Reklam
Son gelişmeler ve atılacak adımlar:
· 10 Ocak 2007: Avrupa Komisyonu, AB Stratejik Enerji Gözden Geçirme de dahil olmak üzere “enerji ve iklim değişikliği paketi”ni sundu.
Arka Plan:
Enerjinin geleceği için yapılan değerlendirmeler özellikle enerji talebi, enerji karışımları ve ikmal güvenliği konularında yoğunlaşmaktadır. Birçok organizasyon, düzenli olarak çeşitli politik ve ekonomik amaca hizmet eden ve değişik vurgu ve metodolojilere sahip projeksiyonlar ortaya koymaktadırlar. Tabii amaçlar farklı olunca da karşılaştırma yapmak da çok zorlaşmaktadır. Yinede parametreler iyi belirlenebilirse anlamlı bir karşılaştırma yapabilmek mümkün olabilmektedir.
Bu sunumda üç farklı görüşü birbirleriyle kıyasladık: AB Komisyonu’nun “Avrupa” yaklaşımı, Uluslararası Enerji Ajansı’nın “uluslararası” yaklaşımı ve Royal Dutch Shell ve ExxonMobil tarafından sunulan “endüstri” yaklaşımı. Her ne kadar bu üç yaklaşım konuyu farklı açılardan ele almış olsa da hepsi önümüzdeki 30-50 yıllık bir süreci baz alarak projeksiyonlarda bulunmaktadır.
Bu makale çeşitli değerlendirmeler sonucu ortaya çıkan bazı senaryoları karşılaştıracaktır. Karşılaştırırken de iklim değişikliği politikalarının küresel enerji ortamına yapacakları tahmini etkiye ve içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk üçde birlik bölümündeki CO2 emisyonlarına da odaklanacaktır.
Konu Başlıkları:
Komisyon, “Dünya enerji, teknoloji ve iklim politikasına bakış” adlı raporunu (WETO) 2003 yılında yayınladı. Rapor, iklim değişikliği politikalarının yapacağı etkileri de hesaba katarak iki farklı senaryoyu karşılaştırmakta: Referans Senaryosu (iş dünyası için) ve Karbon Azaltım Senaryosu. Bu değerlendirmedeki asıl amaç, CO2 emisyonlarını azaltmak için uygulanacak politikaların önceliklerini belirlemek.
I. Referans Senaryosu: Varsayımlar
· İş dünyasında halen geçerli olan trendler ile dünya ekonomisindeki teknik ve yapısal değişimler, politik çevrelerden önemli müdahaleler görmeden her zamanki doğal akışında ilerleyecek.
· Enerji ve çevre için 2000 yılından sonra yürürlüğe giren politik hedef ve önlemler dikkate alınmayacak (ör: Kyoto Protokolü’nün CO2 gazını azaltma hedefi, bazı ülkelerde kullanılan nükleer enerjinin yavaş yavaş kaldırılma planı ve enerji karışımındaki yenilebilir enerji payının artırılması, vb)
· Referans Senaryosu’nun ortaya koyduğu dünya enerji sisteminin 2030 yılındaki durumu, alternatiflerin değerlendirmesi için bir nirengi noktası olarak kullanılacaktır. Değerlendirmede kaynaklar, teknolojiler ve çevresel politikalar özellikle dikkate alınacaktır.
Referans Senaryosu: Sonuçlar
· Dünya çapındaki enerji talebi, 2000 ve 2030 yılları arasında her yıl %1,9 oranında artacaktır. Bu yüzde, ekonomik ve demografik büyümenin yanında enerji yoğunluğundaki gelişmeler de dikkate alınarak elde edilmiştir.
· Enerji talebi, endüstrileşmiş ülkelerde yavaşlarken; gelişmekte olan ülkelerde ise artacak. 2030 yılı itibarıyla dünya çapındaki enerji talebinin yarıdan fazlasının gelişmekte olan ülkelerden gelmesi bekleniyor. Bugün bu oran %40 civarında.
· Fosil yakıtlar, dünya enerji sistemine hükmetmeye devam edecek. 2030 yılı itibarıyla toplam enerji stokunun %90’ını fosil yakıtlar oluşturacak. Ana enerji kaynağı olarak petrol %34 ile birinci sırada yer alırken; onu %28 ile kömür ve %25 ile doğal gaz takip edecek.
· Avrupa Birliği’nde ise en büyük ikinci enerji kaynağı petrolden sonra doğal gaz olacak. Nükleer ve yenilenebilir enerjiler ise AB’nin toplam enerji stokunun %20 ‘sinden azını karşılayacak.
II. Karbon Azaltım Senaryosu: Varsayımlar
· Çeşitli bölgelerin orta-vadeli azaltıma gitme yolunda gösterecekleri rızanın (bu yüzden Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) için bir karbon değeri öngörmemektedir.) ve 2010 yılından (Kyoto Protokolü hedefleri için son tarih) sonra destek sağlaması beklenen iklim değişikliği politikalarının dikkate alınması.
· Sürdürülebilir gelişme politikalarının, çok sayıdaki ekonomik sektöre uygulanması.
