Logo EurActiv.com.tr

Turistlerin uğrak yeri Mısır Çarşısı’nda her derde deva ürünler

Bookmark and Share

11.04.2010
Anadolu’nun “baharat ve şifalı bitki” denilince akla ilk gelen yerlerinden biri, İstanbul’un Mısır Çarşısı İstanbul’da turistler için de en cazip alışveriş merkezlerinden biri olarak biliniyor. 17. yy’da Mısır’dan gelen baharatların Avrupa’ya satıldığı bu çarşının günümüz esnafıyla satılan ürünler ve bu ürünlerin kökenleri hakkında konuştuk. MİHA’dan Işıl Kırbay’ın haberi.

Işıl Kırbay (MİHA)

 

Her derde deva bitkiler aktarlarda...

 

Doğanın bize sunduğu şifalı bitkilerin önemi, çok eski dönemlerden günümüze kadar hem lezzeti, hem sağladığı faydalarla süregelmiştir. Lokman Hekimler yetiştiren Anadolu’nun “baharat ve şifalı bitki” denilince akla ilk gelen yerlerinden biri, İstanbul’un Mısır Çarşısı olmasına rağmen, bugün birçok yerde doğal ürünler satılıyor. Peki, ürünler nereden geliyor? Kim neyi, niçin alıyor? Hangi ürünlerin satışı fazla? Fiyatlar nasıl? Sorularımızı hem 1600’lü yıllarda Mısır’dan gelen baharatların satıldığı, oradan da tüm Avrupa’ya dağıtıldığı bir merkez olan Mısır Çarşısı aktarlarına, hem de 1999’da Japonya’nın Saitama kentindeki Higashimatsuyama’da kurulan Dilara Gıda’nın bir kolu olan Ihlamur Gıda yetkililerine sorduk.

“Mısır Çarşısı tarihi ve zenginliğiyle kendini duyurmuş bir çarşı”

Baharat denilince aklımıza gelen ilk yerlerdendir Mısır Çarşısı. İstanbul, Eminönü’de bulunan çarşı, Yeni Cami Külliyesi’nin bir parçası olarak 1663 yılında inşa edildi. Mimarı, Mustafa Ağa’dır. İlk dönemlerde “Valide Çarşısı” ve “Yeni Çarşı” olarak anılmışsa da, Uzak doğu’dan özellikle Mısır’dan gelen malların satıldığı bir yer olduğu için halk arasında “Mısır Çarşısı” olarak tanındı. Bugüne dek iki büyük yangın geçiren ve son olarak 1940- 1943 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından restore edilen Mısır Çarşısı, L şeklinde olup, bugün bazıları kullanılmayan 6 kapıya sahip: Eminönü kapısı, Balıkpazarı kapısı, Ketenciler kapısı, Çiçekpazarı kapısı, Yeni Cami kapısı ve Bahçe kapı... Hangi kapıdan girdiğinizin hiçbir önemi yok, içeri adımınızı atar atmaz bin bir çeşit koku sarar çevrenizi hemen.

“Çarşı içinde 94, dışında ise 17 dükkan bulunuyor. Dükkanların neredeyse hepsi kira, dükkanın alanına göre kiraları da değişiyor. Burada genellikle kuşaktan kuşağa aktarılmış bir esnaflık geleneği var. Dedelerden, babalardan gelen bir meslek. Herkes birbiriyle samimi. Yangınlardan sonra bir süre durgunluk yaşanmış ama belediyenin çalışmaları ve esnaf sayesinde durumlar düzelmiş. Aktarların dışında, Türk lokumu, hediyelik eşya, gıda ürünleri, kuruyemiş, antika halı ve kilim satan esnaf ve kuyumcuların sayısı da bir hayli fazla. Bu çeşitliliği sayesinde, şimdi sadece bizim insanımızın değil, tüm dünyanın ziyaret ettiği bir mekan burası,’’diyor Mısır Çarşısı Esnafı Yardımlaşma ve Koruma Derneği Müdürü Ali Ozan.

16 yıldır burada. Bu süre içerisinde işlerde aşırı farklar olmadığını ama artık temizlik ve hijyen konularına, müşteri memnuniyetine daha önem verdiklerini, dernek ve esnafın beraber çalıştığını söylüyor. “Mısır Çarşısı tarihi ve zenginliğiyle kendini duyurmuş bir çarşı. Gelen turist sayısı değişiyor tam sayı veremem, ama giderken yüzlerindeki ifadeden memnun oldukları belli oluyor,” diyor Ali Ozan.

Muharrem Yılmaz: “Artık doktorların da önermesiyle insanlar bitkilerle yapılan alternatif tıbba inanıyorlar.”

Her çeşit bitkinin, baharatın bulunduğu dükkanda 40 senedir aktarlık yapan Muharrem Yılmaz dükkanlarında 2 bin 500 çeşite kadar ürün olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Dükkanımızdaki ürünlerin çoğu Güney Amerika, Hindistan, Afrika, İran, Uzakdoğu kökenli. Ülkemizden de Doğu Anadolu, Ege, Trakya ve Ankara’dan gelen ürünler bulunuyor. En çok satılan ürünlerimiz kadın hastalıklarına iyi gelen civan perçemi, kansızlığı gideren ısırgan otu, böbrek taşları ve kumunu dökmeye yarayan at kuyruğu, kanser riskini azaltan aslan pençesi ve tabiî ki yemeklerimize tat katan karabiber, tuz, pul biber, kimyon tarzı baharatlar. Mevsimlik olarak satışı değişen ürünler tabiî ki 

var,özellikle bu sene artan grip vakaları nedeniyle kış döneminde ve bu bahar aylarında grip çayı dediğimiz ekinezya, nar çiçeği, kuşburnu, ıhlamur, tarçın, adaçayı gibi çeşitli bitkilerden oluşan karışımı çok satıyoruz. Bu satışların artmasında doktorların hastalarına alternatif tıbbı önermesinin öneminin büyük olduğunu düşünüyorum. Fiyatlarımız 5 TL’den başlar,1000 TL’e kadar gider. Konu sağlık olunca hem biz elimizden geldiğince fiyatları aşağı çekiyoruz, hem de müşterilerimiz fiyat konusunda anlayışlı davranıyorlar.’’

Orhan Büyüktürk: “Gelen turistler genellikle Almanya, Hollanda, İngiltere, Fransa ve İspanya’dan’’

Mısır Çarşı’sındaki diğer esnaf gibi her çeşit ürünü sattıklarını dile getiren Orhan Büyüktürk müşteri profiline yönelik şöyle konuşuyor: “Bu ürünlerin yaş, cinsiyet ayrımı yok, herkes kullanabiliyor o yüzden de çok geniş müşteri kitlesine hitap ediyoruz. Gençler genelde meyve çaylarını, yetişkinler grip çayı, baharat ve yağ alıyor. Bayanlar önceki yılların aksine güzellik ürünlerinde de bitkisel ürünleri tercih ediyorlar, erkekler de saç dökülmesi, prostat gibi rahatsızlıklar için geliyor.

“Gelen turistler genellikle Almanya, Hollanda, İngiltere, Fransa ve İspanya’dan. Çoğunlukla hediyelik eşya satın alıyorlar, ama biliyorsunuz onlarda da mangal, barbekü, et kültürü gelişmiş olduğundan tavuk baharı, köfte baharı, balık baharı gibi soslara da önem veriyorlar. Baharatları alırken Türk lokumunu da eksik etmiyorlar ve onlar da Türkler gibi bizimle pazarlık yapıyorlar.’’

Musab Çınar: “Mısır Çarşısı’nın adı artık daha çok insan tarafından biliniyor”

Uzun zamandır aktarlık yaptığını söyleyen Musab Çınar, başlıyor anlatmaya hemen: “Hem kendi vatanımızdan olsun hem yurt dışından gelen müşteri sayımız çok fazla. Biz de ekonomik sıkıntılar çekiyoruz ama geçen senelere göre alternatif tıp Türkiye’de daha yaygınlaştı ve Mısır Çarşı’sının adı artık daha fazla insan tarafından biliniyor. Bu da Çarşı’nın ve bizlerin durgun kaderini biraz da olsa değiştirdi.’’

Ihlamur Gıda: “Ekinezya satışı Erdoğan’ın açıklamasından sonra arttı”

Tabii günümüzde bu ürünler sadece Mısır Çarşı’sında değil, pek çok semtte karşılaşacağınız dükkanlarda da satılıyor. Bayrampaşa’da Bizim Aktar, Taksim’de Organika Gıda, Mecidiyeköy’de Sena Baharat, Ümraniye’de Şifacı Aktar bunlardan sadece birkaçı.

Bu konuda hizmet veren kuruluşlardan biri de Kurtuluş ve Nişantaşı’nda şubesi bulunan Ihlamur Gıda. Ihlamur Gıda 1999’da Japonya’nın Saitama kentindeki Higashimatsuyama’da kurulan Dilara Gıda Şirketi’nin bir gıda kurumu. Şirketin ismi olan “Dilara” sahibi Ali Balçak’ın kızının ismi, Türkiye’deki kurum ise ismini, Balçak’ın babasının her gün, kızı Dilara’nın ise geçirdiği rahatsızlıklara iyi geldiği için sıkça içtiği ıhlamur çayından alıyor. Baharat ve şifalı otlar üzerine bir de Ali Balçak’la konuşuyoruz.

Sattığınız ürünler hakkında bilgi verir misiniz?

“Dükkanımızda her çeşit ürün bulunur. Baharatlar: Biberiye,defne yaprağı, dolma baharı, fesleğen, haşhaş tohumu, hardal, köfte baharıköri, kakule, karabiber, karanfil, kekik, kişniş, kimyon, mercan köşk, nane, rezene, safran, soya, sumak, susam, tarçın, yenibahar, zencefil, zerdeçal, karabiber, kırmızıbiber... Bunlar lezzete lezzet katan aynı zamanda sağlığa da iyi gelen ürünler. Bir de bitkilerimiz var tabii. Alternatif tıp dediğimiz, müşterilerimizin rahatsızlıkları döneminde aldıkları ürünler. Bunlar da adaçayı, altın otu, anason, at kuyruğu, civanperçemi, fesleğen, hindiba, ıhlamur, ısırgan otu bitkisi, karabaş otu bitkisi, kuşburnu, melisa, meyan kökü, okaliptüs, ökse otu bitkisi, pelin otu bitkisi, söğüt, üzerlik otu bitkisi, altın çilek gibi sıralanabilir. Ürünler yurtiçinden de, yurtdışından da geliyor.

En çok satılan 5 ürün nedir?

“Ekinezya, biberiye, ıhlamur, altın çilek, melisa bu sene en çok satılan ürünlerimiz.”

Bu ürünlerin çok satılmasının sebebi nedir?

“Sağladığı faydalar dolayısıyla çok satılıyorlar. Ekinezya soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara iyi geliyor. Bu ürünün satışında Başbakanımız Tayyip Erdoğan’ın domuz gribi zamanında ‘Ben ekinezya kullanıyorum’ açıklaması da etkili oldu.

“Biberiye yağ yakıcıdır. Bu yüzen diyet yapan kişiler genelde biberiye alıyorlar. Ihlamur bronşit, astım ve soğuk algınlığına karşı özellikle kış aylarında en büyük takviyedir. Altın çilek yeni ürünlerden biridir. Şeker hastalarına iyi gelir. Sindirim sistemindeki parazitlerin yok olmasına yardımcı olur. C vitamini oranı yüksektir. Antioksidan ihtiva eder. Kanı arındırır, görme sinirlerini yapılandırır. Prostat ve boğaz hastalıklarının tedavisinde de kullanılır. Ayrıca bu ürün dünyanın en zengin lif oranına sahiptir.

“Melisa ise mide ve bağırsak ağrılarını keser. Kalbi kuvvetlendirir. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende faydalıdır. Melankoli, sara, baş dönmesi, kulak çınlaması ve sinir krizlerinde şikayetleri ortadan kaldırır. Bayılmalarda kullanılır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Aybaşı ağrılarını keser ve aybaşı kanamalarını düzenler. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığında faydalıdır.”

Müşteri profiliniz nedir?

“Zengin fakir, yaşlı genç diye genelleme yapamıyorum. Her kesim ve yaştan müşterilerimiz var.”

Fiyatlar hakkında bilgi verir misiniz?

“Fiyatlarımız  bitkilerde 8 TL’den 130 TL’ye,  baharatlarda ise 5 TL’den 80 TL’ye kadar ürünün özelliğine göre değişir. 3 sene öncesinden bugüne dek, zorda kalmadığımız ürünler dışında fiyatlara zam yapmadık.”

11 yıldır bu mesleğin içindesiniz. Neler değişti?

“Bizim prensiplerimizde bir değişiklik olmadı, nasıl başladıysak öyle devam ediyoruz. Bizde amaç müşterilerimize yapabileceğimizin en iyisini yapıp onların memnuniyetini ve teşekkürünü kazanmaktır. Bunu her geçen yıl daha iyi yaptık. 11 senelik tecrübemizde en büyük yatırımın insana olduğunu görüp bunu çok iyi değerlendirdik. Yaptığımız anketlerde yüzde 98’e yakını Ihlamur Gıda’nın ürünlerinin kalitesinden, çalışanlarının davranışlarından, güler yüzcülülüğünden memnun kalmış müşteri kitlemizin oluştuğunu gördük.

“Burada şunu belirtmek isterim bizler marketler zinciri değiliz. Rafa ürünü koyup müşteri sepetine atsın kasadaki kasiyer arkadaş ürünleri okutsun parasını alalım gitsin bu bizim işimiz değildir. Müşterini istediklerinin tam karşılığını bulup vermeliyiz, neyin neye yaradığını iyi bilmeliyiz. Türkiye de son iki-üç  senedir aktar ürünleri, yani şifalı bitkiler ve bunlardan elde edilen doğal organik yağlar, kremler, şampuanlar bilinçli bir şekilde üretilip tüketilmeye başlandı. 3 sene öncesi ile şimdiyi kıyaslarsak tv programları olsun bitki ve sağlıklı yaşam alanında uzman doktorların site yazıları, radyo programları,gazetelerde çıkan önemli ve yararlı haberler olsun takip eden kitleleri oldukça bilinçlendirdi. Müşterilerimiz bilgili olunca, üretici firmalar olsun pazarlamacılar, firmalar, bilinçli tüketiciye iyi ürünü sunabilmek için büyük bir çalışma içindeler.”

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics