Logo EurActiv.com.tr

Sosyal medya hesapları kariyer için tehlike arz ediyor

Bookmark and Share
(en)

02.02.2010
Avrupalı iş bulma şirketlerinin neredeyse yarısı internetteki sosyal iletişim ağlarını kullanarak potansiyel adaylar hakkında bilgi toplarken dörtte biri de araştırma sonuçlarına dayanarak adayların başvurularını reddediyor.

Haber

Avrupa Birliği (AB) Veri Koruma Günü sebebiyle yayımlanan son ankette iş bulma firmalarının adaylar hakkında nasıl bilgi topladıkları sorulduğunda insan kaynakları çalışanlarının yüzde 43’ünün bir adayın internette ne kadar tanındığını analiz ettiklerini ve bunu arama motorları, sosyal iletişim ağları, kişisel web siteleri ve bloglar yoluyla yaptıklarını söylediler.

Almanya’da iş  bulma firmalarının yüzde 59’u personel adaylarıyla ilgili bilgiyi internet üzerinden topluyor. İngiltere’de bu oran yüzde 47 ve Fransa’da yüzde 23. AB ortalaması ise Amerika ortalamasının oldukça altında. ABD’de insan kaynakları çalışanlarının yüzde 79’u adaylarla ilgili bilgileri internetten üzerinden ediniyorlar.

Piyasa araştırma şirketi Cross-Tab’in Microsoft adına hazırladığı raporda iş bulma firmalarının yüzde 23’ü adayları internet üzerindeki tanınırlık oranına göre kabul ya da reddettiklerini ortaya koydu. Bu oran İngiltere’de yüzde 41, Almanya’da yüzde 16 ve Fransa’da yüzde 14, ABD’de ise yüzde 70.

Adayların reddedilmesinin en başta gelen nedeni bir adayın web üzerinde yaptığı uygunsuz yorumlar veya yazılar. İş bulma firmaları adayların yaşam tarzlarının olumsuz etki yarattığını itiraf ederken uygunsuz fotoğrafların veya videoların da kötü yönde etkili olduğunu belirtiyor.

Tüketici internet üzerindeki tanınırlığın etkisini hafife alıyor

İş bulma şirketleri karar vermeden önce internetten adaylarla edindikleri bilgileri gözden geçirdiklerini söyleyedursun tüketiciler internet üzerinde bilinirlik etmeninin önemini göz ardı etmeye devam ediyor.

İngilizlerin yüzde 9’u kişisel bilgilerin iş bulunmasında etkili olduğuna inanıyor. Ancak İngiliz iş bulma şirketlerinin yüzde 41’i adayları internette kendileriyle ilgili bilgilere göre reddettiklerini kaydediyor.

Benze şekilde Almanya ve Fransa’da tüketiciler kendileriyle ilgili bilgilerin internette yer almasından huzursuzluk duymuyor. Almanların yüzde 13’ü ve Fransızların yüzde 10’u bundan korktuklarını itiraf ediyor.

10-23 Aralık 2009 tarihlerinde yapılan kamuoyu yoklamasına 1,010 insan kaynakları çalışanı  ile Almanya, İngiltere ve Fransa’dan 831 tüketici denek olarak katıldı. Aynı anket ABD’de benzer şekilde gerçekleştirildi.

AB’nin yanıtı

AB’nin yeni Veri Koruma Komiseri Viviane Reding konuşmalarında vatandaşların kendileriyle ilgili özel bilgileri etrafta kullanmalarının sakıncalarını anlatacak çalışmalara odaklanacağını açıkladı.

Reding veri koruma kanunların güncellenmesi ve teknolojik değişikliklerin mahremiyetin korunmasını dikkate alacak şekilde yapılması gerektiğine işaret etti. Komiser, Facebook, MySpace ve Twitter gibi sosyal iletişim ağlarının bu anlamda tehlikeli olabileceği uyarısında bulundu.

AB sosyal iletişim ağlarının yetkililerini aramaların 18 yaşın altındakilere kapalı olacak şekilde düzenlemeleri ve mahrem tutmaları konusunda uyarıyor. 9 Şubat’ta kutlanacak Daha Güvenli İnternet Günü için Komisyon tavsiyelerin uygulanmasına ilişkin bir değerlendirme yayımlayacak.

Sırada yeni girişimler de var. Reding beş yıllık yeni görev süresinde internette mahremiyet konusuyla ilgili iki önemli mevzuatın gözden geçirilmesi için çalışacağını açıkladı. Bunlardan biri Veri Koruma Yönergesi, diğeri E-Mahremiyet Yönergesi.

Sosyal iletişim ağlarında kullanıcılar kendileriyle ilgili istedikleri bilgileri diğerleriyle paylaşabiliyor. Bloglara benzer sosyal iletişim sitelerinde diğerleriyle anında iletişim ve bazı bilgilerin diğerleriyle seçimli olarak paylaşılması gibi özellikler de bulunuyor.

Sosyal iletişim ağları  içinde en yaygın olanlar: Facebook, Twitter, LinkedIn and MySpace.

Bazı kullanıcılarla ilgili özellikle internet üzerinde tanınırlık konusunda birtakım riskler de yok değil. Kasım 2007’de AB Ağ ve Bilgi Güvenliği Kurumu (ENISA) yayımladığı özel bir raporda “dijital dosya kümeleşmesi”ne karşı uyarıda bulunarak bu gibi bilgilerin kariyerle ilgili olumsuz sonuçlara yol açtığına dikkat etti.

Girit’in Heraklion kentinde bulunan ENISA AB’nin iletişim ağlarına verdiği önemin bir göstergesi olarak Eylül 2005’te faaliyete geçti.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics