Kerem Çalışkan-Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni
Türkiye-ABD ilişkileri Ermeni tasarısı nedeniyle geriliyor.
Alt komitede 23-22 gibi tek oy farkla kabul edilen ve Türkiye’nin Ermenilere soykırım uyguladığını kabul eden tasarı Temsilciler Meclisi’ne gidecek mi?
Yoksa Obama Hükümeti, sözcüleri ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un açıkladığı gibi, konunun Temsilciler Meclisi’ne gelmesini engelleyecek mi?
Obama 24 Nisan konuşmasında açıkça ‘soykırım’ diyecek mi, yoksa o ortalama ayarlı “büyük felaket” sözüyle mi yetinecek?
Başbakan Erdoğan’ın daha dün açıkladığına göre Türkiye kararlı tutumunu sürdürecek ve bu konular netleşene kadar Büyükelçi Namık Tan’ı ABD’ye geri göndermeyecek.
Demek ki Namık Tan, mayısa kadar Türkiye’de.
Bu süre içinde Ermenistan ile ilişkiler ne olacak?
Karşılıklı Meclis’e sevkedilen protokoller Meclisler’den geçecek mi?
Çok zor.
Çünkü Erdoğan-Davutoğlu ikilisi bu konuda izledikleri kararlı tutumla kendilerini de süreci de bağladılar.
Demek ki mayısa kadar bu konu da çözülmeyecek.
Peki Nisan’dan, Mayıs’tan sonra ne olacak?
2015'e kadar, yani Ermeni olaylarının 100. yıldönümüne kadar (1915), gerginlik artarak sürecek mi?
Önümüzdeki 5 yıl bu konu yine enerjimizi tüketecek, gündemimizi esir mi alacak?
Durum nasıl gevşeyecek, tansiyon nasıl düşecek?
Konu tarihin netleşmesine ve Türkiye’nin ‘soykırım’ı kabul edip, bazı arkadaşların iddia ettiği gibi “ahlaken” özür dilemesine mi bağlı. Hayır!
Geçmişi bırakıp, günümüze bakalım
Konu şu:
Kafkasya bugün ne olacak?
Rusya’nın Kafkasya’daki tarihsel hakimiyeti kırılacak mı?
Bölge, ABD’nin ve Batı’nın egemenlik alanı haline mi gelecek?
Bu süreçte AB’nin şimdiden temaslara başladığı düşünülürse, Gürcistan ve Ermenistan AB üyelik sürecine mi girecek?
AB, Türkiye’nin üzerinden atlayıp Ermenistan ve Gürcistan’a öncelikli üyelik statüsü tanır mı?
Yoksa ABD uzun vadeli planları ile Türkiye’de Karadeniz’de ısrarla istediği askeri üsleri elde ederek, Ermenistan ve Gürcistan üzerinde yeni bir “etki alanı” mı yaratacak?
Ve tabii Türkiye bu süreçte nerede, nasıl bir rol üstlenecek?
Kafkasya’daki tüm hesaplar, bu bölgenin aynı zamanda Asya’daki petrol ve doğalgaz enerji hatlarının Avrupa’ya geçiş noktası olduğu hesaba katılarak yapılmaktadır.
Bu nedenle bir zamanlar “Kafkasya’da Büyük Oyun” gibi kitaplara da konu olan süreç gerçekten, dünyaya hükmetmeye çalışan güçlerin dev bir satranç oyunu gibidir.
Şimdi ABD tarafında birileri, Türkiye’nin üstüne “Ermeni piyonu”nu sürüyor. Adeta satranç tahtasında karşılıklı geçişe imkan bırakmak istemeyen “zorlama hamlesi” seziliyor.
Türkiye satranç tahtasında “Şah” değil. Ama piyon da değil. Belki “vezir” olmaya heveslenen bir “at” konumunda. Her an sağa sola sıçramaya hazır ve hareket potansiyeli yüksek. Biraz da oyunculardan bağımsız, kafasına göre hamle yapma arzusunda.
Kendini “Şah” sananların başını belaya sokabilecek bir deneyime de sahip!
Bu yüzden bölgedeki oyunu şimdi doğru okumak için 100 yıl öncesinin "dramatik olayları"ndan da dersler çıkarak, önümüzdeki dönemde bizi bekleyen “dramatik olaylar”a eğilmek gerekiyor.
10 yıl, 20 yıl sonra Kafkasya bölgesi nasıl şekillenecek?
Ve Türkiye bu yeni şekillenmede nasıl bir rol oynayacak?
Bunun için 100 yıl öncesinin olgularını da ortaya koymak gerekiyor.
I. Dünya Savaşı: Oyun tahtası dışına sürülen Ermeniler
100 yıl önce bölgede oynanan oyun şuydu:
I. Dünya Savaşı’nda(1914-1918) 4 büyük imparatorluk ve bağlantılı ülkeler büyük bir kapışma yaşadılar.
Bu imparatorluklar: Britanya, Almanya ( Sıkı müttefiki: Avusturya-Macaristan) , Rus Çarlığı, ve Osmanlı İmparatorluğu idi. Sonra savaşa, kademeli olarak Japonya'dan ABD'ye uzanan çok geniş bir coğrafyada bir çok ülke katıldı. Avrupa'da Fransa ve İtalya doğrudan savaşın alanları haline geldi.
Paylaşımın yoğunlaştığı noktalar Avrupa'nın dışında daha çok Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında olan topraklardı. Yani Balkanlar, Arabistan, Kuzey Afrika ve Kafkasya.
Savaşın en kızgın anında, yani 1914 sonu ve 1915 başlarında Osmanlı İmparatorluğu Çanakkale’de İngiliz ve müttefik donanmasının büyük taaruzuna maruz kaldı.
Ve tam da aynı tarihlerin hemen öncesinde Almanya’nın baskısı sonucu, Enver Paşa Kafkasya’da Rus Çarlık Ordusu’na karşı 1914 Aralık ayında tam kış ortası büyük bir taaruz başlattı.
Almanya Galiçya cephesinde Rus ordusu karşısında zorlandığı için, Rus Ordusu'na Kafkasya üzerinden Osmanlı kuvvetleri aracılığı ile ikinci bir cephe açarak, Çarlık kuvvetlerinin Avrupa'daki gücünü zayıflatmak istiyordu.
Osmanlı ordusu Sarıkamış’ta dondu, perişan oldu.
Türkiye, Doğu’da bir ordu kaybetti. Tam o sırada İngilizlerin Çanakkale çıkarması başladı.
Ve Rus Çarlık Ordusu Kafkasya'dan Anadolu’ya doğru ilerlemeye başladı.
Anadolu’nun doğusunda yoğun olan Ermenilere, Rus Çarlığı “Büyük Ermenistan”ı vaat ediyordu.
Büyük Ermenistan, Erivan’dan Sivas’a uzanan ve aşağıda Adana’ya kadar inen bölgenin tümünü kapsıyordu.
Anadolu ve Kafkasya’nın yarısıydı Büyük Ermenistan.
Rus ordusu 'Ermeni piyonu'nu ileri sürerek Anadolu içlerine doğru ilerlemek istiyordu.
Satranç tahtasında “esas oyuncu” konumundaki Almanya bu hamleyi gördü.
Alman Genelkurmay’ı o sırada “Vezir” konumunda olan Enver Paşa'dan “Ermeni piyonu”nu alarak satranç tahtasının dışına çıkarmasını istedi.
Enver Paşa ve İttihat Terakki yönetimi de Ermenileri sürdü, çıkardı.
Tehcir olayı budur!
900 bin kişilik sürgün. 500 bine yakın ölüm.Yollarda yaşanan kıyım ve felaket, büyük insanlık dramı…
Bütün bunlar, satranç tahtasındaki büyük oyunda, ne yazık ki Ermenilere o sırada biçilen “piyon rolü”nü ve bunun sonucu ortaya çıkan “tehcir” olayının stratejik gerçeğini örtemez.
Tabii 2 milyonu aşkın Osmanlı Türkü'nün aynı tarihlerde Balkanlar ve Kafkasya'dan sürülürken kıyıma uğrayarak can verdiği gerçeğini de örtemez.
Osmanlı’nın beşte birinde kurtarılan “Vatan”
I. Dünya Savaşı bitti. Almanya ve Osmanlı tarafı yenildi.
Anadolu toprakları paylaşıldı. Kimler arasında?
İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında.
Anadolu Doğu’dan ortasına kadar Ermenilere armağan olarak verilemeyince, bu kez Batı’dan ortasına kadar Rumlara armağan olarak verildi.
Ancak Anadolu’da bin yıldır yaşayan Türkler bunu kabul etmediler.
Ve Osmanlı’nın egemenliğinden son kurtulan “millet” olarak Türkler 5 yıl süren ve ölüm-kalım meselesi halinde cereyan eden bir milli kurtuluş savaşı sonrası bu topraklarda "varolmayı" başardılar.
I. Dünya Savaşı öncesi Balkan savaşlarını da hesaplarsanız, toplam 10 yıllık bir ölüm-kalım savaşından sağ olarak çıktılar Türkler.
Atatürk önderliğinde, savaşta parçalanan ve yağmalanan 4.3 milyon km2’lik Osmanlı İmparatorluğu topraklarından Anadolu’da kalan 783 bin kilometre kareyi kurtararak, kendilerine “vatan” yapmayı başardılar.
Onun üzerine modern Türkiye’yi kurdular.
Aslında Anadolu topraklarını Doğu’dan ve Batı’dan parçalamak ve Türkleri bu topraklardan sürmek isteyenlerin gücüne bakıldığı zaman bu sonuç bir mucizedir. Sıra dışı bir olaydır.
Ankara'nın Doğu'su Ermenistan'a, Batı'sı Yunanistan'a vaat edilmişti.
Modern Türkiye hiç hesapta yoktu!
Oyun tahtası yeniden ısınıyor
Şimdi 100 yıl sonra Ortadoğu’da ve Kafkasya’da satranç tahtası yeniden hareketleniyor.
Hamleler Ortadoğu üstünden geliyor, Kafkasya’ya yöneliyor.
Bir ucunda ABD ve Batı var.
Diğer ucunda yine Rusya duruyor.
Asya’nın öteki ucundan bakan Çin’in de bölgeye ilgisi yüksek.
Bu kez ortada 100 yıl içinde daha da güçlenmiş 72 milyonluk bir Türkiye var.
Ve 'Büyük Oyun' sürüyor.
İran, İsrail, Suriye ve Arap ülkeleri büyük oyuna her an bir tarafından dahil olabilecek aktörler olarak sırasını ve pozisyonunu bekliyor.
Gittikçe azalan enerji kaynakları oyunun odak noktasında.
“Egemenlik alanı yaratma” arzusu, hala vazgeçilemeyen hayati bir oyun faktörü.
Ama bölgede, kapanmamış veya yeniden açılmak istenen eski defterler ve eski hesaplar da var…
Ermenistan’daki bazı partilerin ABD’den destek alarak Türkiye’den tazminat ve toprak istedikleri daha dün Türk basınında yeraldı (Akşam gazetesi).
Ağrı’da zaten gözleri var. Tazminat olarak en çok geri isteyecekleri şeyin, yıllardır ulusal simge olarak gördükleri Ararat (Ağrı Dağı) olması sürpriz değil.
Bugün, 100 yıl önce bölgenin iddialı oyuncularından olan Ermenistan’ın tahta dışına sürülmesinin intikamı alınmak isteniyor.
Bu yüzden Ermenistan şimdi yeniden sahaya sürülmek istenen oyunculardan bir tanesi.
Bakmayın bugün zayıf, güçsüz ve mağdur rolüne.
Daha başka hesaplar ve oyunlar da var.
AB’nin sınırı nereye kadar uzanacak? sorusu da bugünkü oyunda önemli bir konu.
AB’nin sınırı nerede bitiyor?
AB içindeki bazılarına göre Kapıkule’de bitiyor Avrupa sınırı.
Yani Türkiye’yi kapsamıyor!
Ama bunu savunanlardan bazıları, “Karadeniz’in kuzeyinden Ukrayna’yı kapsayarak Ermenistan ve Gürcistan’ı da içine alır” görüşündeler.
AB'de bazıları da Türkiye’nin AB sınırları içinde olmasından yana.
O zaman da Kafkasya’yı AB sınırları içine alıp almama konusu doğal olarak gündeme gelecek. Türkiye-Ermenistan sınırının açılmasını AB ısrarla istiyor.
Aynı AB, Azerbaycan ile görüşmelere ise Kafkasya’nın diğer iki üyesi kadar sıcak bakmıyor.
Ya Kürdistan?
100 yıl önce “Büyük Ermenistan” haritalarının büyük bölümü “Büyük Kürdistan” haritasını da kapsıyordu. Daha doğrusu ikisi 'büyük ölçüde' içiçe geçmişti.
Bu yüzden bin yıldır “dini ve ruhi” kardeşlik yaşayan Türkler ve Kürtler, yüz yıl önce Ermeniler’i oyun tahtasının dışına birlikte çıkardılar.
Ya şimdi? Avrupa Parlamentosu’nda şık takım elbisesi ile konuşan Barzani ve Talabani özledikleri AB üyeliğini, Türkiye’yi by-pass ederek Ermenistan üzerinden mi sağlayacaklar?
Irak'ın kuzeyindeki "Özerk Kürdistan"ın bir umudu da AB'ye katılmak değil mi?
Hem de Türkiye üzerinden AB'ye girmiş bir Türkiye'nin doğal parçası olan "Kuzey Kürdistan" üzerinden AB hesapları yapılmıyor mu?
Görüldüğü gibi bölgede oyun çok, alternatif çok.
100 yıl öncesini bırakın…
Gelecek 10 yıla kafa yorun!
Önümüzü görelim.
Yeni oyunu kimlerin nasıl oynadığını anlamaya çalışalım.
Oyun tahtasındaki yerimizi ve rolümüzü iyi bilelim.
Geleceğimizi tartışalım.









