Arka Plan:
Yılda iki kez gerçekleştirilen AB-Rusya zirvelerinde ikili ilişkilere dair birçok konu ele alınıyor. Enerji alanında stratejik işbirliği ise üzerinde en fazla durulan konu durumunda. AB Rusya’nın en büyük ticaret ortağı; AB kullandığı petrol ve doğal gazın yüzde 25’ini Rusya’dan ithal ediyor.
Ancak AB ve Rusya arasındaki ilişkiler, özellikle de Rusya ve bazı yeni AB üyesi ülkeler arasındakiler, son zamanlarda bir parça kötüleşerek önceki zirveleri unutturdu.
AB Rusya’nın enerji pazarını dış etkilere ve daha fazla piyasa şeffaflığına açmaya niyetli olmamasından ve Birliğe daha fazla enerji temini için garantileri ağırdan almasından şikayetçi.
Rus enerji şirketlerinin AB rekabet kurallarına uyum göstermesi talebini içeren bir Mütekabiliyet şartının Birliğin en yeni enerji tekliflerine eklenmesi Moskova’yı kızdırdı.
Konu Başlıkları:
Polonya vetosu
Şu anda yürürlükte bulunan AB-Rusya arasında 1997 yılında imzalanmış ortaklık anlaşmasına göre “taraflar ekonomik, sosyal, mali ve kültürel iş birliğini karşılıklı yarar, sorumluluk ve destek ilkesini dikkate alarak gerçekleştirebilirler.”
Anlaşma yatırımları teşvik ederken 2007 yılı sonunda bir serbest ticaret bölgesi açılmasını hedefliyor.
Ancak Rusya’nın Polonya’dan et ithalini durdurması, ki Polonyalılar bunun siyasi sebeplere dayandığını, sağlık standartları ile hiçbir ilişkisi bulunmadığını ileri sürüyor, nedeniyle Polonya yeni AB-Rusya ortaklık anlaşmasını veto etti.
Bu hafta Polonya’da yapılan genel seçimlerin sonucu ise ılımlı, uzlaşmacı bir hükümetin iş başına gelebileceğinin sinyallerini gönderiyor. Bu durumun tarafların aralarındaki anlaşmazlığın giderilebileceğine dair spekülasyonlar yapılıyor.
Ancak Portekiz’in Rusya büyükelçisi 22 Ekim tarihinde Moskova’da gazetecilere verdiği bir demeçte “Polonya’nın vetoyu sona erdirmesinin ihtimal dahilinde olmadığını söyledi.
Rusya’nın AB büyükelçisi Vladimir Chizhov da benzer şekilde Polonya’nın durumunda değişiklik beklemek için henüz çok erken olduğunu vurguladı. 23 Ekim’de Chizhov Brüksel’de verdiği demeçte, Portekiz’in Mafra kasabasında 26 Ekim’de gerçekleştirilecek zirvede bu konuda herhangi bir tarihi sonuç beklemediğini söyledi.
Rus Büyükelçisi Polonya ile ilişkilerin eski Başbakan Jaroslaw Kaczynski’nin zamanında yaşananlardan daha kötü olamayacağına işaret ederken gelecek konusunda iyimserdi. Chizhov, Polonya’nın Rusya’ya karşı tutumunda “sağ duyunun artacağını” belirtti.
Enerji ilişkileri
Chizhov, Rusya’nın enerji ilişkileri konusunda tutumunun ne olacağı sorusunu, Komisyon’un AB enerji alt yapısının üçüncü ülkeler tarafından “mülkiyet paylaşımı” yoluyla korunması teklifinin “açık Pazar ilklerine uygunluk göstermediğinin” altını çizerek yanıtladı.
Sorunun çözümü için Rusya ve AB’nin birlikte oluşturdukları özel uzmanlar grubunun zirvede mücadele noktası haline geleceği bildiriliyor.
Yeni bir “erken uyarı sistemi” ile gelecekteki olası enerji kaynağı krizlerinin aşılabileceği konusun da zirvede ele alınacak konular arasında yer alıyor. Ancak Komisyon kaynakları bu sistemin 26 Ekim tarihinde açıklanan şeklinin yasal bağlayıcılığını ileri sürerek mekanizmanın etkinliği ile ilgili şüpheler ortaya koyuyor.
Taraflar:
EurActiv.com.tr olarak AB ve Rusya ilişkileri açısından Türkiye’nin konumu hakkında görüşünü aldığımız eski Moskova Büyükelçisi ve ABGS Genel Sekreteri Volkan Vural, Rusya’nın enerji piyasalarına egemen olmak istediğini, AB’nin ise enerji kaynaklarını çeşitlendirmek istediğini vurguladı. Vural, Türkiye’nin özellikle Hazar Denizi enerji kaynaklarının AB’ye ulaşmasında etkin bir rol oynayabileceğini belirtti. Vural’a göre Türkiye ayrıca Rusya’nın petrol ve doğal gazının da AB’ye aktarılmasında büyük pay sahibi olabilir.
Rusya’nın özellikle Devlet Başkanı Putin zamanında yeniden yapılanma ve kaynaklarını yeniden değerlendirme sürecine girdiğini hatırlatan Vural, bu süreçte Gazprom’un ön plana çıktığını kaydetti. Gazprom ile iş yapılamadan Rusya ile iş yapılamaz gibi bir durum ortaya çıktığını belirten Vural, Gazprom’un sadece tek bir alanda etkin olmak istemediğini, enerji kaynaklarının dağıtımından tüketiciye ulaştırılmasına kadar geniş bir yelpazede etkin olmaya çalıştığını sözlerine ekledi.
Vural, Türkiye’nin enerjinin tüketiciye ulaştırılması gibi alanlarda sorunlar yaşadığını hatırlatarak; Gazprom ile kurulacak kademeli bir işbirliğinin Türkiye’ye sorunlarını giderme şans tanıyabileceğini söyledi. AB’nin ise Gazprom’un kendi piyasasında bu kadar etkin olmasını istemediğini dile getiren Vural, AB’nin Rusya’ya karşı uygulamaya koymaya çalıştığı çeşitli kanunlarla kendi iç pazarını korumaya çalıştığını belirtti.
Türkiye’nin konumunun AB’den farklı olduğunu söyleyen Vural, Türkiye’nin ülke içindeki enerji alanında yaşanan aksaklıkları gidermeye ihtiyacı olduğunu, Rusya ile kurulacak ortaklığın bu açıdan faydalı olabileceğini iletti. Vural, Rusya’nın ileride DTÖ’nün bir üyesi olacağını ve eninde sonunda AB’nin şartlarına uyum sağlamak zorunda kalacağını hatırlatarak; “sonuç olarak bizde AB’nin paralelinde Rusya ile bir anlaşmaya varabiliriz” dedi.









