Logo EurActiv.com.tr

Ukrayna, “babası” NATO ve “annesi” AB’den beklediği şefkati görebilecek mi?

29.08.2008

Kaynak: Euractiv.com.tr
Yazar:

“Eğer AB-Ukrayna zirvesi başarısız olur, Ukrayna’ya AB üyeliği perspektifi sunulmazsa, bu Rusya’nın AB politikalarını ve AB stratejisini etkileyebildiği anlamına gelecektir. Eğer NATO üyeleri Ukrayna’ya Üyelik Hareket Planı belirlemezse, bu Rusya’nın güç kullanarak genişleme sürecini etkileyebildiği ve eski Sovyet devletlerinde belli bir üstünlük sağlayabildiği anlamına gelecektir.”

Bu sözler Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Konstantin Yeliseyev’e ait. Yelisev’in AB ve NATO üyelerine vermek istediği mesaj son derece açık: “Ukrayna’yı Rusya’dan koruyun. Gürcistan’a benzer bir durum yaşanmasın.”

Ukrayna bugün AB’yi ekonomik ve siyasi istikrarının bekçisi olarak görürken, NATO’ya da güvenlik rolünü veriyor. Yeliseyev’in bu yöndeki sözleri oldukça ilginç: “NATO babamız, AB ise annemiz. Babamızdan fiziki bir koruma bekliyoruz. Bizim güvende olmamızı sağlamalı. Annemizden ise daha çok ekonomik bir koruma bekliyoruz.”

Peki Ukrayna, anne ve babasından beklediği şefkati görebilecek mi? Bu cevaplardan birini 9 Eylül’de Fransa’nın Evian şehrinde gerçekleşecek olan AB-Ukrayna zirvesinde, diğerini de Aralık’ta gerçekleşecek olan NATO zirvesinde alacak.

Fakat her iki durumda da önüne ciddi bir engel çıkıyor. Bu engel Almanya.

 

Almanya-Rusya yakınlaşması, AB-Ukrayna ilişkileri tehdit ediyor 

 

Almanya ve Rusya arasındaki yakın ilişkiler geçmişe dayanıyor. Almanya Eski Başbakanı Gerhard Schroeder, Almanya-Rusya arasında yeni bir doğal gaz boru hattı inşaatına yardımcı olurken, Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Gürcistan olaylarının ardından AB’nin Rusya’ya yaptırım uygulamasına karşı çıkıyor.

Ukrayna’nın Eylül ayındaki zirveden beklentisi ise, AB’nin yeni anayasasına “Ukrayna’nın geleceği Avrupa Birliği’ndedir” metninin dahil edilmesi. Ukraynalı diplomatlara göre, AB ile Ukrayna arasındaki bu antlaşmanın gerçekleşmemesi, Moskova’ya eski Sovyet devletlerini veto edebileceği yönünde işaret verecek. Ukrayna dışişleri bakanlığı AB içinde iki veya üç ülkenin Ukrayna’nın gelecekteki AB üyeliğine şiddetle karşı çıktığını söylerken, dışişleri bakan yardımcısı Yeliseyev, bu konuda anahtar ülkenin Almanya olduğunu söylüyor. Yeliseyev, Ukrayna’nın talebini ve korkularını net bir şekilde koyuyor ortaya: “Ukrayna’ya karşı olan başka ülkeler de var. Bunlardan biri Belçika. Fakat anahtar ülke Almanya. Bize Alman Başbakanın dışişleri bakanı ile görüştüğünü söylüyorlar, fakat ne derlerse desinler, asıl sorun Rusya. Bu açıdan AB entegrasyonunun motoru olan güçlü Almanya’nın liderliğine ve cesaretine güveniyoruz.”

Yeliseyev bu açıklamaları yaparken, genişleme yorgunluğu veya 27 ülke arasında bir uzlaşmaya varılamadığı yönündeki açıklamaların “dürüst açıklamalar” olmadığını da eklemeden edemiyor.

Eğer zirvede Ukrayna’ya geleceğe yönelik üyelik perspektifi tanınmaz da, onun yerine .“geleceğe yönelik ilişkilerde öngörülere yer verilmez” benzerinde bir ifade kullanılırsa, bu Ukrayna’nın AB üyeliğinin önümüzdeki 10-15 sene boyunca mümkün olmamasına neden olur. Yani Ukrayna için çok önemli bir geri sayım başlamış durumda.

 

Ukrayna’nın güvenliği zarar görürse, Gürcistan’dan

çok daha tehlikeli bir senaryo yaşanır

 

Ukrayna, AB üyeliğinin yanı sıra, NATO üyeliği de çok önem taşıyor Ukrayna için. Ukrayna bu kapsamda, NATO ülkelerini Üyelik Hareket Planı almak için ikna etmeye çalışıyor. AB üyeliğinde olduğu gibi, NATO konusunda da Almanya engeli çıkıyor Ukrayna’nın karşısına. Ukrayna Dışişleri bakanlığı bu konuda da tavrını net bir şekilde ortaya koyuyor ve batının Ukrayna’ya karşı net bir politika belirlememesinin, Moskova’nın doğu ülkelerindeki baskısını artırmasına yeşil ışık yakmak olacağı ifade ediliyor.

Rusya’nın Gürcistan saldırısının ardından güvenliği konusunda endişe eden Ukrayna, kendi güvenliğinin bozulması durumunda bunun Gürcistan senaryosuna benzemeyeceğini, çok daha tehlikeli bir senaryo olacağını ifade ediyor.

Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkiler, Ukrayna Başkanı Viktor Yuşenko’nun Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıyan Rusya’yı suçlaması ve Gürcistan saldırısında kullanılan Rus savaş gemilerinin Sevastopol limanına dönmesinin yasaklanacağını söylemesi ile gerildi.

 

Soğuk Savaş sonrası sakinliğinin sonu mu ?

 

Ukrayna dışişleri bakan yardımcısı gibi, AB dönem başkanı Fransa ve İngiltere’nin dışişleri bakanları da, Rusya’nın Gürcistan benzeri senaryoları AB komşuları Ukrayna ve Moldova’da planlayabileceğine yönelik endişelerini dile getirmeye başladılar. Ukrayna ve Rusya arasında gerilimin artması, Moldova’da meydana gelen bağımsızlık gösterileri, Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’yı bağımsız devlet olarak tanıması bu endişelerin başlıca kaynağı oldu.  

Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Koucher, Rusya’nın Gürcistan saldırısının çok tehlikeli olduğunu ve bunun ardında farklı hedefler olabileceğini kaydederken, İngiltere dışişleri bakanı David Milliband ise, “Avrupa içinde ve çevresinde Soğuk Savaş sonrasında yaşanan sakin jeopolitik sürecin sonuna gelindiğini” ifade ediyor.

AB’nin genişlemeden sorumlu Olli Rehn de farklı düşünmüyor ve Ukrayna’nın, Rusya’nın siyasi baskısının bir sonraki hedefi olacağını söylüyor. Rehn bu kapsamda, Ukrayna dışişleri bakan yardımcısının çağrısına katılıyor ve Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonun mümkün olduğuna yönelik açık bir siyasi işaret verilmesi gerektiğini savunuyor. Rehn’e göre AB’nin bu işareti vermesi, bölgenin istikrarı için çok önemli.

 

Sıra Transnistria’ya da gelir mi?

 

Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımasının gerilimi yükselttiği bir diğer ülke de, Transnistria ayrımcılarının harekete geçtiği Moldova.Transnistria da kendi sırasının geleceğini ve çok kısa bir süre sonra Rusya tarafından tanınacağına inanıyor. Uluslararası toplum tarafından tanınmayan Transnistria parlamentosu üyesi Oleg Gudymo ise öncelikle Moldova’nın kendilerini tanıması gerektiğini söylüyor. Gudymo, “barış içinde yaşamak istiyorlarsa başka seçenekleri yok” diyecek kadar emin kendinden.

“Moldova, Güney Osetya çatışmasından kendisi için olumlu olacak sonuçları çıkarmalı. Moldovalı liderlerin akıllı davranıp, bu tür kanlı olaylara yer vermeyeceklerini  düşünüyorum” diyen Rusya’nın Moldova Büyükelçisi Valeri Kuzmin de, parlamento üyesinin sözlerini destekliyor.

Sonuçta Eylül başındaki AB zirvesi ve Aralık’daki NATO toplantısı Kafkasların geleceği açısından çok önem taşıyor.

Ya tek başlarına kalacaklar ve tek başınalığın gerektirdiklerini yaşayacaklar; ya da koruma çemberinin içine girip, birlikteliğin gerektirdiklerini yaşayacaklar.

© EurActiv 2007-2008. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM