Haber
18 Nisan’da yayımlanan Amerikan Ticaret Engelleri konulu raporunda Komisyon “Gerçekte aslında doğası gereği himayeci olan ve esasen başka amaçlara hizmet eden ticaret ve yatırımlarda uygulanan kısıtlamalar ulusal güvenlik esasına göre haklı gerekçe teşkil etmedikleri” konusunda ısrar etti. AB yürütme organı güvenlik esasının aşırı derecede bahane olarak kullanılmasından endişe duyduklarını belirtirken bu durumun “himayeciliğin gizlenmiş şekli olduğunu” söyledi.
AB-ABD ticari ilişkileri dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 37’sini oluştururken karşılıklı ticaret hacmi €1.89 trilyon civarında bulunuyor. Buna rağmen Komisyon Avrupalı şirketlerin ABD’ye ihracatta katı mevzuat engelleriyle karşılaştıklarından şikâyetçi.
En önemli endişeyi ise2002 yılında uluslararası denizcilik sistemine muhtemel terör saldırılarını önlemek amacıyla başlatılan i ABD’nin “Taşıyıcı Güvenlik Girişimi” (CSI) teşkil ediyor. Komisyon CSI’nin ve ilgili ek Amerikan gümrük mevzuatlarının yüklü miktarda ilave maliyete sebep olduğunu ve AB imalatı makine ve elektrikli aletlerin ABD’ye ihracatında gecikmelere sebep olduğunu belirtti. Komisyon raporunda ayrıca konuyla ilgili yükün hayli ağır olması nedeniyle kimi küçük Avrupalı imalatçı grupları ABD’ye bundan böyle ihracat yapmama kararı aldıkları bilgisine de yer verildi.
Raporda ayrıca yüzde 100 Amerikan kayıtlı taşıyıcıların önümüzdeki beş yıl içerisinde AB liman yetkili mercilerinde kontrolden geçirilmesi talebinin ticarete büyük ölçüde zarar vereceği, AB iş çevrelerine ağır mali yük getireceği, AB limanlarında büyük yeniden yapılandırmaları gerekli kılacağı ve tüm bunların güvenliğin arttırılması ile hiçbir ilgisi olmadığına da dikkat çekildi.
Komisyon belgesinde Amerikan kamu ihale piyasasına girişin “Amerika’yı satın al” anlaşması kapsamındaki kısıtlamalar nedeniyle zorlaştığının da altı çizilirken AB Ticaret Komiseri Peter Mandelson’un Ekim 2006’da sunduğu canlandırılmış ticaret stratejisinin ana hedeflerinden birinin üçüncü ülkelerle kamu ihale piyasası yaratmak olduğu belirtildi.
Raporda dile getirilen zorlukların Transatlantik Ekonomi Konseyi’nin (TEC) 13 Mayıs’taki toplantısında masaya yatırılacağı bildiriliyor. Nisan 2007’de kurulan TEC finans piyasaları gibi alanlarda Avrupa ve Amerikan yasaları arasındaki farklılıkları gidermek ve önemli sanayi dallarında telif yasası kanunlarını standartlarla uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor.
Bu arada Mandelson’un 21–23 Nisan tarihleri arasında yapacağı Japonya ziyaretinde Japon ekonomisinin düşman yatırım tavrını gündeme taşıyacağı bilgisi verildi. Mandelson’un bu durumda AB’nin yatırımlarını Japonya dışında yaptığını ve gelişmiş ülkeler arasında ekonomisi dışa kapalı olan bir ülke konumunda görüldüğünü dile getirirken, durumun Japonya’nın küreselleşmede paradoks yaşadığının altını çizeceği belirtiliyor.
AB Ticaret Komiseri Japonya’nın kendi ekonomisini dışa kapalı tuttuğunu ancak diğer ekonomilerin açıklığını kötüye kullandığını ileri sürdü. 2006 yılında, Japonya’nın sadece Hollanda ve İngiltere’de yaptığı her bir dolarlık yatırım karşısında Avrupalı şirketlerin Japonya’da toplamda sadece üç sent yatırım yapabildiğini belirten Mandelson AB-Japonya yatırım ilişkilerinde yeniden denge kurulması gerektiğini vurguladı.
İngiliz iş çevrelerinin itibarlı gazetelerinden The Financial Times’a göre, Mandelson’un demeçleri Tokyo hükümetinin bir İngiliz şirketinin Japon elektrik santrali toptancısı “J-Power” da sahip olduğu hisseleri yüzde 20 oranında arttırma talebinin reddedilmesi üzerine geldi. Mandelson Japonya’nın deniz aşırı bir ülke olması nedeniyle yabancı yatırımcıları hoş karşılamadığı riskinin oluştuğunu iddia etti.










