Logo EurActiv.com.tr

Sağlık-Emniyet-Çevre Prensipleri ve Akaryakıt Sektörü

Bookmark and Share

Petrol sektörü, ekonomik büyüklüğü, sınai ve ticari faaliyetlere olan doğrudan etkisi nedeni ile ülkemizin en önemli sektörlerinden birisidir. Ekonomik büyüklükleri açısından bakıldığında petrol sektörünün en büyük parçası olan akaryakıt sektörü 25 milyar dolar büyüklüğünde, yıllık 17,5  katrilyonluk vergi geliri yaratan, Türkiye’nin enerji ihtiyacında önemli bir paya sahip olan bir sektördür.

 

Türkiye’nin ulusal politikasının temel unsurlarından biri olan AB üyeliği akaryakıt sektörünü de yakından ilgilendirmektedir. Enerji sektörünün bir alt kolu olan akaryakıt sektöründe AB’ye uyumun en temel unsurlarından birini çevre, insan sağlığı ve risk yönetimi oluşturmaktadır.

Bu sektörde faaliyet gösteren kuruluşların işyeri güvenliğini, çalışanlarının sağlığını ve çevrenin korunmasını önemsemesi büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple oluşturulan Sağlık,Emniyet, Çevre ve Güvenlik prensipleri (SEÇ) , sağlık emniyet ve çevreye saygı göstererek iş esnasında hiçbir kazanın olmaması için gösterilen çalışmaların tümü olarak tanımlanabilir.

İşyeri güvenliğinin, mesleki sağlığın ve çevrenin korunmasının taşıdığı önem birden fazla unsurla şekillenmektedir. SEÇ prensipleri üç temel nokta üzerinde şekillenir:

İş ahlakı

İş ahlakı çalışanlar ve işveren arasındaki uyum sayesinde şekillenir. İşverenlerin ve çalışanların diğer kişilerin hayatını koruması, sağlığını düşünmesi ve çevre duyarlılığı iş ahlakının ve bir takım olarak çalışabilmenin en somut göstergeleridir.

Maliyetler 

Bir çalışanın işverenin kusuru nedeniyle sağlığını ve hatta hayatını kaybetmesi ya da işyeri faaliyetleri sonucu çevre kirliliği oluşması yalnızca anlık sonuçlar doğurmaz. İşyerinin maruz kalacağı tedavi maliyetleri, yükselen sigorta primleri, tazminatlar, saygınlık kaybı, üretim aksaması, verimlilik düşüşü gibi bir dizi doğrudan ve dolaylı maliyet basit bir kazanın büyümesine ve işyerinin varlığını tehdit eder duruma gelmesine yol açabilir.

Yasal düzenlemeler

Yasal düzenlemelere uyma ve mevzuatın gerekliliklerini yerine getirme SEÇ prensiplerinin bir başka sac ayağını oluşturmaktadır. Kişilerin ve kuruluşların devletin belirlediği gereklilikleri yerine getirmesi bir yükümlülüktür. Aksi halde, bir kaza, hastalık, çevre kirliliği sonucu yasal denetimlerden soruşturmalara, mahkemelerden yasal cezalara ve hatta geçici işyeri kapatmalarına kadar varabilecek bir dizi yaptırım işyerinin ticari faaliyetlerine darbe vuracak hayati süreçlerdir.

2- SEÇ Bileşenleri

Sağlık, Emniyet Çevre Prensipleri birden fazla uzmanlık alanını ve birden fazla mevzuatın kapsamını ilgilendirmektedir.

A) Risk ve İş güvenliği

Risk, tehlikenin gerçekleşme olasılığı ve meydana getireceği zararın bileşimi olarak tanımlanabilir.Sağlık ve çevre konusunda riskleri değerlendirmek riskleri yönetmenin ilk adımıdır. İşveren ve çalışanların ortaklığıyla geliştirilen bir risk yönetimi sistemi sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamının oluşmasını sağlar.

İ )Uluslararası Standartlar

OHSAS 18000 

"Occupational Health & Safety Assessment Series" ifadesinin kısaltması olan bu terim , BSI (British standarts Institute) tarafından yayınlanmış olan "İş Sağlığı ve Güvenliği" standardıdır.

 Bir yönetim sistemi olan OHSAS 18000 dünya çapındaki çeşitli ulusal standart büroları, sertifikalandırma kuruluşları ve uzman danışmanlık şirketlerinin katkıları ve çalışmalarıyla şekillenerek 1999'da yürürlüğe girmiş uluslar arası bir standarttır. Türk Standartları Enstitüsü tarafından da TS 18001 OHSAS adıyla ulusal dengi oluşturulmuştur.

OHSAS 18001; ISO 9000 ve ISO 14000 gibi diğer uluslararası standartlardan farklı olarak bazı ulusal standart kuruluşları ve belgelendirme kuruluşlarının birlikte çalışmasıyla gerçekleştirilmiştir ve bir ISO standardı değildir.

OHSAS 18001 kuruluşların ürün ve hizmetlerinin güvenliğinden çok çalışanın sağlığına ve işin güvenliğine yönelik bir standarttır.

OHSAS 18000 / OHSAS 18001

OHSAS 18001, OHSAS 18000'in iki parçasından ilkidir. Türkçe’ye "iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemleri şartları" olarak tercüme edilen OHSAS 18001 işletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yükümlülüklerini etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri amacıyla hazırlanmıştır. Bir İSG yönetim sisteminin yapılandırılması için gereken şartlar çerçevesini sunan OHSAS 18001 ilgili politikanın belirlenmesinden sistemin hayata geçirilmesi, tetkik ve incelemeden geçirilmesine kadar olan uygulama çerçevesinin genel gerekliliklerini ortaya koymaktadır. Firmaların OHSAS 18001: 1999 - OHSAS 18001: 2007 geçiş süreçleri Temmuz 2009 tarihi itibariyle sona ermiştir.

OHSAS 18000 / OHSAS 18002

OHSAS 18002, OHSAS 18000 bütününün ikinci parçasıdır. Türkçede "iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemleri uygulama kılavuzu" olarak çevrilen bu sistem adından da anlaşılacağı üzere, OHSAS 18001 ile verilen sistemin işletmeye nasıl uyarlanabileceği üzerinde durulur. OHSAS 18002, OHSAS 18001 standardının temel prensiplerini açıklayan ve her şart için amaç, istenilen girdi, süreç ve beklenen çıktıları anlatan bir standarttır. Bu sayede OHSAS 18001'in anlaşılması ve uygulanmasına yardımcı olur.

 Akaryakıt Sektöründe Emniyet Standartları: 

Akaryakıt istasyonları ve emniyet gereklerini ele alan başlıca Standart 12820 no’lu Türk Standardı belgesidir.Aşağıda bu belgede atıfta bulunulan diğer standartlar listelenmiştir.

Bu emniyet gerekleri içerisinde, akaryakıt depolama, tankların yapılışı , tesisi, kapasitesi, belgelendirilmesi, havalandırılması , asgari emniyet mesafelerinin belirlenmesi, işletme şartları , yangın kontrolü gibi bir dizi düzenleme bulunmaktadır.

TS No

 

TS 622

Yapıların yıldırımdan korunması   kuralları

TS 712

Yakıt yağı tankı - Silindirik

TS 862-7 EN 3-7  

Seyyar yangın söndürücüler- Bölüm 7: Özellikler, performans özellikleri ve deney metotları 

TS EN 976-1

Tanklar- Cam elyaf takviyeli plastikten (GRP)- Petrol esaslı yakıtların yeraltında basınçsız depolanması için kullanılan yatay silindirik tanklar- Bölüm 1: Tek duvarlı tanklar için özellikler ve deney metotları

TS EN 976-2

Tanklar-Yatay, silindirik, cam elyaf takviyeli plastikten- Yeraltında kullanılan- Petrol ürünleri İçin-Basınçsız-Bölüm 2: Nakliye, muhafaza, yükleme-boşaltma, tesis etme kuralları

TS ISO 4266-4*

Petrol ve sıvı petrol ürünleri-Depolama tanklarındaki seviye ve sıcaklığın otomatik yöntemlerle ölçülmesi-Bölüm 4: Atmosferik tankların sıcaklığının ölçülmesi

TS ISO 4266-1*

Petrol ve sıvı petrol ürünleri-Depolama tanklarındaki seviye ve sıcaklığın otomatik yöntemlerle ölçülmesi-Bölüm 1:Atmosferik tankların seviyesinin ölçülmesi

TS 6769-1

Akaryakıt istasyonu - pompalı ve pompasız dağıtım sistemleri - Bölüm 1: Yapım kuralları

 

TS 6769-2

Akaryakıt istasyonu - Pompalı ve pompasız dağıtım sistemleri - Bölüm 2: Tesis etme kuralları

 

TS 6769-3

Akaryakıt istasyonları-Pompalı ve pompasız dağıtım sistemleri-Bölüm 3: Tesis sonrası bakım kuralları  

 

TS 8993

Tanklar, yatay, çelikten, çift cidarlı (1 m3-100 m3 anma hacimli, yer altında kullanılan)

TS 9108

Tanklar, düşey, çelikten, çift cidarlı, kontrol sıvısız (anma hacmi 5 m3-100 m3, yer üstünde kullanılan) 

 TS 10356

Tanklar-Çelikten, düşey, tek cidarlı (5 m3-100 m3 anma hacimli, yer üstünde kullanılan) 

TS 11939

Sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) - İkmal istasyonu - Karayolu taşıtları için - Emniyet kuralları

TS 12663

Akaryakıt satış ve/veya akaryakıt satış ve servis yerleri - Genel kurallar

TS 11567 EN 1360

Lâstik hortumlar ve hortum takımları -Ölçülü akaryakıt dağıtımında kullanılan-Özellikler

TS EN 13012

Akaryakıt ikmal istasyonları – Yakıt dağıtım birimleri üzerindeki otomatik yakıt doldurma tabancalarının yapım ve performans gerekleri

TS EN 13237

Potansiyel patlayıcı ortamlar - Potansiyel patlayıcı ortamlar içinde kullanılması amaçlanan donanımlar ve koruyucu sistemler için terimler ve tarifler

 TS EN 12259-1

Sabit yangın söndürme sistemleri - Sprinkler ve su püskürtme elemanları - Bölüm 1: Sprinkler 

 TS EN 12259-2

Sabit yangın söndürme sistemleri - Sprinkler ve su püskürtme elemanları - Bölüm 2: Islak tip alarm vana tertibatları 

 TS EN 12259-3

Sabit yangın söndürme sistemler i- Sprinkler ve su püskürtme sistemleri için elemanlar - Bölüm 3: Kuru tip alarm vana tertibatları 

TS EN 13617-1

Akaryakıt istasyonları – Bölüm 1: Pompalı ve pompasız dağıtım birimleri  ve uzaktan pompalama birimleri – Yapım ve   performans ile ilgili emniyet gerekleri

TS EN 13617-2

Akaryakıt istasyonları – Bölüm 2: Pompalı ve pompasız dağıtım birimlerinde kullanılan emniyetli ayırma tertibatları - Yapım ve performans ile ilgili emniyet gerekleri

TS EN 13617-3

Akaryakıt istasyonları – Bölüm 3: Kesme vanaları - Yapım ve performans ile ilgili emniyet gerekleri

TS EN 13617-4

Akaryakıt istasyonları – Bölüm 4: Pompalı ve pompasız dağıtım birimlerinde kullanılan döner bağlantılar – Yapım ve performans ile ilgili emniyet gerekleri

TS EN 60079-0

Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan elektrikli cihazlar – Bölüm 0: Genel özellikler 

TS 3491 EN 60079-10

Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan elektrik aygıtları için genel kurallar - Tehlikeli bölgelerin sınıflandırılması

 TS EN 60079-14

Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan elektrikli cihazlar - Bölüm 14 : Tehlikeli alanlardaki elektrik tesisatı (maden ocakları hariç)

TS EN 60079-17

Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan elektrikli cihazlar - Bölüm 17: Tehlikeli alanlardaki (maden ocakları dışında) elektrik tesislerinin muayenesi ve bakımı 

 TS IEC   60079-19  

Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan elektrikli cihazlar- Bölüm 19: Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan (maden kuyuları ve patlayıcılar dışında) cihazların onarım ve büyük bakımları 

 TS IEC   60309-3

Fişler, prizler, ara fiş prizler- Sanayide kullanılan- Bölüm 3: Patlayıcı gaz ortamlarında kullanılan fişler, prizler, ara prizler ve cihaz fişleri için özel kurallar 

ii) AB’ de İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmaları

AB’ nin iş sağlığı ve güvenlik konusundaki ilkesi; iç hukukların Avrupa Birliği müktesebatına uyumlaştırılması ve bu yapılırken de uygulamaların AB mevzuatına uygun olarak yürütülmesi ve uygulanmasıdır.

AB’ de iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili mevzuat geliştirme çalışmalarına öncelik verilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanında, direktif çıkarma dışında yasama faaliyetinde bulunulamamış, direktifler de oybirliğiyle kabul edildiğinden İngiltere gibi devamlı veto yetkisini kullanan ülkeler nedeniyle engellemelerle karşılaşılmıştır. Ancak daha sonra Birliğin bu alandaki uyum için asgari standartlarının belirlendiği direktifler çıkarabileceğine yönelik kararın benimsenmesi ve öte yandan küçük ve orta ölçekli işletmelerin kuruluş ve işleyişlerine yönelik idari,  finansal ve yasal engellerin çıkarılmayacağının kabul edilmesiyle ortak düzenlemeler yapmanın önü açılmıştır.

 Bu düzenlemelerin ilk örneği (bizimde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Taslağında esas aldığımız) 89/391/EEC sayılı çerçeve direktif ve bağlantılı direktiflerin çıkarılması olmuştur. Direktiflerde ileri düzeyde iş sağlığı ve güvenliği standartlarının geçerli olduğu ülkelerin uzmanlarından yararlanılması ve hazırlanan metinlerde aşırı teknik düzenlemelerin yer alması, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatını karmaşık ve anlaşılması çok zor bir yapı haline dönüştürmüştür. Bu durum uygulamada önemli zorlukları da beraberinde getirmiştir.

Bununla birlikte AB’ nin iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili düzenlemeleri değişen önceliklere göre devamlı güncellenmektedir. Başlarda sadece iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, tehlikeli maddeler ile makine ve teçhizattan kaynaklanan risklere karşı mevzuat hazırlanması ve tedbir alınması yönünde düzenlemelere öncelik verilirken, giderek iş güvenliği kültürünün yaratılması, eğitim, araştırma ve bilgilendirme ile yasal düzenlemelerin pratikte uygulanabilirliğine ağırlık verilmeye başlanmıştır.

