Logo EurActiv.com.tr

GS.Üni-Éric Sales: “Başkanlık sisteminde sınırsız otoriteyi dengelemek şart”

Bookmark and Share

07.10.2010
Galatasaray ve Montpelier I Üniversiteleri Kamu Hukuku Öğretim Elemanı Éric Sales, EurActiv Türkiye’ye verdiği mülakatta Türkiye’de uygulamaya geçecek olası bir başkanlık sisteminde sınırsız otoriteyi dengelemek için bir yol bulunmasının şart olduğunu dile getirdi. Sales, bu sebeple HSYK ve Anayasa Mahkemesinin formülasyonunun büyük önem taşıdığını kaydetti.

12 Eylül referandumu ardından çıkan “evet” oyu, Türkiye’de başkanlık sistemi tartışmasını yeniden alevlendirdi. Galatasaray ve Montpelier I Üniversiteleri Kamu Hukuku Öğretim Elemanı Éric Sales, EurActiv Türkiye için Fransız ve Amerikan başkanlık sistemlerini değerlendirdi ve Türkiye’deki duruma ilişkin gözlemlerini aktardı.

Fransa’daki yönetim ve başkanlık sisteminin işleyişi ne şekildedir? Bu sistemin temel unsurları nelerdir?

Başkanlık sistemi kavramı daha çok Amerikan sistemini tanımlıyor.  Fransa’daki yarı başkanlık sisteminin temel çıkış noktasının parlamenter sistem olduğunu ve günümüzde Fransız sisteminin başkanlığa dönüştüğünü söylemek mümkün. Bu durum 1962 Anayasa Reformu ve mutlak çoğunluk ilkesinin verdiği izinle Devlet Başkanı’nın doğrudan oy kullanılarak seçimi sayesinde oluştu. 1962’den bu yana, ulusal politikaları, seçim kampanyası esnasında sunulan reform önerileri doğrultusunda Devlet Başkanı belirliyor.. Parlamentoda siyasi çoğunluk desteğine sahip olan başkan hükümeti yönlendirir. Bunlarla ek olarak sahip olduğu önemli anayasal yetkilerle birlikte sistemin dönüşümüne, işlemesine önemli katkılarda bulunur. Bu yüzden bu başkanın üstünlüğüyle sürdürülen bir yarı başkanlık ya da başka bir deyişle parlamenter sistemdir.

Fransız sisteminde cumhurbaşkanının ana sorumlulukları nelerdir?

Fransa’da cumhurbaşkanı birçok anayasal ayrıcalığa sahiptir. Başkan, başbakanın ya da bakanların imzasına gerek olmadan doğrudan kendi gücünü kullanabilir. Örneğin,  başbakanı kendi dilediği biçimde atayabilir bunun dışında Anayasa Mahkemesi’nin üç üyesini ve temel kurum olan Anayasa Mahkemesi başkanını atayabilir daha önemlisi parlamentoyu feshetme hakkına sahiptir. Anayasanın 16. maddesi uyarınca, kriz zamanlarında bir diktatör gibi hareket edebilir ve ulusun bağımsızlığına, bütünlüğüne yönelik aniden karşılaşılabilecek tehditlere karşı tüm gücü kendinde toplayabilir.

Fransız yarı başkanlık sisteminin günümüzde aksayan yönleri var mıdır? Varsa eğer bunlar nelerdir?

Herhangi bir parlamenter sistemde olduğu gibi cumhurbaşkanı siyaseten sorumsuz dur.  Cumhurbaşkanı göreviyle ilgili işlemlerden dolayı sorumlu tutulamaz ve bundan dolayı suçlanamaz. Fakat diğer parlamenter sistemlerin aksine devlet başkanı Fransa’da tek bir sembol değildir. Çünkü Fransa’da cumhurbaşkanı önemli sorumluluklara sahiptir ve onun bu sorumluluklarını içerecek şekilde hareket etmesini sağlayan mekanizmalar sınırlandırılamaz.. Bu bir anomali olarak görülebilir. Çünkü siyasi sorumluluk gücün kullanılmasıyla doğrudan ilgilidir. Buna ek olarak iki bloğunda tek bir siyasi çoğunluğun parçası olduğu için meclisin hükümeti devirmek gibi bir durumu yoktur. Başka bir deyişle aynı siyasi parti yasama ve yürütme gücünü ellerinde bulunduruyor. Bu da güçler ayrılığının pratikte bir karşılığı olmadığını gösterir ama bu sadece Fransa’ya özgü bir problem değil. Böyle bir sistemde muhalefetin varlığı gereklidir. Böyle yapılanmış bir sistemde yargıçlarla ve özellikle anayasa mahkemeleriyle, bağımsız idari otoriteleriyle ve güçlü bir adem-i merkeziyetçilikle sistemde denge sağlanabilir. Fransa’da 1986 ve 1988 yılları arasında 1993 ile 1995 yılları arasında ve 1997 ile 2002 yılları arasında cumhurbaşkanı izole edilerek güç dengesi yeniden kurulmuştur. Bugün ise vatandaşlar sadece başkanlık seçimlerinde toplumsal desteğin alınmamış politikaların hesabını sorabilir.

 

Türkiye’de bu sistem uygulanmaya başladığı takdirde, bunun muhtemel sonuçları neler olacaktır? Mevcut sistemden daha iyi olacağını düşünüyor musunuz?

Bu zor bir soru. Başkanlık sistemiyle Türkiye’nin politik sistemini tarif etmek zor. Türkiye’de esas güç parlamentodaki karar verici çoğunluk tarafından desteklenen başbakanın elinde. Ancak şu bir gerçekçi doğrudan genel oy prensibiyle yapılacak, gelecek cumhurbaşkanı seçimleri bunu değiştirebilir. Adayların vatandaşlarına sunacakları bir programlarının olması gerekli. Bu adaylar bu temel üzerinden seçilecekler, bu nedenle vatandaşların anayasa paketinin uygulanması yönünde yüksek bir beklentiye sahip olmaları kaçınılmaz. Birçok yasada başkanlık programının izlerini bulacaksınız. Ayrıca anayasa devlet başkanına birçok güç sağlar. Sonuç olarak bu sistemde “güçlü adam” olmak için iyi bir şans. Sınırı olmayan bir otoriteye dönüşmesini engellemek için bu yeni gücü dengeleyecek bir yol bulmak zorundasınız. Anayasa Mahkemesinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üye komposizyonuyla etkin yargısal denetimi sağlanacağı bilinmelidir. Bunu gelecek gösterecek.

Fransa’daki başkanlık sistemiyle Amerika Birleşik Devleri’ndeki sistemi karşılaştırabilir misiniz?

Amerika Birleşik Devletleri, başkanlık sistemi altında faaliyet gösterir. Bu katı bir güçler ayrılığının olduğu anlamına gelir. Bu sistemde başkanın meclisi fes etme hakkı yoktur ve parlamento başkanın sorumluluğu sorgulayarak hükümeti deviremez. Başka bir deyişle yürütme ve yargı direk olarak etkisizleştirilemez. Ayrıca prensipte bunların fonksiyonları net olarak ayrılmıştır. Örneğin, yürütmenin yasama sürecini başlatma imtiyazı olmadığı gibi yasama organının da yürütmenin yetki alanına karışması söz konusu değildir. Ama pratikte Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın yıllık devlet bütçesi için yasa teklifi hazırlamakta tereddüt etmediğini hepimiz biliyoruz. Parlamenterler ise hükümetin faaliyetlerini izlemek için soruşturma komiteleri aracılığıyla kaynak kullanıyorlar. Bu sistem aralarında küçük farklılıkların olduğu çeşitli siyasi grupların iş birliği sayesinde yürüyor.

Fransa 1791,1795 ve 1848 yıllarında Amerikan başkanlık sistemini çok fazla örnek aldı. Fransız sisteminin düzgün işlemesine izin verilmedi. Amerikan sisteminin örnek alındığı ilk durumda parlamenterler Avusturya’ya savaş ilan ederek güçlerini kötüye kullandılar. İkinci durumda ise, Anayasal kuralların olmaması yasama ve yürütme arsındaki çatışmaları çözümsüz kıldı. Nihai olarak bu süreç Fransa’yı 1799’da Bonaparte darbesine götürdü. İkinci Cumhuriyet Louis Napoleon Bonaparte’nın darbe süreçlerini durdurdu. Çünkü parlamentodan başkanlık süresinin uzatılması hakkını elde edememişti.1958 yılından beri Fransa parlamenter sistem çerçevesinde başkanlık rejimiyle yönetilmekte. Buna yarı başkanlık sistemi de diyebiliriz. Meclis üyelerinin gensoru önergesini sunabilmelerini ve devlet başkanının parlamentoyu fes etme hakkının olmasını göz önüne aldığımızda esnek bir güçler ayrılığından bahsedebiliriz. 1962 yılındaki anayasa reformunun imkân sağladığı doğrudan genel oy ile yapılan başkanlık seçimlerinden bu yana sistem değişti. Yaygın görüş bu değişiklikle birlikte Devlet Başkanı’nın kurumların kilit taşı, sistemin en önemli karakteri haline geldiği yönünde. Başkan Anayasa tarafından kendisine atfedilen güçle ulusal politikaları belirler ve hükümetin eylemlerini yönetir.

2000 yılında uygulanmaya başlanan 5 yıllık başkanlık dönemi bu yöndeki eğilimleri güçlendirdi. Bu uygulama parlamento üyelerini başkanın görev süresi boyunca uyumlu çalışmaya zorladı ve neredeyse parlamenter sistemin gardını düşürdü. Kendisiyle uyum içinde çalışan bir parlamentoyu feshetmek başkana bir çıkar sağlamaz. 2007 ve 2008 yılındaki anayasa reformlarıyla sistem daha çok Amerikan modeline yakınlaştı. Ayrıca Cumhurbaşkanı, başbakanın her yerde olamaması durumundan yararlanarak devletin zirvesinde tek başına kendisinin olduğu izlenimi verme eğilimdedir. Eğer anayasal metin kurumsal uygulama ile uyumluysa, Başbakanlık kurumunu ortadan kaldırmak ve onu bir başkan yardımcısı ile değiştirmek gerekebilir. Bu durumda Fransız sisteminin neredeyse Amerikanlaştığını söylemek mümkün. 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics