Rusya-Gürcistan savaşı birçok gözlemciyi enerji güvenliği açısından Güney Osetya’nın Güney Kafkas’lardaki önemi üzerinde yorumda bulunmaya yöneltti. Siyaset bilimci ve yazar Stefan Wolff, Deutsche Welle'in konuyla ilgili sorularını cevaplandırdı. Wolff, bir siyaset bilimi profesörü ve Nothingham Üniversitesi Politika ve Uluslararası İlişkiler Fakültesi’ne bağlı Uluslararası Kriz Yönetimi ve İhtilâf Çözümü Merkezi yöneticisi. Kendisi ayrıca uluslararası ilişkiler konusunda medya yorumcusu ve yazar.
Enerji güvenliği açısından bölgenin stratejik önemi nedir?
Stefan Wolff: Bölge, Hazar Denizi bölgesinden gaz ve petrolün aktarıldığı önemli bir geçiş noktası, özellikle Avrupa Birliği (AB) için ve toplamda enerjisinin yaklaşık yüzde 50’sini ithal ediyor. İthalatın önümüzdeki yirmi yılda yüzde 70’e yükseleceği tahmin ediliyor. İthal malların yarısı Rusya’dan geliyor ki Rusya’nın enerjiyi dış politika ve güvenlik politikasında bir araç olarak kullanıyor olması nedeniyle biraz rahatsızlıkla karşılanan bir durum bu. Bu AB’ye doğrudan iletilmiş olmasa da Birlik 2005 yılı sonunda Rusya ve Ukrayna arasında Rusya’nın Ukrayna üzerinde yeni fiyat politikası yaptırımına gitmesi nedeniyle yaşanan kriz benzerlerinden etkilenebilir.
Bu bağlamda Güney Kafkasya AB enerji pazarı için alternatif kaynak ve geçiş bölgesi olarak önem kazanmakta. Ancak bu durumun bile belli bir perspektife oturtulması gerekiyor: Hazar Denizi’ndeki petrol rezervleri dünya rezervlerinin yaklaşık yüzde 3-4’ü ve gaz rezervleri de yüzde 4-6’sı. Buna rağmen Avrupalı ve Amerikalı yatırımcılar yoğun bir şekilde petrol sondaj, çıkarma ve boru hattı alt yapısı işlerine yönelmekteler, özellikle de Bakü-Tiflis-Ceyhan hattına ki buradan elde edilen petrol miktarı günde yaklaşık bir milyon varil ve Bakü-Tiflis-Erzurum hattı ki bu hat da Erzurum’dan geçen Bakü-Tiflis-Ceyan hattına paraleldir.
Buradan itibaren ise Nabucco doğal gaz hattı projesinin AB’ye, özellikle Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya’ya gaz temin etmesi beklenmektedir. Nabucco hattındaki inşaat 2010’da başlayacak ve bu hat Hazar boru hattından geçerek en azından Türkmenistan rezervlerinin bir kısmından da yararlanabilir. Ayrıca bir başka boru hattı da görece olarak daha küçük hacimli Bakü-Supsa/Batum hattıdır ki günlük kapasitesi 250,000 varildir.
Bölgedeki çatışmanın bir Petrol Savaşı ya da Soğuk Savaş’a dönüşme ihtimali var mıdır?
Gürcistan’daki şiddet bu projelerden bazılarının sürdürülebilirliği noktasında potansiyel olarak daha uzun vadeli sonuçlar içermektedir ve Rusya ya da Çin veya İran üzerinden alternatif aktarma güzergâhlarının ortaya getirilmesi söz konusu olabilir. Ancak bunların hiçbiri Avrupa’ya çekici gelmemektedir.
Rusya enerji kaynaklarını eski Sovyet ülkelerine baskı aracı olarak kullandı
İthalatçı ve ihracatçı ülkelerin Rusya’dan transit geçişleri Kremlin’in Sovyet dönemi sonrası enerji kaynaklarını güçlendirmesiyle birlikte Rusya’nın gücünü arttırabilir. Çin bütün ihtimaller dâhilinde sadece bir geçiş noktası olmayıp önemli bir tüketici olabilir; Çin yoluyla gaz ve petrol ithalatının lojistiği Avrupalı tüketiciler için çok pahalı olabilir. İran Çin gibi bir tüketici olmasa da İran ve Batı arasındaki gerginlik ve ihracatın İran yoluyla yapılıyor olması Orta Doğu ve İran Körfezi’nde istikrara katkıda bulunabilir.
Bununla birlikte Hazar Denizi’ndeki görece sınırlı rezervler göz önünde bulundurulursa Gürcistan’daki şiddetin yeni bir petrol savaşına dönüşmesi ihtimal dışı. Ancak Rusya’nın rolünü gözler önüne serebilir ve kısa vadede Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerin kötüye gitmesine sebep olabilir. Yine de yeni bir Soğuk Savaş’ın eşiğinde olduğumuzu sanmıyorum.
Avrupa’nın Rusya’ya enerji kaynağı açısından ve geçiş noktası olması açısından bağımlı olması kadar Rusya da mevcut petrol ve doğal gaz kazançlarını elde ettiği bir pazar olarak Avrupa’ya bağımlıdır. Dolayısıyla bu bağımlılık karşılıklı ve bu durum soğuk savaştan çok soğuk barış koşulları meydana getiriyor.
Sonuç olarak halen Gürcistan’daki şiddet petrolle ilgili olmasa da yerel çatışmalar ve küresel enerji güvenliği arasındaki karşılıklı bağımlılığın önemini vurgulamakta. Dahası Gürcistan’dan geçen bir transit noktasına olası tehditler mevcut boru hattı ve projelerinin her birinin planlama safhasından beri biliniyor dolayısıyla potansiyel bir patlama ve bununla ilintili maliyetler bu projeler yapım aşamasındayken hesaplanıyor.
ABD, güney Kafkasya petrol boru hattını emniyet altına almak için askeri müdahalede bulunabilir mi?
Şu anda bu hiç mümkün görünmüyor. Askeri anlamda ABD aşırı gergin ve Rusya ile bir çatışma riski ihtimali son derece zayıf. Rusya ve Gürcistan arasında bir ateşkes anlaşmasının parçası olarak bir AB barış gücü Gürcistan’a gönderilebilir. Bu resmi ya da gayri resmi olabilir ve boru hatlarının güvenliği de dâhil olmak üzere Batı’nın bölgedeki yatırımlarını ve çıkarlarını korumak amacıyla gerçekleşebilir.
Rusya’nın Batı’ya giden boru hatlarının yer aldığı güney Kafkasya’yı ele geçirme olasılığı nedir ve bu durum Orta Asya ile Avrupa’daki güç dengesini nasıl etkiler?
Her şeyden önce Rusya’nın güney Kafkasya bölgesini ele geçirmeye niyeti olduğunu sanmıyorum. Bu oldukça pahalı bir askeri macera ve uzun vadede bir hata olur. Rusya 1980’lerde Afganistan’ı kontrol etmeyi sürdürmesi imkânsızdı ve Çeçenistan’da da aynı şeyi yapması son derece zor olmuştu. Tabii bu Rusya’nın şimdi Gürcistan’da ele geçirdiği kontrolü hemen elden bırakacağı anlamına gelmiyor. Ancak bunu vekil güçler ve sembolik asker konuşlandırma şeklinde yapması kuvvetle muhtemeldir.
Sovyet sonrası bölgede güç dengesi de bozulmadı; değişen şey Rusya’nın bölgesel hegemonyayı savunma rolünden şüphe duyan herkesin bu şüpheleri kesin bir şekilde giderilmiş olmasıdır. Aynı şey Avrupa için de geçerlidir: AB’nin Hazar Denizi’ndeki enerji kaynaklarından aktarılan petrol ve gaza bağımlılığı yüzde 5 civarında, pek fazla değil yani, ancak şu anda bu rakam kesin de değil. Soru daha ziyade güney Kafkasların uzun vadede enerji tedarikçisi ve geçiş bölgesi olarak yaşamını uzun süre sürdürüp sürdüremeyeceğidir ancak bu bile Hazar havzasındaki görece düşük hacimli rezervler bağlamında değerlendirilmelidir.
Avrupa bölgeden transfer edilen ve Rusya’yı pas geçen petrole giderek daha fazla bağımlı hale geliyor. Rusya geçmişte bu konuda bir huzursuzluk hissettirmedi. AB enerji kaynağına karşı bir Rus saldırı tehdidine ne şekilde cevap vermesi gerekir?
Gürcistan’daki savaş Rusya’nın bölgesel güç olma konusundaki azmini ispatlamıştır
Burada farklı senaryolar düşünmeliyiz. Yelpazenin bir ucunda, Rusya’nın AB’ye enerji transferini tamamen kesmesi tehdidi vardır ancak bu Rusya’ya da AB kadar zarar verir ve Ruslar önemli bir kazancı kaybedebilir. Öteki uçta ise Rusya’nın tamamen farklı ticaret ve siyasi ilişkiler yoluyla kesinlikle güvenilir bir tedarikçi olduğunu kanıtlaması yer alır. Rusya’nın her iki enerji kaynağını ve boru hattı alt yapısını kontrol ettiği düşünülürse bu da eşit derecede ihtimal dışındadır.
En muhtemel senaryo, Rusya’nın fiyatlandırma politikasını siyasi baskı aracı olarak kullanmak isteyeceğidir; AB ve Rusya birbirlerini kendi enerji piyasasındaki köprübaşlarını tutması konusunda engellemeye çalışacaklardır. Batılı şirketlerin Rusya petrol ve gaz firmalarından önemli miktarda pay almalarına izin verilmeyecektir ve Rus şirketlerinin de AB enerji piyasasında yatırım yapmaları benzer şekilde engellenecektir. Ancak uzun vadede AB Rusya’dan daha iyi bir konumda görünüyor. AB alternatif petrol ve gaz kaynakları bulabilir, özellikle Kuzey Afrika ve doğu Akdeniz’de. Birlik ayrıca yenilebilir enerji ve kömür ve nükleer enerji gibi geleneksel enerji kaynaklarına yönelebilir. Bir Rus saldırısı tehlikesini fazla abartmamalıyız ya da AB ile Rusya arasında en kötü senaryoya göre bir enerji savaşı düşünmemeliyiz.
Röportaj: Nick Amies









