Logo EurActiv.com.tr

EU JOBS

more offers »

Güney Kıbrıs’ta Türk malları, Rumların başını çok ağrıtacak

Bookmark and Share

17.11.2009
Güney Kıbrıs'ta kalan eski mallarını talep eden Kıbrıslı Türklerin davalarına bakan avukat Mihalis Vladimiru, “Güney’de, hem siyasi hem de ekonomik açıdan çok pahalıya patlayacak ‘çapaçulluk/kapkaççılık’ yapılmaktadır” dedi. Bir Türk’ün arazisi üzerine Larnaka Havaalanı inşa edildi, o Türk 22 milyon euro tazminat istiyor.

Kıbrıs’ta görüşmeler BM gözetiminde sürerken, mülkiyet hakları konusundaki sorunlar karşılıklı olarak sıkıntı yaratıyor. Bir Rum gazetesi Güney’de Türk malları üzerine yapılan inşaatların da ilerde sorunlar çıkaracağını yazdı.

 

Taraflar arasında devam eden çözüm müzakerelerinde mülklere ilişkin ilk söz hakkı konusunun görüşülmeden ve kriter getirilmeden kalması halinde Güney Kıbrıs için büyük sorunlara neden olacağı ileri sürüldü.
Haberi “Mülkiyetin Karanlık Tarafı... Larnaka Havaalanı, Enerji Merkezi, v.b. Müzakerelerin Girdabında” başlığıyla manşetten duyuran Alithia Gazetesi, Larnaka yeni ve eski havaalanı, okullar, yerleşim birimleri, Rum “göçmenlerin” (kendi evini inşa kapsamında) Mormenekşe ve Binatlı’da yaptıkları evler, yollar ve Enerji Merkezi gibi diğer kamu çalışmalarının; kimisi “istimlak edilmiş” kimisi edilmemiş olan Kıbrıs Türk malları üzerine inşa edildiğini veya edileceğini, bütün bunların sorun yaratacağını yazdı.
Haberini; “Kıbrıs Türk Malları Üzerine Büyük Çalışmalar... Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türklere Vereceği 500 Milyon Euro’nun Üzerinde” başlığıyla iç sayfasından devam ettiren gazete şunları kaydetti:

Konu Türk malları

“Sözde vatansever güçlerin; mülklerde ilk söz hakkının yasal sahibinde olması gerektiği tezi, kriter konulmadan ve kategorilere ayrılmadan benimsenmesi halinde, Kıbrıs’ın tamamı için devasa sorunlara neden olacak. Larnaka yeni ve eski havaalanı, okullar, yerleşim birimleri, Dromolaksia (Mormenekşe), Polemidya’daki (Binatlı) göçmenler tarafından inşa edilen evler, yollar ve diğer kamu çalışmaları (Enerji Merkezi) kimisi istimlak edilmiş, kimisi edilmemiş Kıbrıs Türk malları üzerine yapıldı veya yapılacak.
“Özgür bölgelerdeki mallarını talep eden Kıbrıslı Türklerin davalarına bakan avukat Mihalis Vladimiru, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne hem siyasi hem de ekonomik açıdan çok pahalıya patlayacak ‘çapaçulluk/kapkaççılık’ yapılmakta olduğuna işaret etti. Vladimiru, gazetemize yaptığı açıklamada ‘Kıbrıs Cumhuriyeti, hiçbir mülkü tazmin etmediği ve “onlar bizim mallarımızı aldılar, biz de onlarınkini” şeklindeki basit değerlendirmeyi yapmaya devam ettiği için çok ortada kalacak’ dedi.
Vladimiru’ya göre (Larnaka) yeni havaalanı –ve eskisi de- çok sayıdaki Kıbrıslı Türke ve EVKAF’a ait olan Kıbrıs Türk arazisi üzerine inşa edildi. Avukat Vladimiru şunları söyledi:

22 milyon Euroluk Türk malı

‘Yeni havaalanının üzerine inşa edildiği arazide 22 milyon Euro değerinde malı bulunan bir Kıbrıslı Türk müvekkilim var. Kıbrıs Cumhuriyeti kimseye tazminat ödemiyor. ‘Tazminatını, Kıbrıs sorunu çözüldüğünde alacaksın’ diyor. Ancak Lizbon Sözleşmesi ile herkes otomatikman mülkiyet hakkına sahip olur. Biliyorsunuz, eskiden Strazburg’a gitmeniz gerekirdi, şimdi doğrudan ulusal mahkemeye başvurabilirsiniz. Ve Kıbrıs Cumhuriyeti ne yapacağını bilmiyor. Yine, mahkemelerde oyalama taktiğini kullanacaklar ve sonunda, uzun yıllardan sonra, kat be kat fazla para ödeyecekler.’
Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi (Vasilik) Müdürü Georgios Theodoru gazetemize; ‘EVKAF malları istimlak edilemez, bu nedenle –yeni havaalanında- Vakıf arazileri, Kıbrıs Türk Malları Vasiliği yasasına dayanılarak Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na uzun vadeliğine kiralandı’ dedi.

İstimlak emri hazır

Öte yandan, Mari-Vasiliko’daki Enerji Merkezi geniş bir Kıbrıs Türk malı arazisi üzerine kurulacak. Ticaret Bakanlığı (istimlak makamı) yetkilisi Hristina Serezi gazetemize; Enerji Merkezi için istimlâklerin halihazırda tamamlandığını ve emrin de yayımlandığını söyledi. Theodoru’ya göre Enerji Merkezi için istimlak miktarına ilişkin teklifler yapıldığını ve bunların incelenmek üzere Vasilik’te bulunduğunu açıkladı.
İstimlak bedellerinin Vasilik Fonu’na yatırılmadığına dikkat çekiliyor. Yorgos Theodoru şunları söyledi:

7 yıl önce 500 Milyon Euro

’Kıbrıs Cumhuriyeti’nin; istimlak edilmiş veya göçmen evleri inşa edilmesi, veya kendi evini inşa için veyahut devlet daireleri tarafından kullanılan veya Kıbrıs Türk malları nedeniyle Vasilik Fonu’na büyük miktarda vereceği vardır. Bundan 7 sene önce yapılan bir değerlendirmeye göre 500 milyon Euro olarak hesap edilen bu miktar –bir aşamada- elbette Fon’a yatırılacak. Ancak çoğu kamu yararına çalışmalar için kullanılmış olan çoğu Kıbrıs Türk malı istimlak edilmedi’”.
Gazete haberinin “İngiliz Üsleri.... Kıbrıs Türk Malları Vasiliği Dışında” ara başlığıyla ayırdığı bölümünde ise, “Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi (Vasilik) Müdürü Georgios Theodoru’nun “İngiliz üsleri içerisinde bulunan Kıbrıs Türk malları Kıbrıs Türk Mallarını İdare Birimi’nin vesayeti altında değildir” dediğini yazdı.
Gazete, Kıbrıslı Türklere ait bu malların Ağrotur üs bölgesi içerisinde olmalarına rağmen; Larnaka Kaymakamlığı’nın bu malları “yalnızca koruma maksatlı” yönetebilmesi için “terk edilmiş” addettiklerini yazdı.

Kıbrıs Türk malları vasiliği

Rum İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulan “Kıbrıs Türk Malları Vasiliği” yetkilisi Hristula Hristu’nun, “Dikelya İngiliz Üsleri’nde Kıbrıs Türk Malları Vasiliği’nin yönetimi altında olacak Kıbrıs Türk malı yoktur” dediğini belirten gazete, devamla şunları yazdı:
“Pergama’nın (Beyarmudu) kendine özgü bir statüsü vardır, ancak bu Vasi olarak İçişleri Bakanı’nın yönetimi altında değildir. Karma köy Pile’de de özel statü hakimdir.
İngiltere’nin; Kıbrıs sorununun çözülmesinden sonra, bugün Ağrotur ve Dikelya egemen üs toprakları içerisinde bulunan arazinin yarısını (45 mil kare) Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ne verme önerisinin; çözüm olması halinde Kıbrıs Rum idaresi altında olacak toprağın toplam alanını etkileyeceği mantığı ile Toprak Başlığı müzakerelerini etkilediğine işaret ediliyor. Yani; Kıbrıs Rum oluşturucu devletçiğinin toprağı küçük bir oranda artıyor. Ağrotur üssü tarafından iade edilecek bütün toprak ve Dikelya üssü toprağının ezici çoğunluğu Kıbrıs Rum oluşturucu devletçiğinin idaresine geçecek.”

Mülkiyette taviz yok

Öte yandan Simerini Gazetesi, yukarıdaki başlıkla yansıttığı haberinde, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu II. Hrisostomos’un “Mülkiyet” başlığını zor diye nitelediğini ve “Hükümet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanarak bu meselede hiç taviz vermemelidir, mülkiyet konusu her bir göçmenin beyan edilmiş hakkıdır” dediğini bildirdi.
Gazeteye göre, din turizmiyle ilgili bir konferansa katılmak üzere dün Yunanistan’ın Zakinthos Adası’na giden II. Hrisostomos’a Larnaka Havaalanı’nda; Kıbrıs doğrudan müzakereleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas arasında müzakere edilmekte olan “Mülkiyet” konusundaki gelişmelerle ilgili görüşü soruldu.
“Mülkiyet, gerçekten de zor bir meseledir ve biz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) mal sahiplerine, mallarını yönetme hakkı tanıyan kararında ısrar etmeliyiz” diyen II. Hrisostomos sözlerini şöyle sürdürdü:

AİHM’e dayanalım

“Hükümet, AİHM kararına dayanmalı ve bu konuda hiçbir tavizi (vermeyi) kabul etmemelidir. Çünkü mallar bizimdir, göçmenlerimizindir ve mal sahibi olarak bu konuyu kendi istedikleri gibi yönetme hakkına sahiptirler. Kimse, göçmenlerimizin bu hakkını sorgulayamaz. Hükümet sadece prosedürde kalmalı, karar almamalıdır çünkü mülküyle ilgili ne yapacağı kararını verme hakkı, göçmenlerin her birinin beyan edilmiş hakkıdır.”


‘Uzman’ başka telden

Haravgi Gazetesi de, üst düzey tapu yetkilisi, “hukukçu-arazi değer belirleyicisi” olarak lanse ettiği Rum müzakere grubu üyesi Anedreas Simeu’yla yaptığı söyleşiyi “Mülkiyet, Müzakerelerin Dikeni... Mal Sahibinin İlk Söz Hakkına Sahip Olduğu İlkesinin Kabulü Görüş Birliği Sağlanmasının Esas Ön Şartıdır” başlığıyla duyurdu.
Gazeteye göre söyleşide; “mal sahibinin ilk söz hakkına sahip olduğu” ilkesinin Rum tarafının kırmızıçizgisi olduğuna işaret eden Simeu, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin anlaşma olması halinde “Kimsenin mal sahibinin veya etkilenen herhangi birinin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de dahil; mahkemelere başvurma hakkını engelleyemeyeceğini” öne sürdü.

Sebep ilk söz hakkı

Simeu, müzakerelerde ilerleme kaydedilememesinin “esas sebebinin, mülküyle ilgili ilk söz hakkının mal sahibinde olduğu ilkesinin Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilmemesi olduğunu” öne sürdü, ancak iki tarafın iade, tazminat ve takas seçeneklerini kabul etmesinden dolayı görüş birliği sağlanması olanağı bulunduğu görüşünü ortaya koydu. Simeu, “Ancak Mülkiyet Başlığı’nda görüş birliği sağlanması için Kıbrıs Türk tarafının, ilk söz hakkının mal sahibinde olduğu ilkesini kabul etmesi şarttır” iddiasında bulundu. (Kıbrıs Star)

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics