Arka Plan:
Türkiye ekonomisi, küresel çalkantı sürerken ve riskten kaçış eğilimi ağır basmaya başlamışken rotasını arıyor. En çok merak edilen konu ise istikrar çıpası olarak görülen IMF ile mayıs ayında stand-by anlaşmasının süresi dolduktan sonra yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı ve bunun kapsamının ne olacağı... 2008 yılı için cari açığın daha da büyüyeceği öngörüsünde bulunan IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, hükümetin talep etmesi durumunda Türkiye'ye her türlü destek ve tavsiyeyi vermeye hazır olduklarını, bunun yeni bir kredi anlaşması çerçevesinde olabileceği gibi daha gevşek bir düzenlemeyle de yapılabileceğini söylüyor. Ancak Giorgianni uyarmadan da edemiyor:
"Küresel riskler Türkiye gibi dış finansmana ihtiyacı olan ülkelerde sert düzeltmeye yol açabilir.."
Giorgianni'ye göre hükümet mali disiplinden hiçbir şekilde taviz vermemeli. Özellikle bütçe dışı fonlar büyük bir geri adım olur. Bankacılıktaki risklere, karşı ek önlemler öneren IMF temsilcisi Fortune'un konuya ilişkin sorularına şu yanıtları veriyor:
- Türkiye'nin küresel dalgalanmaya karşı kırılgan olduğunu düşünüyor musunuz? Kritik noktalar neler?
- Şu ana kadar küresel çalkantının Türkiye ve diğer gelişen piyasalara etkisi sınırlı oldu. Bu kısmen gelişen piyasaların geçmiş yıllarda ekonomik temellerini sağlamlaştırmada elde ettikleri kazanımlardan kaynaklanıyor. Türkiye'nin piyasa baskılarıyla başa çıkma gücünü artırdığı konusunda hiç şüphe yok. Ancak küresel çalkantı sürüyor ve bundan sonraki etkilerinin ne olacağını öngörmek zor. Örneğin gelişmiş ülkelerdeki finansal sistemin kayıpları öngörülenin çok üzerinde çıkabilir. Böyle bir durumda, gelişen piyasaların dış finansman kaynaklarında azalma yaşanabilir.
Bu, Türkiye gibi yüksek cari açığı olan ve büyük miktarda dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerde sert düzeltme yaşanmasına neden olabilir. Bu riskler, disiplinli politikalara bağlı kalmanın ve yatırımcının güvenini devam ettirecek, potansiyel büyümeyi güçlendirecek yapısal reformları hızlandırmanın önemini vurguluyor. Ayrıca borç yapılarını daha da iyileştirerek, ekonominin şoklara karşı daha da dirençli olmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılabileceği görüşündeyiz. Bunlar (tahvil ihraçlarının) vadelerinin uzatılması ve döviz borçlanmalarına daha az ağırlık vermek, aşırı riski engellemek için banka denetiminin daha da güçlendirilmesi...
- Türkiye'nin temel ekonomik göstergeleri konusunda 2008 öngörünüz ne?
- Görünüm daha belirsiz olmakla birlikte Türk ekonomisinin geleceği genel olarak olumlu kalmaya devam ediyor. Büyüme son 12 ayda yavaşlıyor. Bunun dünyadaki enerji fiyatlarından geçen yaz yaşanan kuraklığa, yüksek reel faizden liradaki güçlü değerlenmeye kadar birbiriyle ilişkili sebepleri var. Son dönemde küresel ekonomik ve finansal koşullar da Türkiye için ekonomik anlamda ters rüzgârlar yaratıyor. Bu gelişmeleri göz önüne alarak kısa süre önce Türkiye için büyüme projeksiyonumuzu değiştirdik. 2007'de 4,75 olan gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYH) büyümenin 2008 yılında ortalama yüzde 4 civarı gerçekleşmesini bekliyoruz.
Enflasyonda bu yıl gevşeme beklentisi var. Şu anda yüzde 9'un üzerinde seyrediyor ama bu dünyadaki yüksek petrol ve gıda fiyatları ve yönetilen enerji fiyatlarındaki bir sefere mahsus ayarlamalar gibi arz şoklarıyla ilgili. Yeni şoklar yaşanmazsa manşet enflasyonun Merkez Bankası'nın belirsizlik bandının üst sınırı olan yüzde 6'ya doğru gevşemesi mümkün. Geçen yıl yeni GSYH hesabına göre yüzde 5,8'e gerileyen cari açık oranının (eski GSYH'ye göre yüzde 7,7), 2008'de yeni hesaba göre yüzde 6,7'ye; eski hesaba göre yüzde 8,8'e çıkması bekleniyor. Bu, ağırlıklı olarak yüksek ve artmakta olan petrol fiyatlarıyla bağlantılı.
Beklentimiz, hükümetin geçen yıl onaylanan 2008 bütçesine bağlı kalması. 2008 bütçesi, eski GSYH'ye göre yüzde 5,5; yeni GSYH'ye göre ise yüzde 4,1 olan konsolide kamu sektörü faiz fazlasına göre oluşturuldu. Bu hedefin tutturulması önemli. Konjonktürel açıdan Türkiye'deki yüksek reel faizler, hedefin üzerindeki enflasyon ve büyük cari işlemler açığı sıkı maliye politikasının muhafaza edilmesine ihtiyaç olduğuna işaret ediyor. Aslında enflasyonu düşürme cephesinde ilerleme kaydedilirse, büyümeyi hızlandıracak istihdam vergisi indirimi ya da yeni altyapı harcamaları için kaynak sağlamak amacıyla faiz dışı fazla hedefini zaman içinde aşağı çekmek mümkün olabilir.
Mali kaynakların paylaşımı konusunda rekabet yaşanırken mali politikanın gelecekteki seyri konusunda beklentileri bir çıpaya bağlamak önemli olacak. Bu çerçevede Türkiye, örneğin önümüzdeki üç yıl için faiz dışı fazla ve kamu harcamaları hedefini kamuoyuna açıklarsa bundan faydalanacaktır. Bu tür taahhütler, harcamalardaki artışı sınırlayabilir. Uyulması halinde, mali bir kural, politika kredibilitesini artırır ve risk priminin azalmasına yardım eder.
- 19'uncu stand-by'ın süresi dolduktan sonra Türkiye ile yeni bir düzenleme yapma fikrine sıcak bakıyor musunuz? Bu düzenlemenin çerçevesi ne olabilir?
- Son yıllarda Türkiye ile işbirliğimiz oldukça verimli sonuçlar verdi. Hükümete stand-by'ın süresi dolduktan sonra da destek ve tavsiye vermeye hazırız. Bunun için iki model olabilir. Birincisi, şu anki stand-by anlaşmasına benzer bir borç anlaşması ki bu periyodik (çeyreksel dönemlerle) gözden geçirmeleri de içerir; diğeri ise daha az yoğunlukta bir gözetim ilişkisi...
Yeni bir finansal düzenleme yapıp yapmamak hükümetin yetkisinde. Türkiye'nin ekonomik başarısının devamı, IMF'nin sürece nasıl dahil olacağından bağımsız olarak disiplinli makroekonomik politikaların ve yapısal reformun sürmesine bağlı. Biz, yetkililerin en faydalı olduğunu düşündükleri şekilde yardım etmeye hazırız. Hızlı Erişim İmkânı olarak bilinen RAL uygulaması yukarıda bahsettiğim iki modelden farklı bir alternatif. Ancak bu kredi enstrümanı henüz IMF üyeleri tarafından onaylanmadığı için kısa vadede Türkiye veya başka ülkeler için hazır olmayacak.
"HÜKÜMET MALİ DİSİPLİNE BAĞLI"
'Hükümet büyüme, bürokratlar enflasyon diyor, siz ne diyorsunuz' sorusuna Giorgianni şunları söyledi:
"- Benim izlenimim hükümetin mali disipline bağlı kalacağı yönünde. IMF'nin 2008'de maliye politikasında sıkılaştırma planını desteklemesinin nedeni ülkenin karşı karşıya olduğu makroekonomik güçlükler, özellikle de yüksek cari işlemler açığı ve hedefin üzerindeki enflasyon. Bu, para politikası üzerindeki baskıyı azaltıp reel faizin azalmasını sağlar. Mali dengelerin düzelmesi faizin ve cari açığın azaldığı ortamda enflasyonun düşmesini sağlar. Basında yatırım harcamalarını artırmaya yönelik çeşitli öneriler olduğu, bunlar arasında yeni bütçe dışı fonlar kurulması bulunduğu yer aldı. Bu, mali şeffaflık ve bütçe disiplini konusunda geri adım olur. Bunların hiçbirinin hükümetin resmi girişimleri olmadığını anlıyoruz ve hükümetin harcama planına sadık kalmasını bekliyoruz." 








