Haber
Afrika’da Büyük Sahra çölüne kurulacak dev tesislerde elde edilecek enerjinin Avrupa’ya aktarılması için hazırlanan proje $400 milyar değerinde ve on iki firmanın katıldığı bir konsorsiyum tarafından yönetiliyor.
2050 yılına kadar veya daha öncesinde Desertec Sanayi Girişimi’yle (DII) Avrupa’nın enerji ihtiyacının yüzde 15’i karşılanacak.
Munich Re’nin desteklediği konsorsiyuma katılan şirketler arasında Siemens, E.ON, ABB ve Deutsche Bank yer alıyor.
Munich Re’nin iklim değişikliği birimi başkanı Profesör Peter Höppe “Şirket olarak gerçek bir dönüm noktası yaşadık ve bu kesinlikle karlı bir iş. Bunu dünyanın iklim değişikliği ve enerji güvenliği olmak üzere önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı iki önemli sorunun çözümünde atılmış kritik bir adım olarak görüyoruz” dedi.
Güneş enerjisi teknolojisi güneş ışınlarının içi sıvı dolu bir toplama paneli üzerinde ayna etkisiyle yoğunlaştırılması esasına dayanıyor (CASP). Aşırı ısının sıvı paneli daha sonra elektrik enerjisi üretmek üzere türbinleri harekete geçiriyor. Güneş ışını emen panellerin avantajı ışığı doğrudan elektriğe çevirme özelliğine sahip olmaları. Panellerde yeteri kadar sıvı bulunması durumunda jeneratörler tüm gün çalışma kapasitesine sahip.
Bu yeni bir teknoloji değil. CSP tesisleri Kaliforniya ve Nevada çöllerinde son yirmi yıldır kullanılıyor. Ancak Desertec Projesi büyüklüğü açısından bir ilk. Projenin amacı Kuzey Afrika’yı bir enerji köprüsü ile Avrupa’ya bağlamak. Yüksek voltajlı doğru akım kabloları elektriği çok az bir kayıpla uzun mesafelere taşıma özelliğine sahip olacak.
Son DII’nın şef yöneticisi olarak atanan Avrupa’nın önde gelen enerji endüstrisi uzmanı Paul van kendi kadrosunu oluşturacak.
“Desertec vizyonunu destekliyoruz. Projenin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa’da sürdürülebilir enerji kaynağına geçişin önemli bir parçası olduğunu görüyoruz. Şimdi bu vizyonu gerçekleştirme vakti. Tabii bu farklı kültürler ve taraflarla birbiriyle bağlantılı şebekeler ve yenilenebilir enerji teknolojilerine uygun yatırımların yapılabilmesi için yoğun işbirliğini gerektiriyor.
Avrupa genelinde destek verilen Desertec projesine ilişkin olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel Rusya’ya gaz konusunda bağımlı olmaktan kurtulmayı ümit ediyor.
Kuzey Afrika ülkelerinin de kendi öz kaynaklarının kullanılacak olması nedeniyle projeye hevesli oldukları belirtiliyor. Cezayir ve Libya hali hazırda Avrupa’nın en önemli petrol ve gaz tedarikçilerinden ikisi konumunda bulunuyor.
Höppe, Munich Re’nin iklim değişikliğinin 1970’lerin başından bu yana sigortacılık işi üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle endişeli olduğunu dile getirdi. Olağanüstü hava koşullarının iklim değişikliğinden kaynaklandığını ve önümüzdeki yıllarda iklim sigortasının imkânsız hale gelebileceğini dolayısıyla sanayide kriz yaşanması ihtimali olduğunu kaydetti.
“Kendi iş modelimizi 30-40 yıl daha ayakta tutabilmek için bugün sigortalanabilen şeyleri sigortalamaya devam etmemiz gerekiyor” diyen Höppe Munich Re’nin ayrıca yeni girişimlere yatırım yaptığını ve bu projenin yürütülebilmesi için bankaların yeterli fonları sağlayabileceklerini söyledi.
İspanya ve Kuzey Afrika’da bazı küçük CSP tesisleri bulunuyor ve elde edilen enerji genellikle o bölgede yerel olarak kullanılıyor. Ancak Desertec planları ile beş yıllık bir sürede 1 GW’lık enerji üreten tesislerle Akdeniz havzasına enerji aktarımı hedefleniyor. Konsorsiyum Desertec ile Kuzey Afrika’da üretilecek güneş enerjisinin Avrupalılar ve Kuzey Afrikalılar tarafından kullanılabileceğini kaydediyor. Benzer sebeplerle Avustralya ‘da kendi bölgesinde Desertec girişimi başlatmış durumda.
Ekonomi Politikası Merkezi isimli yeni bir düşünce kuruluşunun başkanı olan Dan Lewis “Bu bir tür uzun vadeli, büyük fark yaratacak bir enerji güvenliği projesi. Öyle ki İngiltere’de kısa vadeli hedeflerimiz ve politika çerçevesi bu kapasitede enerji temin edemez. Füzyon enerjisi gibi hiç gelecek vaat etmeyen, vasat projelere komik miktarlarda para yatırıyoruz” dedi.
NEXT ENERGY EWE Enerji Teknolojileri Araştırma Merkezi’nden enerji uzmanı Burak Türker bu projede en büyük zorluğun enerji santrali değil aktarım hatları üretmek olduğunu söyledi.
“Enerji santrali teknolojisi zaten var ve gelişmeye devam ediyor. Teknolojiler geliştikçe inşaat maliyetinin de düşmesi bekleniyor. Öte yandan aktarım hatlarının inşasının maliyeti oldukça yüksek ve Akdeniz üzerinden bu hatların geçmesini sağlamak hiç de kolay değil. Bununla birlikte bu projede asıl gerekli olan aktarım hatları çünkü Afrika ile İspanya arasında aktarım kapasitesi oldukça düşük. Üstelik İspanya ve Fransa arasında bir sürü aktarım hattının yeniden elden geçirilmesi gerekecek. Dolayısıyla Desertec girişiminin oldukça ilginç ve makul olduğunu düşünüyorum ancak 2015 itibarıyla faaliyete geçecek olması fazlaca iyimser buluyorum” dedi.