· Genişleyen AB, iklim değişikliği politikası bazında diğer ülkelerin önünde gitmektedir. AB’de fosil yakıtların kullanımına (sera gazı emisyonları dikkate alınarak) uygulanan karbon değeri, diğer bölgelerde uygulanan değerin iki katıdır.
Amaç: sera gazı emisyonlarının küresel ölçekte azaltılmasını amaçlayan politikaların etkisini değerlendirmek.
Karbon Azaltım Senaryosu: Sonuçlar
· Referans Senaryo ile karşılaştırıldığında dünya çapında beklenen enerji tüketimi %11’lik bir düzeyde azalacak. Böylece talepteki ortalama artış, Referans Senaryo’da öngörülen yıllık %1,9’a karşın %1.3 olarak gerçekleşecektir.
· Karbon yoğunluğu üzerindeki etki (küresel enerji karışımı): karbon değeri, ilk olarak yüksek karbon içeriğine sahip yakıtları etkileyecektir. Kömür (-%42), Petrol (-%8), gaz da ise değişiklik olmayacaktır.
· Nükleer enerji (+ %36) ve yenilenebilir enerjiler (+ %35) dünya çapındaki pazar paylarını arttıracaktır.
· Yenilenebilir enerjilerin (güneş, rüzgar, küçük ölçekli hidroelektrik santralleri) kullanımı 20 kat artacaktır.
· Referans Senaryo ile karşılaştırıldığında küresel çaptaki CO2 emisyonları %21 oranında azalacaktır. Buna rağmen 2030 yılında ulaşılacak emisyon değerleri 1990 yılındaki değerlerden fazla olacaktır.
· Avrupa çapındaki emisyonların seviyesi, 1990 yılındaki seviyeden %15, 2030 yılı için Referans Senaryo’da öngörülen seviyenden de %26 daha az olacaktır.
· AB bünyesindeki enerji karışımlarında görülen değişiklik dünya çapındaki değişimle paralel gitmektedir. Sadece kömür (-%61) ve petrol (-%13) tüketimi önemli ölçüde azalacaktır.
· Kömür ve petrol kullanımındaki azalmanın yerini, nükleer (+%35) ve yenilenebilir enerji (+%56) dolduracaktır.
| Referans Senaryo | Karbon Azaltımı | Fark |
Enerji Talebi (Dünya) (Gtpm) | 17.1 (+1.8 % yıllık) | 15.2 | -11% |
Enerji Talebi (AB) (Gtpm) | 2.0 (+0.4 % yıllık) | 1.7 | -12 % |
|
|
|
|
Fosil yakıtlar Toplam (Dünya) (Gtpm) | 14.9 | 12.4 | -17% |
- Petrol (Gtpm) | 5.9 | 5.4 | -8% |
- Kömür (Gtpm) | 4.7 | 2.7 | -42% |
- Gaz (Gtpm) | 4.3 | 4.3 | 0% |
Nükleer (Gtpm) | 0.9 | 1.2 | +36% |
Yenilenebilirler (Gtpm) | 1.4 | 1.8 | +35% |
|
|
|
|
Fosil yakıtlar Toplam (AB) (Gtpm) | 1.66 | 1.31 | -24% |
- Petrol (Gtpm) | 0.73 | 0.64 | -13% |
- Kömür (Gtpm) | 0.39 | 0.15 | -61% |
- Gaz (Gtpm) | 0.55 | 0.53 | -3% |
Nükleer (Gtpm) | 0.24 | 0.32 | +35% |
Yenilenebilirler (Gtpm) | 0.12 | 0.19 | +56% |
|
|
|
|
CO2 Emisyonları (Dünya) (GtCO2) | 44.5 | 35.3 | -21% |
CO2 Emisyonları (AB) (GtCO2) | 4.7 | 3.5 | -26% |
Gtpm: Giga ton petrol muadili (= 42.7 Gigajoule)
Kaynak: Avrupa Komisyonu, WETO raporu
GtCO2: Giga ton CO2
Taraflar:
Uluslararası Perspektif
OECD’nin Uluslararası Enerji Ajansı, 2002’de yayınladığı “Dünya Enerjisine Bakış” adlı raporda 2030 yılı için yaptığı en son projeksiyonları ortaya koydu. Bu raporda da Referans Senaryosu, Alternatif Senaryo ile karşılaştırılmaktadır. Üstünde özellikle yoğunlaşılan konular ise: enerji kaynaklarının güvenliği, altyapı yatırımları, enerji üretimi ile kullanımının neden olduğu çevresel zararlar ve dünya nüfusunun modern enerjiye erişim eşitsizliğidir.
Referans Senaryosu
· Kyoto Protokolü ve yenilenebilir enerji hedefleri konularında harcanan çabalar da dahil olmak üzere 2002 yılının ortalarından itibaren uygulanmaya başlanan siyasi önlemlerin dikkate alınması.
· Sonuçlar: enerji kullanımı hızla artacak, fosil yakıtlar enerji karışımlarına hakim olacaktır.
· Bu güne kadar alınan önlemlere rağmen CO2 emisyonları, enerji tüketiminden biraz daha hızlı büyüyecektir.
· Öngörülen emisyon değerleri, Komisyon’un açıkladığı değerlerden önemli ölçüde farklıdır: Komisyon, 1990 ve 2030 yılları arasındaki emisyon değer farkının iki kattan fazla olmasını beklerken (20,8 milyar tondan 44,5 milyar tona %113’lik artış); OECD’nin raporunda ise 20,8 milyar tondan 38 milyar tona %70’lik bir artış öngörülüyor. Bu farkın ortaya çıkmasındaki en büyük etken: Komisyon, 2000 yılından sonra uygulanmaya başlanan politik önlemleri hazırladığı raporda dikkate almazken; OECD almakta.
Alternatif Senaryo
· OECD ülkelerinin dikkate aldığı yeni enerji ve çevresel politikaların etki alanının değerlendirilmesi.
· Yeni politikaların, artan enerji talebini ve enerji karışımını frenleyebildiğini kanıtlamak
Komisyon ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın ayrı ayrı yaptığı değerlendirmeler benzer sonuçları işaret etmektedir: Yeni politikalar ve temiz teknolojiler enerjiden tasarrufu sağlarken karbon yoğunluğu az yakıtların kullanılmasını da teşvik edecektir. OECD raporuna göre; uygulama bu şekilde devam ederse, sera gazı emisyonları 2030 yılı itibarıyla OECD ülkelerinde sabitleyecektir.
Endüstri Perspektifi
Shell tarafından hazırlanan ve 2001 yılında yayınlanan “Enerji ihtiyacı, Seçimleri ve Olasılıkları-2050’ye Doğru Senaryolar” adlı rapor, iki farklı senaryo üzerinde durmaktadır. Senaryolar, politik tercihlerden daha çok toplumsal tercihlere dayanmaktadır. “Her zamanki Dinamikler” adlı İlk senaryo, temiz, güvenli ve sürdürülebilir enerjinin şekillendirdiği bir Dünya’yı temel almaktadır. “Yaklaşan Çağın Ruhu”adlı ikinci senaryo da ise enerji ihtiyacının karşılanması için hareketlilik, esneklik ve uygunluk kriterleri dikkate alınarak geliştirilen üstün nitelikli tercihlerden bahsedilmektedir.
Shell, her iki senaryoda da “köprü yakıt” olarak doğal gazın önemini en az 20 yıl daha koruyacağını öngörmektedir. Çalışmada ayrıca yenilebilir enerji için hızlı bir artış öngörülürken; yenilenebilirlerin eninde sonunda ana enerji kaynağı olacağına da dikkat çekilmektedir.
Shell’in senaryoları “çevresel endişelere cevap veren hesaplı ve sürdürülebilir enerji sistemini oluşturabilmek için olası yollar”ı araştırırken; bu amaca giden yolda politik önemlerin etkisini dikkate almamaktadır. Yinede senaryolara göre atmosferdeki karbon dioksit yoğunluğunu, 550 ppmv’nin altında sabitleyebilmek kesinlikle mümkündür. Senaryolarda CO2 emisyonlarından ise hiç bahsedilmemektedir.
ExxonMobil’de “Enerji Bakış-2030” adlı bir rapor yayınlamıştır. Dünyanın 2030 yılındaki enerji durumunu ortaya koyan analizin ana bulguları şunlardır:
· 2030 yılı itibarıyla dünya enerji talebi, özellikle gelişen ülkelerde %50 artacaktır (yıllık %1,7).
· Toplam talebin %60’nı karşılayacak olan petrol ve gaz, birincil enerji kaynakları olmaya devam edecektir.
· Asya Pasifik bölgesinde artan özel araç satışıyla beraber petrol kullanımı da artacaktır. Kuzey Amerika ve Avrupa’da ise araçların verimliliğinin artmasından dolayı petrole olan ihtiyaç dengelenecektir.
· Diğer enerji türlerinden daha hızlı büyüyen gaz, 2030 yılı itibarıyla dünya enerji talebinin %25’ni karşılayacaktır.
· Fosil yakıtların kullanımının artmasıyla birlikte özellikle Asya Pasifik bölgesinde karbon emisyonları da yükselecektir.
· Hükümet sübvansiyonlarıyla çarçabuk büyüyecek olan yenilenebilir enerjiler, enerji talebinin çok az bir bölümünü karşılayacak.
· Nükleer enerji yıllık %0,8 bir atışla büyümeye devam edecek. Bu rağmen 2020 sonrasında gelişmekte olan ülkelerde çevresel ve kaynak güvenliği endişelerine bağlı olarak yeni nükleer enerji santralleri inşa edilecek.
ExxonMobil’e göre enerji alanındaki zorluklarla mücadelede en iyi yol, daha fazla talebi karşılamak amacıyla yeni enerji teknolojilerinin uygulamaya geçirilmesidir. Bu, kaynakların geliştirilmesi ve büyültülmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve emisyonların azaltılması anlamına gelmektedir. Bunun da ötesinden ExxonMobil, kömür enerjisi, nükleer enerji ve bio-yakıtlar için yeni olanakların artacağını öngörmektedir.