AB tarafından tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için çeşitli tarihlerde iş sağlığı ve güvenliği alanında “strateji ve eylem programları” hazırlanarak birlik bünyesindeki kurumlar ve üye ülkelere yön verilmeye çalışılmıştır. Strateji ve eylem programlarıyla iş sağlığı ve güvenliği konusundaki ilerleme hedefi ve çizgisi ortaya konmuştur.

AB’ nin 2007 – 2012 yıllarını kapsayacak şekilde son strateji ve eylem belgesi Avrupa Komisyonu tarafından 21 Şubat 2007 tarihinde yayımlanmıştır. AB’ nin strateji belgesiyle koymuş olduğu en somut hedef, iş kazalarının 5 yıllık program sonunda % 25 oranında azaltılmasıdır. Strateji belgesinde bu sonuca ulaşabilmek için izlenecek yol olarak; mevzuatı tam olarak uygulama, uygulama konusunda küçük ve orta ölçekli işletmeleri tam olarak destekleme, hukuki çerçeveyi basitleştirme, işçi davranışlarını değiştirme, süreçlere ilişkin izleme metodlarını geliştirme, yeni riskleri tanımlama ve uluslararası alanda etkinliği artırma gibi yöntemlere vurgu yapılmıştır.

Bu yöntemler arasında dikkat çekenler mevzuata tam olarak uyum ve bunun sağlanması için hukuki metinlerin sadeleştirilmesine öncelik verilecek olmasıdır. AB’ nin önümüzdeki dönem için hedefi uygulama imkanından yoksun karmaşık ve katı kurallar çıkarmak yerine, pratikte uygulamayı temin edecek çeşitli ve basit yöntemler geliştirmektir.

Sonuç olarak Avrupa Birliği’ de 2007–2012 İş Sağlığı ve Güvenliği Stratejik Eylem Programı ile mevzuat alanındaki gelişmelerin ötesinde uygulamanın geliştirilmesine odaklanmış ve bunu sağlamak için birlik düzeyinde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının basitleştirilmesi, sadeleştirilmesi ve uygulamaya yönelik rehber ve broşürlerin hazırlanması konularına öncelik verilmesi görüşünde mutabık kalınmıştır.  

Türkiye’de durum

Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum taahhütlerini içeren en son Ulusal Program 2009 yılı başında Bakanlar Kurulu’nca onaylanmıştır. Uyum taahhütlerinin yanında bunların nasıl uygulanacağı da gösteren Ulusal Programın Sosyal Politika ve İstihdam başlıklı bölümüne göre uyumlaştırılması gereken toplam 128 adet AB Müktesebatı bulunmaktadır. Bunlardan 40 adedi iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgilidir.

Haziran 2003’ de 4857 sayılı İş Kanunu yayımlamış, bunu takiben AB Müktesebatına uyuma yönelik orta ve kısa vadeli hedefleri gerçekleştirebilmek için toplamı 48’ i bulan uygulama yönetmelikleri yürürlüğe girmiş,  geçen zaman zarfında da gelen itirazlar ve tespit edilen uygunsuzluklara göre bunlarda bir takım değişiklikler yapılmıştır.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında (2001–2005) iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeniden yapılandırılarak geliştirilmesi bir amaç ve politika olarak yer almaktadır. Belirlenen amaca ulaşmak için gerekli hukuki ve kurumsal düzenleme olarak ise iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının, AB ve ILO normları dikkate alınarak yenilenmesi hedeflenmiştir. Bunu sağlamak ve takip etmek için de sosyal tarafların da yer alacağı "İş Sağlığı ve Güvenlik Kurulunun” oluşturulması öngörülmüştür. Söz konusu kurul "Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi" adıyla kurulmuş ve geçen zaman zarfında iki önemli belge kabul etmiştir. Bunlardan ilki Konseyin çalışma yönergesi diğeri de 2006–2008 yılında iş sağlığı güvenliği alanında yürütülecek eylemlerin ana çerçevesini verecek olan ulusal eylem planı olmuştur.

2003 yılından sonra; İş Mevzuatı, Piyasa Gözetimi ve Denetimi ile ilgili mevzuat ile diğer kanunlardaki düzenlemeler ve diğer kanunların bakanlık ve yetkili kuruluşlara tanıdığı yetkiye dayanarak yapılan düzenlemelerle iş sağlığı ve güvenliğine dair hukuki düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır. Tüm bu düzenleme çalışmalarına karşın, asıl nedeni AB uyumlaştırma nedenine dayalı yasal düzenlemeler için harcanan enerjinin iş sağlığı ve güvenliği alanında “uygulamayı” geliştirme için sarf edildiğini söylemek güçtür. Yeni düzenlemeler sorunları azaltmak ve uyumlaştırmayı sağlamak yerine başka sorunları da beraberinde getirmiştir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarı Taslağı Hangi Aşamada

Uygulamadaki sorunların devam etmesiyle birlikte hukuki düzenleme çalışmalarında da istenen hedefe tam olarak varılabilmiş değildir.

Danıştay 10. Dairesinin İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin önce yürürlüğünü durdurması, sonra iptal etmesi, sonrasında da İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarı Taslağının gündeme gelmesi yasal düzenleme çalışmalarında istenen yolun katedilemediğini göstermektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yayınlamış olduğu “2009-2013 Dönemi Stratejik Planı” nda; Ulusal Konsey’in de aldığı karar doğrultusunda 12 Haziran 1989 tarihli ve 89/391/EEC sayılı AB Çerçeve Direktifinin ulusal mevzuata kazandırılması için bütün çalışanları kapsayacak şekilde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı hazırlandığı yer almıştır. Sosyal tarafların farklı yaklaştığı bu taslaktan anlaşılacağı üzere uygulama şöyle dursun 2003 yılında değiştirilen kanun ve yönetmeliklerden sonra hukuki düzenlemeler konusunda da hedeflenen yolun alındığını söylemek zordur.

4857 sayılı İş Kanunu uyarınca "İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar"(m.77)

4857 sayılı İş Kanunu’na istinaden bir dizi yönetmelik yayınlanmıştır:

Bunlardan biri  23.12.2003 tarih ve 25325 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği”dir. Bu yönetmelik de “İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği” gibi İş Kanununun 78. maddesi dayanak göstererek yayınlanmıştır. Yönetmeliğin 6. maddesi “Bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte kullanılmakta olan güvenlik ve sağlık işaretleri en geç 18 ay içerisinde bu yönetmeliğin eklerinde belirtilen asgari şartlara uygun hale getirilecektir” hükmünü içermektedir.

Bu yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca 24.06.2005 itibarı ile 4857 sayılı kanun kapsamına giren tüm işyerlerinden asgari şartların sağlamış olması beklenecektir. Bu yönetmelik de 24.06.1992 tarih ve 92/58/EEC sayılı Avrupa Birliği Konsey Direktifi esas alınarak hazırlanmıştır.

10.02.2004 tarih ve 25369 numaralı Resmi Gazete’de yayınlanan “İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik” işyerlerinin sağlaması gereken asgari sağlık ve güvenlik koşullarını belirlemektir. Çalışma ortamında sağlanması gereken asgari fiziksel şartların tanımlandığı bu yönetmelik de Avrupa Birliğinin 30.11.1989 tarihlli 89/654/EEC sayılı konsey direktifi uyarınca hazırlanmıştır. Yönetmeliğin ekleri incelendiği zaman sağlanması gereken asgari koşulların son derece sığ, yüzeysel tanımlamalarla yapıldığı görülmektedir. Oysa İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nü incelediğimiz zaman tüzüğün ikinci kısmının “Sağlık Şartları ve Güvenlik Tedbirleri” başlığı altında son derece ayrıntılı olarak sağlanması gereken asgari fiziksel koşulları tanımladığını görmekteyiz.

09.02.2004 tarih ve 25368 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği”nin birinci maddesinde “Bu yönetmeliğin amacı; insan sağlığı ve güvenliğinin korunması amacıyla kullanılan kişisel koruyucu donanımların imalatı, ithalatı, dağıtımı, piyasaya arzı, hizmete sunumu ve denetimi ile üçüncü şahışların can ve mal güvenliğinin tehlikelere karşı korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir” hükmüyle amaç net olarak tanımlanmıştır. Bu yönetmelik ile birlikte Onaylanmış Kuruluş, AT Uygunluk Beyanı, AT Tip İncelemesi Belgesi gibi bazı kavramlar hayatımıza girmiştir.

11.02.2004 tarihli 25370 sayılı Resmi Gazete’de “Kişisel Koruyucu Donanımların (KKD) İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik” yayınlanmıştır. KKD’larla ilgili yukarıda bahsettiğimiz yönetmelik daha çok üreticileri ilgilendirirken , bu yönetmelik daha çok kullanıcı işyerlerini ilgilendirmektedir. Bu yönetmelik 30.11.1989 tarih ve 89/656/EEC sayılı Avrupa Birliği Konsey Direktifi esas alınarak yazılmış olup, OHSAS 18001 spesifikasyonunun izlerini de taşımaktadır. OHSAS 18001’de sürekli vurgulanan KKD kullanımının en son seçenek olması gerektiği bu yönetmeliğin 1. maddesinde “Bu

Yönetmeliğin amacı, işyerindeki risklerin önlenmesinin veya yeterli derecede azaltılmasının, teknik tedbirlere dayalı toplu koruma ya da iş organizasyonu veya çalışma yöntemleri ile sağlanamadığı durumlarda kullanılacak kişisel koruyucuların özellikleri, temini, kullanımı ve diğer hususlarla ilgili usul ve esasları belirlemektir” hükmüyle vurgulanmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 85. maddesi dayanak alınarak 16.06.2004 tarih ve 25494 sayılı Resmi Gazete’de “Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği” yayınlanmıştır. Yönetmelik genç işçilerin ( 16 yaşını bitirmiş, 18 yaşını doldurmamış ) ve kadın işçilerin hangi iş kollarında çalışabileceklerini ayrıntılı olarak açıklamaktadır.

10/09/2004 tarihli ve 25579 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmelik, 26.12.2003 tarihli 25328 no’lu Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik petrol piyasasındaki emniyet kurallarının temellerini belirleyen önemli kaynaklardandır.

B) Çevrenin Korunması

Tehlikelerle Temas Edilmesi

Yaşanabilecek çevre kirliliği ve tesislerde meydana gelecek maddi hasar ve üretim kayıpları SEÇ standartlarının oluşturulmasının gereğini ortaya koyan bir diğer önemli kriterdir.

Kullanılan hammadde, yarı/mamul ürün, donanım, araç gereç, enerji gibi üretim girdi ve çıktılarının ya da üretim süreçlerinin neden olabileceği hava ve gürültü kirliliği, aşırı sıcaklık ve nem, elektrikle ilgili tehlikeler gibi risklerin derecesi hassas ölçüm cihazlarıyla yapılan numune alma ve laboratuar analizleri sonucu referans değerlere göre ortaya konabilmektedir.

İşyeri genelinde sağlık, güvenlik ve çevre alanlarında eğitim, kontrol, uygulama, geliştirme, değerlendirme ve önlem alma gibi bir dizi işlevin sürekli olarak, önceden tespit edildiği şekilde yerine getirilmesi, dönemsel gözden geçirmelerle güncellenmesi süreçlerini bir standart dâhilinde ele almak sürdürülebilir ve geliştirilebilir bir yönetim sisteminin inşa edilmesini sağlar.

I) Uluslararası Standartlar

ISO 14001

ISO 14000 serisi işletmeler tarafından gönüllü olarak uygulanan ve bir dizi alt referans standardına ( ISO 14xxx) sahip olan bir standartlar sistemidir. Çevrenin korunması ve sürdürülebilir üretim üzerine inşa edilmiş ISO 14000 serisi çevre yönetim sistemleri, çevre koruyucu paketleme, ürün yaşam eğrisi değerlendirmesi, çevre denetimi, çevresel performans değerlendirmesi ve üretim standartlarında çevresel unsurlar şeklinde altı alt başlıkta on beş adet standardı barındıracak şekilde organize edilmiştir.

Uluslararası Standartlar Organizasyonu tarafından 1996’da duyurulan ISO 14000 serisinin çevre yönetimi ana sistemlerinin şartları çerçevesini düzenleyen, üçüncü bir kurum/kuruluş tarafından denetlenerek sertifikalandırılabilecek tek parçası ISO 14001 çevre yönetim sistemi standardıdır; diğer parçalar işletme takdirindedir. En son 2004 yılında güncel bir sürümü çıkartılan ISO 14001 ile işletmelerin faaliyetleri nedeniyle çevreye verdikleri zararların asgariye indirilmesi ve çevre koruma performansının sürekli olarak iyileştirilmesi hedefleri temeldir.

ii) Avrupa Birliği mevzuatı

Avrupa Birliği müzakere sürecinde Aralık 2009 ayı sonu itibariyle açılması  beklenen çevre faslı, Türkiye’nin en çok güçlük çekeceği alan olarak görülmektedir.

Akaryakıt sektörü açısından Çevre standartlarına uyumda dikkati çeken mevzuatlar şu şekildedir:

1-Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol

Direktifi (IPPC 96/61/EC)

Bu direktif Avrupa Birliği SanayiMevzuatının çevre açısından temelini teşkil etmektedir. Direktif, alıcı ortam bazında yapılanmış olan önceki AB mevzuatının yerini almıştır. Tüm alıcı ortamları birlikte değerlendiren kapsamlı bir izin usulü getirmektedir.

Halen Türkiye’de çevre ile ilgili entegre izin sistemi bulunmamaktadır. Her alıcı ortam için ayrı bir izin usulü uygulanmaktadır. AB uyum sürecinde çevre ile ilgili izinlerin tek yetkili merci tarafından verilmesi veya koordine edilmesi ve bu amaçla gerekli teknik ve idari yapının oluşturulmasına imkân tanıyacak yasal düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda gerçekleştirilen çalışmalardan birisi Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen “Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Direktifinin (IPPC-96/61/EC) İç Mevzuata Kazandırılmasında İnsan Kaynakları Açısından Kapasite Artırımı Projesi” olup proje 2004 yılında tamamlanmıştır. Halen bu direktifin iç mevzuata kazandırılarak uygulanması çalışmaları kapsamında “Türkiye’de IPPC Uygulanması Projesi” sürdürülmektedir. Proje kapsamında anılan direktifin uygulama stratejisinin ve taslak mevzuatın oluşturulması hedeflenmektedir.

2- Büyük Yakma Tesisleri Direktifi (LCP- 2001/80/EC)

Büyük Yakma Tesisleri Direktifi (LCP- 2001/80/EC) kullanılan yakıt türüne (katı, sıvı veya gaz ) bakılmaksızın, termal girdisi 50 MW’a eşit ya da daha fazla olan yakma tesislerinden kaynaklanan toz, kükürtdioksit ve azot oksit emisyonlarına sınır değerler getirmektedir.

Bu Direktifin iç mevzuata uyumlaştırılmasına yönelik taslak bir yönetmelik hazırlanmış, ilgili kurum ve kuruşların görüşlerine sunulmuştur.

3-Belirli Sanayi Çalışmalarında Kullanılan Organik Çözücülere ilişkin Avrupa Konseyi Direktifi(1999/13/EC)

Direktifin amacı açısından değerlendirildiğinde;. mevcut mevzuatımız “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” kapsamında tesisler kapasitelerine göre emisyon izni almakla yükümlü tutulmuştur.

Bununla birlikte uçucu organiklerin kullanımına yönelik azaltım planları gibi hususlarda entegrasyon sağlanarak Direktife tam olarak uyum sağlanmamıştır. Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında, endüstriyel tesislerden kaynaklanan organik gaz ve buhar emisyonları (UOB emisyonları dâhil olmak üzere) için hava kalitesinin korunmasına yönelik sınır değerler getirilmiştir.

4-Petrol Ürünlerinin Depolama ve Dağıtımından Kaynaklanan Uçucu Organik Bileşiklere İlişkin Direktif (1994/63/EC)

Direktif açısından mevzuatımız değerlendirildiğinde ;

Direktifin etkin olarak uygulanması için ilgili kuruluşların hava kalitesinin korunması, yakıt kalitesi ve tesislerin ruhsatlandırılması çalışmaları için koordinasyonu gerekmektedir.

Hava kalitesinin korunması ve emisyonların kontrolüne yönelik mevcut mevzuatımız olan

Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında tesisler kapasitelerine göre emisyon izni almakla yükümlü tutulmakla birlikte Direktife tam olarak uyum sağlanmamıştır.

5-Tehlikeli Maddeleri İçeren Büyük Endüstriyel Kazaların Zararlarının Kontrolüne İlişkin Direktif (SEVESO II-96/82/EC)

Direktif; tehlikeli kimyasallar içeren büyük kaza zararlarının kontrolü ve bunların insan ve çevreye zarlarının azaltılmasını amaçlayan düzenlemeleri kapsamaktadır.

Konuya ilişkin yeni yönetmelik taslağı hazırlanmıştır. Direktif belirli tehlikeli maddelerin bulunduğu büyük kuruluşlara uygulanmak üzere hazırlanmıştır.

6- Eko Etiketleme Tüzüğü-Eco Labelling (1980/2000 )

Tüzük, firmaların çevreye ve tüketiciye daha dost ürün ve hizmetleri sunmaları konusunda

özendirilmesini ve bunun belgelendirilmesini düzenlemektedir. Gönüllük esasına dayanan bu Tüzüğün gerekliliklerinin yerine getirilmesi için ilgili kurumların koordinasyonunda çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Türkiye’de henüz mevzuat uyumuna yönelik çalışmalara başlanmamıştır.

7- Avrupa Birliği Eko-Yönetim ve Denetim Tüzüğü (EMAS) (761/2001)

Tüzük firmalar ve diğer kuruluşların çevresel başarımlarını değerlendirmeleri, raporlamaları ve

geliştirmeleri için bir yönetim aracıdır. 2001 yılından itibaren, imalat/üretim sektörü, kamu

ve özel sektör hizmetleri de dahil olmak üzere tüm ekonomik sektörlere uygulanan EMAS'a katılım gönüllülük esasına dayanmaktadır.

 

Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanında (EEA, İzlanda, Liechtenstein ve Norveç) faaliyet gösteren kamu ve özel kuruluşları kapsayan EMAS mevzuatı uyumuna yönelik çalışmalara Türkiye’de henüz başlanmamıştır.

 

TOBB yönetim kurulu üyesi İlhan Parseker TSE'nin "parlayıcı-patlayıcı maddelerle ilgili standartları" ile "binaların yangından korunması hakkındaki yönetmeliğin" tank mesafeleriyle ilgili bazı maddeleri ile diğer yandan "sanayi kaynaklı hava kirliliğinin kontrolü yönetmeliğinde" akaryakıt tanklarına ait emisyon değerlerinde belirsizlikler olduğunu kaydetmekte, bu durumun mevzuat karmaşasına yol açtığını belirtmektedir.

Parseker benzer şekilde akaryakıt istasyonlarına yönelik emniyet mesafelerinin düzenleyen TS 12820 no lu standart ile diğer mevzuat arasında çelişkiler bulunduğunu, bu çelişkilerin gsm almak zorunda olan akaryakıt bayileri ve istasyonlar için ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmakta olduğunun altını çizmektedir.

Aynı şekilde AB mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında getirilen yeniliklerden birisinin de 50 kişinin üzerinde personel bulunduran tüm işletmelere risk sınıflarına göre işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı (İSİG) bulundurma zorunluluğu olduğunu belirten Parseker, teknik olarak çok isabetlı olan bu konunun, uygulamada bazı sıkıntıları beraberinde getirebileceğini kaydetmektedir.

