Logo EurActiv.com.tr

Kerem Çalışkan: Türkiye medya patronlarından Erdoğan’a bir yanıt bekliyor

Bookmark and Share
Kerem Çalışkan.Yorum

03.03.2010
Başbakan Erdoğan medya patronlarına seslendi ve ‘Köşe yazarlarına hakim olacaksın, olmazsan vitrine koymayacaksın’ dedi. Bu anlayış demokrasi ve basın özgürlüğü ile bağdaşmaz. Hatta Türkiye’de özgür bir kamuoyu için tehdit demektir. AB’ye aday bir Türkiye’de bunu düşünmek bile tüm AB kriterlerini hiçe saymakla eş anlamlıdır. Şimdi Türkiye medya patronlarından Erdoğan’a bir yanıt bekliyor. Aydın Doğan’dan. Arzuhan Yalçındağ’dan. Ahmet Çalık’tan. Turgay Ciner’den. Mehmet Emin Karamehmet’ten.

Kaynak:
Yazar:

Kerem Çalışkan-Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni

Başbakan Erdoğan medya patronlarına seslendi.

‘Köşe yazarına hakim olacaksın’ dedi..

‘Ekonomiyi sarsacak yazılar yazmalarına izin vermeyeceksin’ dedi.

‘Yoksa gelip ekonomi kötü diye ağlamayacaksın’ dedi.

‘Bunu yapamazsan onları vitrine koymayacaksın’ dedi.

'Bizim dükkanda sana yer yok, diyeceksin' dedi.

Bir başbakanın ağzından bunlar önemli ve iz bırakan sözlerdi.

Altı çizildi, tarihe geçti.

Başbakan’ın demokrasi ve basın özgürlüğüne bakışını net olarak ortaya koydu.

Hükümet yetkilileri sık sık "AB'ye aday olan Türkiye'de..." diye başlayan havalı cümleler kurmayı severler. Arkasından sevmedikleri şeyleri eleştirirler, bunların AB kriterlerine uymadığını söylerler. 

Başbakan'ın bu sözlerinden sonra, tavsiye ederiz böyle cümleler kurmasınlar.

Çünkü Başbakan'ın sergilediği "basına ağır sansür" zihniyeti, bırakın AB kriterlerini; Avrupa'yı Avrupa, Batı'yı Batı yapan tüm temel değerlere aykırıdır.

Batı'nın "hava" gibi, "su" gibi "doğal bir olgu" olarak kabul ettiği "basın ve fikir özgürlüğü"nü kökünden reddeden bir anlayışı ortaya vurmuştur Sayın Başbakan Erdoğan.  

Bir çok köşe yazarı Erdoğan’ı sert biçimde eleştiren yazılar kaleme aldılar.

Ama bunların hiçbir önemi yok.

Önemli olan medya patronlarının ne yanıt vereceği.

Çünkü bu sözlerin muhatabı olan onlardır.

Türkiye şimdi medya patronlarından bir yanıt bekliyor.

Mümkünse ortak bir yanıt.

Değilse tek tek yanıt.

Bu sözlerin esas muhatabı Aydın Doğan’dır.

Çünkü Aydın Doğan ile Başbakan Erdoğan arasında daha önce medya konusunda yaşanan sert tartışmalarda köşe yazarları konusu yine gündeme gelmişti.

Aydın Doğan kamuoyuna da yansıyan şekilde  ‘Köşe yazarlarına karışamam’ anlayışında sözler söylemişti. Bu sözler ve yaklaşım doğruydu.

Aradan geçen dönemde Erdoğan Hükümeti, Doğan Grubu’nun üzerine ağır vergi ve maliye cezaları ile gitti. Bunların bir bölümünün hukuki süreci hala devam ediyor.

Aydın Doğan bu süreçte aktif patronluk koltuğunu bıraktı.

Kıymeti bilinmemiş, hakkı yenmiş bir işadamı olarak köşesine çekildi.

Ama bu sözler hala onadır.

Ve Aydın Doğan’ın verecek bir yanıtı mutlak olmalıdır.

Türk basınının son 30 yılına damgasını vurmuş, Babıali yokuşundan geçmiş son patron ünvanını taşıyan Aydın Doğan gibi bir patron bu sözleri yanıtsız bırakmamalıdır.

Gerçek düşüncesi neyse söylemelidir.

Üstelik bugün köşesine çekildiği için sözleri daha büyük önem taşıyacak, onlar da tıpkı Erdoğan’ın sözleri gibi tarihe geçecektir.

Tabii eğer 30 yıllık basın patronluğunun Aydın Doğan için bir anlamı varsa…

****** 

Ama olay kuşkusuz Aydın Doğan’la sınırlı değildir.

Şu an medya patronu konumundaki herkesin bu sözlere bir yanıt borcu vardır.

Yanıt vermezlerse, ya medya patronlarının da aynı Erdoğan gibi düşündüklerini ve bu yüzden seslerini çıkarmadıklarını düşüneceğiz;

Ya da yanıt vermekten korktukları, kaçındıkları sonucunu çıkaracağız.

İkisi de birbirinden kötü bir durum.

Hem medya patronları, hem Türkiye, hem de başbakan için.

Medya patronları buna izin vermemeli.

Mutlaka bir yanıt vermeli.

Tek tek gidersek.

 

Doğan medya grubunda babasının koltuğuna oturan Arzuhan Doğan Yalçındağ.

Başbakana yanıtı o da verebilir.

Yeni bıraktığı TÜSİAD başkanlığında, her şeye rağmen sürdürdüğü cesur, tutarlı ve ilkeli duruşunu burada da gösterebilir.

Böylece belki Aydın Doğan yerine devreye girerek, Doğan Grubu’nda o çok sözü edilen ‘Gelenek, kurumsal kimlik, basın özgürlüğü’ gibi kavramların altının çok da boş olmadığını gösterir.

 

Ve Ahmet Çalık.

Basının yeni büyük patronu.

Köşe yazarlarının özgür olduğu vurgusu yapar.

Herkesin ‘yandaş medya’ kavrayışındaki ezberini bozar.

 

Ve Turgay Ciner.

Haberturk gibi son dönemdeki en önemli çıkışın, özgür ve bağımsız gazetecilik sloganıyla reklam yapan grubun patronu.

Son olarak kendisini Hükümet yandaşı olmakla eleştiren MHP lideri Devlet Bahçeli’ye anında cevap veren Ciner Medya Grubu’nun cesur patronu.

Ciner basında yeni bir açılımın önemli ismi.

Ondan da bu konuda bir yanıt beklemek Türk kamuoyunun hakkı.

 

Ve Mehmet Emin Karamehmet.

Türkiye’nin en eski medya patronlarından olan isim.

Grubunda çok sayıda köşe yazarı olan bir patron.

O da bir açıklama yapabilir.

 

Eskiden Gazete Sahipleri Sendikası vardı.

Basın patronları birbirleriyle kavga da etseler orada ortak bir zeminde buluşurlardı.

Gerekirse ortak tutum alırlardı.

Belli ki o kurum da tarihe karıştı. 

 

Eğer bu saydığımız medya patronları ortak veya tek tek Sayın Başbakan Erdoğan’ın basın ve köşe yazarları konusundaki sözlerine bir yanıt vermezlerse;

Bilin ki işte o zaman Türkiye’de basının belkemiği,

Yani demokrasinin belkemiği,

Yani özgür toplumun belkemiği,

Kırılmış demektir.

Çünkü memlekette medyayı medya, basını basın yapan temel özgürlükleri Başbakan'a karşı savunacak medya ve basın patronu kalmamış demektir.

İşte o zaman durum vahimdir. 

Toplumun ana direklerini oluşturan bu sütunlar yıkılrsa, altında üstünde yaşayan herkes tehlikede demektir.

Köşe yazarı da...

Medya patronu da...

Başbakanı da...

Sıradan sokaktaki vatandaşı da....

 

 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics