Avrupa Birliği (AB) iklim değişikliğiyle mücadele stratejisinin önemli evrelerinden biri hâline gelen geri dönüşüm sayesinde Avrupa’da yıllık üç milyar ton atıktan yarar sağlanabiliyor. Atıkların bir kısmı CO2 şeklinde atmosfere karışırken bir kısmı da yakılara çöp hâline gelebilen malzemeden yayılan metan gazı olarak açığa çıkıyor.
Dönüm noktaları:
- Aralık 2005: Avrupa Komisyonu Atıkların geri dönüşümü ve atık önleme tematik stratejisini açıkladı; aynı kapsamda Atık Çerçeve Yönergesi de yeniden düzenlendi.
- Kasım 2008: AB gözden geçirilmiş Atık Çerçeve Yönergesi’ni onayladı.
- Aralık 2008: Avrupa Komisyonu birliğin Elektrik ve Elektronik Ekipman Atıkları Yönergesi’nin gözden geçirilmiş şeklini sundu.
- Ağustos 2010: Avrupa Çevre Kurumu Avrupa geri dönüşüm haritasını yayımladı.
- Ekim 2010: Komisyon atık ve geri dönüşüm çalışmasını yayımladı.
- 12 Aralık 2010: Atık Çerçeve Yönergesi’nin ulusal yasalara uyarlanması için son gün.
- Şubat 2011: Komisyon Ham Maddeler Girişimi’ni tanıttı.
- 2012: Atıkların önlenmesi ve geri dönüşüm için en iyi toplama yöntemleriyle ilgili Tematik Strateji’yi gözden geçirecek.
- 2014: Üye devletler gözden geçirilmiş Atık Çerçeve Yönergesi altında atık önleme programları geliştirecekler.
- 2015: Komisyon Atık Çerçeve Yönergesi tedbir ve hedeflerini gözden geçirecek; gerektiğinde hedefleri güçlendirecek ve yeni hedefler belirleyecek.
- 2015: AB üye ülkeleri yönerge kapsamında kâğıt, metal, plastik ve cam için ayrı toplama planları geliştirecek.
- 2020: Hane içi atık malzemenin (kâğıt, plastik, metal ve cam gibi) geri dönüşümü ve yeniden kullanımını artırma hedefini toplam atık ağırlığının en az yüzde 50’sine çıkaracak.
- 2020: AB kimyasal zararlı madde içermeyen ve atık miktarının toplam ağırlığının en az yüzde 70’i olacak şekilde geri dönüşümle yeniden kullanılması ve yok edilmesini hedef alacak.
Politika özeti:
İklim değişikliğiyle mücadelede geri dönüşüm çok önemli bir araç olarak sera gazı emisyonlarının katı atık sahalarında doğrudan ve sanayi üretim süreçlerinde açığa çıkan atıkların dolaylı olarak oluşmasından kaçınır.
Eurostat rakamlarına göre, AB genelinde 2006’da 2,9 milyar tondan fazla atık meydana gelirken, kişi başına düşen atık miktarı yaklaşık altı tondu. Atık sahalarına transfer edilen ve yakılan çöpler daha yüksek oranda metan ve CO2 çıkışına sebep olur ki her ikisi de sera gazı kapsamına girer.
Öte yandan, geri dönüşüme tabi tutulan plastik, kâğıt, cam gibi malzemenin daha fazla metan emisyonuna sebep olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bu gibi maddelerin en başta atık toplama alanlara transfer edilmesi önlenebilirse kirliliğin ciddi derecede önüne geçilebilir.
Alman Çevre Stratejileri Enstitüsü (Ökopol) tarafından 2008’de yapılan bir araştırmanın sonuçları, 2020’ye kadar belediyelerde oluşan çöplerin yüzde 50’sinin geri dönüştürülmesi durumunda 89 milyar tondan fazla CO2 emisyonu tasarrufu sağlanabilir. Bu rakam 31 milyar otomobilin sebep olduğu emisyona karşın gelmektedir. Hâlihazırda geri dönüşüm oranı yüzde 37 civarında ancak AB mevzuatların tamamının uygulamaya konulmasıyla yüzde 50 hedefine ulaşmak arzusunda.
Daha çevre dostu atık oluşumunun sağlanmasıyla birlikte Avrupa Komisyonu geri dönüşümünün 2020 emisyon indirim hedeflerinin yüzde 19 ile yüzde 31’ine ulaşılabileceğine inanıyor.
Birliğin atık önleme ve geri dönüşüm için Tematik Stratejisi adı altında 2005’te açıkladığı uzun vadeli vizyonla Avrupa’nın bir geri dönüşüm toplumuna dönüştürülmesi ve ekonominin atıkları bir kaynak olarak kullanmaya başlaması, Avrupa’nın bu süreçte ithal ürünlere daha az bağımlı olması hedefleniyor.
Bu stratejiyle geri dönüşüm için ortak bir ölme standardı getirilirken geri dönüşümün atık alanı vergisi, üretici sorumluluğu, ticareti yapılabilecek sertifikalar, para cezaları ve teşviklerin canlandırılması gibi girişimler üzerinde durulacak.
Bu fikir Atık Çerçeve Yönergesi kapsamında 2006 yılında ortaya atıldı ve 2008’de gözden geçirildi. Beş aşamalı bir atık toplama düzeni oluşturuldu. Buna göre atık oluşumunu önleme ilk sırada yer alırken, geri dönüşüm ikinci sırada ve atık toplama alanları ise son sırada yer aldı. AB üyesi ülkeler için bağlayıcı geri dönüşüm ve atık önleme standartları belirlendi.
Eldeki verilere göre, geri dönüşüm gelişmekte ve artık yakma yoluyla atıkların yok edilmesi yerine daha büyük miktarlarda geri dönüşüm işlemi gerçekleştirilmekte.
AB’nin 27 üye ülkesinde ağır aksak ilerleyen uygulamalar nedeniyle yetkililer (İskoçya hükümeti de dâhil olmak üzere) bir geri dönüşüm platosu oluşturulması önerisinde bulunarak geri dönüşüm miktarının daha da artırılabilmesi için ek tedbirler ortaya attılar. AB’nin WEEE Yönergesi; örneğin üye devletlerin toplam elektrik atıklarının 2016’ya yüzde 85’inin yüzde 50-70 oranında geri dönüştürülmesi şeklinde değişikliğe gidiyor.
Geri dönüşüm ayrıca ham madde sıkıntısını dile getirebilmek amacıyla bu yılın Ham Madde Girişimi’nin de üç temel taşından biri olarak belirlendi.
Konu başlıkları:
Karbon piyasaları geri dönüşüm için yeterli teşvik sağlar mı?
AB’nin CO2 için emisyon üst sınırı ve ticareti planı kapsamında ağır sanayide emisyonlara sınır getiriliyor ve geri dönüşüm ve ıslaha dayalaı daha temiz sanayi süreçlerini teşvik ederek düşük karbon ekonomisine yönelim planlanıyor.
AB Emisyon Ticaret Şeması (ETS) şirketlerin daha az enerji kullanarak daha fazla CO2 emisyon tasarrufu yapmalarına ve kendilerine ayrılan karbon tahsislerinden kullanılmadık olanları daha fazla kirliliğe sebep olan firmalara satmalarına imkân tanıyor.
Bir AB’li yetkili “Bir çelik fabrikası çelik imal ediyor ve hurda metal kullanıyor. Bu arada mevcut teşviklerle daha az enerji tüketimiyle dolaylı yoldan daha fazla CO2 kesintisi yapabiliyor. Ancak dolaylı CO2 tasarrufu üretim, ulaşım ve ham maddelerin işlenmesi sürecinde daha zor ölçülebiliyor. “Geri dönüşümü canlandıracak bir şeyler yapmalı çünkü bu şekilde sera gazı emisyonlarından kaçınmak mümkün olabilir ve geri dönüşümde ham maddenin çıkartılması, işlenmesinden kaçınırken birçok dolaylı emisyonların önüne geçilmiş oluyor” dedi.
Bu nedenle Avrupa Komisyonu Ocak 2011 raporunda dolaylı yoldan CO2 tasarrufu sağlanmasını teşvik amacıyla geri dönüşüm için daha uygun gereçlerin kullanılmasını önerdi.
Sonuç olarak ETS kapsamında geri dönüşüme destek vermek için daha çok şey yapılabilir. “Bu teşviklerin geri dönüşümü canlandırmak için yeterli olup olmadıklarını ve bu tür teşviklerin daha iyi ödüllendirilmesinin gerekli olup olmadığını analiz ediyor” diyen yetkili “Çalışmalar ve yansımaları şimdi başlıyor” dedi.
Daha genel anlamda ise çevreciler yakarak atıkların yok edilmesi yönteminin bazı sanayi sektörlerinde geri dönüşümden daha fazla teşvik edildiğine dikkat çekerek bunun sebebinin AB’nin 2020 iklim değişikliği hedefleri için kullanılan ölçülere daha kolay karşın gelmesi olduğunu kaydettiler.
AB geri dönüşüm yasalarının düzensiz uygulanması
Avrupa’da atıkların yüzde 40’ı AB’nin en düşük geri dönüşüm standartlarına uygun.
Ancak mevcut yasaların uygulanmasında bir takım aksaklıklar yaşanıyor. Avrupa Komisyonu durumun düzelmemesi hâlinde bazı üye ülkelere karşı 2014 yılında gerçekleştirilecek bir gözden geçirme sonrasında cezai işlemlere başlatılacağı uyarısında bulunuyor.
Şimdilerde atık geri dönüşüm oranları bazı Doğu Avrupa ülkelerinde yüzde birkaç olurken bazılarında yüzde 70’lere kadar çıkıyor. Avusturya, Belçika, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler AB’nin minimum standartlarının üzerinde geri dönüşüm gerçekleştiriyor ancak üye ülkelerin çoğu için bundan söz etmek mümkün değil.
Komisyon yetkilileri geri dönüşüm girişimlerinin başarı ya da başarısızlığının ekonomik teşviklere bağlı olduğunu kaydediyor. Örneğin, Almanya ve Avusturya bazı atık toplama kategorilerini yasaklarken Belçika ve Hollanda bu konuda uygulanan vergileri artırma yoluna gittiler.
Daha sıkı yasal tedbirler ve düzenlemelerden yana taraf olanlar açıklık, öngörülebilirlik ve uygun maliyetin bu şekilde başarılabileceğine inanıyor. Aynı yetkililerce, bunların olmaması durumunda izleme ve teyit standartlarının, veri tahkik ve tamamlayıcı tedbirlerin zaman alacağını ve fazla kaynak gerektirebileceği öne sürülüyor.
Ancak diğerleri yasal yaptırımların artmasına sebep olacağını, emir-komuta zincirinde kafa karışıklığı doğuracağını ve bürokrasiyi artıracağını iddia ediyor. Bazı sanayi çevreleri bir takım bağlayıcı tedbirler uygulanmasına destek veriyor ama bu çevrelerin büyük bir kısmı maliyetlerin yüklenilmesine kayıtsız kalıyor.
Önemli ham maddeler
AB’nin geri dönüşüm hedefi belirlemesinin ardındaki tek neden sadece iklim değişikliğini önlemek değil elbette. Yüksek teknolojide kullanılan nadir toprak metalleri gibi değerli metallerin geri dönüştürülmesinin gerekli olduğu konusunda bilinçlenme de giderek artıyor.
Değerli maddelerin sık sık cep telefonu, elektrikli otomobil aküleri ve bilgisayar imalatında çok küçük oranlarda kullanılması geri dönüşüm teknolojisinin bu malzemenin geri kazandırılması noktasına kadar geliştirileceğine işaret ediyor. İmalâtçıların keza malzemenin kolayca elde edilebilmesi ve dönüştürülebilmesine imkân verebilmesi için kendi ürünlerinin tasarımına özen göstermeleri de gerekiyor.
Nadir toprak metalleri ve değerli maddelerde kaynak sıkıntısı olduğu ancak son yıllarda fark edildi. Dolayısıyla Avrupa Komisyonu bu konuda toplum bilincinin artırılmasının en önemli adım olduğuna inanıyor.
AB Çevre Komiseri Janez Potočnik Belçika’da bir geri dönüşüm tesisine kendi cep telefonunu bırakırken “Bir mobil telefonun yapımında altın, platin, paladyum ve bakır malzemeleri kullanılıyor ve bütün bunlar Avrupa’da çok az miktarda bulunuyor. Bir ton cep telefonunda toplam yaklaşık 280 gr altın, 140 gr platin ve paladyum ile 140 pound bakır bulunuyor” dedi.
Bu nedenle Komisyon geri dönüşümü canlandırmak için olduğu kadar enerji tasarrufu sağlayabilmek için ürün tasarımına ilişkin bir tartışma açmayı planlıyor.
Geri dönüşüm toplama noktalarının artırılması
Avrupa’da hurda geri dönüşümü için az sayıda toplama noktası bulunduğu konusunda herkes hemfikir. Birçok üye ülke ger dönüşüm sanayinin ihtiyacı olan büyüklük ve hacimde ekonomileri yaratacak genişlikte bir ağa sahip değil.
Kırsal alanlarla kıyaslandığında kentsel alanlarda genellikle atık toplama servisleri mesafeler nedeniyle iyi çalışıyor. Ancak toplam servisleri yerine toplama noktaları olmalı. Genel anlamda bu sorun ulusal düzeyde çözülüyor ancak bu durum hanelerdeki atıkların örneğin ya da elektronik ürünlerin atıklarına ilişkin toplama noktalarından kimin sorumlu olacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Tüketici grupları sık sık kendi marka ürünleri için üreticilerin sorumluluk almasına sağlayacak daha iyi mevzuatlar hazırlanması gerektiğini vurguluyor. Ancak sanayi kuruluşları geri dönüşümün ve bununla beraber kamu eğitim programlarının maliyetinin tüketiciye yüklenmesinden yana.
Örneğin, Avrupa Alüminyum Birliği üretimde kullanılan farklı malzeme karışımlarının ve paketlemenin bir ürün zincirinin bütün halkaları için harekete geçilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Zincir sonunda tüketicinin atıkları yerleşke dışında atıkların güvenli bir şekilde toplanabileceği noktalara taşıması veya geri dönüşümle ikinci kullanıma kazandırılması yer alıyor. Ancak tüketiciye bu konuda ne kadar eğitim verilirse verilsin, kamu finansmanı ve emeği gerektirdiği gibi CO2 emisyonlarına da sebep oluyor.
Avrupa Çevre Ofisi paketleme atıkları ve küçük elektrikli eşya atıkları için perakende satış yerlerinin faaliyete geçirilmesini öneriyor. Ofis yetkilileri belediyeler ile üreticiler arasında atık toplama noktaları oluşturulması sırasında sorumluluğu yerine getirme açısından bu durumun sinerji yaratabileceğini ileri sürüyor.
Ama bu aynı zamanda perakende satış yerlerinden, imalâtçılardan ve vergi mükelleflerinden elde edilen kazancı kemirirken tüketicilerin bir üçüncü ülke tarafından satın alınan malzemeden kaynaklanabilecek atıkların kimin sorumluluğunda olacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Üreticilerden geri dönüşüm ücreti alınmalı mı?
Teoride bireysel üretici sorumluluğu (IPR) ilkesi geri dönüşümde ödemeyi kimin yapacağı, maliyetle ilgili olarak şirketlerin ne dereceye kadar sorumluluk alabileceği ya da atıkların güvenli bir şekilde birikmesi ile ilgili sorumluluğun kimin olacağı konusunu ele alıyor. Bu ilkeyle geri dönüştürülebilir malzemenin daha büyük oranda kullanımının tasarım ve paketlemede yenilik yoluna gidilerek başarılması hedefleniyor.
Ancak hangi üreticinin hangi ürünün sorumluluğunu alması gerektiğine (özellikle karmaşık üretim zincirleri ve belli bazı planlar kapsamında toplama sorumluluğu ilkesi devreye girdiğinde) karar vermek zor.
Sonuç olarak IPR’nin yalnızca akü ve elektrikli ev eşyaları gibi Elektrik ve Elektronik Atık Yönergesi (WEEE) kapsamına giren belli atık süreçlerine uygulanması mümkün olabilecek.
Ancak AB ülkeleri yönergeyi farklı şekillerde uygulamaya alıyor. Üye ülkelerin büyük bir çoğunluğunda yerel yetkeler geri dönüşümün fiziksel veya malî sorumluluğunun dağıtıcılar ile üreticiler arasında paylaştırılması yoluna gidiyor. Bu ise eşitlikten uzak faaliyet alanlarının oluşmasına sebep olarak geri dönüşümün malî yükünü vergi mükelleflerine kaydırıyor.
Tüketici grupları şirketlerin başlangıçtaki ürün tasarımı konusunda devletin söz hakkı olmadığını ileri sürerek seçimler üzerinde pek fazla kontrol sağlayamayacağını belirtiyor. Ancak sanayi kesimi atık toplama maliyetlerinin çevre dostu ürün tasarımına ilişkin yenilikler üzerinde etkisi olmadığını ileri sürüyor ve sonuç olarak bunun tüketicinin hangi ürünü tercih edeceğine bağlı olduğunu kaydediyor.
Şimdilik üreticiler ve tüketiciler geri dönüşüm maliyetlerini üstlenmiş görünüyor. Ancak €64,000’lık bir soru hâlâ geçerli: “Bu maliyetin ne kadarı?”
Taraflar:
Bir AB yetkilisi mevcut iklim yasalarına odaklanarak geri dönüşüm konusunda çalışmaların sürdürülebileceğini kaydetti. Farklı atık süreçleri için farklı geri dönüşüm teknikleri olduğunu belirten aynı yetkili bunun üzerinde durulması gerektiğini söyledi.
“Kâğıt ve mukavvanın geri dönüşümü gayet iyi. Sonra paketleme ve eski araçların dönüşümleri takip ediyor” diye konuşan yetkili, sistemdeki sızıntılara dikkat çekerek “Bazı otomobiller AB’den ihraç ediliyor. Aküler ve elektrikli araçlardan meydana gelen aküler nispeten daha az geri dönüşüme tabi tutuluyor ve paketleme ikisi arasında bir yerde duruyor. AB üyesi ülkelerde bu konuda büyük farklılıklar görülüyor” dedi.
Avrupa’da atıklarla ilgili sorumluluğu üstlenecek şahıslar konusunda ortak bir görüş bulunmuyor. Gelecekte bu konunun tartışılması gerektiğine dikkat çeken Sponar “ortak bir yaklaşım olması yararlı mıdır” sorusunu soruyor. “Tartışma açılmalı çünkü üye devletler her zaman yetki sahibi olmak ve özgür olmak istediklerini dile getiriyorlar. Bu konuda karar onlara bırakılmalı. Bazı durumlarda maliyetin tamamı ve diğer durumlarda AB’nin aküler ve paketlemeyle ilgili olarak WEEE için minimum katkı beklemesi mümkün.”
Malî teşviklerle maliyetlerin aşağı çekilmesinin etkili bir yöntem olduğunu kaydeden Sponar “Bu konuda ayrıntılı bir analiz başlatmış bulunuyoruz. Üreticilerin sorumluluk planının farklı ülkelerde nasıl uygulamaya konulduklarını karşılaştırıyoruz” dedi.
Avrupa Çevre Ofisi (EEB) kıdemli politika şefi Stéphane Arditi “Açıktır ki bazı atıkların geri dönüştürülmesi yerine yakılması için karşı teşviklerimiz mevcut. Atıkların yakılmasıyla enerji elde ettiğinizde bu sizin 2020 yenilenebilir enerji hedeflerinize sayılıyor. CO2 emisyonlarından tasarruf ettiğinizde ve geri dönüşümle enerji tasarrufu sağladığınızda bunun karar sürecine yansıtılması mümkün değil enerji tasarrufunu teşvik etmiş olacaksınız çünkü bu üye devletlerin hedeflerine ulaşmaları ve sorumluluklarını yerine getirebilmelerine yardımcı olacak. Bu nedenle en azından CO2 hesabını ve geri dönüşümle sağlanan enerji tasarrufunu hesabını uygun şekilde yapmalıyız. Dolayısıyla iki şeyden en iyisini seçme yönünde karar verebiliriz. Şu anda geri dönüşümle ne kazandığınızı bilmiyorsanız açıkçası enerji tasarrufunda da malzeme farklılaşması söz konusu olacaktı. Çelikte daha detaylı incelemeye ihtiyacımız var. Metallerde ise enerji tasarrufu sağlamak için yakılmaları gibi bir durum zaten geçerli değil. Dolayısıyla geri dönüşüm sanayinde CO2 ve enerji tasarrufu sağlanması sorun olmaya devam ediyor” dedi.
Avrupa Alüminyum Birliği Genel Sekreteri Patrick de Schreynmakers AB’nin bütün meseleleri henüz tamamen anlamadığına dikkat çekerek bu konuda sanayi kesiminin yardımına güvendiğini kaydetti. “Para beş aşamada harcanmalı. Veri toplama, atık toplama, sınıflandırma, geri dönüşüm ve geri dönüşümden geçmiş ürünlerin pazarlanması Bir kez bunlardan beklenen etkiler alındığında tüketici neyin riskte olduğunu daha iyi anlayacak ve durumu kayda değer derecede güçlendirecek mevzuat belirleme noktasına geleceğiz” dedi.
Sanayi kesimi, yasa yapıcılar, Komisyon, Avrupa Parlamentosu, üye ülkeler hatta yerel yetkeler de dâhil olmak üzere bütün paydaşların sistemin geliştirilmesine ortak çaba sarf etmeleri gerektiğini kaydeden Schreynmakers bütün sorumluluğun üreticiye yükletilmesinin imkânsız olduğuna çünkü ürün sahibinin zincirin son halkası olan tüketicinin davranışlarından sorumlu olamayacağına dikkat çekiyor.
Archelor Mittal’da çevre dostu üretim müdürü Jan Bollen her üreticinin kendi ürünlerinin doğal kullanım sürecinin sonuyla ilgili sorumluluk alması gerektiğini ileri sürdü. Maliyetin ürün fiyatına yedirilmesi gerektiğini kaydeden Bollen “Diğer paydaşlara müracaat edemezsiniz. Sonunda hangi plan olursa olsun faturayı tüketicisi ödeyecektir” dedi.
Avrupa Komisyonu’nun geri dönüştürme tanımının çok geniş olduğunu belirten Bollen “Çevre açısında değerleri farklı olsa da geri dönüşümün türlü şekilleri ve süreçleri var. Bir ürünü tekrar be tekrar kullanırsanız onu bir kere geri dönüşüme tabi tuttuğunuzdan daha iyi yeni dönüşümler uygulayabilirsiniz. Mevcut atık düzenlemesinin asıl çalışma alanı atık alanlarının oluşmamasıdır” dedi.













