Logo EurActiv.com.tr

Küresel finans krizinde "Su Finansmanı"

Bookmark and Share

Su ve suyun arıtılması hizmetlerinin geliştirilmesini amaçlayan Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak için dünyanın çok fazla miktarda finansman kaynağına ihtiyacı var. Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, özellikle fakir ülkeler için kolay kredi ulaşımını ve ticareti olumsuz etkiliyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki sağlıklı su yatırımlarını desteklemek amacıyla geliştirilen projelerde ciddi bir düşüş yaşanıyor. Daha önceleri bu alanda önemli yatırımlarda bulunan ve kredi sağlayan gelişmiş ülkeler, bu yatırımlarını ciddi bir boyutta sınırlamış durumdalar.

Dünya Su Forumu Genel Direktörü Ger Bergkamp’a göre, “Su, sahip olduğu değer ve beklenen talep artışı açısından, petrol ve gazdan sonra gelen en büyük sanayi.” Bergkamp aynı zamanda, su sanayine yönelik yatırım ihtiyacının ve potansiyelinin de çok büyük boyutlarda olduğunu ifade ediyor. Bugün gündeme gelen soruların başında da su yatırımlarının sayısının ve kalitesinin nasıl artırılabileceği geliyor.

Su yatırımlarında durum ne?

Aslında suya yönelik haberler sanıldığı kadar umut kırıcı değil. Finansal belirsizlik ve aşırı bir piyasa hareketliliğinin söz konusu olduğu bir süreçte, suya yönelik yatırımlar bugüne fırtınadan olumsuz etkilenmedi. Su yatırımları her zaman sabit ve dengeli geri dönüşler sağladı. Bununla birlikte suyun güvenilir ve düşük riskli performansı çok geniş çaplı yatırım fırsatlarına dönüşebilmiş değil. Su; altın, petrol veya çay gibi emtia piyasalarında ticarete açık bir ürün olmadığından, “küresel su piyasası”dan da söz etmek mümkün değil. 

Bugün dünya genelinde su projelerine harcanan 400-500 milyar doların büyük bir bölümü doğrudan hükümetlerden geliyor. Sosyal, ekonomik ve çevresel baskılar arttıkça, suya ve suyun kalitesinin artırılmasına yönelik yatırımların daha da zorlaşacağı ifade ediliyor.

Camdessus Paneli

Su ve sağlıklı suya ulaşıma yönelik Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedefleri belirlendiğinde, Dünya Su Konseyi bu hedeflerin gerçekleşmesinin maliyetini araştırmaya başladı. Konsey 2001 yılında IMF’nin eski direktörlerinden Michel Camdessus başkanlığında çok sayıda üst düzey uzmanı bir araya getirdi. Camdessus Paneli’nin görevi “Su ve sağlıklı suya ulaşım için belirlenen iki Milenyum Kalkınma Hedefi’nin gerçekleşmesi için gerekli olan uygun finans kaynaklarının bulunması” olarak belirlendi. Panel’in sonuç raporu 2003 yılında Japonya’da düzenlenen 3. Dünya Su Forumu’nda açıklandı. Milenyum hedeflerinin gerçekleşmesi için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

-          Su altyapısına yönelik fonların en az iki katına çıkartılması

-          Hükümetlerin suya öncelik vererek, bu alana yönelik siyasi müdahalelerin engellenmesi

-          Su sektörünün fiyat düzenlenmesi ile, sabit bir gelir kaynağı sunması

-          Su ve sağlıklı suya erişimi sağlama sorumluluğu verilen yerel organlara gerekli güç, insan kaynağı ve finansman fırsatlarının sağlanması

-          Ulusal ve uluslar arası piyasalardan sağlanan finansman imkanlarına ulaşımın artırılması.

Camdessus Paneli’nde yer alan bu hedefler, yeni bir oluşuma yol açtı. Bu yeni oluşum Meksika eski Finans Bakanı ve bugün OECD Başkanlığı görevini sürdüren Angel Gurria başkanlığında 2005 yılında bir araya geldi. Yeni oluşum tarafından hazırlanan öneriler ise 2006 yılında Meksika’da düzenlenen 4. Dünya Su Forumu’nda açıklandı. Bu önerilerin başında şu noktalar geliyordu:

-          Ulusal ve yerel yönetimlerin “Su Hizmeti Hareket Planlarını” detaylı bir şekilde sunmaları (kırsal ve kentsel alanlarda su dağıtım hedefleri ve bunları gerçekleştirmek için gerekli olan kurumsal ve finansal araçlar)

-          Fakirlere yönelik yardımlar ve ücretlendirme uygulamaları

-          Tarımsal su finansmanı reformuna yönelik öneriler.

 

Son gelişmeler

2006 yılında Meksika’da, Herkes İçin Su Finansmanı süreci “dayanışma finansmanı”nı destekleyen bir girişim başlattı. Bu girişim kuzey ve güney, fakir ve zengin, kentsel ve kırsal bölgeler arasında suya erişimde yaşanan eşitsizlikleri ön plana çıkarttı. Dayanışma finansmanı örneklerinden bazıları şöyle:

- Water Aid isimli bir sivil toplum örgütü tarafından gerçekleştirilen bir girişimle, İngiltere’deki su faturalarından toplanan bir vergi, gelişmekte olan ülkelerdeki su ve suyun temizlenmesine yönelik projelere aktarılıyor.

- Fransa’daki yerel otoriteler, eşleştirme uygulamaları kapsamında, Batı Afrika’daki ortakları ile su ve sağlıklı suya ulaşıma yönelik projelere destek veriyorlar.

- Dayanışma fonları, bir ülkede toplanan su vergilerini, bu ülkenin daha fakir ve daha az kalkınmış bölgelerine dağıtıyor.

4. Dünya Su Forumu’nda atılan önemli bir adım da, Inter-Amerikan Development Bank (IDB) tarafından gerçekleştirilen ve su projelerindeki tıkanıklığı çözmeyi amaçlayan 20 milyar dolar bir girişim oldu.

 

Dünya Su Konseyi ne yapıyor?

İstanbul’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nda katılımcı 52 ülke aşağıdaki mutabakata imza attı:

- Yerel su kaynakları üzerindeki baskıların, suda yaşayan canlıların biyolojik çeşitliliği ile sistemdeki farklılık ve zorlukların bir listesini oluşturmak

- Sivil toplumlar dahil olmak üzere tüm paylaşımcılar ile yerel/bölgesel düzeydeki diyalogu geliştirerek temel birimler arasında yerel öncelikleri ve su sektöründeki faaliyet planını oluşturacak ortak bir görüş meydana getirmek

- Yerel su kaynaklarını ve sistemlerini tehdit eden gelişmelere uyarlanması için yerel ve bölgesel idare politikalarının güçlendirilmesi

- Bölgesel düzeyde daha iyi bir su yönetimi için su idaresinin oluşturulması

- Küçük başlangıç yatırımları ile öncelikleri belirleyerek yerel su kaynakları ve sistemlerinin esnekliğini artıran ilk somut değişiklikleri yapmak üzere belirli uygulamalara olanak tanıyan ve masrafları engelleyecek erken hareket sistemini oluşturmak

- Şehirlerin tüm bu faaliyetlerde yaşadıkları zorlukları ve gerçekleştirdikleri işlemleri içeren raporları hazırlamaları ve bu raporları 2012’de düzenlenecek Dünya Su Forumu’nda diğer katılımcılar ile paylaşmaları.

Rakamlar

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre bugün dünya genelinde sağlıklı içme suyuna yeterince ulaşamayan nüfus oranı 2.4 milyara ulaşıyor. Water Aid verilerine göre dünya genelinde susuzluk yüzünden her bir saniyede hayatını kaybeden çocuk sayısı 17. OECD içme suyuna ulaşamayan nüfusa su sağlamak için 2015 yılına kadar 10 milyar Euro yatırım yapılması gerektiğini ifade ediyor. Goldman Sachs tarafından yapılan açıklamaya göre su borularındaki kaçak yüzünden gelişmiş batıda yaşanan su kaybı oranı yüzde 20.  EPA verilerine göre bir Afrikalı tarafından günlük tüketilen ortala su oranı 77 litre iken, bir Amerikalı tarafından günlük tüketilen ortalama su oranı 600 litre. WWI (Dünya Su Enstitüsü) dünya genelindeki su kaynaklarının insanlar tarafından kullanılabilme oranının ise sadece yüzde 2.5 seviyesinde olduğunu söylüyor. 

WWF'ye göre dünya genelinde en kötü durumda olan bölgeler, nüfusun yüksek, doğal su kaynaklarının yetersiz ve su yönetiminin başarısız olduğu bölgeler. Bugün ABD'de ortalama bir ailenin günlük su tüketimi 100-150 galon arasında değişirken, bu oran Avrupa'da 74, Çin'de 23, Afrika'da ise sadece 17. Su konusunda en bilinçli davranan Avrupa ülkesi ise İsviçre. İsviçre'de günlük su tüketimi 35 galon.

İçilebilir suya ulaşım ve atık su arıtımı gıda üretimine yönelik de krizlere yol açıyor. Dünya genelinde su tüketiminin yüzde 70'ini tarım, yüzde 20'sini sanayi, yüzde 10'unu ise haneler oluşturuyor. Nüfus artışının yanı sıra, küresel ısınma da su kaynaklarının hızla tükenmesinde önemli bir etken. Özellikle kalkınmakta olan ülkeler, hızla artan nüfusları karşısında yetersiz kalan su kaynaklarına karşı çaresiz durumdalar. Deniz suyunun arıtılması ise son derece masraflı bir çözüm sunarken, aynı zamanda su yönetimi becerisi, yeni sulama teknolojileri, su kültürü teknikleri gerektiriyor.

Avrupa Birliği de bu konularda yapılan araştırmaları destekleyerek, yeni sulama sistemleri, atık su kullanımını artırmaya yönelik metotlar, su güvenliği, su tasarrufu ve su yönetimi konusunda yapılacak yenilikçi projelere Ar-Ge programları ile mali destek sağlıyor. Bu projelerde iklimin su kaynakları, su kullanımı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi, iklim etkisindeki belirsizliklerin, olası güvenlik risklerinin azaltılması, ülkelerde ve insan hayatında su güvenliğinin sağlanması ve bu amaçla Avrupa'da ve komşu ülkelerinde var olan ve gelecekte olabilecek iklim kaynaklı değişikliklerin analiz edilmesi bekleniyor. AB tarafından destek sağlanan bir diğer alan da su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi. Bu konu altındaki destekler, kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve uzun bir süreçte (20-25 yıl) su yönetimi ve iklim değişikliği üzerine yapılacak araştırmaları kapsıyor. AB 7.ÇP kapsamında çevre alanında iklim değişikliği ve su üzerindeki etkileri üzerine belirtilen konularda hazırlanacak mevcut teknolojilerin iyileştirilmesi, geliştirilmesi, yeni teknolojilerin, metotların ve sistemlerin oluşturulmasına yönelik projeler destekleniyor.

Dünya Sağlık Organizasyonu tarafından yapılan açıklama ise suya yönelik Milenyum Hedefleri’nden ne kadar uzak olduğumuzu kanıtlar nitelikte: “ Eğer su ve sağlıklı su için gerekli olan yıllık 11.3 milyar dolarlık yatırımlar zamanında yapılmış olsaydı, bu yatırımların bugün yılda 84 milyar dolar geri getirim sağlamış olacaklardı.”  

 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics