Logo EurActiv.com.tr

Erdoğan'ın Diyarbakır mesajı: Boykot antidemokratik

Bookmark and Share
Recep Tayyip Erdoğan Evet kampanyasında

05.09.2010
Başbakan Erdoğan referandum kampanyası çerçevesinde Diyarbakır'da konuştu. Erdoğan tehditlere rağmen halkı oy vermeye çağırdı. Diyarbakır Cezaevi'nin kapatılacağını söyledi. Erdoğan sürprizi sona saklamıştı. Platforma Diyarbakırspor Teknik Direktörü Suat Kaya, eski milli futbolcu Hakan Şükür ve şarkıcı Berdan Mardini çağrıldı. Başında 'evet' yazılı şapkayla vatandaşları selamlayan Hakan Şükür böylece siyaset sahnesine ilk adımını atmış oldu.

Başbakan Erdoğan bugün Diyarbakır'da. Referandum kampanyası çerçevesinde "Evet" oyu istedi. Erdoğan bölgedeki tüm tehditlere rağmen halkı sandık başına oy vermeye çağırdı. Erdoğan ayrıca 2011 seçimleri sonrasında kapsamlı yeni anayasa hazırlıklarının başlayacağını bildirdi.

Diyarbakır Cezaevi'nin kapatılacağını ve yıkılacağını söyledi.

Erdoğan sürprizi sona saklamıştı. Platforma Diyarbakırspor Teknik Direktörü Suat Kaya, eski milli futbolcu Hakan Şükür ve şarkıcı Berdan Mardini çağrıldı. Başında 'evet' yazılı şapkayla vatandaşları selamlayan Hakan Şükür böylece siyaset sahnesine ilk adımını atmış oldu. aşbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Bugün sizlere yüreğimi açmak, gönül diliyle sohbet etmek istiyorum. Diyarbakır'a ayrı bir sevdamız var. Şair Ahmed Arif, 'Seni bahar gibi, seni Diyarbakır gibi düşünüyorum' demişti.

İnsan kutsaldır, insan hakları da kutsaldır. Siyasetimizin merkezine insanı yerleştirdik. İnsanı yüceltmeyen, adalet, özgürce bir yaşam sağlamadan hiçbir düzen, hiçbir sistem varlığını devam ettiremez.

Demokrasi yoksa orada ekonomi de gelişmez, adalet de olmaz.

28 Şubat süreci milli iradeyi hiçe saydı. Milletin üzerine karabasan gibi çöktü. 12 Aralık 1997'de Siirt'te şiir okuduğum için yargılandım, hüküm giydim ve ceazaevinde yattım.

4 duvar arasında umutsuzluğa hiç kapılmadım. Demokrasiye olan ihtiyacı o gün daha iyi anladım.

Kimi gazeteler 'Muhtar bile olamaz' diye manşet attılar. Bizi yok saydılar. Biz, fikirleri nedeniyle mahkum edilen insanların derdini çok iyi biliriz.

Başörtüsünden inancından dolayı dışlanmanın ne olduğunu çok iyi biliriz. Biz yoksulluğu iyi biliriz. Yasakların, baskıların ne olduğunu çok iyi biliriz.

Faili meçhullerin acısı çok iyi biliriz. Evlerin basılmasını, kitapların derdest edilmesini biliriz. Köylerin boşaltılmasını çok iyi biliriz. Hapisteki oğluyla Kürtçe konuşamayan annenin acısını biliriz.

'Ape Musa'nın, Musa Anter'in acısını unutamayız. Orhan Miroğlu'nun acısını unutamayız. Şivan Perwer'in özlemini unutamayız. Ahmet Kaya'nın gurbette vefat etmesini aklımızdan çıkaramayız.

81 vilayet bizim vilayetimizdir. 73 milyon benim öz be öz kardeşimdir, ayrım yok. Biz yaradılanı yaratandan ötürü seviyoruz.

Şu Diyarbakır surlarında hepimizin alın teri var. Çanakkale'de yanyana şehit düştük, İstiklal savaşını birlikte kazandık.

Zılgıtta bizim, horon da bizim. Halay da bizim zeybek de bizim. Dualarımız ortak, kıblemiz bir. Aynı geleceğe yürüyoruz.

Hiçbir zaman pes etmedik, yılgınlığa düşmedik, umutsuzluğa kapılmadık. Milletimize inandık.

AK Parti Türkiye'yi demokratikleştirme hareketidir. Verdiğimiz mücadele demokrasi mücadelesidir. Hak mücadelesi, hukuk mücadelesi, adelet mücadelesidir.

12 Eylül'deki halk oylaması, Allah'a inandığım gibi inanıyorum, boşa gitmeyecek. Kazanan millet, demokrasi olacak. Kazanan çocuklarımız olacak.

Diyarbakır kardeşliğin şehridir. Bu ulu şehre gelip yalan söyleyenler o yalanın altında ezilirler.

Günlerdir konuşup yazıyorlar. Başbakan Diyarbakır'da ne konuşacak diyorlar. Burada BDP, Erzurum'da Bahçeli, işi gücü bırakmış bize konuşma metni yazmanın derdine düşmüşler. 

Sayın Bahçeli, söyleyecek sözün varsa Diyarbakır'a gel. Söyleyeceğini Diyarbakır meydanında söyle, Diyarbakır insanının huzurunda konuş.

Biz 73 milyonun partisidir. 81 vilayette ya birinci ya ikinci partiyiz.

Kumsalların partisi CHP'nin partisi, şu anda zaten kumsaldalar. Etnik milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik, dinsel milliyetçiliği reddettik. Partimizde ayrım yok.

Sizi seviyoruz be, ayrım yok. Diyarbakır'da farklı konuş, İstanbul'da farklı konuş. Bu bizim kitabımızda yok. Sevgili kardeşlerim Türkiye'nin birliği beraberliği bizim derdimiz.

Daha önce bu meydanda söylemiştim ne aldatan ne aldanan bir parti olacağız.

Biz, Diyarbakır'a gelip sonra sırtını dönenlerden olmadık.

Statükocu zihniyeti değiştirdik. İnsana bakışı değiştirdik, ezberleri bozduk.

Baskıya, horlanmaya karşı direndik.

Bu anayasa değişikliyle her şey bitmiyor. 2011 seçiminden sonra daha geniş tabanlı bir anayasanın temellerini açıyoruz. Şimdi kapıyı açıyoruz.

Biz kardeşiz kardeş. Bu kardeşliğimizi bozanlara karşı 12 Eylül bir manifestodur.

Biz bu yola çıkarken OHAL var mıydı? OHAL'i kaldır, yeter dediler. OHAL'i biz kaldırmadık mı? Her şey normale döndü. Çekiç gücü biz göndermedik mi? Şimdi kimse konuşmuyor, çünkü unutuldu. Dediler ki DGM'leri kaldırın, kaldırmadık mı? Ama o da unuttuk.

Ana dilde yayın hakkını getirdik mi, kurslar açtık mı? Farklı dil ve lehçe yayını sağlamadık mı?

Devletin bir kanalını Kürtçe yayın yapar hale getirdik mi? TRT Şeş, TRT Arapça'yı kurduk.

Suça itilen çocuklarla ilgili yasayı yeniden düzenleyerek, çocukların cezaevinden çıkmasını sağlamadık mı?

Köye dönüşü teşvik ettik. Bölgede 79 yılda yapılmayan yatırımı 8 yılda yaptık. Üniversitesi olmayan ilimiz artık kalmadı.

GAP ve Doğu Anadolu Projesi bizim dönemimde yeniden faaliyete geçirildi.

Diyarbakır'da son 8 yılda 3 bin 185 derslik yaptık. Ana muhalefet lideri diyor ki, 'Evet oyu vermezseniz yeşil kartı kaldıracağız'

İstanbul'da rahibe kıyafetine 'evet' yazılı afişler artırdı. Başörtüsünü rahibe kıyafetiyle örtüştüren bir anlayış.

Boykotu antidemokratik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Orada 'evet' var, 'hayır' var. A partisi de yok, B partisi de yok.

Tüm engellemeler rağmen Diyarbakır'da kentsel dönüşüm yapıyoruz. Ancak belediyeler TOKİ'ye engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Diyarbakır Havaalanı yolcu trafinde yüzde 473 artış gerçekleşti. Hava yolu halkın yolu oldu.

Biz 2009'da Diyarbakırlı çiftçiye 9 trilyon ödedik.

Ah şu Diyarbakır Cezaevi'nin dili olsa da konuşsa, ah 12 Eylül sonra yaşananları anlatsa... O 5'inci koğuş dile gelip işkenceleri anlatsa.

Diyarbakır Cezaevi'ni kapatıyoruz. Yeni cezaevini yapacağız, mevcut cezaevini yıkacağız. Orası varlığıyla 12 Eylül'ü sürekli hatırlatmasın istiyoruz.

Tek kişilik hücrede 20 kişiyi yatırdılar, kitaplarda yazıyor. Ölmek için Allah'a yalvardılar.

Bu 12 Eylül bunlara son vermenin adı olacak. Sandıklara gideceğiz değil mi? Tehditler bizi yıldırmayacak. Tehditler bizi yıldırırsa o demokratik Türkiye'ye kavuşamayız.

Biz damdan düştük. Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük.

Danıştay saldırısı sonrasında düğmeye basılmış gibi AK Parti'yi ve hükemeti hedef aldılar.

12 Eylül'de ya darbe anayasası ya milletin anayasası oylanacak."

Arka Plan

Miting, BDP'nin boykot çağrısı, terör, Öcalan ve af tartışmaları arasında yapıldığı için önem taşıyor. 

Diyarbakır'da Evet yanlısı STK'ların son dönemde yaptığı çıkışlar ise Kürtlerin şiddeti sürdürmeye çalışan PKK'ya karşı tavır alması şeklinde yorumlanıyor. BDP'li Belediye Başkanı Osman Baydemir, Erdoğan'a eşlik etmiyor.

Erdoğan'ın Diyarbakır mitingi öncesi kentte nabız yoklayan Radikal yazarı Murat Yetkin bugünkü Radikal'de şu yazıyı kaleme aldı:

"Bugün Başbakan Tayyip Erdoğan’ı bekleyen Diyarbakır’da dün önemli bir açıklama yapıldı.
Bu açıklamaya, yalnızca on gün kadar önce BDP’nin ‘boykot’ çağrısını reddederek 12 Eylül’de ‘evet’ diyeceklerini açıklayan kitle örgütlerinin temsilcileri değil, BDP ve aynı çizgideki Demokratik Toplum Kongresi (DTK) yetkilileri de katıldılar.
Bu nedenle yapılan açıklamanın Diyarbakır’daki hâkim havayı yansıttığını söylemek mümkün.
Diyarbakır’a hâkim siyasi nabzı yansıtan açıklamayı yapan Baro Başkanı Emin Aktar’ın söylediklerinden şu bölümler öne çıkıyordu:
* “Referandum ve sonuçları Türkiye için önemli olmakla birlikte çözüm bekleyen temel sorun Kürt meselesidir.
* Başta hükümet, siyasi partiler, STK’lar olmak üzere referandum sürecinden bağımsız olarak Türkiye’nin temel meselesinin barışçıl çözüm olduğunu göz ardı etmeden, yapıcı ve kucaklayıcı dil kullanmaları, sürecin başarıyla sonuçlanması açısından önemlidir
* Bu nedenle Başbakanın 3 Eylül’de Diyarbakır’a gelişinde Kürt meselesine yaklaşımının, Kürtler ve tüm Türkiye açısından önemli olduğu düşüncesindeyiz. Kürt meselesinin barışçıl çözümüne zemin hazırladığına inandığımız eylemsizlik süreci için ilan edilen takvimin referandumdan hemen sonra olumlu bir yaklaşım gösterilmemesi halinde 20 Eylül’de sona erebileceği yönünde ciddi bir kaygı taşımaktayız. Sayın Başbakanın bu kaygılarımızı giderecek bir çaba, söylem ve irade içerisinde olmasını bekliyoruz.”

‘Referandum perdelemesin’
Doğru, AK Parti yetkilileri bir süredir, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır konuşmasının diğerlerinden farkı olmadığını, Diyarbakır’ın zaten daha çok Anayasa değişikliğinin Türkiye’nin önünü nasıl açacağıyla ilgilendiklerini, konuşmanın da bu yönde olacağını söylüyor.
Örneğin dün konuştuğum AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, “Yapılan açıklama manipülatif (yönlendirmeye yönelik)” diyordu; “Bakın şimdi bir çay bahçesindeyim, herkes referandumla gelecek Anayasa’nın daha sonraki adımların önünü açacağını konuşuyor.”
Oysa daha on gün kadar önce “BDP bizi temsil etmiyor” deebilen Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası (DTSO) Başkanı Galip Ensarioğlu, yine açıklama sonrasında yaptığımız telefon görüşmesinde “Bu açıklama farklı görüşlerimizden vaz geçtiğimiz anlamına gelmiyor” dedi; “Gök kuşağının renkleri gibi farklı ama yan yana duruyoruz bu konuda.”
Diyarbakır Barosu’nun eski başkanı ve hani öyle bir şey varsa ‘Diyarbakır ruhunu’ en iyi temsil eden kişilerden Sezgin Tanrıkulu ise bu konuyu ve girişimi “Referandum konusunun Kürt sorununa çözüm arayışının önüne geçmesi istenmiyor” diye özetledi.  
Diyarbakır’ın ruhu, bugün Başbakan’dan Kürt sorununun yakın geleceğine ilişkin somut sözler duymak istiyor.
Tıpkı bir kaç gün önce BDP’li Gülten Kışanak’ın siyasi mizah örneği “Uçakta, Diyarbakır’da ve seçim zamanı söylenenlere inanmayız” demesi gibi, Erdoğan’ın 2005 Ağustos ayında Diyarbakır’daki konuşmasını bu defa yeniden duymak istemiyor.

Erdoğan’ın zorlukları
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Erzurum’da yaptığı konuşmada ‘Konya’da konuştuğunu konuşabilecek misin?’ diye meydan okuduğu Erdoğan’ın en son dün Ağrı’da ‘Her yerde aynı şeyi söylerim’ karşılığını biliyoruz.
Erdoğan Diyarbakır’ın ruhuna uygun davransa MHP propagandası başlayacak. Parti’nin kuzey, batı, güney ve iç Anadolu’daki tabanının bir kısmı “PKK ile pazarlık” söyleminden olumsuz etkilenebilir.
Erdoğan için zorluk bununla da sınırlı değil.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçildiği gündem itibaren “Yüzde 10 seçim barajı düşürülsün” bayrağını ele alması, genel aftan söz ederek Erdoğan’ın Diyarbakır’da o konuya hiç değinmemesi için önleyici atış yapması, Erdoğan’ın bugün söyleyebileceklerinin sınırlarını aslında oldukça daraltıyor.
Geriye “Diyarbakır cezaevi ve işkence” hatırlatması kalıyor. Diyarbakır cezaevinde o işkenceleri görenlerin ve yıllarca “Ellerini sıkmam” denenlerin neredeyse tamamı karşısında, kimi KCK operasyonlarıyla bugün de içeride.

Önce cumhurbaşkanı ama...
Diyarbakır’da Erdoğan’ın konuşmasından beklentilerini açıklayan heyetin başka söyledikleri de vardı. ‘Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, hükümet, devletin kurumları ve siyasi partiler’ olmak üzere, ‘Kürt tarafından da çözüme etkisi ve rolü olabilecek kişi ve dinamiklerle’ görüşmeler yapmaya başlayacaklardı.
Bir gece önce Batman mitinginde Ahmet Türk’ün söylediği gibi, İmralı’da Abdullah Öcalan ile görüşme buna dâhildi. Öcalan ile görüşmeyi, Meclis’e girmeden önce Öcalan’ın avukatlığını yapmış ama DTP’nin kapatılması davasında Türk gibi Meclis’ten çıkarılmış, dolayısıyla avukatlığa dönmüş Aysel Tuğluk üstlenecekti.
Kürt sorununa çözüm için herkesle görüşeceğini söyleyen heyetin ilk durağı Ankara olmayacak. ‘Başta cumhurbaşkanı’ sözü gerçi doğru...
Ama o Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül değil, dün konuştuğumda henüz Çankaya’ya başvuru yapılmamıştı. (Aynı şekilde, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşmek için de dün akşam saatlerine dek bir başvuu yoktu.)

Talabani, sonra Barzani
İlk görüşülecek kişi bir cumhurbaşkanı, ama Irak Cumhurbaşkanı, Celal Talabani olacak. Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Sırrı Sakık, Bengi Yıldız ve Altan Tan’dan oluşan heyet için Talabani belki ‘Kürt tarafından’ etkili bir kişi; ama o Irak Cumhurbaşkanı.
Talabani, Türk başkanlığındaki heyeti 5 Eylül’de Süleymaniye’de kabul edecek; belki böylece onlarla Irak Cumhurbaşkanı değil, hazır tatil günü Pazar iken şahsi dostları olarak görüşmüş olacak. Heyetin ikinci durağı ise 6 Eylül pazartesi günü Erbil’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden Neçirvan Barzani olacak, planlanan bu en azından...
Heyetin hazır Irak Kürt bölgesindeyken, PKK’nın cephe örgütü KCK yetkilileri, ya da doğrudan PKK şefleriyle görüşüp görüşmeyeceği konusunda henüz bilgi yok.
Konuşmak savaşmaktan iyidir. Bunda kuşku yok.
Ama sorunları çözmek için konuşmak yerine, erteleyip o arada kendi gündemini yürütmek amacıyla konuşunca, işte işler böyle kontrolden çıkıyor ve Diyarbakır çözümü Ankara’dan önce Süleymaniye, Erbil’de aranır hale geliyor.
Diyarbakır’da Başbakanın ne söyleyeceği işte bu nedenle önem taşıyor."

Erdoğan için ek önlemler 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisince düzenlenecek olan mitingine katılmak amacıyla Diyarbakır'a gelişi nedeniyle Valilik tarafından tedbir amacıyla Şanlıurfa ve Elazığ Belediyelerinden itfaiye ve temizlik araçları istendi.
Şanlıurfa ve Elazığ'dan gelen itfaiye ve temizlik araçları bir süre Valilik önünde bekletildikten sonra arka tarafta bulunan garaja çekildi.

Valilik yetkilileri, mitinge yoğun bir katılım olmasının beklendiğini, bu nedenle itfaiye, temizlik ve güvenlik personelinin çevre illerinden takviye edildiğini belirtti.
Personellerin tedbir ve güvenliğin sağlanması amacıyla talep edildiğini ifade eden yetkililer, “Güvenlik takviyesinin yanı sıra Şanlıurfa ve Elazığ Belediyesinden temizlik ve itfaiye aracı talep ettik” dedi.

Şanlıurfa Belediyesi Temizlik Birimi çalışanı Şafak Kaya, Diyarbakır Valiliğinin talebi üzerine temizlik ve itfaiye aracıyla geldiklerini, nerede görev yapacakları konusunda yetkililerin kendilerini yönlendireceğini söyledi.

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ EN ÜST SEVİYEDE

Erdoğan’ın bugün katılacağı miting öncesi güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, miting alanında incelemelerde bulunurken, olası bir protesto gösterisine izin vermeyeceklerini söyledi. Miting alanı çevresinde billboardlarda BDP’nin ‘boykot’ yazılı afişlerinin üzerlerin bezlerle kapatıldı.

Erdoğan’ın 2008 yılının Ekim ayında, kente gelişinde çöpler toplanmamış, bazı esnaf ise kepenklerini açmamıştı. Bugün Diyarbakır’da tüm işyerleri açık bulunurken, sabah saatlerinden itibaren temizlik görevlilerinin kentin dört bir yanında çöpleri topladığı, yolları yıkayıp, pırıl pırıl hale getirdiği görüldü.

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, öğle saatlerinde mitingin yapılacağı İstasyon Meydanı’nda incelemelerde bulundu. Polis yetkililerinden bilgi alan Atalay, burada gazetecilere kısa açıklamada bulundu. Atalay, şunları söyledi:

“Hem kampanya hem de diğer görevimizi yürütüyoruz. Huzur ve güvenliğin sağlanması için bütün çalışmaların huzur içinde devam etmesi için gerekli tedbirleri aldık. Bu referandumlara alışık değiliz. Demokrasi şöleni halinde devam etmesini istiyoruz. Diyarbakır’da her şey normal. Dünden beri burada çalışıyoruz, meydanın düzeni hem de güvenliği için.”

Gazetecilerin, PKK'nın gizli şehir yapılanması KCK’nın (Kürdistan Topluluklar Birliği) protesto çağrısında bulunduğu yönündeki sorusu üzerine, Atalay, “Biz böyle bir şey beklemiyoruz. Güvenlik birimi olarak önlemimizi aldık. Bu demokrasi olayı, kampanyaya katılan herkes sözünü söylesin ama kimse birbirine engel olmasın. Diyarbakır’da da öyle yanlış şeyler olacağını sanmıyoruz, öyle şeyler olursa da müsamaha etmeyiz” dedi.

Atalay, gazetecilerin, Başbakan Erdoğan’ın vereceği mesajların merakla beklendiği yönündeki sorusuna, “Başbakanımızın kendi iradesini tam olarak bilemem, bazen kürsüye çıkar önceden hazırlanan metinlerin dışında başka şeyler söyler, sürprizleri var. Beklentilerin yükseltildiğini düşünüyorum. Ülke bütünlüğü ve kardeşlik mesajları verecektir. Geçmişte bölgede yaşanan sıkıntılar var, faili meçhulller var, cezaevinde işkenceler var. Bu izlerin silinmesiyle meşgulüz. Onun dışında halk oylaması öncesi çok ileri bir karar beklenemez” yanıtı verdi.

PKK’nın 20 Eylül’e kadar aldığı eylemsizlik kararına ilişkin soruya Atalay, “Şimdi odakta halk oylaması var. En önemlisi bu. Onun sonucunu göreceğiz. Diğer konulara girmek istemiyorum ama çalışıyoruz. O konuya miting gününde girmeyelim. 12 Eylül ve sonrası daha önemli bunu düşünüyoruz” karşılığını verdi.

Miting nedeniyle Adana’dan bir polis helikopteri Diyarbakır’a getirildi. Helikopterin Başbakan Erdoğan’ın geçiş güzergahlarında uçuş yapacağı ve kamerayla görüntü alacağı öğrenildi. Diyarbakır’da bugün miting için, Batman, Siirt ve Adıyaman’dan gelen takviye Çevik Kuvvet ekipleriyle birlikte toplam 2750 polis görev yapacak. Polisler, sabahın erken saatlerinden itibaren görevlendirildikleri bölgelerde konuşlandırıldı.

Diyarbakır Valiliği, mitinge katılımın yüksek olacağı gerekçesiyle tedbir amaçlı alarak kente Şanlıurfa ve Elazığ Belediyesi’ne ait itfaiye ve temizlik araçları getirdi. Araçlar, kamu kurumlarının bahçelerine çekildi.

BOYKOT AFİŞLERİ KAPATILDI

Başbakan Erdoğan’ın konuşacağı İstasyon Meydanı çevresindeki billboardlara BDP tarafından asılan ve üzerinde ‘boykot’ yazan afişlerin üzerleri görevliler tarafından bezlerle kapatıldı.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics