin kullanımının çevreye verdiği zarar dikkat çekici boyutta. Atık yağların, kontrolsüz ortamlarda yakılması insan sağlığı açısından ciddi zararlara neden olan kükürt ve tehlikeli ağır metaller havada kirleticilerin oluşmasına sebep oluyor.

 

BÖLÜM 2: Avrupa’da ya vergi düşük ya da akaryakıt fiyatları

PETDER Genel Sekreteri Erol Metin’e göre başka bir Avrupa ülkesinde benzer sorunlar yaşanmıyor. Diğer ülkelerde ya vergi yüksek olduğu halde alım gücünün de yüksek olması nedeniyle insanlar böyle bir şeye tenezzül etmiyor ya da alım gücü daha düşük ülkelerde benzinin vergisinin düşük olması tüketicilerin atık yağa yönelmesini engelliyor. Hem alım gücünün düşük olup hem de motorinde vergilerin bu kadar yüksek ( Avrupa’da en yüksek ) olduğu tek ülke Türkiye.

AB’ye yeni üye olan ülkelerin ya da diğer Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Türkiye’de olduğu gibi bir durumun içinde olduğu düşünülebilir. Avrupa Birliği’ne yeni üye olan Bulgaristan ve Romanya gibi ekonomik durumu daha düşük ve uyum sürecine henüz adapte olmamış ülkeler göz önünde bulundurulduğunda dahi 10 numara yağ sorununa rastlanmadığı görülüyor.

Zira, asgari ücretin 180 euro ( Romanya ) ve 120 euro ( Bulgaristan ) kadar düşük olduğu bu ülkelerde, benzin fiyatları da bu düşük maaşların kaldırabileceği düzeyde. Bulgaristan örneğine bakıldığında, bu ülkenin Avrupa’daki en düşük benzin fiyatlarından birine sahip olması ve petrol konusunda Rusya ile yakın işbirliği olmasının Bulgaristan’da araç sahiplerinin akaryakıt dışı ürünleri kullanmalarını engelliyor.

Daha önce de belirtildiği gibi Avrupa’da kullanılmış atık yağların rafine edilmesini ve yeniden kullanımını mümkün kılan rafineri tesisleri olması ve Avrupa çapında yaklaşık 20 tane olan bu tesislerin etkin bir biçimde faaliyet göstermeleri de kullanıcıların 10 numara yağ adı altında kaçak yağ kullanımını engelliyor.

BÖLÜM 3: Türkiye’de  Kurumsal kısırdöngü

Kaçak motorin ile mücadelede en büyük sorunlardan biri de devlet organlarının farklı yetki alanları olduğunu bahane ederek, soruna bütüncül yaklaşmaktan uzak bir tavır sergilemeleri geliyor. EPDK madeni yağ tesislerinin denetiminin Çevre Bakanlığı’nda olduğunu söylerken, Çevre Bakanlığı da denetim yetkisinin, tesisi işletirken atığını nereye döktüğü, çevreyi nasıl tutuğu gibi konular ile sınırlı olduğunu belirtiyor.

PETDER Genel Sekreteri Erol Metin, bu konunun ancak Maliye Bakanlığı, EPDK ve Çevre ve Orman Bakanlığı olmak üzere 3 kurumun işbirliğiyle çözülebileceğini belirtiyor.

BÖLÜM 4:  Çözüm için bütüncül yaklaşım şart

10 Numara yağ sorunu yalnızca akaryakıt piyasasının bir sorunu olmaktan öte;  hukuki, çevresel  ve mali etkileriyle birden farklı kurumu doğrudan ilgilendiriyor. Çok boyutlu bu sorunun çözümünün de farklı kuruluşların mali, hukuki, teknik ve denetim mevzuatı ve uygulamalarında yapacağı işbirliğiyle olabileceği unutulmamalı.

Sorun ancak bu haliyle geçici önlemlerden ziyade bütünsel bir çözüm paketi vesilesiyle ortadan kalkabilir.

Çözüm önerilerini mali, hukuki, idari/teknik, kalite standartları çerçevesinde değerlendirmek mümkün:

A) Mali Önlemler

Çalışmanın bir önceki bölümünde 10 numara yağ tüketimindeki artışın nedeni olarak; akaryakıt eşdeğeri ürünler arasındaki vergi farklılıklarından oluştuğuna değinilmişti.  Baz yağ ve/veya madeni yağlardaki ÖTV farkının oluşturduğu farklılık, yasa dışı 10 numara yağ kullanımının önemli gelir kaynağını oluşturuyor. Bu nedenle vergi alanında yapılacak düzenleme bu sorunun çözümü için öneriliyor. Bu düzenlemeler doğrudan Maliye Bakanlığı’nın faaliyet alanına giriyor.

Ancak vergi artışının, yasa ve kurallara uyarak kullanan tüketici ve işletmelere ek mali yükler getireceği ve hali hazırda bu ürünleri amacına uygun kullananları cezalandıracağı yorumları yapılıyor.

PETDER Genel Sekreteri Erol Metin, 10 numara yağ konusunda sadece ‘spindle oil’ ve ‘light neutral’  ile sınırlı kalmak üzere akaryakıt eşdeğeri bir ÖTV düzenlemesinin bu sorunu önemli ölçüde azaltacağının düşünüldüğünü kaydediyor.

Metin, sadece belirli madeni  yağ ve baz yağ türlerini kapsayacak olan akaryakıt eşdeğeri vergi uygulamasının bu tür yağları  gerçek sınai üretim amaçlı bu yağların kullanan endüstri kollarına ek maliyet bindirilmemesi için sınai tüketime yönelik kullanımlarda ÖTV artışı yapılmaması veya bu tür kullanım alanlarında vergi iadesi yöntemine başvurulması, yapılacak vergi düzenlemesinin sınai tüketim amaçlı kullanımın dışında tutulmasının önemi kaydediyor.

Maliye Bakanlığı, 10 numaralı yağların akaryakıt olarak satılamaması için yağlar üzerindeki özel tüketim vergisinin artırılmasının da çözüm olmadığı görüşünü taşıyor.

AB ülkelerinde madeni yağdan ÖTV alınmadığını belirten yetkililer, AB’ye uyum çerçevesinde Türkiye’den de yağ müstahzarlarında vergileme yapılmamasının istendiğini ifade ediyorlar. Maliyeciler, “Biz, yağlara akaryakıta göre düşük oranlı da olsa vergi koyduk. Şimdi bu vergi tutarlarını motorin veya fuel oil düzeyine çıkarırsak, sanayi üzerinde çok ağır bir yük oluşacak. Bugün sanayi hammaddeleri arasında yer alan mürekkebin hammaddesinin yüzde 60-70’ini bu yağlar oluşturuyor. Bunun vergisini yükselttiğinizde, fiyat ikiye katlanıyor” açıklamasında bulunuyorlar.

EPDK’nın vergi iadesi talebinin de çözüm olmadığını kaydeden Maliye Bakanlığı yetkilileri, iadelerin 7-8 aylık bir süreç gerektirdiğini, incelemelerin de ek bir maliyet ortaya çıkaracağını söylediler.
Maliye yetkilileri, tecil terkin uygulamasının da, söz konusu ürünlerin başka amaçlarla kullanılmasının önüne geçemeyeceğini vurguladılar.

Faturalandırmaya ilişkin Önlemler: 10 numara yağ gibi esasen otomotiv yakıtı olarak vergilendirilmemiş ürünlerin yakıt olarak kullanımına engel olmak amacıyla fatura vb. mali evraklarda bu tür belgelerin kontrol ve denetimini sağlamak sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir başka önlem olarak görülüyor.

 

Yakıt harici ürünlerin faturalarına “otomotiv yakıtı olarak vergilendirilmemiştir” ifadesinin yazılması zorunluluğunun getirilmesi önemli bir başarı sağlayabilir.  Böylelikle söz konusu maddeleri üreten ve/veya kullananlar üzerinde yasal yükümlülüklerin oluşması ve farkındalığın gelişmesi sağlanır. Bununla birlikte yapılacak mali denetimlerde masraf olarak beyan edilen belgelerin akaryakıt olarak vergilendirilen ürünleri ne derecede kapsadığı da kontrol edilebilir.

B) Hukuki Önlemler

Mevcut yasal düzenlemeler incelendiğinde akaryakıt olarak vergilendirilmemiş maddelerin

akaryakıt olarak  kullanıcının kendi tercihi ve bilgisi dahilinde  kullanılması durumunda

kullanıcıyı da sorumluluk altına alan bir düzenleme bulunmuyor. Aslen otomotiv yakıtı olarak vergilendirilmeyen bu ürünlerin kullanımı sonucu tüketicileri etkileyecek yasal yükümlülüklerin oluşturulması önlemler arasında yer almalı.

Tüketiciyi de yükümlülük altına alan yasal düzenleme yapılması sorunun çözümüne katkıda bulunabilir.

PETDER’in yapılmasını önerdiği yasal mevzuat değişkliği şu şekilde:

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununda yapılması önerilen değişiklik..

Mevcut metin :2. madde 21.bendi

c) Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî ve baz yağ,  asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıtı ya da akaryakıta  dönüştürmek maksadıyla kullanılan veya bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent,  madenî ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerini,

Önerilen metin :

c) Kurumdan izin alınmadan; akaryakıt haricinde kalan solvent, madenî ve baz yağ,

asfalt, solvent nafta, atık maddeler ve benzeri petrol ürünlerinden elde edilen akaryakıtı ya da akaryakıta dönüştürmek maksadıyla kullanılan veya  akaryakıt olarak kullanılmak üzere bulundurulan akaryakıt haricinde kalan solvent, atık yağ, madenî ve baz yağ, asfalt, solvent nafta ve benzeri petrol ürünlerini,

3.2-3 : Atık Yağlardan Yapılan Baz Yağ Üretiminin Lisansa Bağlanması:   

Türkiye’de  piyasadan toplanan atık madeni yağlar kullanılarak baz yağ üretimi faaliyetine konu eden çok sayıda işletme ve tesis bulunmaktadır. Esasen baz yağ üretimi aynı ham  petrolden baz yağa giden süreçte olduğu gibi oldukça kompleks ve endüstriyel büyüklükte yatırım ve teknoloji gerektiren  ileri teknoloji ürünü sınai ölçekte büyük yatırım gerektiren işlemlerdir. Ancak ülkemizde bu alandaki uygulamaların tamamı atık yağların fiziksel olarak arıtılarak bir ön işleme tabi tutulmasından ibaret olup bu şekilde  işlenen atık yağlar tekrar kullanılmak üzere piyasaya sunulmaktadır. Bu şekilde ikinci kalite madeni yağ ürünü olarak veya doğrudan baz yağ olarak piyasaya sunulan miktar bilinmediğinden neden olduğu vergi kaybı hakkında net bir analiz yapılamamaktadır. Ancak bu alanda 100-150.000 ton yıl civarında atık yağlardan mamul ürün veya baz yağların piyasaya girdiği tahmin edilmektedir.

Halen petrol piyasası mevzuatının uygulamalarına göre sadece baz yağ üreten bir rafinerinin veya EPDK’dan işletmenin lisans alması gerekmemektedir. Bu alanda piyasa düzenleyici Kurum tarafından bir düzenleme yapılmamış olması nedeni ile atık yağlar ve benzeri maddeler toplanıp, ön işleme tabi tutulup (veya tutulmaksızın) 10 numara yağ veya fuel oil olarak piyasaya girmektedir. Bu nedenle, doğrudan atık yağ kullanarak yapılan baz yağ üretiminin lisans altına alınması bu alandaki piyasa faaliyetlerinin düzenlenmesine ve kontrol altına alınmasına büyük katkı sağlayacaktır. 10 numara yağ adı altında piyasaya giren maddelerin önemli bir kısmının bu alanda lisans yükümlülüğünün olmamasından kaynaklanmaktadır.

Bu amaçla 5015 sayılı kanunda yapılması önerilen değişiklik:

MADDE 3.- Petrol ile ilgili;

a) Rafinaj, işleme, madeni yağ üretimi, depolama, iletim, serbest kullanıcı ve ihrakiye

faaliyetlerinin yapılması ve bu amaçla tesis kurulması ve/veya işletilmesi,

Önerilen Metin :

MADDE 3.- Petrol ile ilgili;

a) Rafinaj, işleme, madeni yağ ve baz yağ üretimi, depolama, iletim, serbest kullanıcı ve

ihrakiye faaliyetlerinin yapılması ve bu amaçla tesis kurulması ve/veya işletilmesi,

3.2-4 : Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinde Düzeltilmesi Gereken Hususlar :

Yukarıdaki bölümlerde açıklandığı üzere atık madeni ve bitkisel yağlar ve bu maddelerden yapılan çeşitli ürünlerinde bu alandaki piyasa faaliyetine konu edildiği görülmekte ve bilinmektedir. Bu alandaki faaliyetleri çevresel etkileri açısından düzenleyen atık yağların kontrolü yönetmeliği geçen dört yıllık uygulama sürecinde atık motor yağlarının Yönetmelik hükümlerinde belirlenen kategorilerin dışında işleme tabi tutulduğu, yasal belge ve evrakların düzenlemediği ve bu alandaki faaliyetlerin kayıt altına alınamadığı görülmüştür. Bu eksikliklerin giderilmesi amacı ile Yönetmelikte yasal sorumluluklar ve yetkilendirmelerin yeniden düzenlenmesi ve atık yağların doğrudan kayıt dışına yönelen uygulamalarının önlenmesi gerekmektedir.

3.2-5 :  Madeni Yağ Lisanslarında Düzenleme Yapılması : Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği uyarınca madeni yağ lisans koşullarında  yeniden bir  düzenleme yapılması ihtiyacı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Madeni yağ üretimi depolama, harmanlama, katkılama, paketleme, kalite kontrol ve labaratuvar hizmetlerini kapsayan endüstriyel faaliyetler bütünü (motor yağları, endüstriyel yağlar, transmisyon yağları ana başlıkları altında çok geniş ürün yelpazesini içeren) olması rağmen, özellikle 10 numara yağ uygulamasında görüldüğü üzere, madeni yağ lisansı olan çok sayıda işletme  bu alanların hemen hiçbirinde faaliyet göstermeksizin, sadece baz yağ alıp tenekeleyip piyasaya sunabilmekte ve yapılan bu işlem lisans gereksinimleri açısından herhangi bir engel ya da sorun teşkil etmemektedir. Bu nedenle madeni yağ üretim lisanslarında yeniden bir değerlendirilme yapılmasında fayda görülmektedir. Örneğin 10 numara yağ gibi sadece madeni yağın belirli bir alanında faaliyet gösterilmesi madeni yağ lisansı için yeterli ön şart kabul edilmemeli, labaratuvar, kalite yönetim sistemleri, otomotiv endüstrisi için ürün sertifikasyonu gibi önemli kriterler madeni yağ lisans ön şartı olarak aranmalı, gerektiğinde madeni yağ lisanslarında bir kategorizasyona gidilmesi sağlanmalıdır.

C) Çevre Boyutu

İllegal kullanıma konu olan baz yağ ve atık yağların 1,5 milyar liralık bir parasal büyüklüğe bulunduğu, bunun da 550-600 milyon liralık bir vergi kaybı anlamına geldiği ileri sürülüyor. Daha çok kamyon, tır gibi büyük araçlarda kullanılan 10 numaralı yağ, çevre sağlığını da olumsuz etkiliyor.

Zira 10 numara yağ kullanan araçların yaydığı gaz ve duman yüzlerce metre sürücünün önünü ve arkasını görmesi imkansız hale geliyor. Bu hem trafik kazalarına davetiye çıkarıyor ki hem de çok yoğun bir kirlilik yaratıyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın  standartlara uygun olmayan akaryakıt kullanan araçların neden olduğu emisyon ve atık yağların  yönetimi konularında önemli ve olumlu katkısı sağlanabilir, benzer şekilde Sanayi Bakanlığı ve TSE’nin madeni yağlara yönelik teknik ve kalite denetimlerinin yanı sıra EPDK ve maliye denetim ve kontrollerinin eşgüdüm içerisinde yürütülmesi halinde bu alandaki olumsuz faaliyetlerin önlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.

D) İdari Önlemler

Türkiye’de ithal edilen ve üretilen toplam baz yağ miktarı (atık yağ tesisleri  ile üretilen ve piyasaya sürülenler dahil olmak üzere)  ve solvent gibi akaryakıt harici ürünlerin tüketim miktarlarına ilişkin sağlıklı veriler henüz sektör oyuncularının kullanımına açılmış durumda değil.

Benzer şekilde madeni yağ ürünlerinin ülke toplamı olarak tüketim miktarları, yakıt biodizel üretim ve satış miktarları ile atık yağlardan yapılan üretimlere ilişkin yeterli ve güvenilir bilgiler bulunmuyor.

Bu bilgilerin oluşturulması ve  şeffaf olarak sektörün ve ilgili tarafların kullanımına sunulması bu alanda alınabilecek tedbirler ve yapıcı önerilerin gelişmesine daha fazla katkıda bulunacak ve aynı zamanda belirli faaliyet alanlarında yasa dışı  uygulamalara veya usülsüzlüklere yönelmenin önünde ciddi bir rakamsal uyarı sistemi sağlaması bekleniyor.

E) Denetime İlişkin Önlemler:

Uzmanlar, akaryakıt sektöründe ulusal marker, lisans ve piyasa faaliyetlerinin denetimi sonucunda kayıt dışı faaliyetlerde azalma olduğunu kaydediyorlar. Buna karşılık madeni yağ alanında yapılan denetimlerin ağırlıklı olarak lisans denetimi düzeyinde olması, ayrıca 10 numara yağ, sahte biodizel gibi piyasa dışı faaliyetlere yönelik doğrudan bir denetim ve kontrol olmaması nedeniyle yasa dışı faaliyetler yürütülebiliyor.

Bu alanlara yapılacak doğrudan denetim, kontrol ve cezai işlem bu tür faaliyetlerin  önlenmesinde önemli bir etken olacaktır. EPDK ve ilgili kamu kurumları birlikte akaryakıt  depolarına, rafinerilere ve bayi istasyonlarına eşzamanlı denetim ve kontroller yapabiliyor ve denetimleri ülke genelinde aynı anda uygulayabiliyor. Dolayısı ile hemen her yerde açık olarak yapılan 10 numara yağ faaliyetine yönelik bir denetimin yapılmaması için hiçbir gerekçe bulunmuyor.

 

Aralık (2010) ayı içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı, yağ sektöründe “yoğun ve periyodik” denetime başlayacağını kaydetti. Yetkililer, önümüzdeki dönemde yağ sektöründe sık sık ve kapsamlı vergi denetimleri gerçekleştirileceğini, böylelikle kaçak yağ kullanımının önüne geçmek için çalışmaların hızlandırılacağını bildirdi.

F ) Kaliteye İlişkin Önlemler

Baz yağ, madeni yağ ve akaryakıt dışı ürünlerin üretim ve tüketiciye sunumunda mevcut standartlara uygun, kalite güvence sistemlerinin uygulanmasının sağlanması, bu tür işletmelerde kalite güvence sistemlerinin yerleştirilmesi ve tamamlanma aşamasında olan standartların yayınlanması hizmet ve ürün kalitesinin gelişmesini sağlayabilir.

SONUÇ

Bu çalışma, tüm ülke çapında birçok farklı isim altında ve çoğunlukla teneke ambalaj içinde (veya dökme olarak) yaygın bir biçimde motorine ikame olarak kullanılmak üzere satılan 10 numara yağ sorununa ve bu sorunun çözümüne yönelik önlemlere dikkat çekmeyi hedefledi.

Önemli bir bölümü lisanslı madeni yağ işletmesi olan üreticiler, çoğu zaman fatura karşılığında bu işlemi gerçekleştirirken; tüketiciler de bilinçli olarak daha ekonomik olan bu ürünleri, kendi mülkiyetlerindeki araçlarda kullanıyorlar. Bu durum gerek üretici, gerek satıcılar üzerinde hukuki yaptırımlar uygulanmasını zorlaştırıyor.

Bu çalışma 10 numara yağ üzerinde oluşan vergi kaybı, haksız rekabet ve tüketici kayıplarına neden olan piyasa faaliyetlerinin önlenmesi konusunda birden fazla kurumun eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini gözler önüne seriyor.

Çalışmada yer alan 10 numara yağ sorununun çözümüne yönelik önerileri şu şekilde özetlemek mümkün:

·         Akaryakıt ve akaryakıt harici ürünlerin ÖTV tutarlarının dengelenmesi

·         Madeni yağ ve akaryakıt harici ürünler piyasasındaki faaliyetlerin işletme bazında denetlenmesi ve ithalatın EPDK tarafından lisans kapsamına alınması

·         Maliye, EPDK, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Gümrükler nezdinde veri paylaşımı ve doğrudan işletme/faaliyet bazında denetimlerin yapılması

·         Halen Çevre ve Orman Bakanlığınca lisans verilen atık madeni yağ geri kazanım (rafinasyon ve rejenerasyon) tesislerinin ayrıca EPDK tarafından işleme veya baz yağ üretim lisansı yolu ile kontrol altına alınması ve gerçek işlevine kavuşturulması

·         EPDK, Çevre ve Orman Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ortak denetim ve takibi

·         Gerçek anlamda endüstriyel rafinasyon tesislerinin kurulması için mevzuat yapılandırılması

 

KAYNAKÇA

    

     Petrol Sanayi Derneği (PETDER) Genel Sekreteri Erol Metin ile mülakat

10 numara yağ sorunu ve petrol piyasasına etkileri

http://www.petder.org.tr/admin/my_documents/my_files/PETDERRapor10NumaraYag200803.pdf

http://www.petder.org.tr/admin/my_documents/my_files/7AZ_PETDERSunum10NumaraYag20100730Kisa.pdf

PETDER 2010 Ocak-Haziran Dönemi Sektör Raporu

http://www.epdk.gov.tr/

Petrol Piyasası Kanunu http://www.epdk.gov.tr/mevzuat/kanun/petrol/Petrol.html

http://www.tabgis.org/

http://www.enerjivadisi.com/n.php?n=maliye-bakanligi-10-numara-yagda-sistem-arayisinda-2010-12-13

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics