Logo EurActiv.com.tr

Duayen gazeteciden genel yayın yönetmenlerine sarsıcı soru: Orada muhabir var mı?

Bookmark and Share
Mehmet Ali Kışlalı. Duayen gazeteci. Radikal köşe yazarı

28.07.2010
Radikal'de "duayen gazeteci" Mehmet Ali Kışlalı bugün çok çarpıcı bir yazı kaleme aldı. Kışlalı aslında gazetelerin genel yayın yönetmenlerine yönelik olduğu belli olan yazısında, Ergenekon davasının muhabirler tarafından yeterince incelenmemesini ve mercek altına alınmamasını eleştirdi. Kışlalı'nın "Muhabir olsaydım" başlıklı yazısı aslında medyanın bugünkü perişanlığını ve bu kadar önemli bir davada ne kadar ilgisiz kaldığını gözler önüne seren çok çarpıcı ve sert bir eleştiri yazısı. Radikal ile Referans'ın birleşmesi öncesi yayınlanan yazı, aynı zamande gazetenin eski yönetimine eleştiri ve yeni yönetimine de bir uyarı niteliğinde.

Mehmet Ali Kışlalı-Radikal

Gazeteyi gazete yapanlar muhabirlerdir. Bunu; yerli ve yabancı gazetelerin çeşitli kademelerinde, bunca yıl çalışarak gördüm. Şimdi de, gazete mutfağının dışında, uzaktan gözlemliyorum.
Türkiye, meslek yaşamımın yarım yüzyılı çoktan geride bıraktığı döneminde pek hatırlamadığım, karmaşık ve anlaşılması kolay olmayan, çok boyutlu ama medyanın önemli rol oynayacağı olaylar yaşıyor.
Kendi kendime soruyorum; yaşım ve enerjim uygun olsa da muhabirlik yapabilseydim, nelere dikkat ederdim?
Herhalde işe Ergenekon adı verilen soruşturma ile başlardım.
-Soruşturmayı kim yapıyor?
-Olağanüstü yetkilerle donatılmış mahkemeler, yargıçlar
ve savcılar kimler? Onları bu görevlerine kim getirmiş? Yetkileri ne? Görevleri ne kadar sürüyor? Değişiklikler nasıl yapılıyor? Deneyimli oldukları anlaşılan meslek yaşamları hakkında kamuoyunun ne kadar bilgisi var? Bugüne kadar aldıkları, almakta oldukları kararlar konunun uzmanlarınca nasıl değerlendiriliyor?
-Uygulanmakta olan soruşturma yöntemlerinin gerek Türk yasalarına, gerek Türkiye’nin uymayı kabul ettiği uluslararası kurumların yasalarına uygunluğu konusunda uzman görüşleri nelerdir?
-Soruşturmaların, şimdiye dek görülmemiş uzunlukta olmasını uzmanlarca nasıl yorumluyorlar?
-Soruşturmalarla ilgili gözaltına alınanların daha sonra tutuklanmalarıyla ilgili gerekçeler nelerdir? Bu kararları uzmanlar nasıl değerlendiriyorlar?
Uzmanlıkları, gerek bilim, gerek uygulama alanlarındaki uzun süren çalışmalarıyla kamuoyunda kabul edilmiş otoritelerin her önemli aşamada görüşleri alınıyor mu?
-Sayıları her geçen gün artan, kamuoyunca tanınmış
kişilerin beklenmeyen tarzda ve sayıda tutuklanıp cezaevlerinde kalmaları, değişik çevrelerde nasıl yorumlanıyor?
-Tutuklananlarla ilgili hukuki savunmaları üstlenmiş avukatların görüşleri, kamuoyuna yeterince ulaşabiliyor mu? İlgili sorular hakkındaki görüşleri ne?
-Muhakemelerin cereyan tarzı ve içeriği medyada nasıl yansıtılıyor?Nasıl yorumlanıyor?
-Soruşturmaların amacı ve uygulama şekli, farklı toplum ve uzman kesimlerinde nasıl değerlendiriliyor?
-Soruşturmaların, içinde darbe çabalarının sürdüğü iddia edilen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin toplum üzerindeki etkisi ve itibarına yönelik bir asimetrik saldırı olduğu görüşü,farklı kesimlerde ne derece paylaşılıyor?
-Uzayan, süreleri gittikçe ayları ve hatta yılları bulan tutukluluklar ile ilgili kararları veren yargıçların kimler olduğu yakından izlenip kamuoyuna yansıtılıyor mu? Tanınmış hukukçuların (uzmanların) görüşlerine sık başvuruluyor mu?
-Adalet Bakanı’nın bu konuyla ilgili yetkileri ve genel yaklaşımı nedir?
***
Sanıyorum bu sorulara ve daha nicelerine, bir muhabir olsaydım; okurların ilgi duyacakları ve önemseyecekleri haberleri yazabilmek için durmadan yanıt aramaya çalışırdım.
Bu, gazeteciliğin özü olan çabaların sürmesinde kendim kadar hevesli ve daha da deneyimli olan bir ‘istihbarat şefi’ ile çalışmayı isterdim.
Ne yazık ki bizde kazanılan deneyimler meslektaşları asıl işlevleri olan muhabirlikten çabuk uzaklaştırıyor. Onları, başarıları oranında ya gazete içi idari kademelerde genel yayın müdürlüğüne doğru götürüyor, ya da en kestirme yoldan köşe yazarı yapıyor. Böylece, rahmetli Uğur Mumcu’nun hatırladığım sözüyle, ‘Bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olmaları’na sebep oluyor.
Kanımca başarılı muhabirlerin bu görevlerinden ,olanca hızla kopmalarının temelinde, emek vererek ortaya çıkardıkları haberlerin gazetede gerektiği gibi yer almaması yatıyor. Muhabirlere gazetelerde gereken ilgi, anlayış ve yardım gösterilip onların yetişmelerine katkıda bulunulmuyor. Hal böyle olunca da onlar belli aşamalardan sonra fırsatını bulunca diğer görevlere atlıyorlar.
Böylece ‘Ergenekon soruşturması’ ile ilgili onca soru yanıtsız kalıyor.
Ortaya bilgiye dayanmayan haberler, yazılar çıkıyor.
Yaşamsal önemdeki sorular yanıtsız kalıyor.

© EurActiv 2007-2010. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics