Logo EurActiv.com.tr

Düşük Karbon Ekonomisi, küresel mali krize karşı kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün adresi olabilecek mi?

Bookmark and Share

Bölgesel Çevre Örgütü (REC) Türkiye 1-12 Aralık 2008 tarihlerinde Polonya Poznan'da gerçekleşen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 14. Taraflar Konferansı (COP14) ve Kyoto Protokolü 4. Taraflar Buluşması 'na(COP/MOP4) ilişkin izlenimlerini paylaşıyor.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 14. Taraflar Konferansı (COP14) ve Kyoto Protokolü’nün 4. Taraflar Buluşması (COP/MOP4), 1-12 Aralık 2008 tarihleri arasında Polonya'nın Poznan kentinde gerçekleştirildi.

KISA ÖZET – KYOTO PROTOKOLÜ

Poznan Konferansı, 2012 sonrasındaki uluslararası iklim değişikliği rejimi için, 2009 yılında Kopenhag'da kabul edilmesi beklenen yeni bir anlaşma öncesindeki son büyük buluşma olması açısından özel bir önem taşıyor.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin önüne geçebilmek amacıyla, BMİDÇS'de kabul edilen ilkelerin, yaptırım içeren  uygulamalarla hayata geçirilmesinin ilk somut adımı olan Kyoto Protokolü, BMDİÇS Ek-I Listesi olarak adlandırılan sanayileşmiş ülkeler ve Avrupa Birliği'ni kapsayan 39 Taraf ülkenin sera gazı salımlarının, 2008-2012 yılları arasında  1990 yılına göre toplam %5.2 azaltılmasını öngörüyor.

Ancak, ABD federal yönetiminin, 1997 yılında Bill Clinton döneminde imzaladığı Kyoto Protokolü'nü, 2001 yılında Gerge Bush döneminde reddettiğini ilan etmesinin ardından, iklim değişikliği alanındaki uluslararası tartışmalar fiilen BMİDÇS ve KP olmak üzere 2 farklı düzlemde yürütülüyor.

Kyoto Protokolü'nün 2012 sonrası döneminde nasıl bir işleyiş kazanacağı, 2005 yılından bu yana, başta Avrupa Birliği olmak üzere Rusya Federasyonu, Japonya, Kanada, İsviçre gibi sanayileşmiş ülkeler  ile Çin, Brezilya, Hindistan'ın liderliğindeki gelişmekte olan ülkeler arasında tartışılıyor. Bu alanda en önemli tartışmalar, Ek-I ülkelerinin KP 2012 sonrasındaki yükümlülüklerinin tartışıldığı AWG-KP süreci ile tüm KP tarafı ülkelerinin yükümlülüklerinin ve KP'nin kapsamının tartışıldığı KP'nin 2. gözden geçirme sürecinde yaşanıyor.  

ABD'nin Kyoto Protokolü'nden çekilmesinin ardından, gelişmiş ülkelerin iklim değişikliği alanındaki politikalarındaki liderliği Avrupa Birliği tarafından yürütülüyor. Avrupa Birliği 2008-2012 döneminde 15 üyeli Birlik için belirlediği %8 hedefini, 2012-2020 döneminde %20'ye çıkarmaya çalışıyor. Söz konusu hedef, her ne kadar Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından benimsense de, Avrupa ülkelerinin hükümet başkanları henüz bu öneriyi tam olarak kabul etmediler. 

Gelişmekte olan ülkeler ise iklim değişikliği tartışmalarında giderek daha etkin bir rol oynuyorlar. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinden öncelikli olarak etkilenecek küçük ada devletleri, AOSIS adlı koalisyonlarıyla  1980'li yıllardan itibaren dünya devletlerini somut adımlar atmaya zorluyorlar.

Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliği tartışmalarına yönelik sonuç alıcı ilk somut müdahalesi ise , 1997 yılında Brezilya hükümetinden gelmişti. “Brezilya önerisi” olarak adlandırılan yaklaşımda, küresel ısınmada tarihsel  sorumlulukların daha net olarak belirlenmesi amacıyla, salım hedeflerinin 1990 yılına göre değil, sanayi devrimi dikkate alınarak, 1850 yılına göre hesaplanması öngörülüyor. Söz konusu öneri, halen, uzun vadeli bir yaklaşım  için Bilimsel ve Teknolojilk Danışma Yardımcı Organı (SBSTA) tarafından ele alınan tek somut öneri.

Bununla beraber Çin, Brezilya, Hindistan hükümetleri, 2007 ve 2008 yıllarında açıkladıkları iklim eylem planlarıyla, bu alanda yürüttükleri ve yürütecekleri çalışmaları somut ve sayısal verilerle ortaya koyuyorlar. Hatta Çin hükümetinin 2020'ye yönelik, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında belirlediği hedefler sonunda tek başına elde edeceği karbon salım azaltımının, gelişmiş ülkelerin toplam salım azaltımından daha fazla olduğu ortaya konuluyor. Söz konusu çabalar ise, gelişmiş ülkeleri, 2012 sonrasına yönelik olarak Kyoto Protokolü'nde öngörülenden çok daha fazla çaba göstermeleri yönünde zorluyor.

KISA ÖZET – BALi EYLEM PLANI

2007 yılında gerçekleştirilen Bali Konferansı'nda kabul edilen Bali Eylem Planı ile, KP'ye taraf olmayan başta ABD ve Türkiye olmak üzere, en geniş küme olan BMİDÇS Tarafı ülkeleri arasında, 2 yıllık bir yeni bir tartışma zemini oluşturuldu. Ülkelerin Ek-I/Ek-I Dışı olarak değil, gelişmiş/gelişmekte olan ülke olarak gruplandırılması, Bali Eylem Planı'nın en kritik konularının başında geliyor. Çünkü BMİDÇS kapsamında gelişmiş ülke olarak sadece Ek-II ülkeleri (Türkiye'nin 2001 yılında aralarından ayrıldığı OECD ülkeleri) tanımlanmaktadır. BMİDÇS kapsamında gelişmekte olan ülke kavramı resmen tanımlanmadığı için, her ülke ya da grup kendine göre farklı bir ülke listesi oluşturabilmektedir.

Bali Eylem Planı ile tartışmalara getirilen bir diğer yenilik ise 2012 sonrasına yönelik iklim rejiminin, Kyoto Protokolü'nde olduğu gibi sadece belirli ülkelere yönelik salım kısıtlaması yaklaşımından çıkartılıp,   iklim değişikliği ile savaşım (mitigation), iklim değişikliğine uyum (adaptation), teknoloji transferi ve finansman alanlarını kapsayan daha geniş bir çerçevede ele alınmasıdır.

4 Kasım 2008 tarihinde gerçekleştirilen seçimleri kazanan ve 20 Ocak 2009 tarihinde ABD Başkanlık koltuğuna oturacak Barack Obama ise, Bush yönetiminden farklı olarak, seçim kampanyası boyunca, başta yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması olmak üzere başkanlığı döneminde iklim dostu politkalara destek olacağı sözünü vermişti.

Nitekim, seçimlerin hemen ardından Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzennegger tarafından düzenlenen uluslararası bir toplantıya video konferans araclığıyla sürpriz bir şekilde katılan seçilmiş Başkan Obama, ABD'nin Uluslar arası iklim değişikliği müzakerelerinde tekrar masaya döndüğünü çok somut şekilde ifade ederek, ABD'nin sera gazı salımlarını 2020 yılı itibarı ile 1990 yılına çekmeyi 2050 yılı itibarı ile %80 oranında azaltma hedefini güçlü bir şekilde seslendirmişti.

Her ne kadar seçilmiş başkan Obama'nın 2020 hedefi, gerek Kyoto Protokolü gerek 2007 yılında Hükümetlerarası İklim Değişiklği Paneli (IPCC) tarafından yayımlanan 4. Değerlendirme Raporu'nun kısa vadeli hedeflerinin uzağında yer alsa da, uluslararası toplumun 2050 yılına yönelik orta vadeli hedefleri ile paralellik göstermesi dikkat çekiyor.

Bush yönetimi ile beraber, uzun bir süre boyunca  Kyoto Protokolü'ne karşı çıkan Avustralya hükümeti de, 2007 yılında yaşanan hükümet değişikliğinin ardından, Bali'den itibaren Kyoto Protokolü tartışmalarına katılmıştı.

 

 

COP14 GÜNDEMİ

Poznan'da, bugüne kadarki en yoğun toplantı gündemi oluşturulmuş durumda. 2 hafta boyunca ülke delegeleri, COP14 (BMİDÇS),  COP/MOP4 (KP), 2 adet yardımcı organ (SBI/SBSTA29), AWG-LCA (BMİDÇS) ve AWG-KP (KP) olmak üzere aynı anda 6 resmi paralel sürece katılmak zorundalar. Ayrıca, 11-12 Aralık 2008 tarihlerinde 150'den fazla ülkenin Çevre Bakanlarının katılımıyla bir üst düzey oturum ve yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirilecek.

Poznan'ın resmi gündemi içerisinde, teknoloji transferi için yeni bir fon ya da yapının oluşturulması, ormansızlaşmanın engellenerek salımların azaltılması (REDD), karbon yakalama ve saklama (CCS), nükleer enerji projelerinin karbon ticareti kapsamına alınması, 2012 sonrasında yükümlülük alacak ülkeler arasında genişleme ve farklılaşma için yöntemler belirlenmesi, Uyum Fonu'nun mali kaynaklarının artırılması gibi konular yer alıyor.

Bu resmi gündemlere ek olarak, tüm dünyadan 400'den fazla katılımcıyı biraraya getiren Yerel Yönetimler İklim Zirvesi, karbon ticareti dünyasının oturumları, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği teknoloji fuarı, geleneksel Kalkınma  ve İklim Günleri, Ormancılık Günleri  Poznan'daki diğer önemli etkinlikler. Elbette, Konferans kapsamında çeşiti kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen 200'den fazla panel ve söyleşinin de dikkate alınması gerekiyor.

Tüm bunların sonucunda Poznan toplantılarının, Bali'nin rekorunu da aşacak şekilde,  12,000'e yakın katılımcı tarafından izlenmesi bekleniyor Gelecek yıl Kopenhag'da düzenlenecek toplantıların ise 20,000'den fazla katılımcıyla gerçekleşeceği öngörülüyor.

Çevre kuruluşları ise, salonlarda yürütülen tartışma gündemlerinin, dünyanın geleceği için gerçek ve kalıcı önlemleri ele alınmasının uzağında olduğu endişesiyle, tüm dünya halklarının tepkilerini delegelere aktarmaya çalışıyorlar. Koridorlarda kızgın sloganlarla delegeleri karşılayan ayı maketleri, salon girişlerinde buzdan heykeller, gençlik ve kadın gruplarının her an her yerde ortaya çıkabilecek şarkılı-danslı gösterileri, toplantıların ayrılmaz parçası.

Bunların yanında geleneksel COP Cumartesi yürüyüşü, bu yıl da Poznan sokaklarında ve dünyanın pek çok kentinde binlerce eylemciyi buluşturdu. Varşova'da buluşan ekonomi bakanlarına yönelik oturma eylemleri ve Dünya Bankasına yönelik tepkiler, bu yılın dikkat çeken diğer eylemleri arasında.

Günün Fosili ödüllerinde, bu yıl, somut adımlarda isteksiz gözüken AB ülkeleri, Japonya, Kanada başı çekiyor. Evsahibi Polonya ve diğer önemli AB ülkesi İtalya, Avrupa Birliği'nin 2020 yılı itibarı ile %20 salım azaltımı ve %20 yenilenebilir elektrik hedeflerini bloke etmeleri  nedeniyle en çok tepkileri çeken ülkeler arasında. Japonya, Kanada, Rusya ise, Ek-I ülkeleri hedeflerini sulandırmaları nedeniyle eleştiriliyorlar. ABD heyeti ise seçilmiş Başkan Obama'nın uyarısı doğrultusunda genellikle sessiz kalmayı tercih ettiği için, bu yıl ödüllerden fazla pay alabilecek gibi gözükmüyor.

COP14’TE TÜRKİYE

Türkiye Poznan toplantılarına BMİDÇS tarihindeki en kalabalık heyetiyle katılıyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Z. Sarıkaya başkanlığında, Çevre ve Orman Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Bayındırlık Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, İSTAÇ, UNDP, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği  başta olmak üzere pek çok kamu kurumundan 40'ı aşkın temsilci  resmi heyette yer alıyor. Ayrıca, TÜSİAD, Küresel Eylem Grubu, Yeşiller Partisi, Eğitim-SEN de, uluslararası bağlı kuruluşları heyetleri kapsamında Poznan'a katılıyor.

Geçtiğimiz yıl TEMA ve Enerji Ekonomisi Derneği'nin ardından TÜSİAD da, iş dünyası kuruluşları (BINGO) kapsamında BMİDÇS'ye akredite olan ilk Türk sivil toplum kuruluşu olarak kayıtlara geçti.

Türk heyeti özellikle 2007 yılı başından itibaren BMİDÇS gündemindeki tartışmalara daha aktif katılıyor. Çeşitli konu başlıklarında Avrupa Birliği'nin görüşlerine verilen destekler yanında, Türkiye ilk defa COP13 Üst Düzey Oturumu'nda da AB açıklamasını desteklemişti. 2008 yılı başından itibaren Bali Eylem Planı'nın ilgili maddelerinde Türk Hükümeti kapsamlı görüşlerini doğrudan Sekretarya'ya iletiyor. Bu görüşler arasında, ülkeler arasında gelişmişlik düzeylerini ortaya koyacak sayısal göstergelerin belirlenmesi ve bu süreci yönlendirecekler düzeneklerin oluşturulması, teknoloji transferi için yeni bir yapının oluşturulması çeştili ülkeler tarafından da desteklenen konular arasında yer alıyor.

Türkiye, Hırvatistan ve Kazakistan'nın  yeni bir müzakere grubu oluşturması yönündeki girişimleri, COP14 boyunca kulislerde dolaşan en önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Söz konusu gruba, Güney Avrupa ve Balkanlar'da yer alan çeşitli ülkelerin de davet edileceği konuşuluyor.

Türkiye'nin 1999 yılındaki Dünya Bankası Enerji projesi tanıtımı, 2007 yılındaki SB26 kapsamında Birinci Ulusal  Bildirim Raporu'nun tanıtımı dışındaki 3. resmi yan etkinliği de Ormancılık Günleri kapsamında Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildi.

İSTAÇ A.Ş. ise, REC’in de destekleyen kuruluşlar arasında yer aldığı Yerel Yönetimler İklim Zirvesi kapsamında, karbon ticareti oturumuna bir sunumla katılacak.

COP14’TE REC

Bölgesel Çevre Merkezi (REC), Sekretarya’ya Hükümetlerarası Kuruluş (IGO) kategorisinde akredite olan bir gözlemci kuruluş olarak COP ve SB toplantılarına katılıyor.

Orta ve Doğu Avrupa Bölgesi'nde düzenlenen ilk COP toplantısı olması nedeniyle REC, Poznan'da oldukça  aktif bir katılım sergiliyor.

REC Türkiye, 4 Aralık 2008 perşembe günü gerçekleştirilen yan etkinlikte ve 6 Aralık 2008 Cumartesi günü gerçekleştirilen Orta ve Doğu Avrupa Günü'nde 2005-2008 Döneminde BMİDÇS 6. Madde Türkiye Ulusal Odak Noktası kapsamında yürütülen çalışmalar ve elde edilen başarıları tanıttı.

REC Türkiye ve Türk Tesisat Mühendisleri  Derneği (TTMD), 2008-20120 yılları arasında yürütecekleri ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı Stratejk Program Fonu tarafından desteklenecek “Türk İş Dünyasında İklim Değişikliği İnisiyatifinin Geliştirilmesi” başlıklı proje kapsamında uluslararası kuruluşlarla çeşitli görüşmelerde bulunuyorlar. 

 

 

 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics