Logo EurActiv.com.tr

AB ve Türkiye'de mobil iletişim hizmetlerinde vergi rejimi-3

Bookmark and Share

 E) Yabancı sermayenin girişi önündeki engeller azalıyor

Bir ülkede uygulanana vergi politikası, vergi sağlayan faktörlerin düşük vergi uygulayan diğer ülkelere kaymasına neden olabilmektedir. Bir ülkede yapılacak doğrudan sermaye yatırım kararlarını etkileyen faktörler arasında pazara erişim kolaylığı, yatırım ve işletim masraflarının yanı sıra vergi maliyetleri de büyük önem taşımaktadır. Yabancı sermaye çekmek isteyen ülkeler düşük vergi oranları uygulayarak ülkelerinin yabancıların yatırımları için cazip hale gelmesini sağlamaya çalışımaktadırlar. Vergi oranlarının diğer ülkelerin vergi oranları izlenerek daha düşük tutulması ve yabancı yatırımcıların lehine düzenlenmesinin yanı sıra, vergi istisnaları ve indirim gibi teşvik edici sistemler de tercih edilmektedir.

Avrupa genelinde birçok ülkede mobil penetrasyon yüzde 100 seviyesini aşmış durumdadır. Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’nin çok gerisinde bulunan ülkeler bile bugün mobil penetrasyon ve sektörün büyümesi açısından Türkiye’nin önüne geçmiş durumdalar. Bulgaristan, Çek cumhuriyeti, Estonya, Güney Kıbrıs, Latvia, Litvanya, Malta, Slovenya, Slovakya, Ukrayna Türkiye’yi mobil penetrasyon ve sektörel büyüme açısından geride bırakan ülkelerden bazıları. Bu ülkelerdeki penetrasyon oranlarının yükselmesinin temel nedeni vergi oranlarında gerçekleştirdikleri indirimlerdir.

AB ülkelerinden bazı örnekler bu durumu somut olarak ortaya koymaktadır:

Romanya: 2007 yılında AB üyesi olan Romanya’da, mobil iletişim KDV oranı 1998 yılında yüzde 18’den yüzde 22’ye yükseldi. KDV oranları 2000 yılında ise yüzde 19’a indirildi. KDV indiriminden önce yüzde 10 civarında olan mobil penetrasyon oranı, vergi oranının azaltılması ile yüzde 80’lerin üzerine ulaştı.

Slovakya: AB yeni üyeleri arasında iletişim vergilerinin azaltılmasına yönelik bir eğilim söz konusu.  Vergi oranlarındaki düşüşün, penetrasyon oranlarında artışa neden olduğu dikkat çekiyor. Örneğin Mayıs 2004 tarihinde AB’ye üye olan Slovakya, mobil iletişimdeki KDV oranını son on yılda 3 kez indirdi. 1996 yılında yüzde 25 olan KDV oranı yüzde 23’e; 2003 yılında yüzde 20’ye; 2004 yılında yüzde 19’a indirildi. Bu indirimler sonrasında Slovakya’da mobil penetrasyon oranı yüzde 70’ten yüzde 90’ın üzerine çıktı.

Macaristan: 2004 yılında AB üyesi olan Macaristan, 2006 yılında mobil iletişimde uyguladığı KDV oranını yüzde 25’ten yüzde 20’ye indirdi İndirim öncesinde yüzde 90’larda olan mobil penetrasyon oranı, indirimle birlikte yüzde yüzü aştı.

Çek Cumhuriyeti: 2004 yılında AB üyesi olan Çek Cumhuriyeti, AB üyeliği ile birlikte mobil iletişimde uyguladığı KDV oranlarını yüzde 22’den yüzde 19’a düşürdü. 1995 yılından bu yana sürekli olarak artmaya devam eden penetrasyon oranı ise şu anda yüzde 120 seviyelerinde.

F) Rekabete etkisi

Calgary Üniversitesi, Haskayne School of Business Dekanı ve London Business School Üyesi Prof. Leonard Waverman tarafından kaleme alınanTürkiyede Mobil Telefonların Vergilendirilmesinin Ekonomik Etkileri” başlıklı rapor, cep telefonu kullanımı üzerindeki vergilerin birçok başka ürün ve hizmete uyarlanan vergilere oranla daha yüksek olduğu gibi, aynı zamanda Özel İletişim Vergisinin de sabit-hat sektörüne göre daha yüksek olduğunun altını çizmektedir.

Vergilendirmedeki bu asimetrinin, Türkiye’de orta ve uzun vadede genişbant piyasasının gelişimi üzerinde önemli dinamik etkileri olduğunu belirten rapor, hem sabit hat hem de cep telefonu kullanıcıları ve operatörlerinin Türk ekonomisinin birçok başka sektöründeki tüketici ve üreticilerden daha yüksek vergi ödediklerini ancak kendi içlerinde de asimetrik bir durum olduğunun altını çizmektedir.

Yüksek vergi oranları sabit-hat sektöründe yapay bir ikame oluşturmakta ama aynı zamanda da telekomünikasyon sektörünün yasal düzenlemesiyle ilgili politikanın kilit noktası olan “platform tarafsızlığı” veya “teknoloji tarafsızlığı” kurallarını da ihlal etmektedir.

Telekomünikasyon sektörü üzerinde Türkiye’nin uyguladığı yüksek vergiler ve mobil sektöre uygulanan cezalandırıcı mahiyetteki yüksek vergilerin sonucu, Mobil Operatörlerin giriş ve yatırımlarına darbe vurmaktadır.

Prof. Waverman’a göre bu, Türkiye’de özellikle genişbant piyasasının gelişmesinin iki özel nedenle sonucudur:

(a)  sabit-hat yükümlü operatörüne en güçlü rekabet mobil sektöründen gelir – örneğin Türk Telekomünikasyon Kurumu, Mobil Operatörlerin yatırımlarının sabit-hat operatörlerinin yatırımlarının neredeyse iki katı olduğunu bildirmiştir.

(b)  diğer gelişmekte olan piyasalarda olduğu gibi Türkiye’de de mobil ya da telsiz genişbantın, sabit-hatlı genişbanttan daha önemli bir role sahip olması muhtemeldir.

     Türkiye’de şu andaki genişbant penetrasyon oranının %6’nın biraz üzerinde olduğu, yani OECD ortalamasının üçte birine denk geldiği gerçeği dikkate alınmalıdır.Telekomünikasyon Kurumu‘na göre ülkede 35.000’in biraz üzerinde kablo genişbant abonesi bulunmaktadır.  ADSL platformu genişbant piyasasına egemen olduğu halde, mobil sektör genel yatırım ve gelirler açısından sabit-hat sektörünün önünde gitmektedir. Ancak Türkiye’de kişisel bilgisayara sahip olma ve bunların penetrasyonları açısından durumun diğer OECD ülkelerinin çok altında olması Türkiye’nin ADSL-sürümlü model ile genişbant girişine ulaşımına belirgin bir kısıtlama getirmektedir. Mobil araçların penetrasyonu, kişisel bilgisayarlarınkinin çok üzerinde olduğu için 3G hizmetlerinin (ve 5-10 yıllık bir zaman çizgisinde 4G hizmetlerinin) tanıtımı, genişbant piyasasının gelişmesine önemli ölçüde bir etki yapabilir.

G) Gelir dağılımına- sosyal adalete etkisi

Mobil iletişim hizmetlerine uygulanan vergi kalemlerine tekrar bakılacak olursa, önemli bir unsur göze çarpmaktadır:

Kalemlerin bir kısmı dolaysız, bir kısmı ise dolaylı olan bu vergi rejimi sosyal adaletsizliğe neden olmakta,  bu koşullar altında daha az konuşan kullanıcılar daha fazla vergi yüküne maruz kalmaktadır.

Haberleşme gibi anayasada dahi yer alan bir hakkın önüne bu şekilde bir engel konularak sosyal adaletin ihlal edilmesi kabul edilemez. Konuyu biraz daha teknik biçimde ifade etmek gerekirse aşağıdaki tabloya bakılabilir:

Ayda 10 dakika konuşan bir insanın konuşma bedeli ortalama 12 TL olarak belirlendiğini varsayılırsa, (tarifelere göre değişmekle birlikte ortalama bir fiyat seçilmiştir) 12 YTL, 50 YTL, 100 YTL ve 500 YTL'lik cep telefonu hizmeti alan kişilerin ne ödediğine bakıldığında aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır:

 

TL

Aylık Tutar

12,00

50,00

100,00

500,00

% 15 Hazine Katkısı

1,80

7,50

15,00

75,00

% 25 Ö.İ.V.

3,00

12,50

25,00

125,00

% 18 KDV

2,16

9,00

18,00

90,00

Kurum Katkı Payı

0,01

0,03

0,06

0,32

******************************

Aylık Vergi Toplamı

6,97

29,03

58,06

290,32

Aylık Fatura Toplamı

18,97

79,03

158,06

790,32

******************************

Aylık Konuşma / Vergi

% 58,1

% 58,1

% 58,1

% 58,1

******************************

Tesis Ücreti (YTL)

26

TGM Tesis Ücreti (YTL)

10

TGM Yıllık Ücreti (YTL)

10

Yasal Yükümlülük Toplamı (YTL)

46

******************************

Yıllık Konuşma (YTL)

144,00

600,00

1.200,00

6.000,00

Yıllık Vergi (YTL)

83,61

348,38

696,76

3.483,78

Yıllık Yasal Yükümlülük Toplamı (YTL)

46

******************************

1.Yıl Sonunda Toplam Ödeme (YTL)

273,61

994,38

1.942,76

9.529,78

1. Yılda Toplam (Vergi+Yasal Yükümlülük) / Konuşma

% 90,0

% 65,7

% 58,8

% 61,9

******************************

2.Yıl Sonunda Toplam Ödeme (YTL)

237,61

958,38

1.906,76

9.493,78

2. Yıl ve sonrasında Toplam (Vergi+Yasal Yükümlülük) / Konuşma

% 65,0

% 59,7

% 58,2

% 59,7


Bu tablodan görülen durum, ayda 10 dakika konuşan, kısıtlı bütçeye sahip bir kullanıcının, 1.yılın sonunda konuştuğu 144 YTL'ye karşılık 273,61 YTL ,yani % 90 vergi ödüyor olduğudur. Ayda 50 YTL yılda 600 YTL'lik telefon konuşması yapan bir kişi ise, yılın sonunda 994,38 YTL, yani % 65,7 vergi ödemiştir. Bu rakam ayda 500, yılda 6 milyar YTL'lik konuşma yapan bir kişide % 61,9 olmaktadır. 2.yıl ve sonrasında sabit ödemelerdeki 26 + 10 YTL'lik tesis ücretleri düştüğü için toplam ödeme miktarı da biraz düşmektedir. [1]

Vergi yükünün gelir dağılımı açısından bir başka görünümü ise dolaylı ve dolaysız vergilerin dengesizliği olarak ortaya çıkmaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında, Türkiye’de gelir dağılımı esas alınmayarak tahsil edilen dolaylı vergilerin ağırlığı görülmektedir.

AB genelinde toplam vergi gelirleri içinde KDV ve Özel Tüketim Vergileri gibi dolaylı vergilerin payı yüzde 30 civarındadır. Türkiye’de ise bu oran yüzde 50’ye ulaşmaktadır. Mobil iletişimde dolaylı vergilerin yüksek olması, dolaylı ve dolaysız vergiler arasındaki dengesizliği daha da artırmaktadır. Dolaylı vergilerin kötü yanlarından birisi, tüketicilerin gelir düzeyine bakılmaksızın tahsil edilmeleridir. Dolayısıyla gelir dağılımının düzeltilmesi açısından dolaylı vergilerin kaldırılması, dolaysız vergilerin ise vergi gelirleri içindeki payının azaltılması gerekmektedir. Türkiye’de vergilerin yüksek olmasından dolayı, hanehalkı harcamaları içinde iletişim hizmetlerinin yapı yüzde 4.18’e ulaşmakta, bu oranın AB ülkelerine göre dört kat yüksek olduğu göze çarpmaktadır . Vergilerin düşürülmesi ailelerin daha düşük fiyatlarla bu hizmetlerden yararlanmalarına yol açacaktır.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi ve Maliye Bölümü Maliye Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Furtun, mobil iletişimde vergi yükünün hafifletilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğunu bildirmektedir.

Furtun’a göre, ülkemizde telekomünikasyon ve mobil iletişim hizmetlerinin nitelendirilmesine yönelik yanlış bir yaklaşım eskiden beri sürdürülmekte ve bu yaklaşım uyarınca bu sektörün sunmakta olduğu hizmetler yüksek gelir gruplarınca talep ve istihsal edilen lüks niteliğinde hizmetler olarak telakki edilmektedir. Oysa sektör istatistikleri incelendiğinde orta ve düşük gelir seviyelerindeki tüketiciler tarafından da yoğun bir biçimde bu sektörlerden hizmet alımı yapıldığı görülmektedir.

Furtun’a göre, T.C. Anayasası'nın vergi ödevi başlıklı 73. maddesinde vergilendirmeye dair anayasal-hukuki ilkelere yer verilmiştir. Bu iki ilkelerin içeriği-özü Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli kararları ile biçimlendirilmiş bulunmaktadır. AY 73. maddenin ikinci bendinde toplumda vergi yükünün adaletli ve dengeli biçimde dağıtılmasının devletin yürüttüğü maliye politikasının sosyal amacı olduğu açık biçimde hükme bağlanmıştır. Ayrıca bu maddenin birinci bendinde hükme bağlanan vergilendirmenin mali güce göre yapılması ilkesi de devletin vergilendirme yetkisini kullanırken ölçülü davranmasını, bireyler ve topluluklarına ödeme güçlerinin ötesinde bir vergi yükü yüklememesini öngörmektedir.

Bu ilke uyarınca vergilendirme ile temel hak ve özgürlüklere müdahalede bulunulurken bu temel hak ve özgürlüğün özüne dokunulmamalı, bu temel hak ve özgürlüğü kullanılamaz hale getiren düzenlemelerden kaçınılmalıdır. Telekomünikasyon sektöründe özellikle de mobil iletişim hizmetlerine yönelik uygulanan KDV, ÖİV gibi vergiler ve diğer mali yükümlülüler nedeni ile söz konusu olan ağır vergi yükünün Anayasanın 22. maddesinde düzenlenmiş temel hak ve özgürlüklerden olan haberleşme  özgürlüğünü ölçüsüz ve aşırı biçimde sınırlandırdığını ileri sürmek hukuken mümkündür.  

Son olarak AİHM-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve ATAD-Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararları dikkate alındığında telekomünikasyon sektörüne özellikle bu sektör içindeki mobil iletişim hizmetlerine yönelik ağır vergilendirmenin temel hakların korunması ve Avrupa Birliği’ne hakim olan ilkelere uygunluk açısından aykırı bulunması ihtimali söz konusudur.

Bu nedenledir ki, Türkiye'deki dolaylı vergilerin AB müktesebatı ile uyumlu hale getirilmesi bakımından telekomünikasyon sektörüne yönelik özellikle de bu sektör içinde yer alan mobil iletişim hizmetlerine konu edinen ağır vergi yükünün en azından AB ortalamasına çekilmek sureti ile hafifletilmesi bir hukuki zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Türkiye'de TUBİSAD gibi sivil toplum kuruluşları ile sektörde faaliyet gösteren çeşitli firmaların da ısrarla vurguladıkları üzere sektörün sağlıklı biçimde gelişmesi, hizmet kalitesinin artması, sektör aracılığı ile ekonomik gelişme ve istihdama katkıda bulunulması açısından da yukarıda belirtilen vergi yükü hafifletilmesi önemli faydalar sağlayacaktır.

Mobil iletişimi lüks değil, ihtiyaç olarak gören vergi rejimleri herkes için faydalı

GSMA Küresel Mobil İletişim Vergileri Raporu’na göre (2006-2007), mobil telefonları bir lüks değil, bir ihtiyaç olarak gören vergi rejimleri herkes için daha faydalıdır.

Dünya nüfusunun yüzde 85’ini oluşturan 101 ülkede gerçekleştirilen araştırmaya göre, tüketici vergilerinin kaldırılması ya da azaltılmasının etkileri şöyle sıralanmaktadır:

-          Son tüketiciye giden ürünün fiyatı ucuzlamakta,

-          Mobil telefon penetrasyonu ve kullanımında artış sağlanmakta,

-          Vergi gelirleri ve GSMH üzerinde olumlu yansımaları oluyor: Mobil telefon penetrasyonunda gerçekleşen yüzde 10’luk artış, yıllık GSMH büyüme oranını gelişmekte olan ülkelerde yüzde 1.2, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 0.6 oranında artırmaktadır.

Şubat 2006 tarihinde KDV oranlarındaki indirimi istihdam yoğun hizmetlere taşımaya karar veren Ekonomik ve Finansal İşler Konseyi (ECOFIN), Avrupa Komisyonu’nu vergi indiriminin istihdam yaratma, ekonomik büyüme ve iç pazara yönelik olumlu etkilerini ortaya koyacak bir rapor hazırlamaya davet etmiştir. Kopenhagen Economics tarafından gerçekleştirilen araştırma sonunda şu noktalara dikkat çekilmiştir:

-          Her ülkede sadece tek bir KDV oranı uygulanmasına yönelik genel bir kanı var. Sektörler arası uyumlu olacak KDV oranı ekonomik etkinliği artırıyor; kurumsal masrafları azaltıyor ve iç pazarın işleyişini kolaylaştırmaktadır.

-          KDV indirimi, verimliliğin artmasında, yapısal işsizliğin azalmasında, gelir dağılımının düzenlenmesinde ve bazı ürünlerin toplumun daha büyük bir kısmı tarafından ulaşılır olmasında önemli bir rol oynamaktadır.

-          KDV oranlarının indirilmesi, sınır ötesi haksız rekabeti önlemek açısından da önemli bir rol üstlenmektedir.

Vergilerin indirilmesinin çok sayıda katkısı var

Hacettepe Üniversitesi Maliye Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Necmiddin Bağdadioğlu, ekonominin hemen hemen her sektörüne girdi sağlayan bir altyapı endüstrisi olarak kabul gören telekomünikasyon sektörüne gereken önemin verilmesi halinde hem ekonomide etkinlik kazanımlarının artması hem de kalkınma ve büyüme üzerinde önemli etkilerin ortaya çıkmasının söz konusu olacağını ifade etmektedir. Bağdadioğlu “Bu etkilerin ortaya çıkmasında, gerek yatırımlarının daha kısa zamanda yapılabilmesi gerekse kablosuz iletişimin sunduğu katma değerli hizmetlerin çeşitliliğinin ve kalitesinin yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte hızla artması nedeniyle, mobil Telekom hizmetlerinin sabit hizmetlerine göre gelecekte daha etkili olacağı düşünülmektedir” yorumlarında bulunmaktadır.

GSM Association tarafından 2005 yılında gerçekleştirilen ilk araştırma, gelişmiş ülkelerdeki telekom vergilerinin çok yüksek olduğunu ve vergilerdeki küçük çaplı indirimlerin bile mobil telefon kullananların sayısında büyük bir artışa denk geldiğini ortaya koymuştur.

Doğu Avrupa ülkelerin de eklendiği ikinci araştırmada ise düşük vergi oranları ile hükümetler için uzun vadede gelir fırsatları arasındaki ilişki incelenmektedir. Varılan sonuç vergilerin düşürülmesinin, en az gelişmiş ülkelerde bile ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği yönündedir. Rapordan dikkat çeken bazı maddeler şu şekildedir:

-          Gelişmekte olan ülkelerde bilgiye ulaşım gelişmiş ülkelere oranla yirmi yıl geridedir. Akademisyenler, iş dünyası liderleri, hükümetler ve vatandaşların ortak görüşü güvenilir iletişim hizmetlerine ulaşımın ekonomik kalkınmayı ve sosyal refahı geliştirdiği yönündedir. Bugüne kadar sabit telefon hatlarının büyüme oranlarına odaklanan araştırmalar, bir süredir küresel boyutta erişimi çok daha ucuz bir hale getiren mobil iletişimin büyümesine odaklanmış durumdadır. Mobil iletişime yatırım ve artan penetrasyon oranları, ekonomik büyümeyi desteklemektedir.

-          İletişim sektörünün büyümesinde hükümetlere önemli görevler düşmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki tüketiciler ücretlere oldukça duyarlıdırlar. Dolayısıyla mobil telefon kullanımında ve sahipliğinde toplam masrafı etkileyen unsurların başında vergi düzeyleri ve düzenleyici ücretler gelmektedir.

-          Dünya nüfusunun yüzde 60’ında mobil telefonu bulunmamaktadır. Bunun bir sonucu olarak özellikle gelişmiş ülkelerdeki hükümetler ekonomik büyümeyi desteklemek için vergi politikalarını gözden geçirmelidirler.

Profesör Waverman tarafından hazırlanan araştırmada[3] da mobil iletişimdeki vergi oranlarında yapılacak indirimin gerek kısa gerek uzun vadede olumlu etkilerinin olacağı gözler önüne serilmektedir.

Waverman’a göre kısa vadede, hükümet mobil telefon kullanımının vergilendirilmesiyle elde edilen her 1 dolar karşılığında oluşan ek maliyeti yani verimsiz vergilendirmeyi göz önüne almalıdır.  Şurası bir gerçek ki, aynı miktarda vergi genel vergilerle elde edilebilir.  Genel vergilerin sağladığı birim dolar başına oluşan “ek yük” çok daha az olduğundan, bunun sonucunda özellikle de nispeten daha az varlıklı mobil telefon kullanıcılarının ekonomik refahında önemli bir artış meydana gelecektir.

Hazine’nin ve hükümetin mobil telefon vergilerini indirmenin uzun vadedeki etkilerini de göz önüne almaları uygun olacağını bildiren Profesör Waverman,  Türkiye’de halen faaliyet gösteren mobil şebekelerin çok değerli altyapı ve teçhizat yatırımları bulunduğu ve bu yatırımların topluma çok yüksek bir ekonomik getirisi olduğu görüşündedir.

Hükümet, vergi dağılımı dengesinde değişiklik yaparak mobil iletişim sektörü üzerindeki vergi yükünü azaltmak istediğinde, bu değişikliğin gerekçesi olarak mobil iletişim sektörünü güçlendirmenin uzun vadede getireceği artı değerleri göz önüne alabilir.

Ayrıca hükümetin uzun vadede elde edeceği vergi gelirlerini etkilemeksizin, telekomünikasyon operatörlerine uygulanan önemli tüm vergileri iptal ederek, halen mobil telefon operatörleri ile sabit telefon operatörleri arasında mevcut olan vergi asimetrisini ortadan kaldırması da mümkündür. Böylece ağır vergi yükünün ve mevcut vergi sisteminin içerdiği eşitsizliğin giderilmesi, ICT (bilgi, iletişim ve teknoloji) yatırımlarını arttırarak Türkiye’nin temeldeki ekonomik büyümeyi artırabilir.

The Namibian Economic Policy Research Unit (NEPRU, 2007) tarafından yapılan çalışmada faturasız hatlar üzerinden KDV alınması durumunda kullanım maliyetlerindeki %15’lik bir artışın, konuşma hacminde hemem hemen aynı oranda, %13.965’lik bir düşüşe yol açtığı ortaya konmaktadır. Sonuç olarak çalışmada, faturasız hatlara yüklenen bir verginin yalnızca kısa dönemde vergi hasılatında bir artışa yol açacağı, diğer yandan ise mobil penetrasyon oranındaki büyümenin düşük kalması ve mobil telefon kullanımının azalmasının daha düşük bir büyüme oranı ve dolayısıyla da daha az vergi geliri anlamına geldiği ifade edilmektedir.

Aynı yıl yapılan bir başka araştırma, vergi oranlarında her yıl için gerçekleştirilecek %1’lik bir düşüşün kullanım süresinde %30 oranında artışa yol açacağını ortaya koymaktadır. Araştırmada, telefon hizmetlerinde uygulanan özel tüketim vergisinin yine 2007–2010 arasında yıl başına %1 oranında düşürülmesi sonucunda penetrasyon oranının yaklaşık üç katına çıkacağı öngörüsü yapılmaktadır.

Vergi oranlarındaki bir indirimin vergi hasılatındaki etkisinin bu kadar yüksek olmamasının nedeni olarak indirim nedeniyle kullanımda, penetrasyon oranında ve büyümede meydana gelecek olan olumlu etkileşimlerin katkısı gösterilmektedir. Vergi oranlarındaki herhangi bir düşüşün ilk etkilerinin vergi hasılatı, mobil telefon kullanım süresi, abone sayısı ve GSYİH üzerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Çetinkaya ve Bağdalioğlu tarafından hazırlanan analiz, mobil hizmetlerde uygulanan %25’lik ÖİV oranının farklı oranlarda uygulanması sonucunda yaratacağı etkileri 2007 yılı baz alınarak ortaya koymaktadır.

Analizde 2007 yılı GSMH’si 646.893.000.000 TL, toplam vergi gelirleri 152.831.736.000 TL olarak hesaba katılmış durumdadır. Tabloda yer alan hesaplamalardan mobil telekom sektöründe uygulanan ÖİV oranlarındaki 5’er birimlik tedrici indirimlerin ÖİV hasılatı, ÖİV’nin ve mobil ÖİV’nin GSMH içindeki payı, vergi gelirlerindeki azalma ve vergi gelirlerindeki azalma oranı üzerinde yaratacağı etkiler görülebilir.

2007 yılı verilerine göre mobil ÖİV oranlarındaki değişimin etkileri (1000 YTL)

 

Toplam ÖİV

Mobil ÖİV

 

Gelir

Gelir/GSMH

Gelir

Gelir/GSMH

Baz yıla göre vergi gelirindeki azalma (b)

Vergi gelirindeki % azalma ((a)/toplam vergi gelirleri)

% 25

4.210.517

0.65

2.947.362

0.46

-

 

% 20

3.621.045

0.56

2.357.890

0.36

589.472

0.39

%15

3.031.572

0.47

1.768.417

0.27

1.178.945

0.77

%10

2.442.100

0.38

1.178.945

0.18

1.768.417

1.16

 

Kaynak: Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü & Bağdadioğlu-Çetinkaya hesaplamaları

Türk mobil telekom ÖİV oranının sabit hizmetlerdeki %15 seviyesine çekilmesi 2007 yılı toplam vergi gelirlerinin yaklaşık %0.77 oranında azalmasına yol açacaktır. Daha yüksek bir indirim ise vergi gelirlerinin %1’den fazlasının kaybına yol açabilecektir.

Bu bilgilere göre 2007 yılına kadar toplam vergi gelirleri içerisindeki oranı belirli bir artış trendinde olan ÖİV’nin (2004’te %1.87, 2007’de %2.76) gelecek 3 yıl içerisinde vergi gelirleri içindeki payının %2.5’in altında olacağı tahmin edilmiştir. Ayrıca, mobil iletişimde hali hazırda %25 olarak uygulanan ÖİV oranının 2009 yılında %20’ye, 2010 yılında da sabit hizmetlerdeki gibi %15’e indirilmesinin nasıl bir değişikliğe yol açacağı belirlenirken de gelecek yıllarda toplam ÖİV hasılatının %70’inin mobil telekomdan sağlanacağı varsayılmıştır

 

2008

2009

2010

Toplam vergi gelirleri (TVG)

187.504.321.000

206.176.863.000

220.301.587.000

Toplam ÖİV hasılatı

4.645.036.000

5.120.451.000

5.428.809.000

Mobil ÖİV hasıları

3.251.525.200

3.584.315.700

3.800.166.300

Toplam ÖİV/TVG

% 2.48

%2.48

%2.46

Mobilde yıllara göre sırasıyla % 25-20-15 ÖİV durumunda toplam ÖİV hasılatı

4.645.036.000

4.403.587.860

3.908.742.480

Mobilde yıllara göre sırasıyla % 25-20-15 ÖİV durumunda toplam ÖİV/TVG

% 2.48

%2.14

%1.79

 

Kaynak: Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü 2008-2010 gelir bütçesi & Bağdalioğlu-Çetinkaya hesaplamaları

 

Bu varsayımlar altında mobil iletişimden alınan ÖİV oranının 2009’da %20’ye indirilmesi durumunda, ÖİV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı %2.48’den %2.14’e düştüğü, yani toplam vergi gelirlerinin 716.863.140 TL azaldığı görülmektedir. Aynı şekilde 2010 yılında söz konusu oranın %15’e indirilmesi durumunda ise ÖİV/TVG oranının %1.79’a düştüğü, yani toplam vergi gelirleri 1.520.066.520 TL azaldığı gözlenmektedir.

 SONUÇ

1985’ten bu yana OECD ülkelerinde ve Türkiye’de toplam telekomünikasyon gelirlerinin GSYİH içindeki payı artış eğilimindedir. 1999–2004 yılları arasında ise hem AB’de hem de ABD’de telekomünikasyon sektörü her zaman getirilerine göre en yüksek beş endüstri arasında yer almıştır. 

2007–2013 yılları  arasında Türkiye’de telekomünikasyon sektörü için DPT tarafından belirlenen ve Özel İhtisas Komisyonu Raporu'nda yer alan hedef: “Ülke kalkınması için kaldıraç olarak kullanılabilme yolunda; herkesin eşit seviyede, uygun fiyat ve kalitede, geniş bant dahil her türlü telekomünikasyon hizmetine erişebildiği; düzenleyici müdahalesine gerek kalmadan, devletin öngörülebilir politikalarla istikrarlı olarak özendirdiği, rekabetçi, teknoloji geliştirme ve kullanımında küresel seviyede lider ülkeler arasına girmiş katma değer üreten, uluslararası pazarlarda faal; GSMH’nin en az %5’i büyüklüğüne ulaşmış bir telekomünikasyon endüstrisi oluşturmak” olarak tanımlanmaktadır.

Bu çalışmanın ana teması olan mobil iletişim alanında vergi uygulamaları göstermektedir ki, Türkiye’nin bir bilgi toplumu oluşturma adına yukarıda belirtilen hedeflere ulaşmak için uygulanan vergi rejimini gözden geçirmesi gerekmektedir.

Bu çalışmanın birinci bölümünde Avrupa Birliği’nde mobil iletişim alanındaki vergi düzenlemesinin gelişimi ve mevzuatı ele alınmıştır.

2002 yılında değişen AB telekomünikasyon müktesebatının amacı telekomünikasyon hizmetleri ve şebekelerinde Avrupa Tek Pazarı’nın yaratılması ve rekabetin teşvik edilmesidir. AB genelinde iletişim sektörü diğer sektörlerden farklı bir vergilendirmeye tabi tutulmazken, sektör KDV yoluyla vergilendirilmektedir. 

Karşılaştırma yapıldığında, Türkiye’de Katma Değer Vergisi (KDV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve Hazine Payı’nın vergilerin toplamı yüzde 58’e ulaşırken, AB’de mobil hizmetlerden alınan vergilerin ortalaması yüzde 17.1. 

Türkiye’de devletin toplam vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payı  yüzde 70 civarındadır. Bu oranın Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 38 ile kıyaslandığında çok yüksek olduğu gözlenmektedir.

Bu çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye’de mobil iletişim sektöründeki vergi uygulamaları ve bu rejimin ekonomiye, sektöre, rekabete ve gelir dağılımına etkileri ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne uyumu ele alınmıştır.

Sonuç olarak, mevcut vergi rejimi dolayısıyla kamu bütçesine katkı yapıldığı doğrudur.  Ancak 1997 yılında geçici olarak koyulan Özel İletişim Vergisi’nin hala devam ediyor oluşu, bununla birlikte diğer dolaylı vergilerin oranlarındaki yükseklik ekonominin geri kalanına olumsuz biçimde yansımaktadır.

Özetle, Türkiye’deki ağır vergi yüküyle,

·         Ekonominin büyüme hızı yavaşladığı,

·         Gelir dağılımında adaletsizliğin oluştuğu,

·         Türkiye’nin bu uygulama ile, Avrupa Birliği’ne karşı yükümlülüğünü yerine getirmediği,

·         Sektörün büyümesi ve yatırımlar olumsuz etkilendiği hususlarına değinilmiştir.

Çalışmada vergi oranlarındaki indirimin kısa vadede bütçe gelirlerinin düşmesine neden olabileceğine ancak orta ve uzun vadede vergi gelirinde yaşanan düşüşün telafisinin mümkün olduğu gerek London Business School üyesi ve Kanada Calgary Üniversitesi, Haskayne School of Business Dekanı Profesör Leonard Waverman gerek Bağdadioğlu & Çetinkaya tarafından gerçekleştirilen araştırmalarla ele alınmıştır.

Bu çalışmalardan ortaya çıkan sonuçlarda özetle, mobil hizmetlerde uygulanan %25’lik ÖİV oranının sabit hizmetlerdeki %15 seviyesine çekilmesi durumunda vergi gelirlerinde % 0.77 ile % 1 arasında bir kayıp meydana geldiği görülmüştür.  2009 yılında ÖİV oranının %20’ye indirilmesi durumunda ise, ÖİV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı %2.48’den %2.14’e düştüğü. aynı şekilde 2010 yılında söz konusu oranın %15’e indirilmesi durumunda ise ÖİV’nin toplam vergi gelirine oranı %1.79’a düştüğü tespit edilmiştir.

Mobil  telekom hizmetlerinden alınan ÖİV oranında belirtilen şekilde bir düşüş yapılması durumunda ortaya çıkması olası bu gelir kaybının, vergi oranı düşüşünün mobil telefon kullanımı, abonelik oranı ve hasıla üzerinde yol açması muhtemel artış ile dengelenip dengelenemeyeceğine bakıldığında ise ortaya şu sonuç çıktığı belirtilmiştir:

Vergi indiriminin mobil telefon fiyatlarında %1’lik bir düşüşe yol açması halinde, toplam mobil telefon kullanım dakikasında artış olmaktadır. Dolayısıyla, vergi oranlarında gerçekleştirilecek bir düşüşün fiyatlara yansıtılması durumunda konuşma dakikasının artacağı, bunun da mobil telekomünikasyon gelirlerini ve dolayısıyla vergi gelirlerini artıracağı belirtilmiştir. Mobil telekomünikasyon sektörünün gelecekte büyümenin önemli bir dinamiği olacağı dikkate alındığında bu sektöre yönelik özel vergi düzenlemelerinin gelecekte gerçekleşecek olan bu etkiyi ortadan kaldıracak nitelikte olmaması gerekmektedir.

Mobil telekom sektörünün vergilendirilmesinde dünyada ilk sırada yer alan Türkiye’de yapılacak herhangi bir vergi oranı indiriminin vergi gelirleri içindeki etkisinin diğer ülkelere göre daha fazla olacağını ortadadır. Ancak, diğer taraftan vergi oranındaki bir indirimin doğrudan  fiyatlara yansıtılması durumunda bu fiyat düşüşünün mobil telefon kullanım süresi, abone sayısı ve GSYİH üzerinde de olumlu etkileri olacağndan yola çıkılarak yeni vergi rejimi düzenlemelerinde bu noktanın dikkate alınması önerilmektedir.

Telekom hizmetlerinde yapılacak vergi indirimi insanların en temel ihtiyacı olan iletişimin artmasına doğrudan neden olacaktır. Bu durum her halükarda devletin gelirlerine katkı sağlayacaktır.

     Vergi yükünü hafifletmenin ve sabit ve mobil alt-sektörler arasındaki vergilendirme asimetrisini kaldırmanın önemli yararlarını şu şekilde özetlemek mümkün:

-                İletişim sektörüne daha fazla giriş, yatırım ve buluşların yarattığı güçlenmiş bir platform içi rekabet;

-                Evlerinde kişisel bilgisayarı olmayan milyonlarca Türk vatandaşına ulaşma potansiyeli taşıyan telsiz genişbant platformlarında yatırımların artma nedenlerinin güçlenmesi; ve

-                Telefon hizmetlerini, e-ticaret ve Internet alışverişini kullanan tüccarlar için adreslenebilir piyasanın boyutunda büyüme sağlanacaktır.

Bu çalışmada AB’ye uyum açısından bakıldığında ise, Birlik için telekom paketinin önemli unsurlarının başında saydam ve ucuz fiyatlama gelirken, Türkiye’de elektronik iletişim alanında altyapısal ve hukuksal bazı eksiklikler bulunduğu, özellikle iletişim hizmetlerinden alınan yüksek vergiler AB’deki anlayışının henüz Türkiye’ye yansımadığı gözler önüne serilmektedir.

Çalışmanın diğer bölümleri için aşağıdaki linkleri inceleyiniz:

AB ve Türkiye'de mobil iletişim hizmetlerinde vergi rejimi-1

 AB ve Türkiye'de mobil iletişim hizmetlerinde vergi rejimi-2

Kaynakça

Deloitte, Global Mobile Tax Review 2006-2007

Füsun S. Nebil (2007), “Tüketici Operatörün Karı Dahil 34 YTL’lik Konuşma için 100 YTL Ödüyor – 1”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19519

Füsun S. Nebil (2007) , “Pizza'dan Hazine'ye Katkı Payı – 2”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19520

Füsun S. Nebil (2009), “Galip Zerey : Bilişim-Telekom Sektörünün 2008 Toplam Geliri 31 Milyar $ Oldu”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=23271

Mehmet Güngör (2006), “Türk Telekom Sektörü Üzerindeki Vergiler”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=15817

Metin Yılmaz (2008) , “Binali Yıldırım : İnternet Üzerindeki Ağır Mali Yükümlülüğün Hafifletilmesi Önemlidir”, http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=22338

Necmettin Bağdalioğlu, Murat Çetinkaya (2008)  “”Türk Mobil Telekom Sektörünün Vergilendirilmesi”, http://www.tepav.org.tr/tur/admin/dosyabul/upload/MOBIL_VERGI_YUKU_NB_MC.pdf

Pelin Kuzey (2007)

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics