Kerem Çalışkan
Euractiv.com.tr Yayın Yönetmeni
YÖK türban yasağını fiilen kaldırdı.
Basit bir yönetmelik değişikliği yaptı.
“Türbanlılar derse alınmaz” yerine “tutanak tutulur” dedi. Böylece tüm üniversitelerde türban yasağı kalkmış oldu.
Türbanlılar derslere girmiyor muydu?
Zaten giriyorlardı.
Ancak bu değişiklikle eğitim, öğrenim açısından karşılarına çıkabilecek hukuki ve idari engeller de kaldırılmış oldu.
Artık Türkiye üniversitelerinde türban tümüyle serbest.
Tarih 4 Ekim 2010.
Türbanda “Ekim Devrimi”!
Hayırlı olsun.
Türkiye kendine özgü bir ülkedir.
Bazen böyle yıllarca süren kısır tartışmalar basit bir madde değişimi ile biter.
Bir süre sonra bu tür tartışmalar yaşandığını bile kimse hatırlamaz olur.
Tıpkı türbanın üniversitelelerde hiçbir sorun yaratmadığı 60’lı-70’li yıllar gibi.
Türban ne zaman sorun oldu?
Siyasal İslam’ın simgesi haline geldiği 80’li yıllardan sonra.
Daha sonra Türkiye’de adeta “laikliğin elden gidip gitmemesi”nin kriteri haline geldi.
Laik kesim direndi.
Hürriyet’in hala dillerden düşmeyen “411 el kaosa kalktı” manşetiyle akıllarda kalan ve daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ünlü türban serbestisi savaşlarına sahne oldu Türkiye.
Peki şimdi ne oldu?
Anayasa Mahkemesi’nin kararı YÖK tarafından by-pass edildi.
"Hile-i Şeriye" bu toprakların binlerce yıllık geleneğidir.
Şimdi kimsenin sesi çıkacak mı?
Hayır çıkmayacak.
Çünkü önce 58-42’lik referandum iklimi değiştirdi.
Toplumda çoğunluk, AKP’nin getirdiği değişimden yana tavır koymuş oldu.
YÖK türbanı serbest bırakırken bundan cesaret buldu.
Başka?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Brüksel gezisinde başlatıp sonra sürdürdüğü “Türbanı serbest bırakalım” söyleminin de YÖK’ün kararına katkısı oldu.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu, türban ve Anayasa değişikliklerini tartışırken, CHP türban konusunda “silahsız ve gerekçesiz” bir konuma geldi.
Erdoğan’ın son “CHP İran modeli türban istiyor” sözleri bile kamuoyunda tartışılmadan geçiştirildi.
Ve YÖK son noktayı koydu.
Türban artık üniversitede serbest!
En az 20 yıllık bir tartışma bitti!
Ama iş burada kalmayacak.
Şimdi “Kamuda türban serbest olsun” tartışması başlayacak.
Türbanıyla üniversitede okuyan öğrencilerin neden Adliye’de, mahkemede görev yapamayacağı sorgulanacak.
Kamuda “Türbanlı doktor”, “Türbanlı Hakim” “Türbanlı kaymakan ve vali” istenecek.
Peki bunlar olacak mı?
Türkiye’de iklim buna müsait olunca olacak.
Ne zaman?
Türkiye’de toplum Siyasi İslam’a dayalı bir çizgiyi kararlılıkla sürdüren AKP’yi desteklediği sürece olacak.
Siyasi destek değişirse, iklim de başka yönde değişir.
Ama şimdilik değişim, AKP önderliğinde “daha muhafazakar, daha Ortadoğulu, daha İslamcı bir Türkiye” yönünde görünüyor.
Türkiye Cumhuriyeti 100. yıldönümünü 1923’te kutlamaya hazırlanırken, değişim bu yönde görünüyor.
Bunda Türkiye’ye sırt çeviren Sarkozy ve Merkel gibi Avrupa’daki “kasaba politikacılarının” rolünün olduğunu da eklemeden geçmeyelim.
Avrupa burka-peçe yasağını tartışırken, Türkiye’nin üniversitede türbanı serbest bırakması bir sinyaldir.
Avrupa’ya ve dünyaya verilen bir sinyaldir.
Türkiye Avrupa’ya ve modernleşmeye dönük yüzünü, yavaş yavaş Ortadoğu’ya ve geleneksel, tutucu değerlere çevirmektedir.
Bütün bunların sonucunda “Laiklik elden gider mi?”
Laiklik, türbanın üniversiteye girmemesi ise, elden gitti bile!
Yok değilse, şu herkesin çok istediği “Yeni Anayasa"da "Laiklik” tanımını hep birlikte en baştan başlayarak yeniden yapmamız gerekecek.
Türban serbestisi belki de bize laikliği yeniden tanımlama fırsatı veriyor.
Hayırlı olsun.









