Logo EurActiv.com.tr

Türker Alkan: Ulus devletin sonu mu?

Bookmark and Share

30.07.2010
Radikal'de Türker Alkan ulus devletlerin sonu mu geldi tartışmasına giriyor. AB'de devredilen egemenlik hakkını tartışıyor.

Kaynak:
Yazar:

Türker Alkan-Radikal

Bazı konular var ki çok hassastır. Din, seks, ulusçuluk gibi konularda konuşurken, yazarken ne kadar özen gösterilse azdır.
Din ve seks her zaman popüler konular oldu. Ulusçuluk ise koşullara bağlı olarak zaman zaman ilgi odağı olur. Bugünlerde olduğu gibi.
Son yıllarda ulusçuluk çok tartışılıyor. Bir tarafta ‘ulus-devlet kan kaybediyor, bu gidişle yıkılacak’ diyenler; diğer tarafta, ‘ulus-devlete karşı gelenler vatan hainidir’ diyecek kadar tartışmayı duygusal platformlara  çekenler var.
Evet, ulus-devleti, savaşların, baskıların kaynağı olarak gören, yıkılması halinde dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünenler bulunuyor. Ama ulus-devletin zayıflamasını tarihi gelişimin normal seyri içinde değerlendiren ve teknolojik, ekonomik, toplumsal gelişmelerin normal bir sonucu olarak görenler de var.
Önce şunu belirtmek gerekiyor: ‘Ulus-devlet zayıflıyor’ demek, ‘kahrolsun ulus-devlet’ demek değildir. Bir küfür ve dilek biçiminde algılanmamalıdır.
Bu sadece bir gözlemdir.
Fakat, gerçekçi ve önemli bir gözlemdir.
‘Ulus-devlet faşizme ve savaşlara, etnik baskılara yol açar’ demek de yerinde değildir. Unutmayalım ki, ‘demokrasi’, ‘eşitlik’, ‘yurttaşlık’, ‘katılım’ gibi kavramlar da ulus-devletle birlikte gelişmiştir.
Ulus-devletin gelişmesinde, bir taraftan kapitalizmin üretim potansiyeli gelişirken, diğer yandan feodalizm tarafından karşılanamayan pazar arayışlarının büyük payı oldu. Şimdi de ulusal pazarlar kapitalist üretimin gereksinmelerini karşılamaz duruma gelince, artan yatırım ve üretim potansiyeli çok uluslu pazarlara yönelmeye başlıyor ve ‘küreselleşme’, ‘uluslaşma’ karşıtı bir olgu olarak tarih sahnesine adımını atıyor.
Çok uzağa gitmeye gerek yok, girmek için can attığımız Avrupa Birliği, ulusal mahkemelerden daha etkili olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Parlamentosu, müşterek para birimi, Avrupa’nın ortak gümrük ve ekonomi politikaları, Dünya Ticaret Örgütü, dehşet öyküsü okur gibi izlediğimiz ulus-devlet aracılığıyla üstesinden gelinemeyecek çevre sorunları...
Tamam, bütün bunlar ulus-devletin bittiğinin ve göçtüğünün nihai kanıtları değildir. Ama
artık ulus-devletlerin 50-100 yıl önceki gibi davranamayacaklarını gösteriyor.
Boşuna değil, AB’ye üye olan ülkelerin pek çoğu ‘Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir’ hükmünün benzeri olan hükümleri anayasalarından çıkardılar!
‘Biz çıkarmayız’ mı diyorsunuz?
Siz bilirsiniz!

© EurActiv 2007-2010. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics