Haber
2009’da en durgun ve “ruhsuz” dönemlerinden birini yaşayan Türkiye-AB ilişkilerinin yönü 2010’da büyük ölçüde Kıbrıs sorununa bağlı olacak. Kıbrıs’taki gelişmeler ışığında 2010’da bu duraklama ya daha da derinleşecek ya da süreçte “patlama yaşatma” potansiyeli taşıyan bir atmosfer oluşacak.
Kıbrıs’ta çözüm olmaması halinde mevcut ortam daha da kötüleşecek:
- Türkiye limanlarını Kıbrıs Rum Kesimi bandıralı gemilere açmayacağından müzakere sürecinde başlık açmak iyiden iyiye zorlaşacak.
- Limanların açılmaması Türkiye karşıtlarının baskıyı artırmasına neden olacak. Rum Kesimi çözümsüzlüğün sorumlusu olarak Türkiye’yi göstermeyi sürdürecek.
- Aralarında İsveç’in de bulunduğu, Kıbrıs için alternatif çözüm arayışının gerekliliğine inanan ülkeler seslerini yükseltme yoluna gidebilir.
Kıbrıs’ta çözüm olması ise birçok kilidi açacak:
- Türkiye limanlarını açacak. Bunun doğal sonucu olarak ise AB, 8 başlıkla ilgili askı kararını iptal edecek.
- Bu, hem bu başlıkların büyük bölümünün açılmasını sağlayacak hem de limanlar şartına bağlı başlık kapatamama durumu sona erecek.
- Rumların bloke edeceklerini açıkladığı 6 başlık üzerindeki veto düşecek.
- Türkiye üzerindeki önemli bir baskı ortadan kalkacak. AB içindeki Türkiye yandaşlarının eli güçlenecek.
- Kıbrıs’ta olası bir çözümle birlikte iyi kullanılabilecekİspanya ve Belçika dönem başkanlıkları “müzakere tarihinin” en verimli yılını yaşatabilir. Bunun sağlanması için Ankara’nın reform alanında “imaj değeri çok yüksek” adımlar atması gerekiyor. Az çabayla büyük etki yaratabilecek adımların başını iseHeybeliada Ruhban Okulu’nun açılması çekiyor. Kıbrıs’ta çözüm olmaması halinde ise elde kalan 5 başlıktan 4’ünün açılabilmesi TBMM’den geçecek yasalara bağlı olacak.(Milliyet)