Parseker ayrıca,AB adaylık süreci içinde yeni bir döneme doğru ilerleyen Türkiye’de bu düzenlemelerin ilgili kurumlar ve sektörü temsil eden sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile geniş boyutta tartışılarak ve geliştirilerek uygulanmasını istediklerini bildirerek, bu kadar geniş bir sektörü kapsayan ve doğrudan çevre ve insan sağlığını ilgilendiren konularda kamu ve özel sektör arasındaki uyumun sağlanması için gerekli çalışmaların titizlikle yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Başarılı bir örnek: Petrol Ofisi

Çevre Sağlık Emniyet kurallarının önemi akaryakıt sektöründe giderek daha yakından görülmektedir. Türkiye’de sektörün öncü isimlerinden olan Petrol Ofisi, bünyesinde faaliyet gösteren Sağlık, Teknik Emniyet, Çevre Koruma Müdürlüğü ile tüm kuruluş bünyesinde çevreyle ilgili uygulamaları ve yükümlülükleri bu birim tarafından takip etmektedir.

 

2000 yılından bu yana terminallerinde tank sahası ıslahları, altyapı projeleri tamamlanmış olup akaryakıt depolamasından oluşabilecek tüm çevresel risklerin minimize edilmesini amaçlayan Petrol Ofisi, tank sahası ıslahı için 50.000.000 USD., tüm deniz altı akaryakıt hatlarının yenilenmesi için 15.000.000 USD harcamıştır. Ayrıca tüm tesislerde dolum işleminden kaynaklanan emisyon etkilerinin minimuma indirilmesi için her tesise 1 adet alttan dolum adası yapılmıştır. Bu yatırımla dolum hızı arttırılmış istenmeyen döküntülerin önüne geçilmiş, uçucu organik buhar yükleri azaltılmış, yangın riski azaltılmıştır. Tüm tesislerimize akaryakıt döküntüsüne müdahele etmek üzere acil durum müdahele ekipmanları alınmıştır. Tüm çalışanların SEÇ bilincini arttırmaya yönelik eğitim programları düzenlenmiş, atık yönetim sistemleri kurulmuş, arıtma tesisleri yaptırılmış, gerekli yasal izinler alınmıştır.

 

Petrol Ofisi bünyesinde 2004 yılında Çevre ve İSG yönetim sisteminin (ISO 14001-OHSAS 18001 ) tüm terminallerde kurulma çalışmaları başlatılmış, 2005 yılında akaryakıt terminalleri ve madeniyağ fabrikası BSI (British Standards Institution) firması tarafından belgelendirilmiştir.

SONUÇ

Çalışmanın başında da belirttiğimiz gibi petrol sektörü, ekonomik büyüklüğü, sınai ve ticari faaliyetlere olan doğrudan etkisi nedeni ile ülkemizin en önemli sektörlerinden birisidir. Petrolün önemli bir yere sahip olduğu akaryakıt sektöründe AB’ye uyumun en temel unsurlarından birini çevre, insan sağlığı ve risk yönetimi oluşturmaktadır.

Bir sağlık, güvenlik ve çevre yönetim sistemi oluşturmak işletme genel giderlerini arttıran bir analiz ve tespit çalışmasından ibaret değildir, aksine işinizi daha da geliştirmek ve büyütmek için kendinize tanıdığınız bir fırsattır.

Bu çalışma iş ve sağlık güvenliği ile çevrenin korunmasının önündeki uluslar arası düzenlemeleri, Avrupa Birliği’nin ilgili mevzuatlarını ve Türkiye’nin konuya ilişkin kaydettiği aşamaları ele almıştır.

Son tahlilde görülmektedir ki, özellikle çevrenin korunması alanında Türkiye’nin katetmesi gereken önemli adımlar bulunmaktadır. Avrupa Birliği ile müzakerelerde 12. Başlık olarak açılması kesinleşen çevre başlığı, aralarında akaryakıt sektörünü yakından ilgilendiren ve bu çalışmada da ele alınan bir dizi düzenlemeyi gerekli kılmaktadır. Türkiye’nin bu alanda gerçekleştirmeyi  taahhüt ettiği düzenlemelerin gecikmesi ,yalnızca AB’ye uyumu değil, akaryakıt sektöründe çalışanları ve sektörün çevreye olan olumsuz etkilerini minimuma indirip daha emniyetli ve daha yeşil bir iş ortamının oluşmasını da geciktirecektir.

KAYNAKLAR

www.cevreorman.gov.tr  

www.epdk.gov.tr

www.iso.org.tr

http://europa.eu/rapid/searchResultAction.do?search=OK&query=ener&username=PROF&advanced=0&guiLanguage=en

http://ec.europa.eu/energy/index_en.htm

http://www.tobb.org.tr/haberler/AKARYAKIT%20ISTASYONLARI%20SEMPOZYUMU%2017-05-2005.pdf

http://hukuk.diyalogo.com/main.ovt?aid=5000000000031724

http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi140/d140_3943.pdf

http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/21987.html

 

 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics