İSTANBUL - ''Kafes Eylem Planı'' soruşturması kapsamında 3'ü tutuklu 33 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Savcıları Murat Yönder ve Ercan Şafak tarafından 3'ü tutuklu 33 şüpheli hakkında hazırlanan 65 sayfalık iddianame ve 6 klasör ek üzerindeki incelemelerini tamamladı. Mahkeme, iddianamenin kabulüne karar verdi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın ilk duruşmasının 15, 17 ve 18 Haziran 2010 tarihlerinde yapılmasını kararlaştırdı.
Mahkeme, savcılığın Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmata ilişkin açılan dava ile bu davanın birleştirilmesi yönündeki talebini ise duruşmada karara bağlayacak.
Mahkeme, ayrıca tutuklu sanıklar Mücahit Erakyol, Levent Gülmen ve Halil Özsaraç'ın tahliye taleplerini de reddetti.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ''oy çokluğu'' ile kabul edilen iddianameye, üye hakim Oktay Kuban tarafından muhalefet şerhi konuldu.
33 SANIĞIN, 7,5 İLE 15'ER YIL HAPSİ İSTENDİ
12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, 33 sanığın ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak'' suçundan 7,5 ile 15'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 65 sayfalık iddianamede, şüpheliler Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Kadir Sağdıç, Mehmet Fatih İlgar'ın ''Ergenekon silahlı terör örgütüyle doğrudan bağlantılı olarak kafes operasyonu eylem planını hayata geçirmek üzere faaliyet yürüten yasa dışı örgütlenmede 'Danışma Kurulu' adı altında emir ve komuta yetkisine haiz örgüt mensubu oldukları'' belirtildi.
İddianamede, Mücahit Erakyol, Deniz Erki, Tanju Veli Aydın, Emre Sezenler, Hüseyin Doğancı, İsmail Bak, Metin Samancı, Levent Gülmen, Aydın Ayhan Saraçoğlu, Bülent Aydın, Bora Coşkun, Süleyman Erharat, Murat Aslan, Emre Tepeli, İbrahim Öztürk, Halil Özsaraç, Gürol Yurdunal, Ümit Özbek, Bülent Karaoğlu, Daylan Muslu, Hüseyin Erol, Mehmet İnce, Alpay Belleyici, İsmail Zühtü Tümer, Levent Olcaner, Özgür Erken, Metin Fidan, Türker Doğanca, Mesut Adanur ve Metin Keskin'in eylemlerinin de ''Ergenekon silahlı terör örgütüyle doğrudan bağlantılı olarak kafes operasyonu eylem planını hayata geçirmek üzere faaliyet yürüten yasa dışı örgütlenmenin üyesi olmak'' suçunu oluşturduğu kaydedildi.
İddianamede, tüm sanıkların, TCK'nin 314. maddesinin 2. fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca 7,5 ile 15'er yıl arasında hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “oy çokluğu” ile kabul edilen “Kafes Eylem Planı” iddianamesine, üye hakim Oktay Kuban tarafından muhalefet şerhi konuldu.
İstanbul Cumhuriyet Başavcılığınca hazırlanan iddianamenin değerlendirilmesine ilişkin mahkeme kararında, emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü ve arkadaşları hakkında “Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçundan hazırlanan iddianamenin, mahkeme heyetince incelendiği belirtildi.
Kararda, CMK'nın 170/3. maddesi gereğince, iddianamede bulunması gereken hususların tek tek gösterildiği ve aynı kanunun 174. maddesine göre ise iddianamenin iade edilmesini gerektirecek herhangi bir husus görülmediği kaydedilerek, iddianamenin kabul edilmesine hükmedildiği belirtildi.
“İddianame, dosya üzerinde üye Hakim Oktay Kuban'ın iddianamenin iadesi yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi” ifadesi kullanılan kararda, hakim Kuban'ın muhalefet şerhi gerekçeleri sıralandı.
Hakim Kuban, “muhalefet şerhi” yazısında, CMK'nın 160/2. maddesine göre Cumhuriyet Savcısının maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin hakkını korumakla yükümlü olduğunu belirtti.
CMK'nın 170. ve 174. maddelerine göre iddianamenin iadesine karar verilmesi gerektiğini dile getiren Kuban, iade nedenlerini şöyle sıraladı:
“-Şüpheliler hakkındaki suçlamaya delil olarak gösterilen ihbar mektubu ve elektronik posta ihbarlarının nereden, kim tarafından gönderildiği ve kimliğinin ne olduğunun araştırılmamış olması, ihbarda bulunanın kimliğinin açıklanmasının sakıncasının olup olmadığının yazılmamış olması.
-Şüpheli Kadir Sağdıç hakkında delil olarak gösterilen ve internet haber, video paylaşım sitelerinden alındığı açıklanan ses kaydının şüpheliye ait olup olmadığı konusunda kriminal inceleme yapılmadan delil olarak gösterilmiş olması.
-Delil olarak gösterilen ve savcılığa Serdar Cem ismiyle gönderilen 2 ihbar mektubu ekindeki CD'lerde bulunan adli emanetteki belgelerin ne olduğu ve şüpheli Kadir Sağdıç'ın örgütsel faaliyeti ile ilişkilendirilmemiş olması.
-Şüpheli Kadir Sağdıç hakkında diğer sanıklarla aynı mail grubu içerisinde yer aldığı delil olarak gösterilmesine rağmen, bu irtibatın örgütsel ilişkiye ilişkin olduğuna dair bir araştırmanın ve ilişkilendirmenin yapılmamış olması. -Şüpheli Mehmet Fatih Ilgar hakkında delil olarak gösterilen 'Dilek Bozkaya' başlıklı bilgisayar çıktısının ne anlama geldiği ve şüphelinin iddia edilen örgütsel faaliyeti ile ilgisinin ilişkilendirilerek açıklanmamış olması.
-Şüpheli Levent Gülmen hakkında delil olarak gösterilen isimsiz, imzasız ihbar mektubundaki 'Levent Gülmen'in delilleri kaçırarak gizlediği' hususunun delillerin ne olduğu ve böyle bir olayın olup olmadığı konusunun araştırılmamış olması.
-Şüpheli Ümit Özbek hakkında delil olarak gösterilen isimsiz, imzasız ihbar mektubundaki 'kayıp el bombaları, tabanca, gerçeğe aykırı belge düzenleme' iddiaları hakkında bir araştırmanın yapılmamış olması ve bu ihbardaki iddiaların şüphelinin örgütsel faaliyeti ile ilişkilendirilmemiş olması.”
Ayrıca, 24 şüpheli hakkında “terör örgütü üyesi oldukları” iddiasına tek delil olarak gösterilen ve Levent Bektaş'ın iş yerinde elde edilen DVD'deki bilgilerle örgütsel ilişkilerinin neden ve nasıl olduğunun da ilişkilendirilmeden anlatılmadığını savunan Kuban, deniz ve yol kenarlarına bırakılan mühimmatların, şüphelilerle ilişkisini gösterir delillerinin neler olduğunun da araştırılmadığını ve delillerin şüphelilerle ilişkilendirilmediğini dile getirdi.
Hakim Kuban, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinin CMK 170 ve 174. maddeleri gereğince iade edilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan iddianamenin kabulü yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum” ifadesini kullandı.
İDDİANAME
“Kafes Eylem Planı” soruşturması kapsamında 33 şüpheli hakkında hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, Rahmi Koç Müzesi'ndeki denizaltıda bulunan patlayıcı madde ve burada yapılması planlanan eyleme ilişkin bilgiler verildi.
İddianamenin giriş bölümünde, “Ergenekon silahlı terör örgütü”ne yönelik bugüne kadar yapılan soruşturma sonucunda 3 ayrı dava açıldığı anımsatıldı.
Soruşturmayı başlatan ihbar ve olayların, soruşturmanın geçirdiği aşamaların kronolojik olarak anlatıldığı iddianamede, Rahmi Koç Müzesi'ndeki denizaltıda bulunan patlayıcı madde ve burada yapılması planlanan eyleme ilişkin bilgi de yer aldı.
İddianamede, 15 Aralık 2008 tarihinde “M. Ahmet Demir” isimli kişi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ihbar mektubunda “16 Kasım 2008 tarihinde Haliç sahilinde bulunan Rahmi Koç Müzesi'nde sergilenen askeri denizaltı içerisinde patlayıcı madde bulunduğu, görevliler tarafından olayın bildirilmesi üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kuzey Deniz Saha Komutanlığında görevli bir ekip tarafından patlayıcıların alınarak personel eğitim alanında imha edildiği, olayla ilgili adli mercilere bilgi verilmediği, sorumlularının araştırılmadığı” yönünde bilgiler bulunduğu belirtildi.
Mektup içerisinde bulunan CD'de kayıtlı patlayıcı maddelere ait olduğu iddia edilen görüntülerden yola çıkılarak olayla ilgili ayrıntılı çalışma başlatıldığı kaydedilen iddianamede, denizaltının rehberi ve müze görevlisi emekli astsubay Hasan Oğuz İşleyenel'in ifadesine yer verildi.
İddianamede, İşleyenel'in 24 Mart 2008 tarihinde Rahmi Koç Müzesi'nde denizaltı uzmanı olarak göreve başladığını, 16 Kasım 2008'de denizaltının santral dairesinde iskandil cihazı (derinlik ölçme cihazı) önünde bulunan florasan lambanın yanıp söndüğünü, lambayı değiştirmek üzereyken iskandilin üzerinde naylon bir poşet gördüğünü, poşeti açtığında içerisinde TNT kalıpları, 1,5 metre kadar fitil, 5-6 fünye olduğunu gördüğünü ifade ettiği kaydedildi.
İşleyenel'in, bunları müze müdürü Ertuğrul Duru'ya götürdüğünü, Duru'nun da Kuzey Deniz Saha Komutanlığı ile irtibata geçtiğini, komutanlığın bir ekip göndereceğini ve beklemelerini söylediklerini anlattığı belirtilen iddianamede, İşleyenel'in aynı gün saat 18.45 sıralarında Kurtarma Sualtı Grup Komutanlığından bir binbaşı ve iki astsubayın denizaltıya geldiklerini, gelen ekibin patlayıcı maddelerin yerini ve resimlerini çektiklerini, daha sonra da bağlı bulundukları komutanlıkla irtibata geçtiklerini ve patlayıcı maddeleri almaya karar verdiklerini, kendisinin de patlayıcı malzemeyi tutanak karşılığında teslim ettiğini, bu tutanakları müze müdürü Ertuğrul Duru'ya verdiğini” beyan ettiği anlatıldı.
Müze Müdürü Ertuğrul Duru'nun benzer ifadesine de yer verilen iddianamede, Rahmi Koç Müzesi'nde bulunan “Uluç Ali Reis” denizaltısının 10 yıllığına Deniz Kuvvetleri Komutanlığından kiralandığı, müzede sergilendiği ve belirli ücret mukabilinde ziyarete açık olduğunun belirlendiği kaydedildi.
Ele geçen patlayıcı maddelerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bilgisi doğrultusunda imha edildiği, ancak olay nedeniyle herhangi bir soruşturma açılmadığının tespit edildiği bildirilen iddianamede, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığının, Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında bu olayın da soruşturulduğunun bildirilmesi üzerine konuyu soruşturmaya başladığı ve “takipsizlik kararı” verdiği anlatıldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmakta olan 155 mail ihbar hattına 23 Mayıs 2009 tarihinde saat 15.06'da yapılan ihbar mailine de yer verilen iddianamede, mailde olaya ilişkin “...Kafes eylem planının amacı, ülke içerisinde çeşitli eylemler yaparak ülkede Ergenekon örgütünün hedefleri doğrultusunda kargaşa çıkarılması, Cumhuriyet mitingleri tarzında çeşitli yürüyüş ve mitinglerin organize edilmesi, basın kuruluşları aracılığıyla Ergenekon'a destek verilmesi, hükümetin yıpratılması ve gayrimüslim vatandaşlarımızın tehdit edilerek can güvenliklerinin olmadığı duygusunu aşılayarak hükümetin içeriden ve dışarıdan baskı altına alınması ve ülke gündemini değiştirerek Ergenekon davasının boşa çıkarılmasıdır. Bugüne kadar bu eylem planı dahilinde hayata geçirilen bazı eylemlerden de örnek vermek istiyorum. Kasımpaşa postanesinden Ermeni kiliselerine, gazetelere gayrimüslim vatandaşlarımızın evlerine tehdit içerikli mektupların gönderilmesi bu plan dahilinde yapılmıştır. Burada da amaç, kargaşa ve kaos çıkarmaktır. Kasımpaşa postanesinde güvenlik kameralarının olmaması burayı tercih etmelerindeki en büyük etkendir.
Ayrıca yine Kasımpaşa'da bulunan Koç Müzesi'ndeki denizaltına patlayıcılar yerleştirilmesi de yine aynı plan dahilinde yapılmış bir eylemdir. Bu plana göre 200-300 kişilik bir öğrenci grubunun müzeyi ziyaretleri esnasında patlayıcılar patlatılacak ve ortalık kan gölüne dönecekti. Tabii bunun sonunda sorumlu hükümet tutulacak, faillerin yakalanmaması insanlarımızı gerecek, bir kargaşa ortamının yaratılması sağlanacaktı. Ancak grup içerisinden bir kişinin görevini tam yapmaması ve müze görevlilerinin durumu fark etmesi bu planlarını sekteye uğrattı” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
İddianamede, hakkında kamu davası açılan sanık Levent Bektaş'ta bulunan dosyalarda “...Koç Müzesi'nde ziyaretçi patlaması olmalı, sıkıntı çıkmasın Bşk takip ediyor” ve “Koç Müzesi ile ilgili malzemeler yerine konulmak üzere operatöre ulaştırıldı. Müzenin ziyaretçilerini artıralım, okullarda tanıtım reklam ve organizasyon faaliyetleri yapılarak ziyaretçi yoğunluğunun en fazla olduğu zamanın belirlenmesini Cihan Bey söyleyecek, öğrenciler projenin en önemli parçası. Operasyon tarihini teyit edelim” şeklinde ifadeler bulunduğu anlatıldı.








