Logo EurActiv.com.tr

AB ekonomisi gerçekten krizde mi?

28.08.2008
ABD’de “sub-prime” krizinin tetiklediği finansal kriz tüm dünyada etkilerini gösterirken Avrupa Birliği de kriz yaşayıp yaşamadığını tartışıyor. Birçok konuda olduğu gibi ekonomik kriz konusunda da AB ülkelerinden farklı görüşler yükseliyor.

Kaynak: Euractiv.com.tr
Yazar:

Bazıları AB ekonomisinde bir kriz söz konusu değil derken, bazıları ciddi bir ekonomik yavaşlamanın olduğundan bahsediyorlar. Harekete geçip geçmeme ya da nasıl davranılacağı konusunda her bir ülke farklı davranıyor. Bazı ülkeler kendi içlerinde önlemler almaya başlarken, diğerleri herhangi bir “ekonomiyi kurtarma planına” gerek olmadığını düşünüyor.

Rakamlar çok olumlu görünmüyor. Avrupa ekonomisindeki durgunluk endişeleri Euro’nun dolar karşısında yeniden değer kaybetmesine yol açtı. Euro, Dolar karşısında son altı ayın en düşük seviyesine geriledi. IMF’nin, Ekim’de yayınlanacak Dünya Ekonomik Görünümü’nde, Euro bölgesi Temmuz ayı büyüme tahminlerini yüzde 1.7’den, yüzde 1.4’e çektiği belirtildi. Euro bölgesi 2009 büyüme oranı beklentisi ise yüzde 1.2’den yüzde 0.9’a düşürüldü. Fakat tüm bu verilere rağmen,  Fransa Başbakanı François Fillon başta olmak üzere “ekonomik durgunluk” yaşandığını kabul edenlerin sayısı pek fazla değil.

AB Ekonomik ve Parasal İşler Komiseri Joaquin Almunia’nın sözcüsü Amelia Torres, durgunluk kelimesinin Avrupa ekonomisi için “abartılı” bir yorum olacağını savunuyor ve Avrupa ekonomisinin geleceğine olumlu bakıyor.

Brüksel, Avrupa ekonomisinin yeniden canlandırılmasına yönelik bir plana ihtiyaç duyulduğu yönündeki görüşü önemsemiyor ve sadece bazı ülkelerin yüzde 3’lük bütçe açığı limitine uyması için önlemlere ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet ise büyümenin yavaşladığı yönündeki endişelerini gizlemiyor.

AB ekonomi bakanları 12-13 Eylül’de Nice’de bir araya gelerek Avrupa ekonomisinin geleceğini tartışacaklar. Bu toplantı öncesinde bazı AB ülkelerine yakından bakacak olursak, ekonomik tablo şöyle:

İspanya: İspanya, emlak krizinden ciddi ölçüde yara aldı. Ekonominin toparlanması için  20 milyar Euro’luk bir plan üzerinde konuşuluyor. 2010 yılına kadar GSMH’nin yüzde 3 oranında bir büyümeye ulaşması için şirketlerin finansmanı ve sosyal konut inşaatlarının kolaylaştırılması için önlemler hazırlanıyor.

İtalya: Yatırımların ve iç tüketimin azalması büyüme hızını son derece olumsuz etkiledi. Büyüme oranı 2008’in ikinci çeyreğinde yüzde – 0.3 olarak gerçekleşti. Hükümet harcamalarında 15 milyar Euro’luk bir kısıtlama gündemde. Petrol ve finans gruplarının karlarından kesilmesi planlanan ‘Robin Hood’ vergisi ile en zor durumda olanlara yardım yapılması hedefleniyor.

Almanya: GSMH ikinci çeyrekte yüzde 0.5 oranında geriledi. Hükümet, “ekonomik konjonktürü harekete geçirme planının” gereksiz olduğunu savunuyor.

İngiltere: Euro bölgesinin dışında kalan İngiltere’de büyüme, ikinci çeyrekte yavaşladı. Kamu harcamalarındaki açık ise artmaya devam ediyor. İngiltere Merkez Bankası’nın faiz oranlarını geri çekmesinin ise enflasyonu ciddileştirmesinden endişe ediliyor.

Fransa: Fransa Başbakanı François Filon ekonomik krizin söz konusu olmadığını, sadece yavaşlama yaşandığını ifade ediyor. Fillon’a göre 2008 yılı pozitif büyümenin yaşandığı bir yıl olacak.

“Durum abartılıyor”

Avrupa ekonomisi gerçekten krizde mi? Bazı ekonomistlere göre bu sorunun cevabı hayır. Financial Times ekonomi yazarlarından Ralph Atkins de bunlardan birisi. Atkins, Euro bölgesinin içinde bulunduğu durumunun abartılmış olmasının ve gelecek aylarda olumlu işaretlerin geleceğine yönelik bazı nedenleri şöyle sıralıyor:

1. Petrol ve emtia fiyatları, ulaştıkları zirveden düşüşe geçti. Bu da büyümenin önündeki temel engelin kalkmaya başladığının bir göstergesi. Alman sigorta şirketi Allianz’ın baş ekonomisti Michael Heise, fiyatlardaki düşüşlerin tüketici harcamalarına olumlu yansıyacağını ve yıl sonuna doğru bunun etkilerinin görüleceğini ifade ediyor.

2. Euro bölgesi emlak piyasasında tam anlamıyla bir çöküş yaşanmadı. İspanya ve İrlanda emlak piyasalarının olumsuz etkilendiği doğru, fakat bu iki ülke piyasası Euro bölgesi GSMH’sinin sadece yüzde 2’sini temsil ediyor.

3. Resmi istatistikler ekonomik yavaşlamayı abartıyorlar. İlk çeyreğe yönelik GSMH rakamları kışın hafif geçmesi nedeniyle büyüyen inşaat sektörü ve bunu izleyen turizm sektörü verileri ile yükseldi. Bu rakamlar normale göre hesaplandığında, sene başı ile sene ortası arasında bir düşüş yok ve uzun vadede Euro bölgesi ekonomisinde istikrar hakim.

4. Euro bölgesinde işsizlik oranları son dönemlerin en düşük seviyelerinde.

5. Euro’nun dolar karşısında değer kaybetmesi, Euro bölgesi ihracat rakamlarının artmasına neden olacak; emtia fiyatlarındaki düşüş de, enflasyon etkisini azaltacak.

6. Euro bölgesinin Rusya’ya olan yakınlığı ihracat piyasasının hızlı büyümesine katkı sağlayacak. Öte yandan Euro bölgesi ekonomisi özellikle Rusya ve Çin’in talebine cevap veren ürünlerde oldukça başarılı bir konuma sahip.

7. Londra ve New York’taki bankacılar veya ekonomistler fazla dışarı çıkmadıkları için, kendi ülkelerinde olup bitenin, Euro bölgesinde de olduğunu düşünüyor olabilirler.

8. Küresel finans piyasaları krizi Euro bölgesini doğrudan etkilemedi, çünkü finans sektörü Avrupa’daki büyümenin temel unsuru değil. İş dünyasına yönelik kredilerde sorun yaşanmıyor ve  Euro bölgesi tüketici kredilerinde de bir daralma mevcut değil.

9. Euro bölgesi’nin gücü her zaman saklı kalır, pek görünmez. İşte bunun çarpıcı bir örneği: Pekin Olimpiyatlarında en fazla madalyayı, ABD ve Çin’i geride bırakan AB kazandı.

 

© EurActiv 2007-2008. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM