Logo EurActiv.com.tr

EU JOBS

more offers »

Kılıç Kanat: Ortadoğu’daki devrimleri Çin üzerinden okumak

Bookmark and Share

25.02.2011
ABD’de yaşayan siyasi ilişkiler ve Çin uzmanı Kılıç Kanat, Ortadoğu’daki devrimlerin Çin’e etkisini Euractiv.com.tr için kaleme aldı.

Kaynak:
Yazar:

Kılıç Kanat-ABD’de siyasi ilişkiler uzmanı(*)

Halk hareketlerinin Ortadoğu’yu sardığı şu günler aynı hareketlerin bundan yaklaşık 20 yıl önce Orta ve Doğu Avrupa’da yaşandığı ve ardı ardına otoriter rejimlerin devrildiği günleri akla getiriyor. Amerikan yönetiminin Mısır’daki rejim değişikliğini Berlin Duvarı’nın yıkılmasına eş tuttuğuna dair açıklamaları da artık özelde Ortadoğu genelde de dünyada yeni bir dönemin sayfalarının açılmaya başlayacağının işaretini veriyor.

Bundan yirmi sene önce Orta ve Doğu Avrupa’daki siyasi gelişmeler diktatörlere korku dolu günler yaşatmıştı. Bu gelişmelerden en çok etkilenenler arasında Ortadoğu’nun muzaffer liderleri bulunuyordu. O güne kadar Soğuk Savaş’ı kendine kalkan yapan bu liderler milyonlarca insanla birlikte rejimlerin halk hareketleri ile birer birer yıkılışını ve otoriter ve totaliter rejimlerin sembollerinin birer birer yerle bir edilmesini izlemişti.

Özellikle Romanya lideri Çavuşesku’nun devrilmesi ve akabinde eşiyle apar topar idam edilmesini televizyon ekranlarından izleyen her diktatörün kalbi biraz sıkışmış, nefesi biraz daralmış ve gecelerce gözüne uyku girmemişti. 

O günlerde İran’a karşı kazandığı acı da olsa bir zafer kazanmış, muhaliflerini ortadan kaldırmış, savaş sırasında ihanet ettiğini düşündüklerinden intikamını almış ve gücünün zirvesinde olan Saddam Hüseyin de bu gelişmeleri en yakın izleyenler arasında yer alıyordu. Henüz Kuveyt’i işgal macerasına girmemiş olan Saddam’ın Çavuşesku’nun devrilmesiyle birlikte yaşadığı  travma o dönemde yakınında olanlar tarafından defalarca yazıldı.

Romanya’daki halk hareketinin yükselişi ve Çavuşesku’nun infazı ile ilgili videoları sabahlara kadar defalarca izleyen Saddam, bu görüntülerin Irak’da yayınlanmasını tamamen yasaklamış ve sınırlı sayıdaki kopyaları Cumhuriyet Muhafızlarının komutanlarına dağıtarak bu tip bir ayaklanmaya karşı gerekli tedbirlerin alınmasını ve hazırlıkların yapılmasını istemişti. Saddam her ne kadar kendisi Romanya ile görüntüleri yasaklamış olsa da yaşadığı travmanın bir dışavurumu olarak o dönem yaptığı her konuşma ve verdiği her mülakatta sürekli olarak lafı dolaştırıp Romanya’daki devrime getirip kendi sonunun Çavuşesku’nun sonu gibi olmayacağını ifade ederek halkına da olanlar hakkında az çok haber vermiş bulunmuştu.

Şüphesiz Saddam ile birlikte diğer otoriter rejimlerde Avrupa’da başlayana demokrasi fırtınasının kendi kıyılarına vurmasını engellemek ve o zaman da çok kullanılan tabirle domino etkisiyle boğulmamak için kendilerince tedbirler almaya başlamıştı. Mesela Ortadoğu’daki bir diğer diktatör olan Hafız Esad da Saddam’ın yaşadığı korkuları hissediyordu. Çavuşesku gibi örnek bir diktatörün başına bunlar geldiyse kendisine neler olmazdı. Şam duvarlarına o günlerde Esad için Şam’ın Çavuşeskusu ve Esadesku yazıları yazıldığında nasıl bir tedirginlik yaşadığını az çok tahmin edebiliyoruz.

 

 

Ortadoğu devrimi Çin’de endişe yaratıyor

O günlerde diktatörlerin uykularını kaçıran gelişmelerin benzerleri bugünlerde bu sefer Ortadoğu’nun göbeğinde yaşanıyor.  Önce Tunus’da başlayan ve sonrasında Mısır, Yemen, Libya ve Bahreyn’e yayılan devrim ateşi Ortadoğu’daki otoriter rejimlerle birlikte uzaklardaki bazı dlktatörler için de bir korku vesilesi oluşturuyor.  “Ya bizim halkımız da özgürlük isterse” diye endişelenler arasında Afrika’daki küçük despotlar kadar yeni süper güç adayı Çin Halk Cumhuriyeti de var.

Pekin yönetimi her ne kadar ekonomik kalkınması ile dünyayı etkilemiş ve ticari ilişkilerin insan haklarına tercih edildiği çıkar ilişkileri sayesinde anti-demokratik yapısı ve insan hakları ihlallerini dünyaya unutturmuş olsa da kendi vatandaşları ile ilişkilerinde çok da avantajlı bir durumda bulunmuyor.

AIDS aktivisti ve Nobel Barış Ödülü sahibi Liu Xiabo’yu hapse atan, Sichuan bölgesinde yaşanan deprem sonrası ortaya çıkan yolsuzluk iddialarının dile getirilmesini yasaklayan, dini ve milli azınlıkları asimile etmeye çalışan ve her türlü basın ve ifade özgürlüğünü engelleyen bir yönetimin halkı ile ilişkisi hakkında çok da fazla anlatmaya gerek yok. 

 

Pekin’den internet ve SMS’e sıkı denetim

Ortadoğu’da ardı ardına yaşanan demokrasi hareketleri ve halk ayaklanmaları karşısında Çin yönetiminin takındığı tavır Saddam’ın Çavuşesku’nun infazından sonra yaptıklarını andırıyor. Perry Link’in New York Review of Books’daki blogunda yazdıkları da bunu doğrular nitelikte. Link, Çinli liderlerin kendi vatandaşlarını Ortadoğu devrimlerin “olumsuz etkilerinden” korumak için bir dizi tedbir aldığını ve bu tedbirlerin içinde en önemlisinin internet ortamında kontrol sağlamay yönelik önlemler olduğunu yazıyor. Link’in Pekin’deki kaynaklarından aldığı bilgilere göre halihazırda sıkı bir internet filtreleme stratejisi kullanan Çin yönetimi bu önlemleri artırarak enformatik bir abluka sayesinde vatandaşlarını “korumaya” çalışacak.

Bunun yanında sms kullanımını da denetlemeyi amaçlayan Pekin yönetimi ilk etapta birçok kişiye aynı anda sms yollamanın önünü almış bulunuyor. Elbette Pekin’in gözü karardığında yaklaşık bir senedir Doğu Türkistan bölgesinde yaptığı gibi interneti tamamen yasaklayabileceğini de gözönünde bulundurmak gerekiyor.

Elbette Çin yönetiminin aldığı önlemler arasında bazı gülümseten tedbirler de yer alıyor. İnternet ortamında Mısır kelimesinin yasaklanması bu garip tedbirlerden biriydi. Bu dahiyane çözümün sahipleri Mısır’da 30 yıllık Mübarek iktidarının devrildiğini görünce bu sefer de Mübarek kelimesi filtrelere takılmaya başladı. En son olarak bölgedeki hareketlerin Yasemin Devrimler olarak adlandırılmasını takiben Yasemin kelimesi de yasaklanan kelimeler arasına girdi. Ancak tıpkı Orta ve Doğu Avrupa’daki gelişmeleri gizlemeye çalışan Esad yönetiminin duvaralara Esadescu yazılmasına engel olamadığı gibi Çin yönetimi de artık neredeyse kullanıcılar ile kedi fare oyunu oynamaya başladığı internet forumlarında Mübarek yerine kendi devlet başkanlarının adını andıracak biçimde Mu Jintao kelimesini kullanmasının önüne geçemedi.

Yaşanan halk hareketlerinin etkilernin önüne sadece sansür ile geçilemeyeğini farkeden Çinli yetkiller yarattıkları Sanal Çin seddinin yanında bir de Orwellvari önlemler ile sürekli gözlenildiği duygusu oluşturdukları halkı korkutarak bir nevi otosansür de oluşturmaya çalışıyor.

Bunun yanında Çin’in meşhur Propaganda Bakanlığı da gelişmelerin halk tarafından “sağlıklı bir biçimde” anlaşılmasını sağlamak amacıyla devlet kontrolündeki yazılı ve sanal basın ile halka rehberlik hizmetini üstüne almış durumda. Bu sayede Mısır’da yaşanılanların kaos olduğu ve Mısır devletin toplumsal düzen ve istikrarı sağlamak için ülkeyi kaosa sürüklemek isteyenlerle mücadele ettiği bilgisi sağlanabiliyor. Bu sayede meydana gelen olayların arkasında sadece toplumsal düzeni bozmayı amaçlayan bazı eşkıyaların olduğu fikri topluma yayılabiliyor.

Tüm bunlar henüz Libya’daki olaylar başlamadan önce olanlardı. Mısır sonrası meydana gelen halk hareketlerinden sonra Çin ve diğer otoriter rejimlerin ne önlemler almaya çalıştığından henüz haberdar değiliz.

Ancak bildiğimiz birşey varki o da aslında tüm diktatörlerin Charlie Chaplin’in Büyük Diktatör filminde canlandırdığı diktatörün klonları olması. Halklarını korkutmak için yeni yöntemler  ararken bir yandan da halklarının yapabileceklerini düşünmek onlara dünyayı dar ediyor. Bugünkü moda tabirle hepsi birer kağıttan kaplan.

Kaddafi’nin Tienanmen’i hatırlatması ibretlik olay

Tüm çılgınlığı, tehditleri ve konuşma tarzı ile bir devlet adamından çok artık Batman filmlerinin kötü adamı Penguen Adamı anımsatan Kaddafi’nin yaptığı konuşmalarda sokaktaki halkın eve dönmemesi durumunda kendisinin tıpkı Çin Halk Cumhuriyeti devletinin Tiananmen olaylarında yaptığı gibi protestoları kanlı bir şekilde bastıracağını söylemesi dikta rejimler arasında bu fikri ve ruhi ilişkinin güzel bir dışavurumuydu. 

Elbette bunu duyan Çinli yetkililerin Tiananmen olaylarını internette sansür ettiği gibi konuşmanın bu bölümünü de sansürlemiş olması kuvvetle muhtemel. Ancak bu önlemlerin ne zamana kadar işe yarayacağı bu noktada asıl cevaplanılması gereken soru. Bu sebeple bu hareketler devam ettiği sürece bir gözümüz Ortadoğu’dayken ötekisi diğer otoriter rejimlerde ve o otoriter rejimlerin en büyüğü ve en fazla insanı baskı altına alanı üzerinde olması gerekiyor.

 

(*) Kılıç Buğra Kanat Ortadoğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olduktan sonra Milwaukee Marquette Üniversitesi’nde Uluslararası Çalışmalar Syracuse Üniversitesi’nde de Siyaset Bilimi Masterı yaptı. Halen Syracuse Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde doktora eğitimini devam ettirmektedir. Emaıl:kbkanat@maxwell.syr.edu

 

 

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics