Bir yanda, AB ile üyelik müzakerelerini sürdüren Türkiye. Diğer yanda AB üyeliği şu an için gündemde olmayan fakat AB ile ilişkileri günden güne gelişen Ukrayna. Gerek genç ve dinamik bir nüfusa sahip büyük birer pazar olmaları, gerek enerji tedariği açısından stratejik bir önem taşımaları, gerekse sahip oldukları askeri potansiyel açısından AB’nin geleceği için önem ifade eden iki ülke. En büyük benzerlikleri ekonomilerinin ve kurumsal yapılarının uzun yıllar süre gelen siyasi istikrarsızlıkların gölgesinde kalmış olması.
48 milyon nüfusu ile büyük bir pazar olan Ukrayna, zengin yer altı kaynaklarına, güçlü bir sanayiye ve iyi eğitilmiş bir işgücüne sahip bir ülke. Ukrayna, 2004 yılında Turuncu Devrim olarak adlandırılan gelişmeler sonrasında Viktor Yuşçenko'nun cumhurbaşkanı olmasıyla Rusya'ya sırtını çevirmeye ve Batıya dönerek Avrupa Birliği'ne üyeliği hedeflemeye başladı. Bugün Ukrayna’nın Avrupa’da yer alıp almadığı sorusuna yönelik tartışmalar, işin coğrafi veya kültürel boyutu ile sınırlı kalmıyor. Tartışılan konu, Ukrayna’nın AB üyeliğini gerçekten talep etme şansının olup olmadığı. Ukrayna’nın AB ile olan ilişkileri bugüne kadar Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması (PCA) kapsamında sürdürüldü.
Ukrayna’nın en önemli sorunu ise kurumların, ekonominin ve toplumun dönüşümünde yavaş kalması. Bunun sonucu olarak Ukrayna’nın GSMH oranı Slovakya’nın GSMH oranının dörtte biri seviyesinde. Macaristan’ın GSMH oranının ise beşte birinden daha az.
Aslında bu geri kalmanın nedenlerinin başında, Ukrayna’nın diğer CEE ülkeleri ile birlikte AB genişleme sürecine dahil edilmemiş olması gösterilebilir. Hatta AB Komisyonu genişlemeden sorumlu eski komiseri Günter Verheugen, “Ukrayna’nın AB üyesi olabileceğini düşünen herkes, Meksika’nın da ABD’ye dahil edilebileceğini söyleyebilir” yorumunda bile bulunmuştu.
Ukrayna her ne kadar AB aday ülkesi olmasa da, AB’nin yakından ilgilendiği ve ilişkilerini geliştirmek istediği bir pazar. AB, aslında 2004 yılında AB’nin “Yeni Komşuluk Siyaseti“ kapsamında Rusya ve Moldova’nın yanı sıra Ukrayna’yı da komşuluk ilişkilerinin yoğunlaştırılacağı ülkeler arasında saymıştı. Öte yandan AB’nin Ukrayna ile yakınlaşmasının, Rusya ile olan ilişkilerini ne boyuta getireceği de soru işareti.
AB-Ukrayna ilişkilerinde yeni bir süreç: Ukrayna’nın DTÖ üyeliği
16 Mayıs 2008’de Dünya Ticaret Örgütü olan Ukrayna, Avrupa’nın yüzölçümü açısından en büyük ikinci ülkesi. Ukrayna’nın en önemli ticaret ortakları ise Avrupa Birliği, Rusya, Türkiye, Belarus ve ABD olarak sıralanıyor.
Ukrayna ile AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalanması için müzakerelerin başlaması için de Ukrayna’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılımı önkoşul olarak ileri sürülmüştü. AB’nin ticaretten sorumlu komiseri Peter Mandelson, Ukrayna’nın DTÖ üyeliğinin ardından, bunun AB-Ukrayna ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu; bu sürecin sadece ticaret ve yatırıma yönelik ilişkilerin artacağı değil, aynı zamanda Ukrayna’nın küresel ekonomiye entegre olması ve AB ile daha derin bir ortaklık geliştireceği anlamına da geldiğini ifade etmişti.
AB ve Ukrayna arasındaki STA müzakereleri Ukrayna pazarının serbestleşmesi ve yasal çerçevesinin AB ile uyumlu hale gelmesi hedefliyor. Ayrıca her iki taraf da yatırım ortamının kolaylaştırılması için gerekli düzenlemeleri yürürlüğe koyacak. Yasal düzenlemeler sonrasında Ukrayna’nın AB’den gerçekleştirdiği ithalatın iş dünyası ve tüketiciye olan maliyetinin düşürülmesi hedeflenecek. Öte yandan Ukrayna, dünyanın en geniş pazarı olan
AB iç pazarına erişimini artırabilecek. AB şu anda Ukrayna’nın en büyük ihracat ortağı durumunda bulunuyor.
Ukrayna AB’nin en büyük 25’inci ihracat piyasası. AB ise Ukrayna’nın en büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. 2006 yılında 26 milyar dolara ulaşan AB-Ukrayna ticareti, hızla artmaya devam ediyor. 2006 yılında Ukrayna ihracatının yüzde 25’i AB’ye gerçekleşti. Bu oran 8.7 milyar Euro’luk bir ihracatı temsil ediyor. Ukrayna aynı dönemde ithalatının yüzde 42’sini de (17.8 milyar Euro) AB’den gerçekleştirdi.
Ukrayna’nın AB’ye ithal ettiği ürünlerin büyük bir bölümünü ise metal, enerji, makine, tarım ürünleri ve kimyasallar oluşturuyor. AB, aynı zamanda Ukrayna’daki en büyük yabancı yatırımcı konumunda. 2006 yılında AB’den Ukrayna’ya giden yabancı yatırım miktarı 5.5 milyar Euro olarak gerçekleşti. Bu oran 2003 yılında 230 milyon Euro’nun altındaydı.
Ukrayna’ya yardımlar son altı yılda yüzde 360 arttı
AB, bugün Ukrayna’ya demokratikleşme, insan hakları ve hukuk devleti konusunda destek veriyor. Öte yandan Ukrayna ürünlerinin AB’nin teknik standartları ve normları ile aynı düzeye gelmesi ve AB pazarına girebilmesi için özel bir Hareket Planı hazırlandı.
Komisyon, 2007 yılında Ukrayna enerji sektörü reformu için 87 milyon Euro tahsis etti. Çevre, küresel ısınme ve ulaşım alanlarındaki işbirliği ise geliştirildi.
2007 yılında Komisyon tarafından Ukrayna’ya tahsisi edilen toplam bütçe ise 144 milyon Euro oldu. Bu oran 2002’ye kıyasla yüzde 360 bir artış anlamına geliyor. 2007-2010 yılları için öngörülen miktar ise 500 milyon Euro.
AB için önemli bir enerji koridoru
Ukrayna enerji tedariği açısından da AB için çok önemli bir ortak. AB’nin Rusya’dan ithal ettiği doğal gazın yüzde 80’i Ukrayna boru hattı sayesinde AB’ye ulaşıyor. Ukrayna ve AB’nin enerjinin etkin kullanımı ve küresel ısınma ile mücadele konusunda da ortak
çalışabilecekleri çok fazla fırsat bulunuyor. AB ve Ukrayna’nın enerji konusundaki işbirliğinin önemli örneklerinden biri de, doğal gaz talebinin güvenilirliği ve şeffaflığını garanti etmek amacıyla Boyorka’da kurulan Gaz Metroloji Merkezi.
Ukrayna’nın AB için bir diğer önemi, AB, Karadeniz ve Hazar bölgeleri ile yaptığı petrol ve mal ticaretinde transit ülke olması.
Tüm bunlara ek olarak Ukrayna’nın AB için önem taşıdığı bir diğer unsur da, askeri alanda sahip olduğu sanayi ve teknoloji potansiyeli ile bölgede güvenlik ve istikrar sağlayabilecek olması.
Reformlarda başarı sağladı
Ukrayna son dönemlerde AB programlarına ve ajanslarına katılmak için önemli müzakereler sürdürüyor. Özellikle Ukrayna’da Eylül 2007 tarihinde gerçekleşen erken parlamento seçimleri, ülkenin demokratikleşme istediğini açık bir şekilde ortaya koydu. İnsan hakları ve basın özgürlüğü gibi alanlarda önemli adımlar atıldı. 2008 Ocak ayında vizede kolaylaştırıcı önlemler uygulanmaya başladı. Ortak Havacılık Alanı müzakereleri Ocak 2008 tarihinde start aldı.
2006 yılında reformlar konusunda oldukça önemli bir ilerleke kaydeden Ukrayna, AB’den ek olarak 22 milyon Euro destek aldı. Bu arada, yasa dışı insan göçü, sınır kontrolü de ski ülke arasında işbirliği olan konulardan bazıları. Fakat özellikle 2007 yılında yaşanan siyasi istikrarsızlık nedeni ile ekonomik ve yapısal reformlarda ciddi bir yavaşlama söz konusu.
9 Eylül 2008’de AB Dönem Başkanı Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Ukrayna Cumhurbaşkanı Victor Yushchenko ve AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksel Temsilcisi Javier Solana’nın katılımıyla Paris’te gerçekleştirilen AB – Ukrayna Zirvesi’nde taraflar arasında 2009 yılının ortalarında sonuçlandırılacak bir Ortaklık Anlaşması imzalanması kararlaştırıldı. Müzakereleri halen devam eden Ortaklık Anlaşması, 2005 yılından beri yürürlükte olan AB – Ukrayna Eylem Planı’nın yerini alarak taraflar arasındaki işbirliğini 4 ana faaliyet alanı çerçevesinde derinleştirecek:
- Siyasi Diyalog, Savunma ve Dış Politika
- Adalet, Özgürlük ve Güvenlik
- Ekonomik ve Sektörel İşbirliği
- Kapsamlı bir Serbest Ticaret Alanı kurulması
Zirve sonrasında yayımlanan bildiride, Ukrayna’nın AB ülkeleri ile ortak bir tarih ve ortak değerler paylaşan bir Avrupa ülkesi olduğu ilk defa belirtilirken imzalanacak yeni anlaşmanın AB-Ukrayna ilişkilerinde “daha ileri gelişmelere” yolu açık bıraktığı ifade edildi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Ortaklık Anlaşması’nın 2009 yılında imzalanmasını öngördüklerini belirterek bunun üyelik anlamına gelmediğini ancak hiçbir olasılığın da önünü kapatmadıklarını söyledi. Ayrıca 2007 seçimlerinden demokrasi adına başarıyla çıkan ve 2008 yılında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi olan Ukrayna'nın AB ile olan ilişkilerini iyi yönde sürdürebilmesi için politik ve ekonomik istikrarı yakalaması, anayasal reformlara ağırlık vererek hukukun üstünlüğü ilkesine olan bağlılığını ispat etmesi gerektiği belirtiliyor.
Karadeniz Sinerji Girişimi
Ukrayna aynı zamanda, 2007 yılında başlatılan Karadeniz Sinerji Girişimi’nde Türkiye gibi önemli bir role sahip. AB Komisyonu tarafından 2007 yılında başlatılan ve Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Ukrayna, Rusya, Ermenisten, Azerbaycan ve Türkiye’yi kapsayan “Karadeniz Sinerjisi” girişimi, Karadeniz bölgesindeki ülkelerle işbiliğini artırmayı hedefliyor. Bunun başlıca nedenleri arasında ise bu ülkelerdeki demokratik ve ekonomik reformların desteklenmesi; istikrarın korunması ve büyümenin desteklenmesi; ortak alanlarda ortak projeler üretilmesi; bölgesel çerçevede oluşan fırsatlar ve zorluklara karşı ortak bir hareket planı içinde cevap vermek; bölgedeki tartışmalara çözüm getirecek bir atmosfer oluşturmak sıralanıyor. Bu kapsamda gerek bölge içindeki ülkeler arasında, gerekse bölgeyle AB arasındaki işbirliğinin artırılması amaçlanıyor. Girişim kapsamında özellikle enerji, iyi yönetişim, ulaştırma, çevre, göç ve sınır ötesi suçla mücadele alanlarında ortak projeler geliştirilmesi hedefleniyor.
Türkiye-Ukrayna ilişkileri
26 Mart 1995 tarihinden bu yana Dünya Ticaret Örgütü üyesi olan Türkiye’nin ekonomisi ile Ukrayna ekonomisi arasında tamamlayıcı ve benzer özellikler bulunuyor.
AB, Ukrayna gibi Türkiye’nin de en büyük ticaret ortağı. AB, Türkiye’nin ihracat ve ithalatında birinci sırada yer alırken, Türkiye AB ithalatında en büyük 7. ihracatında ise en büyük 5. pazar konumunda.
Türkiye ile Ukrayna arasındaki en önemli işbirliği alanı ise enerji. İki ülke arasındaki ilişkiler uzun yıllar bavul ticaretini gölgesinde kalmış olsa da, son yıllarda dış ticaret hacminde önemli bir gelişme kaydediliyor.
Ukrayna, yeni bağımsız devletler içinde Rusya’dan sonra Türkiye’nin en önemli 2’inci ticaret ortağı. 2007 yılının ilk on ayı itibariyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi ise 5 milyar dolar.
Türkiye, Ukrayna’nın ihracatında 2. sırada (%7,5), ithalatında 20’nci sırada (%1,1) yer alıyor.
Türkiye-Ukrayna ticaretinin başlıca maddelerini makine, gıda, tekstil, temizlik maddeleri, inşaat malzemeleri, elektrikli ve elektronik ev eşyaları, haberleşme sistemleri, oto yan sanayi mamulleri oluşturuyor.
Türkiye’nin Ukrayna ile dış ticaretinde sürekli olarak açık vermesinin başlıca nedeni ise Türkiye’nin bu ülkeden özellikle hızla değer kazanan demir ve çelik gibi hammadde ithal etmesinden kaynaklanıyor. Bugün Ukrayna’da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin büyük bir bölümünü kobiler oluşturuyor. Faaliyet alanlarının başında ise gıda ve içecek, temizlik malzemeleri, hazır giyim, orman ürünleri ve inşaat malzemeleri geliyor.
Ukrayna’da yabancı yatırıma ihtiyaç duyulan alanların başında ise tarıma dayalı sanayi, imalat sanayi, elektronik sanayi ve haberleşme sektörü geliyor.
EurActiv Türkiye tarafından derlenmiştir.
ında yayımlanan bildiride, Ukrayna’nın AB ülkeleri ile ortak bir tarih ve ortak değerler paylaşan bir Avrupa ülkesi olduğu ilk defa belirtilirken imzalanacak yeni anlaşmanın AB-Ukrayna ilişkilerinde “daha ileri gelişmelere” yolu açık bıraktığı ifade edildi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Ortaklık Anlaşması’nın 2009 yılında imzalanmasını öngördüklerini belirterek bunun üyelik anlamına gelmediğini ancak hiçbir olasılığın da önünü kapatmadıklarını söyledi. ıca 2007 seçimlerinden demokrasi adına başarıyla çıkan ve 2008 yılında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi olan Ukrayna'nın AB ile olan ilişkilerini iyi yönde sürdürebilmesi için politik ve ekonomik istikrarı yakalaması, anayasal reformlara ağırlık vererek hukukun üstünlüğü ilkesine olan bağlılığını ispat etmesi gerektiği belirtiliyor.








