Haber
1989-1994 döneminde Avrupa Konseyi’ne başkanlık eden ve böylece “ilk kadın başkan” sıfatını taşıyan Lalumière, Avrupa’nın bir dönüm noktasında olduğunu, birkaç küresel krizden darbe aldığını ve Avrupalılığın ne olduğuna dair kişilik bunalımı geçirdiğini söyledi.
Lalumière, AB’nin yönetici koltuğunda oturan neslin yorgun ve Avrupa projesini taşıyacak zihniyetten yoksun olduğunu gördüğünü kaydetti.
Lalumière "Geçmişte sağduyu sahipleri Avrupalılık projesini tehdit eden şeyin aldırmazlık olduğu uyarısında bulundular. Şimdi kendime soruyorum bugünün liderleri yorgun değil mi, aldırmazlık tehdidi altında değiller mi, yani Avrupalılığı inşa etme duygusuna sahipler mi, hevesliler mi ve hedeflere ulaşmak için istekliler mi? Her şey akıntıya bırakılmış” diye konuştu.
Lalumière, konuşmanın bu noktasında 1982-1989 döneminde Batı Almanya’nın ve daha sonra Almanya’nın birleşmesinden sonra 1998’e kadar başbakanı olan Helmut Kohl’ü anımsattı. Kohl’ün 1990’da Alman markının tedavülden kaldırılması ve euro para biriminin kabulü çalışmalar yapılması kararının “muazzam bir karar” olduğunu kaydeden Lalumière, Kohl’ün bu işler sırasında ülkesinde “gözden düşmeyi” kabul ettiğine dikkat çekti.
Lalumière, Merkel konumuyla paralellik kurarak, Alman başbakanın Yunanistan’ın içinde bulunduğu mali krizden kurtarılması için hazırlanan plana birkaç ay ayak diremesine rağmen Kuzey Ren-Westfalya bölgesi seçimlerinde çoğunluğu kaybettiğini söyledi.
Merkel’in “ufak tefek hatalar” yapmış olabileceğini kabul eden Lalumière yine de bu durumun Avrupalının en güçlü liderleri arasında Merkel’in bulunduğu gerçeğini değiştirmediğini ve Merkel’in Avrupa’nın bütün zamanların en büyük liderleri olan Kohl, Mitterrand ve Delors ile benzerlikleri olduğunu vurguladı.
Fransız siyasetçi eğer Merkel Yunanistan’a yardım edilmesi için hemen harekete geçseydi bu durumun seçimlerde partisine yararı dokunabileceğini sözlerine ekledi.
Lalumière “Tarih açısından bakıldığında cesaret kişinin imajından daha önemlidir” dedi.
Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’yi aynı çerçevede değerlendirmesi istendiğinde Lalumière Sarkozy’nin genel performansı üzerine yorum yapmaktan kaçınarak yalnızca Fransa’nın AB dönem başkanlığını iyi yönettiğini söyledi.
Türkiye’nin AB’ye katılımı konusunda Sarkozy’nin tutumunu eleştiren Lalumière Fransa cumhurbaşkanının Ankara ile “tam üyelik” yerine “ayrıcalıklı ortaklık” anlaşmasının imzalanması talebinin yerinde olmadığını belirtti.
Lalumière, “Sarkozy’nin tavrını onaylamıyorum.. Türkiye büyük bir ülke ve ona saygı duyulmalı, kulak verilmeli. Bu ülkenin Avrupalı olmadığını dolayısıyla birliğe katılamayacağını söyleyemeyiz. Bu çok kolaycı ve benim sevmediğim bir yaklaşım olur. Keşke Sarkozy bu meseleye daha geniş bir açıdan yaklaşabilseydi. Sanırım bu hem Fransa’nın hem de bütün Avrupa’nın yararına olurdu” dedi.











