Selim Atalay - Star
2011’in son gününde hâlâ -Dolar ne olacak- diye soruluyor ve cevap alınamıyordu. Tekerleme usulü dolarla böyle ölümüne meşgul olacaksak, bu 2012 asla bitmez... Konuşacak başka konular bulmakta fayda var... Korkarız bu -dolar/kur muhabbetinin gerekçesi yüzde 50 ekonomik, yüzde 50 de siyasi...
Peki Türkiye içeride TL kuru üzerinden dolaylı kavga ederken, dünya ne yapıyor? Kur riski ve kur volatilesi sadece Türkiye’de mi var? Türkiye’den başka kur riski altında yatırım yapılan ülke yok mudur? Bu canına yandığımın Euro krizi bir tek Türkiye’yi mi etkileyecektir? Euro’ya bir hal olursa mesela Doğu Avrupa’dan önce Türkiye mi gürültüye gidecektir? Türk bankalarında sorun mu vardır? Hisse-bono alan yatırımcı hep döviz mi bozdurup kağıt almıştır? Türk yatırımcı da mı döviz bozdurup hisse-bono almıştır? Soru sordukça, Türkiye içindeki kur dalaşının garabeti daha belirginleşiyor.
Halbuki dünyada fon yöneticisinin zihninde ve hesaplarında kur volatilitesinin payı gayet düşük... En taze örnek: Boston’da mukim fon State Street Global Advisors’ın Stratejisti George Hoguet... Daha önceki gün Barron’s dergisine konuşuyor. Hoguet Türkiye’ye yabancı biri değil. Ayrıca şirketi 2 trilyon dolarlık fon yönetiyor. Bir yere girip çıkarken ses getirir. Anlatmış:
“Latin Amerika’da bono-tahvile, Asya’da hisse senedine odaklanmaktayız... Ülkeler arasında en çekiciler Brezilya, Türkiye, Endonezya... Türkiye çok hızla büyüyor ve şirket değerlemeleri çekici.” Eee abisi “TL hızla değer kaybederken”... O ne olacak? Ama abi kura değil, BRIC’lerde faiz yükselişinin durmasına bakıyor. Faiz düşünce sıkı kâr yazacak... Özellikle Brezilya’da beklenen senaryo. Peki kur? Ya kur? İlle de kur? Diyor ki: “Kur volatilitesi yatırım yapma sanatının önemli parçasıdır. Ancak zamanla gelişen ekonomilerin kurları, gelişmişlere oranla değer kazanacak. 2012’de Euro’nun daha da değer kaybedeceğini varsaymak makul. O yüzden Euro çeperindeki Doğu Avrupa ülkelerinde -Macaristan, Polonya- portföy ağırlığımız düşük.” Hmmmm.... Türkiye hakkında iyi konuşuyor, ama Doğu Avrupa’yı çizmiş... Hatta bizim kurların daha değerleneceğini söylüyor. Ve demek ki bizden önce bir Doğru Avrupa’nın çökmesi gerekiyormuş. Ayrıca da hiç kurdan korkan bir hali yok... Sanki -kur volatilitesi yatırımın, hayatın ve aşkın parçasıdır- demeye getiriyor. Hani neredeyse -demirden korkan trene binmesin- diyecek... Yabancı fon yöneticileri galiba bu işi daha iyi biliyorlar.
Takım aynı: 4+4 oynuyoruz
Dünya haritası değişmez, ama haritayı nasıl okuduğunuz artık değişti. Yatırım haritasında net BRIC önceliği var. Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin... Ancak dörtlünün -son 10 yılda yarattıkları rüzgarın sonuna gelindiği- yorumları artıyor. Brezilya yeni dönemde hâlâ çekici. Rusya’da siyasi çalkantı ile fon çıkışları gözleniyor, ancak ekonomiye hâlâ petrol geliri akmakta. Hindistan’da enflasyon karşısında yeni faiz artışı gelecek, orası beklemede. Çin’de de yavaşlama var: Yumuşak iniş mi, Sert iniş mi, ona bakılıyor.
Sonraki ülkeler için umut ve gelecek daha güçlü... Türkiye, bazen BRIC’ler arasında, (Bakınız yukarıda Hoguet bir çırpıda 3 ülke arasında saymış) Ya da Türkiye ikinci dörtlü TEKMe arasında: Türkiye, Endonezya, Kore, Meksika... Endonezya’nın petrol - gazı var, Kore’de sanayi altyapı güçlü ve Meksika’nın NAFTA serbest ticaret bölgesi avantajı var. Ama akranlarımız bunlar... Her durumda dünya üzerinde sağlam bir yerimiz var. Arkamızdan da kötü konuşmuyorlar. En fazla dedikleri: Kısa vadede piyasa nötr, uzun vadede gayet parlak... Parlamaya devam edilecek. 










