Haber
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) işbirliğiyle düzenlenen Dünya Türk Girişimciler Kurultayı, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda başladı.
''Küresel Güç Türkiye'' temasıyla gerçekleştirilen kurultayın açılışında saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından kurultay filminin gösterimi yapıldı.
Kurultayda Coca Cola Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) ile Dünya Türk İş Konseyi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Muhtar Kent'in de yer aldığı ülke konuşmacılarından sonra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, DEİK ve Dünya Türk İş Konseyi Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından aile fotoğrafı çektirildi. Kurultayın öğleden sonraki bölümünde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ile Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Devlet Bakanları Egemen Bağış, Kürşad Tüzmen ve Mustafa Said Yazıcıoğlu'nun katılımıyla ''Küresel Ekonomide Türk Girişimcilerinin Rolü ve Lobi Faaliyetleri'' konulu bir interaktif oturum gerçekleştirildi.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu yaptığı konuşmada, “Hedefimiz dünyadaki en etkin diasporalardan biri olmaktır. Bakın uzun yıllardır “lobi” kelimesi, “Diaspora” kelimesi, bizim için korkutucu anlamlar taşıdı. Artık korkmamıza gerek yok. Muhtaç olduğumuz birikim, kudret, enerji ve niyet, bizde mevcuttur” dedi.
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşması şöyle:
“Sizler, Farklı kıtalardan ve ülkelerden gelip, Dünya Türk Girişimcileri Kurultayı’na iştirak eden değerli girişimciler, Eksi 40 derecede Sibirya’da gökdelen, Artı 40 derecede Sudan’da köprüler inşa edenler. Siz, tahta bavullarından başka kaybedecek şeyi olmayan babaların çocukları, Siz, tek nesilde kayaların arasındaki çatlaklarda biten cesaret çiçekleri gibi filizlendiniz. Kiminiz okumaya, kiminiz kısa bir süreliğine gittiğiniz ülkelere yıllarınızı verdiniz.
Bulunduğunuz ülkelerde “Öteki” oldunuz. Ama tek başına ayakta durmayı, iş kurmayı, iş vermeyi, iş yapmayı öğrendiniz, öğrettiniz. Emekle, kahırla, sabırla çalıştınız, didindiniz… Ve şimdi, sizler, hepiniz, vatanınıza, Küresel ekonominin merkezlerinden, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’a Hoşgeldiniz.
Biz Türk özel sektörü olarak, yaşadığımız coğrafyanın, iş dünyası için fırsatlar bölgesi haline gelmesi için çaba gösteriyoruz. Bölgemizde özel sektör gelişimine dönük projeler yürütüyoruz. Zira biliyoruz ki, teşebbüs hürriyeti olmadan, demokrasinin kalitesi yükselmez. Kaliteli demokrasi olmadan da, güçlü ekonomi olmaz. Dolayısıyla, Türkiye’nin 1980 sonrası yaşadığı başarılı dönüşüm süreci örneği ile Bölgemizdeki ülkelere aktarmaya çalışıyoruz.
Bu çabalarımız, Gürcistan’da tarihi ipek yolunun yeniden canlandırılması vizyonu ile ortak sınır kapısı işletilmesi şeklinde somutlaşıyor. Azerbaycan’da, Azerbaycan iş dünyasının, Avrupa iş dünyası çatı kuruluşu olan Eurochambers’a üye olmasını sağlayarak, katkımızı ortaya koyuyoruz. Türkçe konuşan işadamlarına girişimcilik konusunda eğitim veriyoruz. Suriye’de yatırım ortamı; İran’da piyasa ekonomisi alanlarına odaklanan eğitim programları düzenliyoruz.
Basra’da ve Filistin’de Sanayi bölgesi inşa ederek, Türk girişimcileri için yeni pazarlara giriş imkânı oluşturmaya çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve sayın Başbakanımızın yoğun destekleriyle kurduğumuz, Ankara Forumu, İsrail ve Filistin’e dönük çalışmalarımızın çatısını oluşturmaktadır. Ayrıca, Türkiye, Afganistan ve Pakistan arasında ekonomik işbirliği için İstanbul Forumu’nu kurduk.
Çünkü bizler inanıyoruz ki, huzur varsa, ticaret yapılabilir, ticaret yapılınca insanlarımız zenginleşir. Bölgemize dönük çalışmalarımıza derinlik kazandırmak ve bu çalışmalarımızı daha sağlam temellere oturtmak amacıyla TOBB ETÜ bünyesinde Ekonomi ve Özel Sektör Geliştirme Enstitüsü kurduk. Bu faaliyetleri yaptık zira küresel değişimi iyi okumak, fırsatları iyi değerlendirmek, risklere karşı hazırlıklı ve korunaklı olmak zorundayız.
Gün kuvvetlerimizi birleştirip ortak gayeler için yılmadan çalışmak zamanıdır. Çok değil, 14 yıl sonra, Cumhuriyetimiz 100 yaşına girecek. Bu önemli eşik için iddialı hedeflerimiz var.
- dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi haline gelmeyi,
- araştırma ve geliştirmeye dayanan, yenilikçi ve rekabetçi bir ekonomik model kurmayı,
- en az üç sektörde dünya lideri olmayı,
- 500 milyar dolarlık ihracat yapmayı,
- dünyada tanınan 20 marka üretmeyi,
- dünyanın en büyük 500 şirketi arasında 10 Türk şirketine sahip olmayı hedefliyoruz.
Bu süreçte en iddialı stratejik güç unsurlarımız, üstün girişimci ruha sahip insan gücümüz ve dünyanın dört bir yanına dağılmış, başarılı ve azimli Türk işadamları olacaktır. Ülkemizin gücünün sınırları, coğrafi sınırlarımızdan ibaret değildir.
Diplomatımız Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, Donanmamız Afrika sahillerinde, Müteahhidimiz Dünya klasmanında, Yöneticimiz Coca-Cola’da, İş dünyası temsilcimiz Dünya Odalar Federasyonu’nda, Bürokratımız İslâm Konferansı’nda, Edebiyatçımız Nobel akademisinde, Bilim İnsanımız dünyanın en seçkin üniversitelerinde zirveye çıkmışlardır.
Demek ki insanımız artık kabına sığmıyor. Yer kürenin her tarafında kendini gösterebiliyor. Ülkesini en etkin bir şekilde temsil ediyor. Türkiye’nin sınırlar aşan gücü, Güney Afrika’dan Barbados Adalarına, Kolombiya’dan Japonya’ya, binlerce Türk girişimci burada… İşte bu salondalar… Hepinizi saygıyla alkışlıyorum…
Sizlere sesleniyorum: Hedefimiz dünyadaki en etkin diasporalardan biri olmaktır. Bakın uzun yıllardır “lobi” kelimesi, “Diaspora” kelimesi, bizim için korkutucu anlamlar taşıdı. Artık korkmamıza gerek yok. Muhtaç olduğumuz birikim, kudret, enerji ve niyet, bizde mevcuttur.
Biz belki diğer milletlere göre yurt dışına biraz daha geç açıldık. Ancak şunu söyleyebiliriz: çok güçlü bir yurt dışı insan varlığına sahip ülkeyiz. Gerek girişimciler, gerek sayıları ve etkinlikleri git gide artan profesyonel yöneticilerimiz “Küresel Güç Türkiye” sloganı etrafında, dünyanın dört bir yanından gelerek, şimdi burada birleştiler.
Artık tüm girişimcilerimizin, şu bilinçle hareket etmesi gerekiyor: Birincisi, yurt dışındaki Türkler, birbirlerini rakip olarak görmeyecek. Onun ekmeğine, onun işine göz koymayacak. Bizim savaşımız, pastadan dilim çalma savaşı değil, pastayı büyütme savaşıdır. Bölgesel liderlikten küresel bir güce dönüşmeyi hedefleyen bir ülkenin evlatları, artık hep birlikte pastayı büyütmelidir.
Gidenler bilirler, Saraybosna’daki Ziraat Bankası’nın camında Türkçe olarak, “Yardıma ihtiyacınız olursa içeri gelin” yazıyor. İşte biz bilinci budur, iş dünyasının ortaya çıkarttığı sinerji budur.
İkincisi, hiçbir zaman unutmayacağız: “Kâr üründe değil müşteridedir”. Büyük düşüneceğiz, yeni pazarları düşüneceğiz. Almanya yok, Avrupa var. Avrupa yok, Dünya var. Ölçeğimizi büyütmeliyiz. Birlikte iş yapmayı, ortaklıklar kurmayı öğrenmeliyiz. Zira rekabetin küresel yaşandığı bir dünyada küçük kalan, geride kalır.
Üçüncüsü, Çocuklarınızı en iyi üniversitelere gönderin. İngilizce bilmesiyle yetinmeyin. Çince, Hintçe, Rusça, Arapça, hatta İspanyolca öğrenmesini teşvik edin. Girişimciliği küçük yaşta öğretin. Onlara para değil, sorumluluk verin. Çocuklarımızın girişimci ruhu ve bilinci taşıması bizler için çok önemli. Bugün mesela Paris-Kenya uçağına binin, mutlaka elinde dizüstü çantasıyla bir Türk girişimcisi bulursunuz. Aynı yola, içimizdeki girişimci Evliya Çelebi ruhuyla devam etmeliyiz.
Dördüncüsü, çok zayıf olduğumuz bir konu. Başta dernek temsilcileri olmak üzere söylüyorum. Ortak gündemler oluşturmalıyız. Ayrımcılık yapmadan, dayanışma içinde, ahenkli çalışmalıyız. Ben değil, biz demeliyiz. Bakın, diğer lobiler bizden daha güçlü oldukları için mi, bizden daha etkin olabiliyorlar? Hayır. Tarihe mal olmuş bir söz var, organize olmuş küçük bir toplulukla, organize olmamış büyük kitleler yönlendirilebilir.
Bulgaristan’daki Türk’e bir zarar dokunursa bu sorun asla sadece Bulgaristan Türk’ünün ya da Dışişleri Bakanlığımızın sorunu olamaz, olmamalı. Hep beraber tepki vermeliyiz. Almanya’daki Türk, Brüksel’deki Türk, Birleşmiş Milletlerdeki uzman Türk, Bulgar hükümetiyle iş yapan girişimci Türk… Hep beraber. Ancak birlikte hareket ederek, etkili bir güç oluruz.
Ayrılıktan azap, birlikten bereket geldiğini unutmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Bu yüzden şunu düşünmeliyiz: Nasıl ortak gündemler belirleyebiliriz? Ve nasıl en doğru ortak tepkiyi en doğru adreslere verebiliriz? Gücümüzü doğru yöne yönlendirmeliyiz. Aynı noktayı hedeflemeliyiz.
Bakın, önümüzdeki Haziran ayında Avrupa Parlamentosu seçimleri olacaktır. Aday olmalısınız. Türk adayları desteklemelisiniz. Avrupa’daki gücünüzü hissettirmelisiniz. Ülkemiz lehine söylemlerin de, seçimlerde adaylar için önemli bir destek unsuru olduğunu göstermelisiniz. Bizleri de bu konuda yönlendirmelisiniz.
Son olarak beşincisi, biz girişimciler, Türk profesyonelleri desteklemeliyiz. Burslarla, moral desteklerle, bağlantılarımızı ve nüfuzumuzu kullanarak, her alanda bu profesyonellerin önünü açmaya çalışmalıyız. Hedefimiz: Çok Uluslu Kuruluşlar ve Çok Uluslu Şirketler olmalı.
Ayrıca bulunduğumuz ülkenin siyaseti, bürokrasisi, medyası, üniversiteleri, sanatı, sporu, kültür hayatı içinde yer edinmeliyiz. Yetenekli çocuklarımızı ve gençlerimizi, bu alanlarda aktif olmaları için cesaretlendirmeliyiz. Bugün saçtığımız tohum, yarın elbet bitecektir.
Biz, diğer lobiler gibi siyasi nedenlerle yurt dışına çıkmadık. Neden yola çıktık? Ekonomik sebeplerle. İş için, aş için. Bizi yükseltecek de ekonomik başarılarımız olacaktır. İran’ın veya Körfez ülkelerinin, en büyük zenginliği petrolleri olabilir. Rusya’nın doğalgaz olabilir. Çin’in geniş insan kaynağı olabilir. Bakın Tayvan kendisini şöyle tanımlıyor: “Biz, halkımızın zekâsından başka zenginliği olmayan bir ülkeyiz”.
Biz de “En büyük sermayesi girişimcisinin müteşebbis ruhu olan ülkeyiz”. Bizim zenginliğimiz insanımızdır. Şimdi hep beraber bu gurur verici salonun ışığı altında söyleyebiliriz: “Artık biz de varız”
Bu Kurultayla, yurtdışında özveri ile alınteri döken girişimcilerimizi, kurumsallaşmış bir çatı altında, tek bir ‘topluluk’ haline getirdik. Türkiye ve Türk ekonomisi için önemli bir güç olduğuna inandığımız bu oluşum, ülkemizin küresel bir aktöre dönüşmesinde önemli roller üstlenecektir. Biz kendimize güveniyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “bu millet her şeyini unutur, haysiyetini unutmaz”.”
SABANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI GÜLER SABANCI
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı da, merhum iş adamı Sakıp Sabancı'nın dünyanın her yerindeki Türk girişimcilerinden büyük onur ve gurur duyduğunu söyledi.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu İcra Kurulu Başkanı Rona Yırcalı tarafından Güler Sabancı'ya, kurultay adına merhum iş adamı Sakıp Sabancı anısına plaket sunuldu.
Güler Sabancı, plaketi almasının ardından yaptığı konuşmada, şunları kaydetti: ''Sakıp Bey'in adına bu ödülü bugün, 10 Nisan, onun ölüm yıl dönümünde almaktan büyük bir heyecan duyuyorum ve onur duyuyorum. Bunu değerlendiren yönetim kuruluna, TOBB Başkanına ve bu kararı verenlere teşekkür ederken, esas ve en büyük teşekkürümü sizlere yapmak istiyorum, siz değerli Türk girişimcileri... Hatırlıyorum rahmetli Sakıp Bey için bu kurultay çok önemliydi, çok ama çok büyük heyecan duyardı. Dünyanın her yerindeki Türk girişimcilerinden büyük onur ve gurur duyardı ve bugün sizlerle bu kurultayı burada görseydi herhalde çok ama çok gururlanırdı. İyi ki varsınız, hepinize büyük başarılar diliyorum. Sizlerle gurur duyuyoruz ve Sakıp Bey adına, sizin adınızdan bu plaketi almış olmaktan da onur duyuyorum ailem ve grubum adına... Çok teşekkür ederim.''










