Reklam
Güneş Murat Tezcur, Open Democracy için kaleme aldığı makalede Türkiye’de yaşanan politik krizin ülkenin doğasını ilişkin tanımlar arasındaki çatışmayı yansıttığını belirtti.
Tezcur, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin sadece ülkenin gelecekteki politikası ve bir sonraki cumhurbaşkanı seçimi ile beraber Türk devleti ve toplumunun temel kimliğini de tehlikeye attığına inanıyor. Tezcur’un iddiasına göre; kriz Türkiye’nin önümüzdeki yıllardaki gelişimini etkisi altına alacak ve krizin etkisi ülke sınırlarının ötesinde de hissedilecek.
Tezcur, Türk toplumundaki çatlağı gözler önüne seren krizin AKP’nin Kasım 2007 genel seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı seçim kararını almasıyla başladığını belirtiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına oluşan ülke çapındaki tepkiler üzerine, AKP yönetimi son ana kadar bekledikten sonra adayını açıklamıştı.
AKP’nin planı, Erdoğan adaylığına karşı yapılan ve ilki 14 Nisan tarihinde olan kitlesel gösterilerin ardından suya düştü. Büyük çaptaki toplumsal tepkiyle karşı karşıya kalan Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı olarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü destekledi.
27 Nisan tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunun ardından muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne şikayetini iletti. Bu arada ordu da laiklik ilkesini korumak adına bir müdahalede bulundu. Mahkeme 1 Mayıs tarihinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunu iptal etti. Kararın ardından Meclis AKP’nin genel seçimlerin 22 Temmuz’da yapılması önerisini onayladı.
Tezcur, AKP’nin bir çok açıdan iyi bir sicile sahip olmasına rağmen demokrasi ile sorunlu ve rahatsız bir ilişkisi bulunduğunu belirtiyor. Tezcur sonuç olarak; temel anayasal konularda bile anlaşmazlığa düşülmesi ve ana politik aktörlerinin birbirlerine en ufak bir güven duymaması yüzünden Türk demokrasisinin sağlam bir yapıya sahip olmadığını belirtiyor. Bu arada seçmenler ise seçimle iş başına gelen üç makamında (başbakan, meclis başkanı, cumhurbaşkanı) AKP’nin eline geçtiği bir politik yapıdan çekiniyor.
ÖNEMLİ: “Analizler” diğer kişi ve kuruluşların yaptığı yorumlardır. EurActiv.com.tr, tarafsız bir platform olarak kendi görüşünü belirtmez. “Analizler” kısmındaki herhangi bir dokümanda yer alan fikirler, yazara aittir.








