Logo EurActiv.com.tr

Türkiye'nin enerji koridoru olması için yeni bir plan şart

16.08.2008
Gürcistan-Rusya çatışması ardından bölge dengeleri yeniden masaya yatırılırken, ABD ve AB ile birlikte Türkiye'nin de uzun dönemli menfaatleri açısından bu dengeleri iyi okuması ve yeni dengeler oluşurken sürece müdahil olması gerekiyor. Erdal Sağlam'ın analizi:

Kaynak: Erdal Sağlam
Yazar:

Gürcistan-Rusya çatışması ardından bölgedeki dengeler yeniden masaya yatırılırken ABD ve AB ülkeleri ile birlikte, Türkiye'nin de uzun dönemli menfaatleri açısından bu dengeleri iyi okuması ve yeni dengelerin oluşturulması aşamasında olaya müdahil olması gerekiyor.

İşte Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sürpriz Rusya ve Gürcistan ziyareti ile bu döneme gelen İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın olaylı Türkiye gezisini bu çerçevede değerlendirmenin uygun olacağını düşünüyoruz. Bu görüşmelerde ne kadar ileriye dönük köklü stratejik çıkarların detaylarına girilecek, ne tür kritik konular müzakere edilip, hangi adımların altyapısı hazırlanıyor henüz bilmiyoruz ama bu dönemde yapılan görüşmelerin önemi açık...

Bu çatışmadan sonra sonuç olarak baktığımızda Rusya'nın kendi büyük petrol ve doğalgaz kaynaklarına ek olarak, Kafkas enerji kaynakları ve dağıtım kanalları üzerinde de büyük pay sahibi olma yolunda çok önemli bir adım attığı açık. Daha önce Kazakistan, Özbekistan ile çok büyük petrol ve doğalgaz anlaşmaları yapan Rusya Federasyonu, Gürcistan üzerinde gölgesini şimdi daha güçlü hissettirecek ve bu yolla Batı'nın büyük bel bağladığı Azeri petrol ve gazına da büyük ölçüde etki edecek konuma ulaşacak.

Bu nedenle hem Batı ülkeleri hem de Türkiye'nin kendisine alternatif enerji kaynakları yaratmak için yeni adımlar atmaları da gerekebilir.

 

GÜRCİSTAN'IN YENİLGİSİ

Gürcistan'ın kendi başlattığı son çatışmadan mağlup olarak çıktığını hemen herkes kabul ediyor. Gürcistan bu yenilginin ardından diplomatik çabayla durumu düzeltmeye çalışırken Rusya'dan "Artık Gürcistan'ın toprak bütünlüğünden söz edilemeyeceği" mesajları geliyor. Yani sıcak çatışmalar sona erse bile bu tartışmalar uzun süre devam edeceğe benziyor.

Burada kilit sorulardan biri "Gürcistan'ın sonu yenilgiyle biten bu hareketi neye dayanarak başlattığı?" oluyor. Bu konuda rivayet muhtelif ama sonuç olarak ABD ve Avrupa ülkelerinin müttefiki olan, NATO üyeliğine aday Gürcistan'a önemli bir destek vermedikleri de açık.

O zaman Gürcistan bu desteği görmeden mi savaşa girdi, yoksa bazı ülkeler Gürcistan'ı bu hareket için cesaretlendirdi mi soruları akla geliyor. Bununla birlikte neden Gürcistan'a destek verilmediği sorusunun da elbette yanıtlanması gerekiyor. "ABD ve Avrupa ülkeleri acaba Rusya Federasyonu ile çatışmaktan kaçındıkları için mi Gürcistan'a kuvvetli destek vermediler" sorusunun yanında sorulması gereken başka bir soru daha var: "Acaba ABD ve Avrupa ileride Rusya'ya karşı kullanabilecekleri bir kartı ellerine geçirebilmek için mi, Gürcistan'a destek vermediler?"

İleriye dönük kartın ne olacağı konusunda ise en büyük tahmin "İran'a müdahale" olarak yapılıyor. Yani ABD'nin İran'a olası müdahalesi sırasında Rusya'nın sesini çıkarmaması adına böyle bir harekete göz yumduğu, hatta daha da ötesine gidilerek "Gürcistan'ın Batı tarafından savaşa cesaretlendirilip, daha sonra destek verilmediği" de kulislerde konuşuluyor.

Bu arada son 6 ay öncesinden başlayarak Rusya'da bazı muhalif yazarların "Rusya Federasyonu'nun İran'ı yalnız bırakmaya hazırlandığı" yolunda yorumlar yayımladıkları da hatırlatılıyor ve bu senaryoya destek için örnek veriliyor.

 

TÜRKİYE'NİN KONUMU

Türkiye'nin bu yeni durumdan yani Rusya'nın güçlenmesinden nasıl etkileneceğine gelince.. Batı ülkelerine kıyasla bu etkinin çok daha fazla olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Çünkü Batı ülkeleri gibi, Rusya'ya enerji ihtiyacı için muhtaç olan Türkiye'nin, Rusya'nın gücünü artırması üzerine enerji arz güvenliği açısından yeni hareketlere girmesi gerekiyor. Ancak bunu yaparken daha da güçlendiği için kesinlikle Rusya ile ilişkilerini sıcak tutmaya devam etmesi hatta daha da güçlendirmesi gerekebilir.

Enerji dışında Türkiye'de Kafkas halklarının hemen hemen tümünün uzantıları ve akrabalık ilişkileri bulunuyor. Şimdi Gürcistan'ın müttefiki olan Türkiye'nin bağımsızlığını ilan edecek Abhaz ve Oset güçleriyle de ayrı bir denge oluşturması, belki de tümüyle Kafkas politikasını yeniden gözden geçirip yeni dengeler kurması gerekebilecek.

Tabii ki Türkiye bu aşamada özellikle Kafkas enerji koridorunun Rusya etkisinde olmasının mı, yoksa Gürcistan hâkimiyetinde olmasının mı daha iyi olacağını belirlemesi, buna göre adımlar atarak, hassas dengeler üzerinde oynaması gerekecek.

 

RUSYA İLE YENİ DENGE

Eğer Gürcistan etkinliğindeki bir Kafkas enerji koridoru Türkiye'nin lehine ise o zaman şimdi ne olacağı ve Türkiye'nin nasıl davranması gerektiği, üzerinde çok hassasiyetle durması ve ince stratejik hesaplar yapması gereken bir konu.

Bu soru aslında Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile yeni bir ilişki biçimine girme zorunluluğu doğduğunu da gösteren bir soru. Ancak Rusya'nın Batı ile yakınlığı nedeniyle Türkiye ile daha sıcak bir ilişkiye ne kadar yanaşacağı, ayrıca Batı'nın Rusya ile iyi ilişki içindeki bir Rusya'ya nasıl bakacağı da ayrıca yanıtlanması gereken sorular.

 

İRAN VE IRAK'IN ÖNEMİ ARTTI

Her şartta, bütün bu soruların bize gösterdiği gibi Türkiye'nin orta ve uzun dönemli stratejik çıkarları için, yeni oluşan dengeleri çok iyi gözetip, gelişmeleri çok iyi değerlendirip, gerçekten kapsamlı yeni planlamalar yapmak zorunda olduğu ortada.

Bu yeni durum Türkiye'nin terörizmle mücadelesi, jeopolitik ve askeri konumu ile enerji güvenliği açısından, yani temel çıkarları açısından çok önemli bir aşamaya gelindiğini, belki de köklü değişiklikler yapılması gerektiğini gösteriyor.

Rusya'nın enerji kaynakları ve koridorlarındaki etkinliğini artırmasının ortaya çıkardığı bir başka gerçek de artık Irak ve İran'ın bu yeni durumda çok daha önemli hale geldiği...

Irak petrol ve doğalgaz kaynaklarının henüz çıkarılmaya başlamadığı, ancak ileriye dönük olarak Batı'nın bu kaynaklar üzerinde hesaplar yaptığı biliniyor.

Irak kaynaklarının yetmeyeceği ve artık İran enerji kaynaklarının devreye girmesinin küresel pazara sokulmasının Batı'nın çıkarları açısından şimdi çok daha önemli hale geldiği de ortada.

Türkiye'nin bu yeni durumda, İran ile Batı'nın ilişkilerini çok iyi gözetmesi, kendisine en büyük yararı getirecek konumda bulunması gerektiği de açık.

Türkiye enerjide bölgesel bir güç olmaya çalışıyor ama bunu biraz da kendi eliyle İsrail'e kaptırmanın eşiğinde. Bu durumda Türkiye kartlarını iyi oynamadığı dengeleri iyi gözetip, çok iyi bir planlama yapmadığı takdirde, enerji merkezi üssü olma şansını kaybedebileceği gibi, kendi enerji arz güvenliği açısından da çok kötü bir durumda kalabilir.

Çok hassas, kritik bir uluslararası süreçten geçiyoruz.

© EurActiv 2007-2008. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM