Logo EurActiv.com.tr

Sarıgül: TDH’da her kademede yüzde 30 kadın kotası olacak

Bookmark and Share

21.02.2010
Türkiye Değişim Hareketi (TDH) lideri Mustafa Sarıgül, partileşme sürecinde kadın ve gençlere yönelik en az yüzde 30'luk kota uygulaması başlatacaklarını söyledi. Sarıgül, EurActiv Türkiye'nin Türk Değişim Hareketi ve Türkiye gündemine ilişkin sorularını yanıtladı.

Türk Değişi Hareketi lideri Mustafa Sarıgül, partileşme sürecinin geldiği aşamayı ve Türkiye gündemindeki tartışmalı konulara ilişkin görüşlerini EurActiv.com.tr ile paylaştı:

EurActiv Türkiye (EA) : Parti kurma çalışması şu anda hangi aşamada?

Mustafa Sarıgül (MS) : Partileşme sürecimiz devam ediyor. Türkiye genelinde örgütlenmemiz büyük ölçüde tamamlandı. Şu an itibariyle toplam 700 bin gönüllü üyemiz bulunuyor. Türkiye Değişim Hareketi, uzun zamandır Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu  değişimi gerçekleştirmek için çalışıyor. İl merkezlerimiz, ilçe merkezlerimiz oluşturuluyor. Türkiye’nin dört bir yanında hareketimize gönül veren mücadele arkadaşlarımız çok yoğun bir tempo içerisindeler. Önümüzdeki aylarda tüzüğümüzü, programımızı, kurucu ekibimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Partimiz fiilen hazır. Kağıt üzerinde parti kurmak kolay; Ankara’da kurulmuş birçok siyasi parti var. Ancak biz tabela partisi olmak istemiyoruz. Yurttaşlarımızın merak ettiğini, heyecanla beklediğini biliyorum. Onları fazla bekletmeyeceğiz.

EA: Önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen seçimler için sizin tarih öneriniz nedir? Bu seçimlere katılabilecek misiniz?

MS: Şu anki konjonktüre baktığımızda, erken seçimle ilgili konuşmak için henüz erken. Seçimler planlandığı tarihte yapılacak gibi görünüyor. Türkiye Değişim Hareketi, erken ya da zamanında yapılsın, önümüzdeki ilk genel seçime katılmaya hazırdır.

“Partinin her kademesinde %30 kadın kotası”

 EA: Partide kadınlar ve gençler için kota uygulamanız var mı?

MS: Her teşkilât, bölgesindeki seçmen sayısının % 2 ya da 3’ü nispetinde üye yapmak mecburiyetinde. Kadınlar için pozitif ayırımcılık düşünüyoruz. Partinin her kademesinde, yüzde 30 kadın kotası olacak.  Uygun isim bulunamamışsa, kadınlara ayrılan kontenjan koltuklar kotamız  olacak. Bu asgari ölçüdür, bunun üzerine çıkmaya çalışacağız.

Gençlerimizin sadece %4’ü bir siyasi partide görev alıyor. Parlamentoda  35 yaşın altında sadece 5 milletvekilimiz var. Böyle gelmiş, böyle gitmez, gitmeyecek. Bütün bu ezberleri gençlerin bozacağına inanıyoruz. İlk hedefimiz genç bir parlamento oluşturmak  ve ilk  seçimlerde  iktidar olmaktır. İktidara hazırlık merkezlerimizdeki  gençler  bölgelerinde iktidar  odaklarıdır. Parti  içi  demokrasiyi gençler gözetir ve korur. Partimizde gençlik kolları kendi kongrelerini kendileri yapacak. Gençlerin olmadığı yerde değişimin olmayacağını düşünüyoruz.

EA :Son dönemde Türkiye’deki siyasi eğilimleri ele alan bir dizi anket sonucu açıklanıyor. Siz seçimlere katıldığınız takdirde oy oranınızı ne şekilde öngörüyorsunuz?

MS: Hakkımızda araştırma yapan daha pek çok kuruluş vardır. Bu araştırmalar da pek çok kez medyada yer aldı. Türkiye Değişim Hareketi, henüz bir parti olmamasına ve seçmenlere parti veya lider ismi hatırlatılmamasına rağmen, seçim tahminlerinde TDH yüzde 8 ile yüzde 12 oranında çıkmaktadır. Ocak ayında, Metropoll şirketinin araştırmasına göre bu oran yüzde 5,8’dir. Seçmenlerin yüzde 11,1’in ise kararsız olduğunu gözlüyoruz. Yine aynı araştırmada, “Mustafa Sarıgül’ün kuracağı partiye oy verir misiniz?” sorusuna ise, “verebilirim” diyenlerin oranı yüzde 28 olarak tespit edilmiştir.

Konsensus araştırma şirketinin Habertürk için her ay yaptığı “Türkiye Gündemi’’ anketinin Aralık ayı sonuçlarında, Mustafa Sarıgül  “en beğenilen liderler”de, Başbakan Erdoğan’ın ardından ikinci oldu. Ankete katılanların yüzde 28,4’ü “en beğendiğiniz lider kim?” sorusuna “Sarıgül” cevabını verdi.

Genar araştırma şirketinin 2009 Eylül ayında yaptığı araştırmaya göre ise, seçmenlerin yüzde 50,3’ü, Tayyip Erdoğan’ın alternatifinin Sarıgül olduğunu düşünüyor. Sarıgül liderliğindeki bir partiye oy verebileceğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 33,5 olarak tespit ediliyor.

A&G araştırma şirketinin, Kasım 2009’da yaptığı araştırmaya göre, “Tayyip Erdoğan’dan sonra Türkiye’nin başbakanı kim olabilir?” sorusuna seçmenlerin yüzde 25,1’i Sarıgül cevabını veriyor. Yine aynı araştırmada, “Sarıgül’ün kuracağı parti başarılı olabilir mi?” sorusuna “Evet, başarılı olabilir” diyenlerin oranı yüzde 61,2 olarak tespit ediliyor.

Kısaca, birbirinden farklı çok sayıda araştırma kuruluşu, şahsım ve TDH hakkında farklı sorularla da olsa, benzer sonuçlara ulaşıyorlar. Bugün henüz bir parti olmayan TDH’in toplumda giderek büyük bir ilgi ve merak uyandırdığını, yurttaşlarımızın desteği ve sevgisinin giderek arttığını, bu araştırmalar da ortaya koyuyor. Sadece araştırmalar değil, Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdiğimiz toplantılarda da halkımızın desteğini yakından görüyoruz. Zaten biz bu ilgi ve sevgiyi görmeseydik, yollara çıkmamıza da gerek yoktu.

EA: Seçmen kitlenizi nasıl tanımlarsınız? Sosyo ekonomik olarak orta sınıfı mı, yaş olarak gençleri mi vs?

MS: Türkiye Değişim Hareketi, toplumun her kesimini kucaklamak için yollara çıktı. Bizim ayrımız gayrımız yok. Biz her yaştan bireye, her sınıftan insana hizmet için buradayız. Emekli de bizim, gençler de bizim, başı açık olan da bizim, başı örtülü olan da bizim diyoruz. Bizim asla ötekimiz olmayacak. Doğulu da bizim, batılı da bizim. Cami de bizim, cemevi de bizim, kilise de bizim, sinagog da bizim. Bizim hareketimizde, dil farkı, din farkı, ırk farkı, kültür farkı, mezhep farkı olmayacak. O yüzden seçmen kitlemizi sınırlandırmıyoruz. Biz, Türkiye’nin partisiyiz çünkü.

“Kurumlararası çatışmadan kaçınılmalı”

EA : Son dönemde gündemde sıkça yer alan Anayasa değişikliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

MS: Karşımızdaki Türkiye tablosu kaygı vericidir. Devletin en üst düzey kurumları arasında ciddi çekişme vardır. Yeni bir sivil anayasa şarttır. Ancak iktidar anayasa değişikliğine giderken, tüm kurumlarla mutabakat sağlamalı. Hem muhalefet, hem yargı, hem de sivil toplum kuruluşları ile görüşerek bu değişiklik sağlanmalı. Kurumlararası bir çatışma durumu oluşturulmamalı. Toplumun her kesimini kapsayan bir anayasa değişikliği için uzlaşı şart.

EA: Gündemdeki bir diğer konu olan ordunun yürüttüğü iddia edilen darbe faaliyetlerine ilişkin iddialar konusunda fikirleriniz nelerdir? EMASYA protokolünün kaldırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

MS: EMASYA protokolünün kaldırılması önemli bir gelişme, bunu olumlu buluyorum. Türkiye’de hiçbir kişi ya da kurumun darbe hazırlığı yapacağını düşünmüyorum. Darbelerin, hukuk ve demokrasi dışı uygulamaların geride kaldığına inanıyorum. Ordumuz ülkemizin birlik, beraberlik ve güvenliği açısından çok önemlidir. Ne olursa olsun, böylesine önemli kurumların yıpratılmaması gerekir.

“Müzakerelerde eşit muamele istiyoruz”

EA: Hem parti hem de kişisel olarak Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin görüşleriniz nelerdir?

MS: Avrupa Birliği, Cumhuriyetimizin hedefidir. Biz bu hedefin doğru bir hedef olduğuna inanıyoruz ve ülkemizin Avrupa Birliği’ne üyeliğini savunuyoruz. Ancak müzakere sürecinde eşit muamele görmek istiyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği komiserleri tarafindan sürekli azarlanacak bir ülke değildir. Biz Avrupa Birliği komiserleri istediği için değil, biz istediğimiz için bu reformları yapmalıyız, yapacağız.

Avrupa’nın dar ve kısır bakışlı siyasetçileri Türkiye’nin üyeliğine karşı çıksa da, Avrupa’daki sosyal demokrat siyasetçilerle sürekli temas içinde olacağız. Türkiye’nin çıkarlarını ve haklarını en üst düzeyde savunacağız.

Türkiye Değişim Hareketi, ülkemizin dışarıda onurlu, içeride huzurlu olması için, ayrım yapmadan her ülke ile görüşecektir. Uluslararası ilişkilerde ülkelere karşı olunmaz, müzakere maddelerine karşı çıkılabilir. İktidarımızda, Türkiye bölgesinde lider bir ülke olacak.

EA: İktidar ve yargı arasında yaşanan tartışmalarla ilgili görüşleriniz nelerdir?

MS: Kurumlar arasında çatışma ya da güven sorunu yaratmak çok tehlikeli bir durumdur. Bu nedenle, tüm kurumların birbiri ile uyum içinde çalışması yönünde çaba sarfetmek gerekir. Diğer yandan, yurttaşların ordu gibi, yargı gibi çok önemli kurumlara olan güvenini zedeleyici tutum ve davranışlardan da kaçınmalıyız. Hukuk devleti ve bağımsız yargıya olan inancımız tamdır. Senin savcın, benim savcım, senin polisin, benim polisim olmaz. Yargının özgür ve bağımsız şekilde görev yapması için, her türlü siyasi etkiden uzak tutulması gerekir.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics