MİHA-Hatice Deniz
Mor Çatı’nın şu anki durumu hakkında bize bilgi verebilir misiniz?
“Mor Çatı’ya başvurularda çok artış var. Bu artış kadın sorunlarının Türkiye’de azalmadığının da bir kanıtı. Toplumda ‘erkek egemen bakışın’ yarattığı kadına şiddet eğilimini, yaşanan ekonomik kriz daha çok tetikledi. Yurt dışından ve ülke içinde her yerden başvurumuz var.”
Talebin bölgeselliği var mı?
“Öyle bir istatistiğimiz olmadı. İstanbul’dan daha çok var. İstanbul metropol olduğu için bütün coğrafyamızı temsil edebiliyor. Ama şiddetin coğrafyası yok!”
Son zamanlarda kadına şiddet, tecavüz ve töre cinayetleriyle ilgili medyada çok sayıda haber görüyoruz. Medya abartıyor mu?
“Medyanın abarttığını düşünmüyoruz, şiddette artma var. Tabii medya reyting uğruna olayların üstüne daha fazla gidiyor. Burada önemli olan medyanın olayın üzerine gittikten sonra ne yaptığı? Olaylara dikkat çekmesi çok iyi ama dikkat çektikten sonra ne oluyor? Türkiye’deki kanunlar bu konuda birçok ülkeye oranla daha iyi, ama uygulama çok yetersiz.”
Mor Çatı’nın kendisine başvuran kadınlara verdiği destek hakkında bilgi alabilir miyiz?
“Sığınakların kapasitesi bellidir. Bir sığınakta 20–25 kişi barınır. Başvuranlara gereken hukuki ve psikolojik desteği sağlayıp onları uygun ortamlara yönlendiriyoruz. Süremizde sınır yok. Ağır şiddet ortamından çıkmış bir kadının, hele çocukları da varsa ve izole edilmiş bir yaşamdan çıkmışsa kendi ayakları üzerinde durabilmesi kısıtlı bir sürede mümkün değildir. Kendilerine, barınma için sınırlı bir süre tanınan kadınlar aslında başka bir şiddete atılıyor, kurtulmak için kaçtıkları şiddet yaşamına geri dönmüş oluyorlar. Bunların hepsi kısıtlı imkânlar yüzünden meydana geliyor.”
“Devletin kadına ucuz konut desteği olmalı”
Sığınak sonrası yaşamı anlatabilir misiniz?
“Bu noktadan sonra kadınlar için ‘ayakta kalma savaşı’ başlıyor. Kadın sığınma evindeki ortak çalışmalardan öğrenilenler uygulanıyor. Kendi ayakları üzerinde durmaya başlıyorlar. Çaresiz kalıp şiddete geri dönmek zorunda olanlarsa haklarını bilerek, neler yapabileceklerinin farkında olarak gidiyorlar. Devletin ucuz konut desteği olmadığı için çok büyük zorluklar çekiyor kadınlar. Zorlayıcı çok fazla etken var. Mesela kreş desteği almak zorunda olan çocuklu kadınlar var. Çocuklu kadınların çalışabilmesi için kreş desteği alması şarttır. Kadın her yönden sıkışıyor; iş, konut, kreş desteği, sosyal güvenlik… En büyük sıkıntılardan biri de ikametgâh adresi. Kadınların son bir buçuk yıldır en büyük sorunu bu. Adresinin belli olması durumunda pek çok sorunla karşılaşabiliyorlar. Kendisini arayan şiddet uygulamak isteyen bir eş, akrabalar, töre cinayeti… Bunlar ikametgâh sorununun uzantılarıdır. Gizli ikamet kadının güvenliği için psikolojik ve sosyal bir destektir. Çocukların eğitiminin gizliliği pek çok yerde göreceli de olsa çözülmüştür. Erkeğin kadını çocukları üzerinden arama şansı azalmıştır, ama ikametgâh- iş sorunu çözülememiştir.”
Taciz, tecavüz ve ensest gibi cinsel şiddete uğramış kadınlarla buna tanık olmayanlar arasında bir psikolojik uçurumun varlığı söz konusu mudur?
“Toplumda türlü şekilde cinsel istismara uğramış kadınlar var. Bu hem fiziksel hem de cinsel şiddet kategorisine girer. Seks işçiliği yapanlar da bu kategorinin içinde. Normal şiddetin yanında cinsel istismarı da gören kadın, iki ya da üç çeşit şiddet görmüş oluyor. Bu kadınların toparlanması diğerlerine göre zaman alıyor. Onlara güç veren sadece psikolojik destek değil. Birlikte çalışmanın getirdiği dayanışma güçlü hissettirdiği için daha çabuk toparlananlar da var.”
Kadın bakanlar, milletvekilleri hiç destekte bulunuyor mu?
“Seçim zamanı arıyorlar. Devlet erkânının bize bakışı çok iyi değil. Önyargıyla yaklaşılıyor.”
“Hukuk var, yaptırım yok!”
Devletin kadına yaklaşımı nasıl? Sosyal devlet anlayışının kadın için önemi nedir?
“Hukuk var, yaptırım yok. Şiddete uğramış kadına destek olmak bizim amacımız olabilir, ama bu desteğin sonrasında kadına yön vermek, uygun yaşam koşullarını sağlamak Mor Çatı’nın biricik görevi olmamalıydı. Sosyal devlet anlayışı yerleşmiş olsa bu sorun çözülebilirdi. Elbette ki şiddeti uygulayana verilen ceza çok önemli. Ama bir tarafta da mağdur olmuş bir kadın var. Devlet, mağdur olana gereken desteği vermeli. Hukuk işlemleri sonrasında mağdur kadını takip edebilmeli. Ama etmiyor.”
“Şiddetin normalleştirilmesi” hakkında ne söyleyebilirsiniz?
“Bu konu üzerinde medyanın etkisi büyük. Diziler, filmler reyting uğruna şiddeti yeri geldiğinde mizahi olarak sahneliyor. Bu da şiddeti normal hale getiriyor. Halk dilinde ‘kanıksama’dır bu. Yaşanan gerçek olaylarda gündem de tefrika roman haline geliyor; ‘erkekler şiddet uygular, kafa da keser, kadın dayak yer...’ Bu anlayış doğru empatiyi kurmaya engel oluyor. Bu da şiddetin normalleştirilmesini doğal karşılamamıza sebep olur. Şiddettin hiçbir zaman gerekçesi olamaz. Hele sebebi kıskançlık olan şiddet savunmalarının hepsi delik deşiktir.”









