Haber
Avrupalı gayrimenkul yatırımcıları için büyük fırsatlar sunmaya devam eden İstanbul, yatırım yapılabilir kentler sıralamasında Moskova'nın ardından ikinci sırada yer aldı. İstanbul dışında Ankara, Antalya, Gaziantep, İzmir, Kayseri de yatırımcıların gündeminde yer aldı. Ancak gayrimenkul fiyatları yüzde 20-25 oranında gerileyen Londra'nın, yatırımcı çekme konusunda İstanbul için bir tehdit oluşturabileceği belirtildi.
PricewaterhouseCoopers (PwC) ve Urban Land Institute (ULI) tarafından Avrupalı 400 gayrimenkul uzmanıyla yapılan görüşmeler ve anketler sonucu hazırlanan 2008 Avrupa Emlak Raporu dün İstanbul'da açıklandı. Raporda gayrimenkul yatırımcılarının yatırım ve gelişme öngörüleri sıralamasında İstanbul, küçük bir farkla Moskova'nın ardından ikinci sırada yer aldı. İstanbul, yatırımcılar tarafından "fırsatlar şehri" olarak nitelendirilmeye devam etti.
2008'de "İstanbul'da Gayrimenkul alın" önerisinde bulunanların sayısı geçen yıla oranla bütün alanlarda artış gösterirken; gerek ofis, sanayi ve ticari yatırımlar ve gerekse de konut alımı açısından gayrimenkul alımında İstanbul, 27 kent içerisinde birinci veya ikinci sırada yer alıyor. Araştırmaya katılan yatırımcılardan biri İstanbul'u "büyük nüfusu, hızla artan milli geliri ve uygun ekonomik şartları ile Avrupa'nın Hindistan'ı" olarak nitelendirirken, yatırımcıların İstanbul'a karşı iyimser yaklaşımı Türkiye geneline de yansımış görünüyor.
Ofis ilgi görüyor
Avrupa gayrimenkul sektörünün yatırımlarının Orta Doğu ve Afrika gibi bölgelere kaydığı ifade edilen araştırmaya göre, Avrupalı yatırımcılar İstanbul'da gayrimenkul yatırımı açısından en çok ofis alımına sıcak bakıyor. İstanbul'daki ofisler için yüzde 85 oranında "satın alın" tavsiyesi yapılırken, konut alımında bu oran yüzde 58 seviyesinde bulunuyor.
Toplam getiri ve gelişme açısından geçen sene birinci sırada yer alırken, bu yıl ikinci sıraya gerileyen, ancak bu yönde öngörülerin "iyi" olarak değerlendirildiği İstanbul'un toplam getiri derecesi 6,7, gelişme derecesi ise 7,2 olarak gerçekleşti. İstanbul'un risk sıralamasındaki yeri ise geçen seneki 21'inci sıradan 23'üncü sıraya geriledi. Risk açısından öngörüler "orta" olarak değerlendirilirken, buradaki derecesi 5,3 oldu.
İstikrar çok önemli
ULI Türkiye Başkanı Haluk Sur, Tokyo ile New York arasında hat çizildiğinde bunun tam ortasına iki kentin oturduğunu, bu iki kent olan Moskova ve İstanbul'un giderek kıyasıya rekabet ettiğinin görüldüğünü söyledi. Geçen yılki raporda İstanbul'un birinci sırada yer aldığını, bu sene ise Moskova'nın birinciliğe yerleştiğini belirten Sur, "Türkiye'de siyasi ve ekonomik ve istikrar çok önemli. Türkiye'de istikrar korunduğu sürece İstanbul'un Moskova'ya göre görece avantajları daha da fazla önce çıkacak. Ama eğer istikrar anlamında ayağımız bir şekilde sürçerse, korkarım önümüzdeki yıllarda ikinciliği bile göremeyiz" diye konuştu.
Moskova ile Türkiye baş başa
PwC İngiltere Ortağı ve Gayrimenkul Sektörü Lideri John Forbes da, raporda listenin birinci ve ikinci sırasında Moskova ve İstanbul'un yer aldığını, sıralamada yer değiştirme söz konusu olsa da, her iki şehrin genellikle ilk dörtte olduğunu söyledi. Yatırım açısından değerlendirildiğinde İstanbul ve Moskova arasındaki farkın çok az olduğunu, iki şehrin başa baş gittiğinin söylenebileceğini ifade eden Forbes, her iki şehirde de büyümeyi getiren en önemli etkenin, orta sınıfın büyümesi olduğunu aktardı.
Brezilya, Hindistan ve Türkiye'nin yatırımcılar açısından en önemli başarılı hikayeleri olarak görüldüğünü vurgulayan Forbes, 3 ülkenin de 2050'ye giden yolda yıldızı parlayan ülkeler olarak algılandığını ifade etti.
John Forbes, öte yandan Londra'nın şu anda İstanbul ve Moskova için aslında bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek, "Çünkü Londra'da gayrimenkul fiyatları yüzde 20-25 düştü. Yüzde 30-35 düşerse herkes Londra'yı cazip bir yer olarak görecek ve buradan çıkan yatırımcılar tekrar Londra'ya dönebilecek" diye konuştu. Yatırımlarda risk algılamasının çok önemli olduğunu vurgulayan Forbes, yatırımcıların ülke riskine de önem verdiklerini, İstanbul ve Moskova için ülke riskinin makul bir seviyede bulunduğunu kaydetti. 









