Haber
Paket üzerinde anlaşmaya varılması için gösterilen gayretlere Polonya öncülüğünde yeni AB üyelerinden bir grup muhalefet ediyor. Bu ülkeler söz konusu planların kendi sanayilerini mahvedeceğini ve özellikle ekonomik durgunluk ortamında toplu istihdam kayıplarına yol açacağını ileri sürüyorlar.
Eski Sovyet bloğundan birçok ülke, kendilerinin 1990’larda komünizmden çıkış döneminde AB’nin daha gelişmiş üye ülkelerinden daha az CO2 yaydıkları için ödüllendirilmek yerine şimdi cezalandırıldıklarını iddia ediyorlar. Komisyon teklifinde emisyonların 2020 yılına kadar aşağı çekilmesine ilişkin hesaplamalarda 1990 yılı yerine 2005 yılının esas alınması öngörülüyor. Brüksel ise bunun gerekli olduğunu çünkü güvenilir verilerin ilk kez 2005 yılında toplandığını belirtiyor.
Konsey genel sekreterliğinden bir yetkili, “Anlaşma nasıl mümkün olacak, göremiyorum,” şeklinde yorum yaparken paketin hacmi ve karmaşıklığına dikkat çekerek üye ülkeler arasında CO2 indiriminde çabaların nasıl eşit şekilde sarfedileceğine dair farklılıklar bulunduğunu hatırlattı.
Konuyla ilgili tartışmalar Brüksel’de 11-12 Aralık tarihlerinden toplanması beklenen zirve öncesinde giderek hararetleniyor. Kimileri Paris hükümetinin AB dönem başkanlığını Ocak 2009’da Çek Cumhuriyeti’ne devretmeden önce bu konuda bir anlaşma sağlayacağını defalarca tekrarlayan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin etkinliğine güveniyor, Doğu Avrupalı bir diplomat EurActiv’e, “Sarkozy’nin başkan olduğunu unutmamalıyız. Anlaşmaya varılma şansı oldukça yüksek,” diye konuştu.
Ancak böyle bir uzlaşının nelere mal olacağı belirsizliğini koruyor. The Financial Times gazetesinin haberine göre, Paris hükümeti bir uzlaşı planının Polonya’ya ve diğer yeni üyelere AB Emisyon Ticaret (ETS) Planı çerçevesinde kömüre dayalı enerji santralleri için kendilerine milyon seviyesinde ücretsiz emisyon tahsis edilmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyor.
Uzlaşının onaylanması halinde böyle bir hamlenin Komisyon’un ilk ETS teklifinden önemli ölçüde sapma olabileceği kaydediliyor. Çünkü tasarıda 2013 itibarıyla enerji sektöründe açık arttırmaların yapılması çağırısına yer veriliyor. Emisyon indirimlerinde öngörülen yükümlülüklerde şimdiden böylesine önemli bir sapmanın devam etmekte olan uluslararası iklim müzakereleri üzerinde de önemli bir etkisi olabileceği ifade ediliyor. Polonya’nın Poznan kentinde devam eden Birleşmiş Milletler iklim değişikliği zirvesinin 12 Aralık’ta AB zirvesinin başladığı gün sona ermesi bekleniyor.
Bu arada Parlamento’nun konuyla ilgili tartışmalardaki rolü de oldukça önemli. Meclis genel kurulunda paket 3-4 Aralık’ta oylamaya sunulacak. Oylama, Konsey, Parlamento ve Komisyon arasındaki üçlü görüşmeler çerçevesinde ilk okuma sonrasında bir anlaşmaya varılması ihtimalini veya ikinci okunmanın yer alacak olmasına işaret edecek.
AP’ın Aralık Avrupa Konseyi zirvesinden önce oylamayı gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği de bu arada belirsizliğini koruyor. Böyle bir girişim için erken genel kurul toplanması Parlamento’nun tartışmalardaki çizgisine üye ülkelerin uyması için baskı uygulanması siyaset stratejisi olarak algılanıyor.
Buna rağmen yılsonundan önce gerçekleşmemesi halinde iklim paketini destekleyen gruplar AB’nin zor durumda kalabileceğinden endişe ediyorlar. Çünkü müzakere süreci Parlamento’nun Mart 2009’da görev süresinin sona ermesiyle askıya alınmış olacak.










