Logo EurActiv.com.tr

Chagall ilk kez İstanbul’da

Bookmark and Share

23.12.2009
20. yüzyıla damgasını vurmuş sanatçılardan Marc Chagall, renkli hayal dünyasını ve çok yönlü kimliğini yansıtan 160 yapıtıyla 24 Ocak’a dek Pera Müzesi’nde.

(MİHA)-İrem Ahmetoğlu 

"Chagall: Aşk ve Yaşam" başlıklı sergi, sanatçının yaşam öyküsünü konu eden desenlerinin yanı sıra, Kutsal Kitap illüstrasyonları, La Fontaine’in Masallar’ı ve Gogol’ün Ölü Canlar’ı gibi edebi yapıt resimlemelerini de bir araya getiriyor. Fovizm ve Kübizm etkileri görülen Chagall’ın Pera’daki bu sergisinde, Rus folkloru, Yahudi gelenekleri ve sevgililer gibi temaları işlediği eserleri ilk kez İstanbullu sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

Kudüs İsrail Müzesi koleksiyonundan seçmelerden oluşan yaşam ve aşk temalı sergi, sanatseverleri, kemancılarla, çiçeklerle, mutlulukla öten horozlarla, kimi zaman tepetaklak bir dünyada, Vitebsk’iyle, Bella’sıyla, Chagall’ın şiirsel ve büyüleyici dünyasında keşfe çıkarıyor.

Küratörlüğünü Meira Perry-Lehmann’ın yaptığı Türkiye'deki bu ilk Chagall sergisi, sponsorluk desteği olmadan iki yılda hazırlandı. Suna-İnan Kıraç Vakfı'nın özkaynaklarıyla hazırlanmış sergiye, İstanbul'daki İsrail Konsolosluğu ve Marc Chagall Komitesi Başkan Yardımcısı sanatçının torunu Meret Meyer de destek verdi.

 

160 baskı, desen ve resmi kapsayan Chagall’ın Pera Müzesi’ndeki sergisi beş ana temadan oluşuyor; Sevgililer, Kutsal Kitap İllüstrasyonları, La Fontaine’in Masalları , Ölü Canlar ve Yanan Işıklar.

 

Sevgililer Teması

 
Chagall’ın erken dönem resimlerinden itibaren kullandığı “sevgililer” teması, hiç kuşkusuz ilk eşi Bella’ya duyduğu büyük aşktan geliyor. Karşılaştıkları ilk andan itibaren, Bella sanatçının gözde modeli ve en büyük esin kaynağı olmuştur.  

Chagall’ın bu olağanüstü aşk deneyimi birbirine sımsıkı sarılmış, öpüşen, gizemli aşk çemberine kapanmış ünlü sevgililer resimleriyle sonuçlanmıştır.


Kutsal Kitap İllüstrasyonları

1930’da Vollard, Chagall’a yeni bir sipariş verdiğinde sanatçı, Kutsal Kitap’a olan sevigisini şöyle özetler: “Çocukluğumdan başlayarak, Kutsal Kitap’ın büyüsüne kapıldım. Kutsal Kitap’ı hep bütün zamanların en büyük şiir kaynağı olarak görmüşümdür. O zamandan beri, onun yaşamda ve sanatta yansımalarını aradım. Kutsal Kitap, doğadan bir yankı gibidir ve benim aktarmaya çalıştığım giz de budur.”

La Fontaine’in Masalları

 

Chagall yalın kırsal kesim insanlarını, Yunan mitolojisinden kahramanları, özellikle de bildik hayvanları konu alan ölümsüz hikayelerden oluşturduğu bu derlemede, Rus çiftçilerinin yaşamına dayanan derin kökleri de sunuyor.

 


Ölü Canlar

Absürt yergi aracılığıyla toplumsal bir eleştiri niteliğindeki Ölü Canlar ise, Çarlık Rusya’sında toprak sahibinin mülkü olan ve alınıp satılabilen serfleri konu alır.

Yanan Işıklar

1945’te New York’ta yayımlanan Yanan Işıklar’da, Bella Chagall çocukluk anılarını, Yahudi şenlik ve bayramları eşliğinde anlatır. Başlık, Bella’nın çocukluğunu geçirdiği evde bayramlar sırasında yakılan şenlik mumlarına bir göndermedir.

Marc Chagall, bu başlık altında sergilenen çizimlerini Bella kitabını yazarken yapar şefkat ve sevgi dolu çizimleriyle eşinin kitabına bölüm bölüm eşlik eder. Chagall kitabın 1947 basımına yazdığı önsözde, Bella’nın sözcüklerini, “bir tuval üzerindeki renk katmanları”na benzeterek, “Doğru değil midir ki; resim ve renk aşktan esinlenir?” diye sorar.

 

Marc Chagall kimdir?


1887 yılında Rusya'nın Vitebisk şehrinde Hasidik Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Moyşe Segal adıyla dünyaya gelen Marc Chagall, 1906'da, ünlü bir yerel ressam olan Yehuda Pen'in yanında resme başlar. 1907'de ise St. Petersburg'a taşınır. Orada Sanat Destekleyicileri Topluluğu'na ait okula, Nikolai Roerich'in yanında çalışmak üzere girer. Chagall Okul hayatı boyunca birbirinden farklı sanat akımlarının etkisinde olan pek çok ressamı tanıma fırsatı bulur.

Sanatçı Vitebisk'te yaşamının en büyük aşkı Bella ile tanışır. 1910 yılında Paris'e giden Chagall, dostları aracılığıyla tanıştığı bir sanat tüccarı vasıtasıyla Berlin'de ilk kişisel sergisini açar. Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı yıllarda Rusya'da yaşamak zorunda kalan sanatçı, 1917 Devrimi sonrası sanat komiserliği görevine getirilir. Burada Vitebisk Sanat Akademisi'ni kurar ve bir müze açar.

1921 yılında 35 yaşındayken kendi yaşam öyküsünü  anlattığı "Yaşamım"ı yazmaya başlar. Ertesi yıl da baskı tekniğiyle kitabının illüstrasyonlarını hazırlar. 1923 yılında yönetimle sorunlar baş gösterince karısı Bella ile beraber Paris'e taşınır. Gerçeküstücüler Chagall'a aralarına katılmasını teklif ederler, ama o reddeder. Yayıncısının önerisiyle önce Gogol'un "Ölü Canlar"ını sonra da La Fontaine'nin "Masallar"ını resimler. "Kutsal Kitap" için de illüstrasyonlar yapar. Sanatçının bu yıllarda Filistin'e ziyaretleri de başlar.

1937'de Fransız vatandaşlığına kabul edilir, ama Nazi rejimi Alman müzelerinde sergilenen tüm Chagall yapıtlarının kaldırılması emrini verir. O da 1941'de tüm çalışmalarını yanına alarak Amerika'ya gider ve New York'a yerleşir. Breton, Matisse gibi sanatçılarla dost olur. Bu arada sevgili karısı Bella'yı kaybeder ve ardından eşi Bella’nın yazdığı Yanan Işıklar’ı resimlemeye başlar.

Marc Chagall 1948’de savaş sonrası tekrar Avrupa'ya döner. Teriade, Ölü Canlar, Masallar ve Kutsal Kitap için Chagall’ın hazırladığı tüm oyma baskıları yayımlar.

1960'lı yıllarda ise sanatçıya dünyanın dört bir yanından vitraylı pencere, duvar resmi, duvar halısı siparişleri gelir. New York Metropolitan Müzesi'ne iki duvar resmi, Paris'teki Garnier Operası'nın duvarı ve Kudüs'teki yeni parlamento binası Knesset’in duvar mozaiklerini yapar. Rusya’dan ayrılışından elli yıl sonra Moskova'ya tekrar gider, ama doğduğu Vitebisk’e gitmeyi göze alamaz. Marc Chagall 1985 yılında da Fransa'da hayata gözlerini yumar.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics